J.J.Rousseau Diyor ki:

Sıradan bir kadın nazarında,her erkek daima erkektir;ama kalbinde sevgi olan bir kadın için,aşığından başka erkek yoktur.


Atatürk'ün İşaret Parmağı

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

Ülkemizde aydın geçinen ama gerçekte yağdanlık vasfından başka bir etiketi olmayan insanlar da vardır maalesef. Yağcılığı meziyet ve/veya ekmek kapısı edinmiş bu zevatın en çok rağbet ettiği, en çok nemalandığı iş sahalarından biri de Atatürkçülük sektörüdür.  Adamlık ölçülerinin (standart) epey aşağılarında kalan; kendilerini kimi zaman sosyalist (Aslında komünistim demek isterler ama tırstıkları için bunu dillendiremezler.) kimi zaman liberalist olarak adlandıran bu muhteremler yeri geldiğinde de evde avradına kızıp, darbe yapmaya kalkan yarım akıllı generallerin masasında yer kapmak uğruna Kemalist kesiliverirler. Oysa efsane lider Rauf Denktaş Bey’in de dediği gibi “Her dönemin adamı olmayacaksın, her dönem adam olacaksın”ız ki aydın olabilesiniz. Haliyle bu zevattan ne adam çıkar ne de aydın olur. Olsa olsa büyük başların oturduğu büyük koltukların vidalarını filân yağlar dururlar. Konuyla ilgili çok daha gülünç (trajikomik) teşbihler de yapılabilir ama biz edebimizden, adabımızdan dolayı bunlara tenezzül etmiyoruz canlar.

 

Gazi Mustafa Kemal Paşa çocukluğundan itibaren çileli bir hayat sürmüş; ömrü kışlalarda, savaş meydanlarında geçmiş bir askerdir. O günlerin zor şartlarında yapılabileceklerin en iyisini yapmaya çalışarak Misak-ı Millî hudutlarımız içerisinde Batı Türklerinin son kalesi olan, Batı Türk Devleti olan Türkiye’yi tekrar ayağa kaldırmaya çalışmıştır. Bunu da büyük ölçüde başarmıştır. Ama -bize göre- onu büyük yapan, dünya harp tarihine (literatür) geçmiş bir Çanakkale ve İstiklâl Harbi başarılarından ziyade hanedanlıklar devrine son vermesi, binlerce yıllık tarihimizde -Kuzey Azerbaycan’da iki yıl kadar süren Cumhuriyet tecrübesini saymaz isek- ilk defa cumhuriyet idaresine dolayısı ile de demokrasiye geçilmesine vesile olmasıdır. Bu devrim Mustafa Kemal Atatürk’ü Bilge Kağan’ın, Satuk Buğra Han’ın, Alpaslan’ın, Kılıçaslan’ın, Fatih’in, Karamanoğlu Mehmet Bey’in bulunduğu saflara taşımıştır. Biz, bu tespitimizin yerinde olduğuna; aksini iddia etmenin, hakka ve hakkaniyete sığmayacağına inanıyoruz.

 

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ten söz açmışken devam edelim. Atatürk, Türk tarihini çok iyi tetkik etmiş bir asker ve de devlet adamıdır canlar. Çanakkale’de, Avrupalılara üzengi öptüren Mustafa Kemal Paşa “Truvalıların intikamını aldığını” söyleyecektir. Benzer bir ifadeyi Dumlupınar Muharebelerinin sonunda, yanında bulunan bir subaya hitaben de kullanmıştır. Tıpkı 1453’te, Papa II. Pius’a yazdığı mektupta ‘İtalyalılarla aynı kökten olduklarını; Hektor’un öcünü almak istediklerini; İtalyalıların, Bizans’a dolayısı ile Rumlara yardım etmelerine anlam veremediklerini ifade eden Fatih Sultan Mehmet Han gibi!.. Dahası Batılı kaynaklar da Fatih için ‘Truvalıların Prensi’ ifadelerini kullanmışlardır. Misal tarihçi Gibbon, tarihçi Kritopulos, Kardinal İsidore,  ünlü deneme yazarı Montaigne… bu kaynaklardan sadece birkaçıdır. Atatürk’ün tarih bilinci o kadar takdire şayandır ki, onun heyulasında ve hayallerinde Truva benzeri misallere sıkça rastlarsınız. Mesela Büyük Taarruz’un emrini vermek için 26 Ağustos 1922 tarihine kadar ısrarla bekleyen Gâzi Mustafa Kemal, o günkü tarihten 851 yıl önce meydana gelmiş olan bir olaya, 26 Ağustos 1071’deki Malazgirt Meydan Muharebesine atıf yapmak istemiştir. Yedi bin yıldır Türk beşiği olan Anadolu’ya son geliş tarihimiz olan 1071’e!..

 

‘Atatürk’ten Son Mektup’ adlı şiirinde -haklı olarak- “Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil” diyen Halim Yağcıoğlu Bey’e katılmamak elde mi? O halde bırakalım Atatürk’ü ve aziz şehitlerimizi de ruhları rahata ersin. Üç kuruşluk çıkarlarımız için, o mübarek insanların ruhlarını incitmeyelim. Hasta yatağından kalkıp, bayram kutlamalarına katılan; hekimlerin karşı çıkmalarına aldırmadan, sağlığını hiçe sayarak Hatay’a kadar giden Gâzi Mustafa Kemal Atatürk için, o büyük ‘vatansever’ için birer de ‘Fatiha’  gönderelim. Dahası Türkiye’mizin büyüyüp, güçlenmesi için canla başla çalışalım. İnanın bu, Büyük Önder’i daha çok mutlu edecektir.

 

Velhasıl, mesele de maharet de rahmetli Atatürk’ün işaret parmağına bakmak değil; işaret parmağının gösterdiği yöne bakmaktır. İşaret parmağına bakanlar, işaret parmağını tabulaştıranlar -bilinmelidir ki- yobazlığın, softalığın, soytarılığın… bir nevi tezahürlerini sergilerler. Bu durum at gözlüğünün, dar kalıp düşünmenin daha doğrusu idrâksizliğin ve düşünememenin belirtisidir. Oysa işaret parmağının gösterdiği yöne bakılacak olunursa orada yeni ufukların, yeni bir ülkünün, yeni bir dünyanın gözleri kamaştırdığı görülecektir. Bu kamaşmanın müsebbibi de -haliyle- medeniyet yarışında en önde olmanın verdiği aşk, şevk ve heyecan olacaktır. Yeter ki milletin taşıdığı asil kana, akıncı ruha güvenilsin.

 

Aziz Dolu Atabey

http://azizdolu.blogcu.com/

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Kasım 2015 01:00

 

Giriş Formu

Dost Siteler

Destan Romanlar

SÜPERMARKETTEKİ SÜRPRİZ
Köroğlu Destanı'nın Türkmenistan varyantı. 96 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün5975
mod_vvisit_counterDün11158
mod_vvisit_counterBu Hafta17133
mod_vvisit_counterGeçen Hafta78665
mod_vvisit_counterBu Ay201007
mod_vvisit_counterGeçen Ay457334
mod_vvisit_counterToplam16058761

Şimdi: 146 misafir, 1 üye, 520 bots var.
IP: 54.167.29.208