Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


MEHMET ÂKİF ERSOY’U ANARKEN….

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

‘‘Bana sor sevgili kaari, sana ben söyleyeyim,

Ne hüviyette şu karşında duran eş’arım

Bir yığın söz ki, samimiyeti ancak hüneri;
Ne tasannu bilirim, çünkü ne sanatkârım

Şiir için ‘gözyaşı’ derler; onu bilmem, yalnız
Aczimin giryesidir bence bütün âsarım

Ağlarım ağlatamam hissederim söyleyemem
Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizârım

Oku , şayed sana hisli bir yürek lâzımsa;
Oku , zira onu yazdım , iki söz yazdımsa’’


Tevazunun , mükemmel bir anlatımla ifade edilişinin en güzel örneklerinden biri olsa gerek bu şiir. Akif’e yüreğindekilere ulaşabilmek , hissettiklerini hissedebilmek ne güzel… Üslûbundaki samimi ifade zenginliği, söz sanatlarını kullanışındaki ustalığı, aruzu Türkçeye uygulamada gösterdiği başarı,  fikir olgunluğu ve sağlamlığı edebî kişiliğinin en belirgin özellikleri.

Mehmet Akif Ersoy’un manzum ve mensur eserlerini incelediğimizde yüreğinin toplum için attığı görülür. O’na göre ‘Sanat sanat için değil hayat içindir.’ 1912’de Sebilürreşad ‘ın ilk sayısında yayınlanan ‘Edebiyat’ adlı makalesinde bunu şöyle ifade eder:

‘Hele sanat sanat içindir,sanatta gaye yine sanattır. Edebiyatta ,edebiyattan başka gaye aramak sanatı kösteklemektir, gibi nazariyeler bizim idrâkimizin pek üstündedir.’
 

Manzum öykülerinde şehir hayatının acıklı, aksak taraflarını; insanın çilekeş, zavallı yanlarını ortaya çıkaran Akif dini, milli sosyal gerçekleri dile getiren manzumelerinde üslup güzelliğinin yanı sıra süsten, yapmacıktan uzaktır. Söylemek istediklerini doğrudan doğruya, apaçık söyler:

‘‘Zulmü alkışlayamam ,zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdadıma saldırdı mı ,hatta boğarım…
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Yumuşak başlı isem ,kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim

Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım
Çiğnerim, çiğnenirim , hakkı tutar kaldırırım’’


Türkçe onun şiirlerinde en olgun ifadesini ve canlılığını bulur. Mithat Cemal’in söylediği gibi:‘ O ,Anadolu’nun en uzak yerindeki taşra ağzından, Beyoğlu’nun Dolapdere Mahallesindeki argoya varana kadar bütün kullanımları bilir. ’Manzum öykülerinde kişileri kendi şive ve seviyesine göre konuşturmasında gösterdiği başarının nedeni budur.

‘’-O kim gelen?
-Baba Arif.
-Sakallı gel bakalım…
Yanaş
-Selamün aleyküm.
-Otur biraz çakalım…
-Dimitri,hey,parasız geldi sanma,işte para.
-Ey anladık a kuzum.
-Sar be yoldaşım cıgara…
-Aman bizim Baba Arif susuz musuz içiyor.
-Onun bi dalgası olmak gerek,tünel geçiyor.
-Moruk,kaçıncı kadeh ?Şimdicik sızarsın ha!
-Sızarsa mis gibi yer,yatmamış adam değil a!


Akif’in şiirleri realizmin ve natüralizmin en güzel örneklerini verir. Gerçeği yansıtırken amacı düzeltmek, onarmak, doğruyu, hakkı ve hakikati bulabilmek ve gösterebilmektir. Böyle olunca tarafsız kalamaz,  gerçeği gözler önüne serip çözüm ve derman aradığı için natüralist yanı ağır basar. Betimlemeleri çok güçlüdür. İstanbul sokakları, meyhaneler, bayram, çocuklar, hasta insanlar, savaş alanları,d aha akla gelebilecek pek çok şey Safahat’ı baştan sona kapsar.

‘’Hayır,hayal ile yoktur benim alışverişim
İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim
Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
Sözüm odun gibi olsun,hakikat olsun tek.’’


Akif’in edebi kişiliğini incelerken onun hiciv dolu şiirlerinden söz etmeden olmaz.Çünkü o,mizahı Türkçenin bütün imkanlarını kullanarak ustalıkla şiirlerine yerleştirir.Ancak bu çirkin ve aşağılayıcı bir mizah değil;sert,acımasız ama olgun ve yapıcı bir mizahtır.O,vicdansızlığı,batı taklitçiliğini,sahte müslümanları,zalimleri,tembelleri hatta sokakların çamurunu hicveder.Kişilere değil kötülüklere karşıdır.
 

Çocuklara şöyle seslenir:
 

‘’Ne odunmuş babanız ,olmadı bir baltaya sap
Ona siz benzemeyin ,sonra ateştir yolunuz,

Meşe halinde yaşanmaz,o zamanlar geçti;
Gelen incelmiş adam devri, hemen yontulunuz.

Amma dikkatli olun; bir kafanız yontulacak,
Sakın aldanmayın, incelmeye gelmez kolunuz’’


Bir başka şiirinde 1908 hürriyetinin ihtiraslarını, şuursuzluğunu şöyle dile getirir:

‘’Sanki zincirdekiler hep boşanır zincirden
Yıkıvermiş de tımarhaneyi ,çıkmış birden

Ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük
Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük.


Kim ne söylerse, hemen el vurup alkışlayacak
-Yaşasın!
-Kim yaşasın
-Ömrü olan
-Şak..Şak…Şak…

 

Ama o,  her zaman eleştirmek yerine telkin yoluyla öğretmeyi,  inandırmayı,  kabul ettirmeyi de bilir. Bazı ayet ve hadislerin manzum yorumlarını yaparak , halkı iyimserliğe, vatanı kurtarmaya çağırır. İbret verici hatıralarıyla, ümit ve heyecan veren şiirleriyle teşvik eder, uyandırır,  yönlendirir:
 

‘’Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak ….
Alçak bir ölüm varsa ,eminim budur ancak.

Ey dipdiri meyyit,’iki el bir baş içindir’
Davransana … Eller de senin ,baş da senindir.

Ye’s öyle bataktır ki düşersen boğulursun
Ümmide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun

Hüsrana rıza verme …Çalış…Azmi bırakma
Kendin yanacaksan bile evlâdını yakma.’’


Akif, medeniyet, ilim, fen, din, millet, kültür konusunda aydın, ileri görüşlü,  taassubdan uzaktır. O her şeyin yerlisine aşıktır. Bizim olanı, bizden olanı sever. Ancak ilim ve fende ilerlemenin gerektiğine inanır.
 

Asım’da:
 

‘’Bu cihetten , hani, hiç yılmasın, oğlum, gözünüz
Sade Garbın, yalnız ilmine dönsün yüzünüz

O çocuklarla beraber, gece gündüz didinin
Giden üç yüz senelik ilmi tez elden edinin

Fen diyarında sızan nâ-mütenâhî pınarı
Hem için hem getirin yurda o nâfi suları’’

Derken Batı’nın yalnızca ilmini ister.

‘’Maske yırtılmasa hala bize âfetti o yüz
Medeniyyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz

‘’Ulusun, korkma nasıl böyle bir imanı boğar
Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar.’’


diyerek Avrupa’nın haksız,zalim,vahşi davranışlarını da lanetlemesini de bilir.
 

Akif’ten bunca bahsetmişken, İstiklâl Marşımızdan söz etmeden geçemeyiz. İstiklâl Marşı’ndaki ruhu ,inancı, umudu, lirizmi hangi şair bunca samimi, bunca gönülden verebilmiştir? Vatan ,bayrak, bağımsızlık hangi şiirde bu kadar güzel, bu kadar anlamlı anlatılabilmiştir? Bir milletin ölüm-kalım savaşını, zulmü, haksızlığı, medeniyet maskesi altında yapılan hunharca saldırıları, ölümü göze alan Mehmetçiği, Allah’a sarsılmaz inancı, hangi millet böyle yürekten haykırabilmiştir?
 

Akif’i anlayabilmek için:
 

‘’Ya Rab,bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?
Mahşerde mi bîçarelerin , yoksa felâhı

Nur istiyoruz…Sen bize yangın veriyorsun
‘Yandık!’diyoruz…Boğmaya kan gönderiyorsun.’’


diyen çaresiz bir yakarışın ardından:

‘’Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl
Ebediyyen sana yok,ırkıma yok izmihlâl
Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl’’


dedirten bir milletin evlâtları olmak gerek.

O’nu saygıyla ,övgüyle,minnetle anıyoruz.Ruhu şâd olsun.

 

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Nisan 2014 18:57

 

Yorumlar  

 
#1 Oruç Yıldırım 10-05-2011 12:10
Sevgili kardeşim,
Fikiryolu'na hoş geldin.
Selam ve saygılarımla.
Alıntı
 
 
#2 Hilal Dolunay 11-05-2011 00:11
Çok teşekkürler ediyorum Oruç Bey. Saygı ve selamlarımla...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

KÜÇÜK AVCI
Altay Türklerinin Mağday Kara destanı, 111 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün4923
mod_vvisit_counterDün8141
mod_vvisit_counterBu Hafta13064
mod_vvisit_counterGeçen Hafta76275
mod_vvisit_counterBu Ay30376
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20149025

Şimdi: 151 misafir var.
IP: 54.236.59.154