Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


Söylemler ve Eylemler- 3

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

      Gittikçe yalnızlaşıyor insan . Gittikçe dört duvarının ardına sıkışıp kalıyor. Herkes, herkesten şikayetçi. Kendisiyle uğraşmayı bırakmış, hep başkalarıyla uğraşıyor. Uğraştıkça yabancılaşıyor, uğraştıkça uzaklaşıyor. Alınganlıklar, yanlış anlamalar, hırçınlıklar, içe çekilişler koparıyor insanları birbirinden. Tahammülsüzlük kol geziyor sokaklarda. Sokak lambalarının kör ışığında ara sokaklara dalıyor sitemler ve kahırlar. İnsanların ensesinde seslerden örülü bir tel duvar. Elini dokunsan batacak, dokunmasan kurtlar sofrasında güvenmek , inanmak, hissetmekle ilgili her şey paramparça olacak …Karabasanlar basacak…Oysa (Oruç Baba’dan Aforizmalar-19)’da Sayın HÜSMÜLLÜ şöyle diyor: ‘Bu dünyadaki hiçbir şey sizin değildir. Çünkü kaybetmekten korkup da kaybetmeyeceğiniz hiçbir şey yoktur.’ Şu an sorsam kaç kişi vazgeçebilir elindekilerden? Kaç kişi: ‘Dünya nimeti değil mi? Ne önemi var diyebilir?’. Çok özür dilerim yine hata yaptım. Belki der; ancak kaç kişi eyleme geçirebilir?...


         Sayın HÜSMÜLLÜ yanlışım varsa düzeltin lütfen. Bir ara ‘Sokrates’in Savunması’nı okumuştum. Şöyle diyordu: ‘ Ben güzel konuşuyorum diye benim dediklerime inanmayacaksınız. Laf ebeliği yapıyor diyerek suçlayacaksınız beni…Kandırdığımı sanacaksınız öğrencilerimi….’ Öyle de oldu nitekim sonunda. Maalesef toplumsal bencilliklerimiz iyiye, güzele düşman. Kendimizi yenileyemediğimiz için, sürekli kendini yenileyen ve en iyiyi yapmaya çalışan insanlara tahammülümüz yok. Örneğin bir büyüğümüz var; yazan, araştıran, üreten ve bizim de kendimizi yenilememiz için gece-gündüz uğraşan. Yıllarını verdiği araştırma yazılarından tutun , ülke ekonomisine katkıda bulunacak, üretime yönelik araştırmalarına bile kulplar takılmaya çalışılıyor. Yıpratılıyor, örseleniyor, hafife alınmaya çalışılıyor, bize ait olandan kaçmak değil de nedir bu. Aynı işi ve çalışmayı yabancı ülkelerin bilim adamlarından biri yapsa eminim çok daha fazla ilgilenir, çok daha fazla ilgi gösterirdik. Nedir bu toplumsal komplekslerimiz? Nedir bu kendi insanımıza güvensizliğimiz? Biraz fazla kazansa , emeğinin karşılığını alsa ne çıkar? Bize ne zararı var? Ama olmaz, emekmiş, alın teriymiş hiç önemli değil bunlar, yeter ki bizim dışımızda kimse kazanmasın. Oturduğumuz yerde her şey bize yağsın, bize aksın. Hay Allah, şimdi aklıma öğrencilere tariz sanatını anlatırken örnek olarak verdiğim Salah Birsel’in ‘Pineklemeye Çağrı’ şiiri geldi nedense. Madem söz dönüp dolaşıp oturduğumuz yerde kazanmak çabasına geldi; paylaşayım müsaadenizle:


Duralım efendiler biraz
Koşmayalım öyle delice
Yormayalım kalbimizi
Katmerlendirip gerdanımızı
Oturalım efendiler biraz

İsteyen dikilsin gönlünce
Çökelim biz yere şöyle bir
Açalım ağzımızı ilkin
Gerelim omuzlarımızı sonra
Giderek bayıltıp gözlerimizi
Esneyelim efendiler biraz

Aldırmayalım öyle üçe beşe
Yayalım göbeğimizi iyice
Dönelim sırtımızı işe akla
Acıyan çıkmaz sonra halimize
Vakitken çocuklar büyükler henüz
Pinekleyelim pinekleyelim
Horlayalım efendiler biraz

Salah Birsel


      A, evet bunu yazmalıyım, ‘Olumsuzluklar karşısında “kader” deyip geçiyor musun, bununla da yetinmeyip bazen kaderin başına “kötü” sıfatını da ekliyor musun? Sen aptalsan, sen tembelsen, sen zayıfsan, sen yeteneksizsen bunda kaderin suçu ne?’(Oruç Baba’dan Aforizmalar- 23) bayıldım buna. Bu, şu ana kadar yazdıklarımdan daha farklı, bu kez eylemsizlikten söylemle kendini kandırma yolu. En azından kendi içinde çelişmiyor. En azından başkalarına zarar vermiyor. Telkin çok güzel ama: ‘aptal olma, tembel olma, zayıf olma, yeteneklerini ortaya çıkar, kaderden şikayet etmek yerine kadere yardımcı ol!’ süper…

     Bugünlük de bu kadar…Eleştirdiğim kuyuya kendim düşmeyeyim ne olur ne olmaz. Ne diyor (Oruç Baba’dan Aforizmalar-15)’te: ‘Seni birisi konuşturana kadar sus, ama seni birisi susturana kadar konuşma!’….


Devamı var….

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Nisan 2014 18:44

 

Yorumlar  

 
#1 Ömer Faruk Hüsmüllü 23-05-2011 18:05
Hilal hanımefendi kardeşimizin ders almaya çalışırken "ders verdiği" düşünce yüklü değerli yazısını okumaktan büyük bir haz duydum.
Teşekkür ediyorum.
Saygılarımla.
Alıntı
 
 
#2 Hilal Dolunay 23-05-2011 20:15
Çok teşekkürler ediyorum Efendim. İlhamını sizin Aforizmalarınız dan aldığım bu yazı dizimi inşaallah -vakit buldukça- devam ettirmek istiyorum. Çok saygı ve selamlarımla....
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

BARIŞÇI ALP
Saka Türklerinin Alp Er Tonga Destanı, 116 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2849
mod_vvisit_counterDün5366
mod_vvisit_counterBu Hafta26088
mod_vvisit_counterGeçen Hafta36008
mod_vvisit_counterBu Ay170990
mod_vvisit_counterGeçen Ay196053
mod_vvisit_counterToplam18622852

Şimdi: 77 misafir, 1 bots var.
IP: 18.210.24.208