Bacon Diyor ki :

Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır...


KAYBOLAN KELİME

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt Bu bayram, dilimizin bir kelime kaybettiğini iyice inandım. ”Tandır” gibi “kağnı”gibi artık yaşanan hayatta, yeri kalmamış, şöyle böyle kelime değil; zarif, ince, medeni bir kelime.

Kapıyı çalan çöpçünün pos bıyıkları arasında onu aradım yok!.. Bahşişini alan bekçinin kavlak dudaklarından onu bekledim. Yok!.. Bakkalın çırağından, sebzecinin yamağından, kasabın oğlundan onu işitmek istedim. Yok!..

İpek mendilinin alan oğlan, eşarbını kıvıran kız, iki buçukluğu cebine indiren manav, üç gün kapımızı kim çaldıysa hediyesini kim aldıysa bana o beklediğim kelimeyi vermeden gitti! İki yüz kuruş yazan taksinin şoförüne iki yüz elli kuruş veriyorsunuz. Taş gibi bir süküt!

Kitabından sevgiyle bahsettiğiniz genç adamla karşılaşıyorsunuz. Hakarete benzer hissiz bir selam!

Tramvayda, ayakta kalmış bir kadına yerinizi veriyorsunuz. Yüzünüze burun delikleriyle yüksekten bir bakış!

Ve hiçbirinin dilinde aradığınız o ince, o kibar, o insanı insan yapan güzel kelime yok!

Geçen yıl Atina’da bindiğim bir otomobilin şoförü, bana bu kelimeyi on kuruşluk bahşiş için söylemişti: Hem başından kasketini çıkararak hem de kelimenin başına bir ”çok” ilave ederek.

Roma’nın en büyük otelinde oda hizmetçisi kız, yine küçük bir hediye karşılığı zarif vücudunu nezaketle kırarak bu kelimeyi dudaklarından tebessümle süslemişti.

Bir kelime deyip geçmeyiniz. Cemiyet hayatımızdaki birçok şikayetleri bu kelimenin yokluğuna bağlamak bile mümkündür.

Düşünüyorum: Artık lügat kitaplarından beyaz kağıdın kefenlediği bu ölü kelimeyi nasıl diriltsek? Acaba belediye, bu kelime için bir fiyat listesi yapamaz mı?

Hiç olmazsa çarşıda, pazarda, iş hayatında canımız istediği zaman listeye bakar, parasını verir ve içimizin özlediği bu üç heceli sözü duyarız.

Haa! Affedersiniz, deminden beri, yana yakıla hasretini çektiğim bu kelimenin ne olduğunu söylemedim değil mi?

Teşekkür!

 

Yusuf Ziya ORTAÇ

Büyük Türk Klasikleri

Son Güncelleme: Pazartesi, 30 Mayıs 2011 22:24

 

Yorumlar  

 
#1 Ömer Faruk Hüsmüllü 30-05-2011 19:53
Sevgili kardeşim,
Yazarın aradığı o kelimeyi ben size söylüyorum:
TEŞEKKÜR ederim.
Alıntı
 
 
#2 Hilal Dolunay 30-05-2011 22:21
Ben de size, kendimizi bulabildiğimiz, tüm yanlışlara kapalı, samimi ve çıkarsız böyle bir site sunduğunuz için çok teşekkürler ediyorum Efendim. Çok saygım, selamlarımla...
Alıntı
 
 
#3 Aysel Aksümer 30-05-2011 23:01
Teşekkür etmeyi bilmek büyük erdem gerçekten. Maalesef pek çok kişi unutmuş bu güzel sözcüğü. Teşekkürler güzel paylaşımınız için. Sevgilerimle.
Alıntı
 
 
#4 Hilal Dolunay 30-05-2011 23:26
Çok teşekkür ediyorum Aysel Hanımcığım. Zaman zaman hatırlatmakta yarar var sanırım.İnsan üzülüyor, nasıl böyle bir toplum haline geldik diye...Çok sevgim selamlarımla...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

SİHİRLİ DÜRBÜN
Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş Destanı, 92 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün221
mod_vvisit_counterDün3681
mod_vvisit_counterBu Hafta61534
mod_vvisit_counterGeçen Hafta37795
mod_vvisit_counterBu Ay99329
mod_vvisit_counterGeçen Ay157243
mod_vvisit_counterToplam18355138

Şimdi: 52 misafir, 2 bots var.
IP: 3.231.212.98