Oruç Baba Der ki:

Ellerimin ne kadar soğuk olduğunu söylediğinde onun beni, benim de onu sevmediğimi anladım. Çünkü eğer ortada bir kusur varsa; yanmayan ateş kadar, ateşi yakamayan da kusurludur.


GDO VE TÜRKÇE

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt

 

‘Yeni dünya düzeni’ diye ortaya atılan bir aldatmaca düşünce var, ki baktığımız zaman daha yakın bir tarihte bize kabul ettirilmeye çalışıldı. Fakat biz dilimizi,’Yeni Dünya Düzeni’ denilen bozuk çarkın içinde çoktan kendimizi kaptırmış gidiyoruz.

Cumhuriyet devrimleriyle dilimizi kurtarmaya çalıştığımız başka dillerin etkisinden ne yazık ki kurtulamadığımızı günümüzde daha iyi anlıyoruz. Dilimizi çoktan başka dillerin egemenliğine vermişiz de ‘Yeni Dünya Düzeni’ ondan sonra ortaya çıkmış neredeyse. Bizler de bu düzene ayak uydurmuş gidiyoruz, ama geleceğimizi ipotek altına alarak gidiyoruz.

Memleketin her tarafında iş yeri tabelaları yabancı sözcüklerle donatılmış. Bazıların da küçük puntoyla da olsa Türkçe tabela görmek mümkün, ama bazıları tamamıyla yabancı sözcüklerle doludur. Hatta bazılarının hangi dilden olduğu bile belli değildir. Türkçe dahil birkaç dilden sözcükler, harfler alınarak yazılmıştır. Bir de matbaacılarımız tabelacılarımız Türk alfabesinde olmayan garip harf gibi bir şey kullanıyorlar, gemici çapası şeklinde olan bir garip çizimi ‘’ve’’ yerine kullanıyorlar. Düğün ve nişan davetiyelerine bir bakarsak hep öyledir. Bu garip cismi, çizimi kim soktu bizim yazı dilimize. O zaman ‘’ve’’ seslerini tamamen kaldıralım.

Kirlenen o kadar çok şey var, ki hangisini saymak gerek, bilmiyorum. Kirlenen sevgimiz, kirlenen aile bağlarımız, düzenimiz, kirlenen çevremiz…gibi dilimiz de bilinmeyen eller ve dillerle kirletiliyor. Bakalım nereye kadar? Dilimiz artık genetiği değiştirilmiş gibi olmaya başladı.

Bir süredir ortamı meşgul eden GDO’lar gibi dilimiz de GDO’laştı. GDO için önlem almak istiyorlar, ama yine de baş edemiyorlar. Böyle giderse dilimiz için hiç baş edilmeyecek gibi.

Bilgisayar( internet) dili diye bir dil meydana getirmeye çalışıyorlar bazı aklı evveller. Onlarla bu sütunları doldurmak istemiyorum. Bunun dışında mevcut gördüklerimize, duyduklarımıza duyarlı olabilsek yine yeter. Adam yazmış ’’berber’’ yerine ‘’barber’’, ‘’ateşte’’ yerine ‘’atheşte’’ kebap. Apartmanın adını recidance olarak değiştirmiş. Fark ne? Sanki orada insanlar oturmuyorlar. Kısaltmalar bir başka alem dilbilgisinde belli kurallar var kısaltma yapmak için, ama ne yazık ki bilen bilmeyen birçok sivri zekalı internette karşılıklı görüşürken sesli harfleri yutuyorlar, Cep telefonlarındaki mesajlarda da öyle. Hangisini örnek versem elimde kalıyor. Selam yerine slm, merhaba yerine mrb, kendine iyi bak yerine kib, nasılsın yerine nslsn, çok yerine çk, seviyorum yerine svyrm… daha yüzlercesi var.

Bir başka yanlışlık yapılan yerler televizyon ve radyolarımız; yavaş yavaş gazetelerde de türemeye başladı bu çok bilmişler. Kendilerini sunucu kabul eden hanımefendiler ve beyefendiler! Güzelliklerine ve yakışıklılıklarına mı güvenerek mikrofon başına geçince televizyonların ve radyoların isimlerini yanlış söylüyorlar. Türkçe, sessiz bir harfin önüne i,e gibi sesli harfler getirilerek konuşulmaz. Örnek, (e)fem gibi…

İşi bilmeyen Türkçeyi güzel konuşmadan birbirlerinin tavsiyesiyle veya başka nedenlerle, önerilerle mikrofon başına geçenler bu suçu işliyorlar. Bir ara ‘’enkırmanlık’’ gibi garip bir harfler dizinini yerleştirmeye çalıştılar, ama tutmadı şimdilik. Yanlışlığa geçit vermeyen Türkçeye hakim olanlarımız ise gittikçe azalmış durumda.

Kendilerine saygı duyulan veya öyle kabul edilen sanatçı dostlarımız da televizyonlarda yaptıkları şakşakçılık programlarında güzel Türkçemizi eziyorlar. Yaptıkları işe Amerikanvari güldürür ( Biz ise komedi veya mizahi güldürü demek istiyoruz.) ile Türkçeyi adeta paylıyorlar. Bu kadar kötü konuşulmaz. Bir zamanlar TV dizisinde ‘’herhalde’’ yerine ‘’herılt yani’’ gibi garip harf dizisi ile sözcük türetmeye çalışmışlardı. Çocukların kafasını epey meşgul etti. Ve dilimize yerleşti hala da kullanılıyor. Şimdilerde bunlardan daha çok var, ki sadece bir tane örnek versem yeter de artar bile.’’Yeter’’ yerine ‘’yiter ya’…gibi. Nereye kadar bu yanlışlık? Kim, nasıl dur diyecek veya denecek?

Çeşitli konuşmalarımda zaman zaman dile getiriyorum. Bir kente gittiğim zaman özellikle çevremdeki yazıları dikkatle okuyorum.Hatalar o kadar çok ki hangisine yer vermek gerekir insan şaşıp kalıyor. Bazı sözcükleri eski yeni demeden tamamen Türkçe kabul etsek dahi tabelalarda o kadar çok yanlışlık var. İşte birkaç örnek: Satılık daire dükkanlar. Oysa araya bir ‘’ve’’ eklense cümle doğru olacak. ‘’Kurbanlık keçi gübresi bulunur.’’ Doğrusu ne olmalıydı? Kurbanlık ve keçi gübresi bulunur. Bir tek ‘’ve ‘’ sözcüğü durumu ne kadar değiştiriyor. Bir giyim mağazasının içinde ‘’bayan deneme kabini’’ yazıyor. Bu kadına hakaret değil de nadir? Onun yerine giyim, giyinme yeri yazılabilir mi? Evet, ama dikkat eden kim?

Yüksek seviyeli! Gençlerimizin ağzında bir söz; gittikçe her tarafı kapsıyor’’tirip’’ yapma. Türkçe sözlükte böyle bir sözcük yok, ama varmış gibi kullanıyorlar. Ben de diyorum ki yeterin artık Türkçeye ‘’tirip’’ yapmayın. Yakışmıyor bu toplumun insanına…

GDO’lu bir dil yerine arı, duru, bir Türkçe.

Arslan BAYIR

Güncel Sanat Dergisi/ 8. Sayı

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 29 Haziran 2011 16:41

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Manas

Kırgız Türklerinin Manas Destanı'nın ilk bölümü, 109 sayfa.

Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2643
mod_vvisit_counterDün2528
mod_vvisit_counterBu Hafta16603
mod_vvisit_counterGeçen Hafta25224
mod_vvisit_counterBu Ay69731
mod_vvisit_counterGeçen Ay146124
mod_vvisit_counterToplam17550084

Şimdi: 708 misafir, 2 üye, 14 bots var.
IP: 54.81.220.239