Bernard Shaw Diyor ki :

Aptallar, utanılacak bir şey yaptıkları zaman mazeret diye o işi her zaman yaptıklarını söylerler.


UĞULTU

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt

 

 

 

 

 

 

 

Göçebe rüzgârın nefesi, kapının gıcırtısına karışıyor. Annesinin eteğinden topluyor ağzı süt kokan çocukluğunu. İç ceplerinde zır zır ağlayan hayalleri. Kalbinin sazlığında aşka mukaddime yazan nâyi. Bir ah! İle tutuşturuyor neyi.

Ey nefes! Serin ol!

Yürüyorum. Kalenin altından akan ırmağa görüntüsünü düşüren ışık böceklerinin fenerleri refâkat ediyor, karanlıklarıma tutuyorlar ışıklarını... Ilık ılık esen meltem yüzüme dokunuyor, alnımın çizgilerini sıvazlıyor.

Ağaçlar dal dal şemsiye açıyor başıma, yapraklar dolanıyor ayaklarıma.

Perdesini araladığım geçmişin, gizem dolu yokuşundan aşağıya salıyorum varlığımı. İşte ordaydı. Elleriyle yılları hapazlamış, başındaki cemberin altından kınaladığı saçları ışıyan ninem, bedeninde kırılan zamana arzuhâlini fısıldıyordu titreyen sesiyle. Susuzluktan pul pul dökülen parmaklarına özlemlerini içiriyordu.

Bu hangi ırmak ki aktığı yeri kurutmakta?

Ey saki! Gelinciklerin kızıl kadehlerinde sun aşkı yüreğime!

Kirpiğimin saçaklığından tomurcukları çatlamış güller sarkıyor, gülümsüyor. Yalnızlığın gamzesine taze hüzünler döşeyen son-bahar; Ömür dalından kopan bir yaprağın kaldırımlara diz çöküşünü taşıyor gözbebeklerime. Sararan her yaprak garipliğin türküsünü seslendiriyor savrulduğu kuytularda.

Şehre kalabalık yağıyor. Başını secdeden kaldıran güneş, kurutmuyor kalabalığı. Sokaklar ayaklanmış nefes nefes buğulanıyor kaldırımlar. Her adımda adını yazıyorum, imzamı atıyorum ayak izimle. Ama nafile... Yol boyunca akan gölgelerin bedeninde yok oluyor adın/izim.

Hüzünlerin ve iç çekişlerin orta yerine bağdaş kurup, açtığı mendiline üç beş merhamet bakışı atılmış dilencinin nefesinden tûlu eden iniltiler semanın kapılarını zorluyor. Geçip gitmeye azmetmiş bir ömrün kıyılarına vuran dua olsun dudakların tek nasibi. 300 yıldır uyuyan dudaklarda uyanan, Gözyaşlarını ağlatan bir dua...

Ey kader, rüzgârının önüne kaç kuşkanadı hıç/Kırığı kattın. Söylesene ellerim kaç kuşa daha mezar olacak. Merhametsizlikten kuruyorum... Gitti, gölgesini eze eze. Sâhi bu gitmeler gitmek miydi? Her gidiş kendine dönüştü aslında. Özlemek kendine gelmekti. Ne olur bitir hicretini ey yâr! Daha ne kadar seferi kalacaksın kalbime. Yaram hâlâ taze, kabuk bağlamıyor. Öle öle sevmek dedikleri halimin dibâcesi.

Sükût çizdi yüreğimi boylu boyunca. Gözlerimin dibine çöktü suretin/özlemin. Dalımda soluyor açmaya hevesli düşlerim. Gülkurusu ağlıyor çiçeklerim. Bir orman yeşili akıyor dallarımdan. Damlalarıma cemre düşer mi? Acı bir uğultu! Sapanıma sırtını dönüyor kuşlar. Gözyaşlarımı eziyorum havanda. Sevdiklerimin çehresinden topladığım tebessümleri çarpıyorum yüzüme ''kendine gel!'' diye. ''sen'' diye ''son'' diye. Bu kaçıncı geç kalınmışlık ''ki ben!''

Bir harfe sığdırsam cümle söylemeklerimi.

Ah! Ne demeli.

Sükût etmeli...

Âlime Boyabat

 

Son Güncelleme: Pazar, 25 Kasım 2012 21:00

 

Yorumlar  

 
#1 Ömer Faruk Hüsmüllü 13-07-2011 16:52
Zevkle okudum. Benim hoşlandığım bir tür bu. Kaleminiz daim olsun.
Fikiryolu'na hoş geldiniz...
Selam, sevgi ve saygılarımla.
Alıntı
 
 
#2 Hilal Dolunay 13-07-2011 18:02
Bu kadar derin bir duygu yoğunluğundan sonra, sükut en güzel sığınak...Haklısınız....Benzetmelerin yoğunluğu duygu yoğunluğuyla birlikte ince bir coşku vermiş yazıya. İnce ve hüzün dolu bir anlatım çarpıcı bir gözlemle bütünleşmiş.

Hoş geldiniz aramıza Sevgili Âlime Hanım. Sevgi ve selamlarımla...
Alıntı
 
 
#3 Türkay Sancak 24-08-2012 15:32
Gönül yorgunluğumun/un
Bilmem kaçıncı gecesi
Ömrümü kanatan
Ağıtlarıma dokunma
Yalnızlığın feryadı
Uçurumlarında sessizlikti çığlığım
İlkbaharlarını sevdiğim
Sevda yağmurların da
Hesapsızca ıslandığım
Yargısız hüküm giydiğim SEVDAM
Yürek çatlağımdan sızıyor acın,
Gönlümde mevsimsiz baharım
Hayatımın hangi durağıydın
Çakan şimşek ardından
Sağanak yağmurların misali
Yürek penceremi
Dövüyor hasretin
Dağ gibi büyüttüğümüz
Sevda
Giderken
Yanına yüreğimi almalı mıydın?
Ardında kalan bir sürgünüm
Yalnızlıklarımd a
Durmalı soluksuz nefesim
Sensizliğim titriyor,
Dilim susmuş
Sevgisizliğinin karanlığına
Gömüldüm
Yetimliğimi astım darağacında
Ve
Gizli bahçemde
Gelincikler açmıyor artık!
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Kırk Kahraman Kız
Karakalpak Türklerinin Kırk Kız Destanı, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1596
mod_vvisit_counterDün4681
mod_vvisit_counterBu Hafta1596
mod_vvisit_counterGeçen Hafta40012
mod_vvisit_counterBu Ay150383
mod_vvisit_counterGeçen Ay161449
mod_vvisit_counterToplam20673886

Şimdi: 48 misafir var.
IP: 18.215.33.158