Bacon Diyor ki :

Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır...


NAZIM HİKMET RAN VE ANADOLU ÇINARI

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 alt

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çoğu kişi onu Nazım ya da Nazım Hikmet olarak tanır, anlatır, anar. Oysa onun da bir soyadı var.Soyadı kanunu çıktığı zaman herkes gibi alınan bu soyadla nüfus cüzdanı verilir. Bu nüfus cüzdanı vasıtasıyla yürür çok şey. Suçlandığı zaman da ödüllendirildiği zaman da bu soyadı ile vardır. Ama o ilk adıyla ünlenmiştir ve dünya onu öyle tanır. Zaman zaman gündeme gelen vatandaşlığa tekrar kabulu için bir bardak suda fırtınalar koparırdı. Oysa o hiç vatandaşlıktan çıkarılmamış ve onun vatandaş olarak nüfus kayıtlarında soyadı olarak Ran geçmektedir.

Cumhuriyetin bir bireyi olarak Nazım Hikmet Ran her zaman var olmuştur ve var olacaktır. Cumhuriyetin devrimlerini yozlaştırmaya çalışanlar aynı zamanda Ran’a karşı olanlardır. Olaya bir de bu açıdan bakmak gerekir. Şöyle veya böyle bir nedenden dolayı yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştır. Zamanında kendisini dinlemeden, sormadan, soruşturmadan suçlamışlar, cumhuriyete karşıymış gibi gösterilmiş, Cumhuriyete karşı olsaydı Mustafa Kemal’i ve Kurtuluş Savaşı’nı bu kadar güzel anlatabilir miydi? Yüzlerce şair yetişmiş bu ülkede ki bunların hepsi Kurtuluş Savaşı’nı benimseyen, bilen beyinlerdir. Mustafa Kemal’i anlatmak için yarışmışlardır. En güzel anlatanlardan birisi de Nazım Hikmet Ran olmuştur. Evet tüm şairlerimiz Çanakkale’nin, Yemen’in sonrasında Anadolu’yu kasıp kavuran Batı emperyalizminin zulmünü dizelerinde anlatmışlardır. Halkı bilinçlendirmek için kalemlerini yüreklerine banarak her türlü zorluğa göğüs germişlerdir. Kurtuluş Savaşımızı en ince noktalarına kadar anlatmışlardır. Mustafa Kemal’in yürekliliğini, dehasını, devrimciliğini enfes dizelerle anlatmışlardır. Ama bütün bunların yanında Nazım Hikmet Ran’ın Kurtuluş Savaşı Destanı dillerde ve yüreklerde yerini bir başka türlü almıştır.Hele bu bir de Ruhi Su’nun dilinden ve sazından dinlendi mi insanın tüyleri diken diken oluyor, yüreklere su serpiyor. Sanki o savaşın zamanını yaşarmışsınız gibi hissediyorsunuz kendinizi. Bu büyük ozan, savaşın içinde bizzat yer almamış, ama bu duyguları Anadolu insanının hislerini öyle bir güzel anlatmış ki kendinizi dizelerin akışına bırakıp gidiyorsunuz. Mustafa Kemal’in Afyon Ovası’ndan Akdeniz’e bakışını ne kadar güzel anlatmış. Anadolu’yu bu kadar seven insan nasıl olur da ‘’vatan haini!’’ olabilir? Anadolu’yu ve Anadolu insanını bu kadr iyi tanıyan ve güzel anlatan kişi nasıl olur da ülkesine düşman olabilir? Olamaz elbet. Ama gelin görün ki uzun zaman onu böyle gösterdiler, tanıtmaya çalıştılar bazı çevreler.

Şeyh Bedrettin’i anlatan dizeleri de bir başka destan yine bu ülkenin geçmişte ne sıkıntılar çektiğini anlatıyor mu kim demiş ki Nazım tarihi saptırıyor? Nazım tarihi çok iyi bilen, iyi bir ortamda yetişmiş insandır. Son dilediği Anadolu’da bir yere gömülmekti, ama yerinde de rahat uyuyor. Varsın yerinde rahat uyusun kim bilir belki hala sevmeyenleri, mezarı getirilse bile onu tahrip edebilirler. Bunca kin ve düşmanlık varken neyin ne olabileceği bugünden kestirilebilir mi? Yine Anadolu’da onun adına bir çınar fidanı dikildi. Zaten onun da isteği öyleydi. Mezarına taş falan diktirmek niyeti yoktu. Görkemli bir mezarı hiç istemiyordu. Bir Çınar ağacı olsun yeterdi. Moskova’daki mezarına Anadolu toprağı serpildi ve gazetelerden edinilen bilgilere göre bir de Çınar ağacı dikildi. Bu yeter de artar bile. Varsın bazıları onu hala vatan haini(!) olarak görsün, o gerçekten bir vatanseverdir. ‘’Uzak Asya’dan gelip bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim’’diyen kaç şair çıkmıştır? Kendilerini milliyetçi gibi gösterenlerden kaç kişi bu sözü söyleyebilmiştir?

‘’Bir ağaç gibi tek ve hür/ ve orman gibi kardeşçesine yaşamak’’ dileği henüz gerçekleşemediyse bu herkesin istediği bir dilektir. Bir çınar fidanı ki tek ve hür ama dallarıyla ormanı oluştursun. Anadolu’da yeri yurdu belli olmayan Karacaoğlanlar ile binlerce Anadolu insanına gölge olsun. Rahat uyu yerinde Nazım Hikmet RAN, rahat uyu..

Arslan BAYIR- Düşünceden Kaleme

Son Güncelleme: Çarşamba, 13 Temmuz 2011 18:50

 

Yorumlar  

 
#1 Taner Sargın 13-07-2011 19:46
Nazım Hikmet Ran Bursa cezaevinde iki adli mahkumu çok derinden etkiler. Bunlar dan biri ressam biri de şair olur. İsmail başaran Ataol Behramoğlu nun da katkılarıyla yıllar sonra bir şiir kitabı çıkaracaktır. 'Buğday Direniyor' İsmail başaran köyüne döndüğünde Ustadan öğrendiklerini anlatır büyük bir oranda da saygı görür bu görüşlerinden dolayı. işlemediği bir cinayet den dolayı içeri girip büyük bir dönüşüm sağlamıştır Nazım sayesinde. Başaran ve balabanın da olduğu birkaç insan iznik gölünün kenarına bir çınar ağacı dikerler Nazımın anısına. Bu çınar ağacı 12 eylül darbesi sürecinde kesildi. Bunları eklemek istedim. Kaleminiz daim olsun.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Ölümsüzlük Pınarı
Başkurt Türklerinin Ural Batur Destanı, 94 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2698
mod_vvisit_counterDün7570
mod_vvisit_counterBu Hafta2698
mod_vvisit_counterGeçen Hafta56114
mod_vvisit_counterBu Ay206758
mod_vvisit_counterGeçen Ay209862
mod_vvisit_counterToplam18868482

Şimdi: 72 misafir, 10 bots var.
IP: 35.173.57.84