J.J.Rousseau Diyor ki:

Sıradan bir kadın nazarında,her erkek daima erkektir;ama kalbinde sevgi olan bir kadın için,aşığından başka erkek yoktur.


ALEVİLİK ÜZERİNE–2 İkinci Bölüm İkaz

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt

ALEVİLİK ÜZERİNE–2

İkinci Bölüm

İkaz

Destur Ya Hazreti Allah, Ya Muhammed Mustafa, YA Aliyyel Murteza, Ya Hatice tül Kübra, Ya Fatıma tuz Zehra, Ya hasanul Mücteba, Ya Şahı şehidi Kerbela Ya Hüseyin.

Destur Ya Pir.

Değerli okuyucu,

İnsan yaratıldığı günden bu tarafa, sürekli değişik kategorilerde zikredilmiştir. İman edenler ile iman etmeyenler, tüm semavi kitaplarda özellikle üstüne basa basa vahyin sahibi tarafından belirtilmiştir.
Allah’ın cc kendisinin bilinmesi gerçeğinde sakladığı SIR ile kâmil insan yaratılmıştır. Akabinde ÂDEM yaratılmıştır. Âdemler çoktur. Ancak tüm âdemlerin kâmil olduklarını zihnimizden çıkarmayalım. Bu yazı dizisi bitinceye kadar, adem deyince akla gelecek olan KAMİL İNSAN dır. Ve biz yazımızda tüm insanların KEMALATINDAN bahsedeceğiz. Kamil bir erkek, kâmile bir kadın. Sonunda KEMAL SIFATLARI İLE MÜCEHHEZ BİR VARLIKTAN YANİ İNSANI KÂMİLDEN YANİ ÂDEMDEN konuşacağız.

İlim ehli, Kelam, Fıkıh, Akait, Tefsir, Hadis vb. dallarda insanı çeşitli ayrımlara tabi tutar. Bu ilmi verileri yüklemeye çalıştığı toplum ve zümrelerde, veya kişilerdeki akıl seviyesine göre  belirlenip hareket edilmiştir.

Bir kısım ilim ehlide, İnsanı inandığı gibi yaşayan ve insan olmayı gerçek manada hak edemler olarak zikrederken, diğer bir kısım insanı da, yaşadığına inanmak zorunda kalan insanlar olarak gruplandırırlar. Bunlar bir noktadan sonra yanlış olan tanımlama ve betimlemelerdir.

Bu zorlama tabirlerin aslı ve esası Allah’ın dinine olan iman olduğuna göre, temelde inanan insan ile inanmayan insan vardır. İnkâr edenle, inkâr etmeyen arasında korkunç bir fark vardır. Çünkü İnanılan şeyin veya inandığı gibi yaşanılan şeyin varlığı çok önemlidir. Eğer Allaha imandan bahsedilmiyorsa, buradaki inanılan ve yaşanılan her ne ise değersizdir. Ve o varlığı asla insana yani âdeme götürmez. Biz Aleviliği izah etmeye çalışırken, temel esaslarımızdan biri olan, Allah Muhammed Ali (ALİ=Ehli Beyt )formatımızda bu üç değer iman etmeyen kâmil insan olamaz. Bir varlıktır. Canlı mekanizmadır. Amma âdem olması mümkün değildir. Dolayısıyla iman noktasında temel taşlarımız çok farklıdır. Tanıma geçmeden bunların bilinmesinde fayda vardır. Bu iman noktasından hareket eden kişi, iman ettiği zirvenin ve diğer iki zirvenin sunmuş olduğu güzellikleri yaşaması ile beraber imanıda değer kazanır. Ve değerli insan, âdem, kâmil insan gibi vasıflar elde eder. Aksi takdirde belhum adal buyrulan konuma düşer.
Biz yaşadığına inanan canlı varlıkları, veya mekanizmaları insan türünde değerlendirmeyiz bile. Allah Muhammed Ve Aliyyel Mürteza’ya yani ehlibeyte iman etmeyenlere bir değerlendirme sunmayız. Çünkü onların hakkındaki değerlendirme yaratıcı ve Resul Allah tarafından yapılmıştır.

1.Dolayısıyla, temel de Allah inancı olmayan birine yazı dizimizin bir faydası olmaz.

2.Muhammed Mustafa’nın Nebi ve Resulluğune imanı olmayanda yazı dizimizin bir faydası olmayacaktır.

3.Ehlibeyte imanı olmayanda ilk iki maddede zikredildiği üzere asla bu yazımızdan bir nasiplenmeleri söz konusu değildir.

Bu dizimizin en faydalı olacağı insanlar bu ilk üç maddeye iman edenler de olacaktır. Çünkü alevi olduğunu söyleyip de, bunları inkâr edenlerin varlıklarından söz edilmektedir. Diğer sınıflandırmalar bizim ilgi odağımız değildir.

İsmini zikretmeyeceğimiz bir eserdeki aşağıdaki tanıma ise hiçbir şekilde katılmıyoruz. Bu Sünni bir yaklaşımda bile olması yanlış bir değerlendirmedir. Bununla beraber diğer tanımlamalarıda kendi ilmi çalışmalarında bir değer olarak görmekteyiz. İnanç ve iman noktasında ise asla böyle bir kategori yoktur.

“Insanlar iki türlüdür;

Birincisi inandığı gibi yaşayanlardır ki, insan olmayı gerçek manada temsil edende bunlardır, 

ikinci tür insanlar ise yaşadığına inanmak zorunda kalırlar. Bunları insan saymak biraz zor. Eğer siz, inandığınız gibi yaşamak istiyorsanız, okuyun. Ama yaşadığına inanmak zorunda kalan tiplerden iseniz, lütfen okumayı bırakın. Çünkü bu okuma size göre değil!”

Bu tanımlamaya katılmadığımız ana değerler şunlardır. Bu tanımlamanın sahibi kısmen alevi Caferi bir kardeşimiz olmasına rağmen, bu tanımlamayı ret ediyoruz.

Çünkü İnanmak fiilinin kaynağı yok. Ve inanmak fiili, birçok yerde geçer. Geçtiği yerlerde ise, İslam literatürüne-yani –İslam edebiyatına- göre bir konum yoktur. Örneklemelerini çoğaltabiliriz. İşin korkunç tarafı, tanımlamayı yapan ve bu tanımlamaya katılanların içine düştükleri çok korkunç bir durum var. Ta hazreti Muhammed Mustafa saa. Zamanından günümüze kadar, İslam adına o kadar şarlatan çıkmıştır ki; bunların bir kısmı, kimliklerini ortaya dökmeden hezeyanlarını işlemişlerdir. Ve gariptir hezeyanlarını inanmak adına sergilemişlerdir. Bir kısmı ise, kimlikleri meydanda alenn, zehirli salyalarını akıtmışlardır. Hatta o kadar ileri gitmişlerdir ki, küstahlıklarını Resulallahın huzurunda dahi sergilemişler. Bunların bir kısmı vahiy gelirken, Kuranda açıkça ismen veya işaret edilerek ifşa edilmişlerdir. İnanmak fiili, Allaha, Resulüne ve Ehlibeytine iman etmek eylemi ile yer değiştirmelidir. Ki o zaman bir anlam ifade etsin.

Yolunu kaybetmiş veya gittiği yolun nereye çıktığını bilmeyen insandan inanmak ve iman etmek eylemleri her iki halde de sorulmaz ve istenmez. Çünkü yolunu yani aklını kaybetmiştir. Başta izah ettiğimiz insan kâmil insandır. Âdem kâmil olan varlıktır. Yoksa genel anlamda Allah’ın Gönderdiği peygamber ve Resuller ve Nebiler ve elçiler ve Kitaplar, hepsi teklife muhatap olan ve imtihan ile karşı karşıya olan varlık genel anlamıyla insandır. İnsan değildir, tabiri yanlış bir tabirdir. Eksik değil, külliyen kabul edilemeyecek kadar galiz bir ifadedir. Çünkü Kuran-ı Kerimde; hitaplar şu şekilde dir. A. Ey iman edenler.(Topluca iman edenlere hitap vardır.)B. Ey insanlar (yeryüzünde bildiğimiz ve bilmediğimiz her ne kadar yurt ve yer var ve orada insan var ise, onlara hitap vardır. Yani Müfessirlerin üzerinde ittifak sağladıkları çoğulu anlatma kriterindeki on sekiz bin âlemi biz sadece bu şekilde sayısal biliriz. Gerçeğini Allah bilir. Ve hitap onlarıda kapsar. Ancak bunlar içindeki kamil insanların sayısı ve evsafını yine Allah bilir. C. Kâfirler D. Müşrikler E. Yahudiler F. Yahudiler G. Küfredenler vb. şekildedir.
Bundan dolayı kalıplaşmış ,basmakalıp denilen tabirle bu güne kadar kelime ve kavramlara yüklenen yanlış tanımlamalar ve lügat manalarından kendimizi sıyırarak, Her şeyin yaratıcı konumunda olan, ve her canlıyı terbiye eden Rabbın konuşlandırdığı kelime ve kavramlara yönlenmeye gayret sarfedeceğiz.

Girişin bu kadar uzun ve bu konulara girerek anlatılmasının hikmeti de, üzerinde  belki çok uzun bir süre kalem oynatacağımız en hassas konulardan ALEVİLİK NEDİR?  ALEVİ KİMDİR? GİBİ ÇOK AĞIR BİR KONUYA BAŞLARKEN, MERAMIMIZI ANLATMAMZI İÇİN ELZEM KONULAR OLDUĞUNA İNANARAK BU ŞEKİLDE BİR GİRİZGÂH TERCİH ETTİK.

Ve ne kadar ağır konulara girersek girelim, İnşallah her fırsatta kelime ve kavramlar üzerindeki yezidi ve Muaviye usulü uydurma tanımlamalara özellikle parmak basacağız.

Şunu unutmayın ki, bizi iğdiş edenler tam 15 asır öncesine dayanırlar. Bugünkü Şam’ın eski kahyasının bir zavallı insanı bir köşke tıkarak, Onu orada besleyerek, Allah Resulü adına  binlerce söz uydurmasının ve bunun islam dünyasına HADİ  diye girdiğini ve akıl  ve mantık kurallarını sorguladığınızda, 200 sene ömrü olan bir insanın bile, hiç yemeden, içmeden, defi hacet görmeden, istirahat etmeden, savaşmadan, geçimi için bir işlerle uğraşmadan SÜREKLİ KONUŞMASI HALİNDE BİLE  BU KEDİ BABASININ UYDURDUĞU HADİSLERİ BİR OLAĞAN ÜSTÜ VARLIK DAHİ KONUŞAMAZ.

Yaratma filinin sahibi olan Allah, hiç kimseye yaratma gücü vermemiştir. Böyle olmasına rağmen Kuranda dünyayı 6 günde yarattığını buyurur. Ayettir bu. Yine Kuranı kerimi 23 yılda peyder pey nazil etmiştir. Ceste ceste indirmiştir. 23 yılda gelen kitabın hacmi meydandadır. Ve bu kitap Muhammed Mustafa ya gelmiştir. Oda ümmetine bunu ilan etmiştir. Şimdi Muhammed Mustafa saa. Atfedilen hadislerin kitap olarak hacmine bir göz gezdirelim.
Sadece Sünni âlimlerin itibar ettiklerine bakmak yeterlidir. Ve bu kitapların her cildi en az 250-300 sahifedir. Yani her birinin hacmi Kuranıkerim hacmindedir. Ve bunlar sadece hadis külliyesi dir. Tecriti değildir. Tecritlerini ele alırsanız kütüphanelere sığmaz.

Örnek verelim;

 Kütübü Sitte -6 HADİS KİTABI-

 Peygamber Efendimiz (s.a.a.)’in Hadis-i Şeriflerinin büyük bir çoğunluğu “Kütübü Sitte” olarak bilinen altı hadis kitabındadır. 

Tabii ki, bu cümleye de hemen itiraz edelim, "EHLİBEYT İMAMALARINDAN VE ONLARIN ASHABINDAN NAKLEDİLMEYEN HADİSLERİ  TEREDDÜTLE KARŞILIYORUZ.  BU TEREDDÜT İLMEL YAKIN, HAKKEL YAKIYN MESABESİNDEDİR. KÖRÜ KÖRÜNE  BİR BAĞNAZLIK İÇİNDE RET ANLAMINDA DEĞİLDİR. KURAN ÖLÇÜSÜNE VURULAN  BU ESERLERDEKİ PEYGAMBER SAA. AİT  OLDUĞU  SÖYLENEN SÖZLERİ BİR ZÜGEÇTEN GEÇİRİYORUZ. Buhari kendisi eserinde  rivayet etmiş olduğu hadislerin sadece dokuz tanesinin sağlam olduğu bilgisini eserin aslında zikretmesi de, bu konudaki reddiyelere  kaynak teşkil etmektedir.

  1. Sahih-i Buhari. Yazarı: İmam Buhari, İslam aleminin en büyük muhaddisidir.(hadis alimidir.) Hicri 194-256 senelerinde yaşamış, babası İsmail Bin İbrahimdir. 16 yaşında iken iki büyük hadis kitabını ezberledi. İlmini Mekke’de tahsil etti. Daha 18 yaşında iken hadis ravileri ile ilgili hadis kitabı yazdı. 16 yıllık yaptığı çalışma ile “El-Cami’üs Sahih” adlı büyük hadis kitabını yazdı.

“Sahih adlı kitabımı altı yüz bin hadisten seçtim. Yazdığım her hadis için iki rekat namaz kıldım.” diye söz eden ve kitabında 7275 sahih hadis bulunan, büyük kaynak kabul edilen Sahih-i Buhari adlı kitabın müellifidir.

  1. Sahih-i Müslim. Yazarı: İmam Müslim,

Kur’an’ı Kerim ve Sahih-i Buhari’den sonra en değerli kaynak olan Sahih-i Müslim’in müellifidir. Hicaz, Mısır, Suriye, Irak, İran ve Türkistan’ı dolaşarak hadis topladı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in buyurduğu her sözü en sağlam kaynaklara dayanarak aldı, ezberledi ve kitabına yazdı.

30.000 hadisi şerifi topladı ve inceledi. Kitabı Kütübü Sitte’nin 2. Olan hadisi şeriflere ve Allah’ın Rasülüne aşık olan büyük muhaddisimizdir.

  1. Sünen-i Tirmizi. Yazarı:İsa İbni Sevre Et-Tirmizi

Asıl ismi İsa Bin Ebu Muhammed olan, Horasan, Hicaz ve Irak’ı baştan sona kadar dolaşarak hadis toplayıp, Kütübü Sitte’den Süneni Tirmizi’yi yazmış muhaddisimizdir

  1. Sünen-i Ebu Davut. Yazarı: İmam-ı Ebu Davut,

Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim’den sonra en büyük hadis kitabı sayılan Ebu Davut isimli eserin yazarı olan muhaddisimizdir. 888 miladi yılında Basra’da doğmuştur. 500.000 Hadis-i Şerif içinden 4800 hadis-i şerifi kitabına almış, hocası Ahmet Bin Hambel’e gösterip onun takdirini kazanmıştır.

Kitabı Kütübü Sitte’nin 3. Kitabı olarak bilinir. Eserindeki tüm hadisleri İslam hükümlerine ait hadisler olan muhaddisimizdir.

  1. Sünen-i Nesei. Yazarı: Ebu Abdullah En-Nesei.

Kur’an’ı Kerim’den sonra kaynak olan Kütübü Sitte’den Süneni Nesai’nin müellifidir. Asıl adı Ahmet Bin Şuayb, lakabı Ebu Abdurrahman’dır. Şam, Horasan, Irak, Hicaz, Cezire ve Mısır’ı dolaşıp hadis topladı ve kitabını yazdı. Bundan başka içersinde hiç bir zayıf hadisin bulunmadığı “Mücteba” isimli eserini yazdı. Ömrü boyunca Davud (a.s.) gibi bir gün yiyip bir gün oruç tutan bu muhaddisimizdir.

  1. Sünen-i İbni Mace. Yazarı: Abdullah İbni Mace,

Sahih 6 hadis kitabı olan Kütübü Sitte’nin sonuncusu olan hadis kitabının sahibi Ebu Abdullah Bin Yezit hicri 209, miladi 824 yılında Kazvin’de doğdu. Arap dili ve edebiyatı üzerine derinleşti. Daha sonra tüm çalışmalarını hadisi şerifler üzerinde yoğunlaştırdı. En güvenilir ravi ve hadisleri bulmak üzere Irak, Arabistan, Suriye ve Mısır gibi İslam beldelerini gezdi. Sonuçta topladığı hadisi şerifleri SÜNEN isimli eserinde birleştirdi. Eseri tertibi tekrardan uzak ve kısa oluşuyla tanınmaktadır. Bu büyük muhaddis hicri 273, miladi 886 yılında vefat etmiştir. halk arasında yazdığı eserin adıyla anılan muhaddisimizdir.

Yazı dizimizde kullanacağımız Kısaltmalar:

(s.a.a) :Sallahu aleyhi ve alihi '( Muhammed Mustafa ya-O'na ve Ehlibeytine-soyuna selam olsun)

(a.s) :Aleyhisselam (zikredilen büyüğe-O'na selam olsun)

(a.f) Acellullahi ferec (Muhammed Mehdi ye-Allah zuhurunu yakınlaştırsın)

(r) :Rahmetullahi aleyh (ismi geçen  zata-Allah O 'na rahmet etsin)

Yay :Yayımcılık, Yayınları

Mat: Matbaacılık, Matbaası

Bk: Bakınız.

C: Cilt.

S: Sayfa.

 

Saygılarımla,

Zülfikar NEBİOĞLU

İSTANBUL

 

 

Son Güncelleme: Salı, 19 Temmuz 2011 14:58

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

SÜPERMARKETTEKİ SÜRPRİZ
Köroğlu Destanı'nın Türkmenistan varyantı. 96 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1029
mod_vvisit_counterDün2466
mod_vvisit_counterBu Hafta9645
mod_vvisit_counterGeçen Hafta25224
mod_vvisit_counterBu Ay62773
mod_vvisit_counterGeçen Ay146124
mod_vvisit_counterToplam17543126

Şimdi: 36 misafir, 2 bots var.
IP: 54.211.135.32