Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


ALEVİLİK ÜZERİNE–3 Üçüncü Bölüm -İLK SÖZ - İLK KELAM

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt

ALEVİLİK ÜZERİNE–3

Üçüncü Bölüm

İLK SÖZ - İLK KELAM

Giriş

Destur Ya Hazreti Allah, Ya Muhammed Mustafa, YA Aliyyel Murteza, Ya Hatice tül Kübra, Ya Fatıma tuz Zehra, Ya hasanul Mücteba, Ya Şahı şehidi Kerbela Ya Hüseyin.

Destur Ya Pir.

İLK SÖZ -İLK KELAM

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah cc’e  ve din gününün yegane sahibi olan Allah'a mahsustur.

Selat-u selam ahir zaman peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa s.a.a ve onun tertemiz kılınmış olan Ehlibeytinin üzerine olsun.

Ve Allaha, Resulüne, Ehlibeytine, Velayete iman eden tüm müminlerin üzerine olsun.

Ve ilk duamız ya rab bi sen bizi ikrarımızdan çevirttirme. Âmin.  Bizi bu ikrar ile haşret.

METODOLOJİYE DAİR (1)

Metodoloji genel olarak belli bir bilimde uygulanan yöntemlerin tümü şeklinde adlandırılır. Yeni yöntemler bulmaya çalışan bilim olarak tanımlandığı gibi, mantığın bilimsel yöntemlerini inceleyen bölümünü de açıklar. Tek tek yöntemlerden farklı olarak yöntemler üstüne genel bir kavramdır. Yöntemleri birbiriyle karşılaştırarak aralarındaki bağları ve nesnel dayanaklarını araştırır, daha geniş kapsamlı yöntem dizgeleri oluşturmaya çalışır.

BİLİMSEL METODOLOJİ (2)

Bir bilginin (knowledge) bilimsel olabilmesi için nesnel (objective) bilgi olması gerekir. Bunun için de önce tasvir edilmesi (betimleme: description) , sonra tarif edilmesi (tanımlama: definition) , akabinde ölçülmesi (measurement) ve nihayette tasnif edilmesi (sınıflama: classification) gerekir. Bu şekilde elde edilen bilginin bir 'bir işe yarama potansiyeli' olması gerekir ki üzerinde çalışılmaya değsin.

Bu safhalardan geçmeyen bilgiler ve onların temsil ettiği varlıklar özneldir (subjective) , dogmatik vasıflıdır ve bilmin tarifi ve metodolojisi dışındadırlar. Bunlar inanç, itikat veya iman konusudur; değiştirilemez, tartışılamaz çünkü aşağıda anlatacağımız şekilde sınanamazlar. Dini, metafizik ve mistik bilgiler bu özelliktedir. Bunların bilime enjeksiyonu ancak kaos yaratır.

Daha sonra bu bilgiden hareketle bir ön fikir (assumption: zan) üretilir; yani 'zannedilir'. Bu ön fikir mevcut bulgular, teoriler (theory: kuram) ve varsayımlarla mukayese edildikten sonra bir varsayım (hypothesis) ortaya atılır. Bu hipotezi test edip geçerli (valid) , güvenilir (reliabl) kılabilmek için bir araştırma deseni (design) inşa edilir. Eğer bu iş için kullanacağımız gereçler (tool) geçerli ve güvenilir değilse, önce bunlar tasarlanıp geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılarak kullanılabilir hâle getirilir. Önceden bu aşamalardan geçmiş araçlar mevcut ise tabii ki kullanılabilir.

Araştırmanın geçerliliğini ve güvenilirliğini en önemli olarak belirleyen hususlardan bir tanesi de tarafsızlık (non-biasedness) ilkesidir. Hipotezimizi sınamak istememiz, araştırmamızın veya deneyimizin tarafgir olmasını asla gerektirmez, hâttâ doğrusu olmamasıdır. Bu sebeple de, deseni hazırlarken yanlış pozitif (false positive) veya yanlış negatif (false negative) sonuçlardan bizi koruyacak bütün bulaşıklıklardan (contaminations) arınmış olmalıyızdır. Sonucu bu yönlerde etkileyebilecek bütün harici veya dahili etkileri olabildiğince asgariye düşürmemiz gerekir.

Daha sonra araştırma veya deney yapılır. Sonuçlar dünyaca kabûl görmüş istatistiksel analizlerden geçirilir. Bunu yaparken şuurdışı veya şuurlu tarafgirlikten kaçınmak için konuya kör (blind) bir istatistikçi tarafından da sonuçlar gözden geçirilir.

Yayın aşamasında, sonuçların anlamlılığı (significance) , bunun derecesi ve varsayımın haklılık derecesi tartışılır. Çalışmanın kısıtlılıkları (limitations) varsa (yeterince örneklem olmaması, kaçınılmaz bulaşıklıkların muhtemel etkileri vs.) bunlar dürüstçe belirtilir.

Daha sonra bu yazı güvenilir ve hakemli bir dergiye gönderilir. Hakemlerden gelen eleştiriler sebebiyle gerekirse 10-15 kere gözden geçirilir (revision) .

 

KULLANILAN METOD:

Aleviliği başlangıçta iki değişik şekilde inceleyebiliriz. Daha sonra Din’ de Alevilik konusunu ele alacağız inşallah.

A-TEORİK YÖN

B-SOSYOLOJİK

Günümüzde elimizdeki makale, yazı dizisi, kitap, dergi vb. medyada Alevilik hakkında araştırma yapanların tamamına yakını, SOSYOLOJİK BİR OLGU olarak konu ile ilgilenmişlerdir. Bunun için  diğer TEORİK kısmına çok ender şahsiyetler el atmışlar ve konu üzerinde lütfen den öte  görüş serdetmişlerdir. Kısacası, Teorik yön ihmal edilmiştir. Bu ihmal ağır faturalar getirmiştir. En yakın çevremde, hem de ilahiyat tahsili alan insanlardan öyle ağır, kaba, softa cümle ve kelimeler duyuyorum ki, neden bu gün özellikle, TÜRKİYE VE İSLAM ÂLEMİ diye tabir edilen coğrafyanın, başı AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ VE BM VE AB ÜLKELERİ VE İSRAEL tarafından çepeçevre bela arsaları ile kuşatılmıştır. Birazda olsa anlaşılmaktadır.

Anlamsız tartışmalar içine giren ve girdikleri sahanın SOSYOLOJİK fosseptik çukuru olduğunu dahi kavrayamayanlar, aslında kendilerini kullanan kuvvetli bir Siyonist yerli ve yabancı eli asla fark edememişlerdir. Toplumsal dinamitleri harekete güçler, sürekli provokasyon için, sürekli gerekli eğitim ve teori ve donanımına sahip olmayan insanları kullanmışlar ve provoke etmişlerdir.

Düşünün, gelişen hadiselerdeki zayi edilen insan değerlerinin, kültürel kimliklerini araştırın. İki çarpıcı değer ile karşılarsınız. YA kocaman bir hiç- veya beynelmilel otoriter olmuş kimliklerdirler.

Toplum içerisinde, zaman zaman yapılan anket, Görsel Medyadaki açık oturum, panel, vb. canlı yayınlar ve yazılı medyadaki haber ve röportajlar ile toplumun karnesi çıkartılmaktadır. Zaaflar belirlenmede ve ortaya, bir  “PETROL KUYUSUNU ATEŞE VEREBİLECEK, PROVAKATİF KELİME VEYA CÜMLE ŞİDDET ÇAĞRIŞTIRARAK ATILMAKTADIR” Örneğin, bu tür bir çalışmanın hemen akabinde, şu mantıksız cümle serdedilmiştir.

1.“Alevilik hakkında uzun süredir çalışıyorum, hem de bir ekip ile, ancak Aleviliği çözemedim”

Bu söz ciddi manada bir aydın kimliğine sahip zavallı bir insana ait. Neden; Çünkü eksik bir araştırma, ve TEORİ dikkate alınmadan yapılmış, kastı mahsusası bizim tarafımızdan bilinen bir araştırmadır.

Başka Görüşler yok mu? Elbette bu noktada benzer cümleler var.

2. Sayıları birkaç Alevilik araştırmacısından öte gitmeyen ve asla alevi kimliği üzerinde oturmayanlar ise,  “ALEVİLİK SIRDIR” SÖYLEMEKTEDİRLER.

3. Eylemlerine zemin aramakta beyinsizlik çukuruna düşen bazı zavallılar ise ”  ALEVİLİĞİN NET BİR TANIMI YAPILAMAZ” TEZİNİ ORTAYA ATARAK, TOPLUMU GERMEYİ, güya bir şey bildiklerini, amma söyleyemeyeceklerini veya şimdi zamanı değil safsataları ile nemalanmak cihetini tercih etmişlerdir.

4.Etrafınızı şöyle bir kolaçan edin. Bakın hemen burnunuzun dibinde, bir âdem ne diyor;” ORTADA BİRDEN FAZLA ALEVİLİK VAR. İYİDE KARDEŞİM HANGİSİNE İNANANALIM. BEN GERÇEK ALEİLİĞĞE KURBAN OLAYIM” cümlesini değişik bir tonla mutlaka duymuşsunuzdur. Veya aynısı gayet safiyane, bir şırınga vasıtası ile birlikte kendimizde söylemiş olabiliriz. Veya söylediniz.

5.Bir başka zümrenin veya şahısların şu garabetin içine düştüğünü hemen fark edeceksiniz. Bakın nasıl bir cümle ve nasıl bir açmaz. ”Alevilikten değil Alevilikler “den bahsetmek daha doğrudur.”

6.Değişik Alevilikler den bahsediliyor. Mesela, Anadolu Aleviliği, Türkiye Aleviliği, Arap Alevliyi,  Farisi Aleviliği, Azeri Aleviliği, vb. inanın aslında hepsi bir birbirinin aynı olması gereken, sadece yöresel, örf ve adetler ile anılan kimlikler olması gerekirken, her biri kendinden bir şey katarak, yeni bir çeit yapmayı uygun görmüşlerdir. Hele de içinde İMAM ALİ A.S IN, EHLİBEYTİN OLMADIĞI ALEVİLİĞİ ANLAMAK İSE TAMAMEN AKIL SINIRLARINI ZORLAMAKTADIR.

7.Bir kısım insanların ise; ALEVİLİĞİN TİTANİC SAADET ZİNCİRİ GİBİ, MUTLULUK PROJESİ OLMASI GEREKTİĞİNİ VEDE BUNUN İÇİN SOSYALİZMİ ÖNERDİĞİNİ, BİR BAŞKASININ KAPİTALİZMİ, ÖNE ÇIKARDIĞI BENZERİ DURUMLAR MAALESEF ÇOĞUNLUKTADIR.

Şimdi biz, araştırmalarımız esnasında, karşımıza çıkan okunmaktan ve bakmaktan aciz kaldığımız sayısız ve namütenahi kötü örneği burada kesinlikle zikretmeyeceğiz. Çünkü bunların reklamı ile uğraşacak bir zamanımız asla yoktur.

Bunlar, ismi üzerinde vurgunculuk ve demagojilerden ibarettir. Sadece yazımıza yapacak olduğunuz itirazlardan kulaklarınıza gelen her türlü fitne hareketinden haberimiz vardır. Mesajını özellikle vermek isterim. Kısaca çağdaş ibni mülcemler yaşamaktadır. Çağdaş yezitlerde bulunmaktadır. Bunların varlığı, iblisin varlığı ile eştir. Kıyamet sabahına kadar var olacaktır.

Biz burada yeri geldikçe, zaman zaman bu tiplemelerden bahsedeceğiz.

Bütün bu konularda değişik durumlarda, tartışmalara geçmeden, sebepler manzumesine derinden dalmak gerekecek. Fakat asıl gerekçe metot yanlışlığıdır. Bize düşen problemleri kaynağında görmek, tahlil edebilmek, çözüm için, nebevi metotlar ve ehlibeyt çözümlerine ulaşmak kavuşmaktır.

Şimdi, mal ve can feda ederek değil, Ruhumuzu feda ederek İmamlarımıza teslim olmanın gerekliliğini yerleşke içine almak gerekir. Bu mealden sonra, özellikle EHLİBEYT VE İMAMLARI DİNLEMELİYİZ.

Ruhumuz ‘O' na feda olsun.

Alevilerin ilk imamı ve Allah'ın galip Kamil Âdemi;

Hz. İmam Ali as şöyle buyurmuşlardır; "Allah’ın dini kişilerle tanınmaz. Hakkın nişaneleri ile tanınır. Hakkı tanı Hakka uyanları da tanırsın."  Buyurmuştur.

Alevilik konusunda ilmi metot bu mübarek kelam olmalıdır. Ehlibeyt, Ali as, Alevilik, Araştırmalarında ilmi yöntem bu olmalıdır. Yani Aleviliğin temel taşları, ana kaideleri tanınmalıdır. Bundan sonra Aleviliği yaşayanlar ile Aleviliği söylem olarak diline pelesenk edenleri değerlendirilmelidir.

Aksi takdirde, şahıslara bakarak veya şahısları mercek altına alarak Alevilik tanınmaz. Bu şekilde yanlış bir metotla, elde edilen tüm bilgiler ve yapılan araştırmalar sağlıklı sonuç vermeyecektir. Elde edildiği zan edilen sonuçlar yüzeysel ve de ilmi bir değer olmaktan uzak kalacaktır. Tabii olarak karşımıza çıkacak olan sonuçlarda elimize geçecek olanlar aşağıdakilerden ibaret kalacaktır.

a.            Demagojiler.

b.            Tartışmalar

c.            İlim adına işlenen ilimsizimler.

d.            Provokatör cahillikler.

e.            Cehalet.

Bütün bunlar, mutluluk ve saadet arayan günümüz insanına modern bir çirkin tezgâhtan mutsuzluklar, huzursuzluklar sergileyecektir. Bu anlamsız serüven yaşanırken de, bir ömür heba olup gidecektir. Yüzyıllardır olduğu gibi.

Biz bu yazdı dizimizde, inşallah şu garabetin içine düşmeyeceğiz. Asla bilgi ve eğitim dışı bir fikir alışverişinin veya çatışmasının veya münazarasının içine girmeyeceğiz. Okuyucuyu da bu şekilde asla kanalize etmeyeceğiz. Bildiklerimizi aktaracağız. Bilmediklerimizi mutlaka kaynağa inerek okuyucuya ileteceğiz.

Ve bizim işimiz, sadece bilinmesi gerekeni anlatmak ve sadece ruhumuzla iman ettiğimiz konuları işlemek ve sadece ruhumuzu da feda ederek secde ettiğimiz konuları paylaşıma sunacağız.

Ve şu kesinlikle bilinmelidir ki; Doğrular yalnızca Allaha, Muhammed Mustafa saa, Kuran-ı Kerime ve EHLİBEYT İMAMLARINA AİTTİR.

Yanlışlar ise, EVVEL EMİRDE NEFSİME, ŞAHSIMA AİTTİR. HER TÜRLÜ HATA VE GÜNAH BANA AİTTİR. İSTİĞFAR EDERİM. RABBİM AFV ETSİN. SONRA İSE OLMASI GEREKEN YİNE BEŞERİN ŞERLİ KALEMİNDEN DÖKÜLEN ESERLERE ŞERLİ BİLGİLER OLARAK GİRİP, ŞERLERİNİ GÖZLERİMİZİ BOYAYARAK BİZE AKTARILAN RABLE, VAHİYLE, NEBİYLE, KURANLA, EHLİBEYTLE ALAKASI VE BAĞLANTISI OLMAYAN TÜM YAZARÇİZER, ESER MESER KONUMUNDA OLANLARA AİTTİR. NBU KONUDADA ASIL SUÇLU UNUTLMAMALIDIR Kİ YİNE ŞAHSIMDIR. ALLAHA SIĞINIYORUM. SİZLERİN İKAZLARI DOĞRUTUSUNDA İSE, GEREĞİ ANINDA YAPILACAKTIR.

Hz. İmam AS; BUYURDUĞU GİBİ,"HAKKIN NİŞANELERİNE  " NE YÖNELECEĞİZ. BAKAN DEĞİL GÖREN GÖZLERLE İLMİN KAPISINA YÖNELECEĞİZ.

Tüm anlatımlardan şunu rahatça söyleyebiliriz. Bu yazı dizisi, ALEVİLİĞİN TEORİK YAPISI OLACAKTIR.

Dolayısıyla YAZI DİZİMİZİN  ilgi alanı, ALEVİLİĞİN TEORİK YAPISI OLACAKTIR..

Olayın sosyolojik boyutuna ele almak bizi yukarıda sıraladığımız bir dizi GEREKSİZ anlamsız tartışmalar zincirinin içine sürükleyecektir. Bu kısır döngü bu süratle SÜRÜP gidecektir. Bazı insanların kendi kafalarında uydurduğu asılsız fikir ve düşünceler zamanımızı kaybetmekten başka bir şey değildir. Asıl olan insanların kendi zihinlerinde uydurduğu ütopyalar ve anlamsız aslı astarı olmayan LOŞ  fikir ve düşünceler değildir.

Alevi inancının kendi, bağlılarından neler istedikleridir? Ve bu isteklere Alevi bağlıları ne derece duyarlıdır? Ve nasıl karşılık vermektedirler.

 İNSANLARIN ALEVİLİĞE TESLİM OLMALARI EN HAYIRLI AMELLERİDİR.

VE BİZİM DE AŞK NİYAZIMIZDIR.

MAKALEMİZE DAİR SÖYLEMEK İSTEDİKLERİMİZ:

Okumakta olduğunuz yazı dizisi,  Aleviliğin İslam Tarihi temelleri üzerinde gözden geçirilerek, günümüzde yeniden projelendirilmesi ve yeniden inşası olarak görülmelidir. Çünkü Ehlibeyti ortada kan kaldırdığınızda, DEĞERLER MANZUMESİNİ TAMEMEN KAYBEDERSİNİZ. Yani Allah Muhafaza İSLAM DİYE BİR DİN ortada kalmaz.

Bu görüşümüz bir açmazlık veya aymazlık değildir. Bunu Kuranı kerimi iyi inceleyenler tesbit etmişler ve hakkı da teslim etmişlerdir. Kaynaklar incelendiğinde gerçekler görülecektir. Bu yazı dizisi kaynaklara bir yolculuk yapılması için inşallah başlangıç oluşturacaktır.

Bu söylemlerimiz, ve yeniden inşada ki bütün dinamikler Aleviliğin İSLAM tarihinden ve bu tarihi oluşturan insanların yaşam ve düşünce biçimlerimden kaynaklanmıştır. Bu ifadeye şunu da ilave edebiliriz, İSLAM TARİHİ BİR ANLAMIYLA EHLİBEYT TARİHİDİR. VE YAZIMIZLA ALAKALANDIRIRSAK BİR ALEVİ TARİHİDİR. Yani zorlamalarla ve ihraç fikirlerle meydana getirilmeyen

1. BU YAZI DİZİMİZ, Aleviliğin kendi içerisindeki HAREKETİDİR..

2. Aleviliğin İslam toplumdaki olayların ana özelliğini taşıması, ve Aleviliğin varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin bütünü Aleviliğin omurgasını oluşturmaktadır.
3. Alevilik Muhammed Mustafa’nın saa. Ruhundan yani, Bir  ruh durumundan başka bir ruh durumuna, yani  İmam Ali as. Ve Fatıma as ın ve İmam Hasan ve İmam Hüseyin as. İle birlikte tüm Ehlibeyt imamlarına geçişi demektir.
4. Alevilik bir düşünce sürecinin başlaması, demektir. Yeni bir hareketin VELAYET  ile başlayan kısmı, imamet hareketidir..
5. Alevilik, zaman içinde ümmetin ve tüm insanlığın selameti açısından stratejik durum değiştirme hareketinin adıdır. Kerbela ve 12 imamın başına gelen tüm felaketler veya yezidi mantığın imamları yok etme projelerine karşı, Ehlibeytin takındığı durum ve geliştirdiği strateji budur.
6. Alevilik fiziki durağan bir noktaya göre hareket etmekte olan bir nesnenin durumu, gibi, sürekli hareket etmekte ve kendisini geliştirmektedir. Alevilik hareket noktasında, Allah Kuran, Muhammed Ali ekseninde sabit, diğer ehlibeyt imamlarıyla sürekli hareket halinde olan iki büyük hareketin odak noktasıdır. Örnek vermek gerekirse, dünya gezegeninin biri kendi, öteki güneş çevresinde olmak üzere iki hareketi vardır.- Aleviliğe bu noktadan bir seyir yapmak gerekecektir.

Bu yazı dizimiz, Alevilik etrafında değişik sohbet toplantılarımız, değişik mekan ve zamanlardaki yazılı reddiyelerimiz, Resmi kurum ve kuruluşlara yazmış olduğum sorular ve onlara gelen cevaplar ile, değişik zamanlarda yayınlanmış makale düzeyindeki yazılarımın, nu konudaki ciddi eserlerden istifade ederek hazırlamış olduğum bir büyük yazı dizisidir. Siz adına ister makale deyin, ister risale deyin. Çalışmalardaki kaynakları reklam çalışmalarına girmesin diye özenle çıkarmakta. Makaleyi daha canlı tutacak bir yazı dizisine dönüştürerek yayınlıyorum. İnşallah bir gün kitap olarak yayınlamak imkânı zuhur ederse, kaynakçalarımızı da yayınlarız. Veya bu yazı dişinin sonunda topluca da verebiliriz.

Bu yazı dizisinin kaleme alınış amacına gelince, Değerli Ömer Faruk HÜSMÜLLÜ beyefendinin, TARAFIMA HEM YAZILI HEMDE SÖZLÜ OLARAK böyle bir yazının veya eserin bilgilendirme amaçlı olarak yayınlanması talebi ve ricası üzerine, çalışmalarımızın orijinalini bozmadan, ağır olan konuları içinde tasfiye ederek, bir internet sitesinde okunup anlaşılacak düzeydeki kısmını, yayına  hazırlamış bulunuyorum. Takdir edersiniz ki yayınlanmamış bir çalışmanın, telif hakları noktasında ileride sıkıntıya düşmemesi için bu elzemdir. Hukuki bir tedbirdir.

Amacımıza gelince, Aleviliği Allah Muhammed Ali etrafında, yapılandığını ve İSLAMIN ÖZÜ  olduğunu bir defa daha  gözler önüne sermektir.

 Zaman zaman belirttiğim gibi, burada da tekrar ederek derim ki;

Kaleme aldığım bu yazı dizisi çok ağır mükellefiyetler barındıran bir mevzudur. Hatta diyebilirim ki; yapabileceğim hataların, yanlış kaleme alabileceğim mevzular, telafisi mümkün olmayan yanlışlıklarda içerebilir. Hataların, yanlışların şahsıma ait olduğu husus en bilinmelidir. Vermiş olduğum mail adresi ile direkt şahsıma bu hataların bildirilmesi, gereğinin yapılacağının bilinmesini aziz okuyucudan özür dileyerek bir defa daha talep ederim.

Yapılan eleştirilere cevap isteyen aziz okuyucudan, İnsan olma noktasında taleplerim vardır. Eleştirilerde yapıcı bir üslup kullanılması, tartışma ortamına düşmemizi sağlayacak basitliklerden kaçınılması, özellikle ehlibeyte hakaret etme gafletine düşülmemesini arz ve talep ederim. Şahsıma gelebilecek eleştirilere ise mümkün mertebe doyurucu cevaplar inşallah vereceğim.

“Hayat İnanmak ve mücadele etmektir”İmam Hüseyin (as)              Elhamdülillah ala külli hal.


 

Saygılarımla,

Zülfikar NEBİOĞLU

İSTANBUL

 

 

Son Güncelleme: Salı, 26 Temmuz 2011 13:37

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

DEDE KORKUT’UN DİLİNDEN
Oğuz Türklerinin Korkut Ata Destanı, 172 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün210
mod_vvisit_counterDün3705
mod_vvisit_counterBu Hafta3915
mod_vvisit_counterGeçen Hafta20089
mod_vvisit_counterBu Ay74837
mod_vvisit_counterGeçen Ay146124
mod_vvisit_counterToplam17555190

Şimdi: 106 misafir, 2 bots var.
IP: 107.23.37.199