Bacon Diyor ki :

Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır...


Yağmur Alkışı

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karanlığın zülüflerinden damlayan ak kanatlı bir düşe yatırıyorum düşüne geldiklerimi.

Kollarını yağan rahmetin serinliğine açmış, suskunların çığlıklarıyla bahçelerde meçhullere karışmaya hazırlanan yalnız bir dervişin dudağının gölgeliğinde uyuyakalmış küçük kız çocuğu oluvermişti, zaman.

                  

Vakit ağlamaklı bir hikâyeye dönüşmüş kulaklarıma hiçbir çocuğun rüyasına sızmamış, zaman ötesinden ninniler söylemekte. Damağımda siyah pırlantalardan bir gölge. Bir tutam sim tozu, bir avuç dolusu şekerleme…

Rüzgârların sinelerinde uçuşan sevinçleri eteğime doldurup, billûr kandillerin ışıltısında, pencere pervazlarına alkış alkış vuran yağmura refakat ediyorum. Hayallerin değişen renkten renge geçen, râyihalarla tütsülenen seyrinde, adımlıyorum dudağımdan dökülen gece mavisi ince atlas üzerinde.

 

Ve görüyorum!

 

Bir bardak ılık süt gibi annesini isteyen çocukların boş kalmış gül tenli avuç içlerine, kanatlarında taşıdıkları ışıl ışıl yanan yıldızları bırakan melekleri...

 

Sessizce büyüyorum!

 

Kocaman yürekli küçüğüm, ağlıyor alabora olmuş düşünce gemisinin içinde, Rahmetin, meleklerin kanatlarında güvertesine inmesini bekliyorken kapanıveriyor gözleri, kapanan gözlerinin girizgâhından usulca yuvarlanıyor yanağındaki gamzesinin çukuruna bir ışık huzmesi…’’Annemi isterim, dokunsalar ağlarım. ‘’ Başka bir diyarındaydı şimdi.  Uyku perisinin ellerinden tutup rüyasının meydanına ağ atmış gökkuşağının altından geçme hevesiyle koşuyor koşuyordu. Rengini tavus tüylerinden almış çimenlerin üzerinde yuvarlanıyordu. İçindeki çocuksu merakla bakıyordu etrafına her yer lale dudağı gibi tebessüm ediyordu ona. Ve ışık yağmurlarının altından geçerek ulaşıyordu sahil-i selâmete.

 

Kaç gündür yağmurun dansı var sokaklarda. Sonsuzluğun yollarını aralayan koronun nazlı hanendesiydi yağmur. Yağmur ki, kirpiğimin ucundan bir gelinciğin rengine akar gibi... Avuçlarımdaki bir serçenin titreyişi gibi, uzaklarda asasını toprağa vuran dervişin elinden dökülen tespih taneleri gibi… Nur gibi…

 

Açılsa bir merhamet duası gibi hüznü devşiren yüreğim. Cümle kalp sahipleri vaveylâ eder, Bilirim...

Kırılmasın diye açmaya sabırsızlanan çiçeklerim(n) her kıvrımına sonsuz intizarları dolduran bir küçük susku bıraktım, Yanışın kerametiyle kızıla bürünmüş çiçekleri tutuştursun. Karanfilin yanağına düşen ateş misali kurutsun yalnızlığın buhurunda yağmur alkışına tutulmuş ıslak kelimelerimi diye...

 

Çatlıyor gölgemin derinlikleri, ağzımdan dökülüyor dünyalık nefesler adına büyüttüğüm haziran çiçekleri.

Canım acıyor. Hangi kaldırım taşının arasında çimenlenmişti acaba, yalın ayak düşlerim. Önümde boylu boyunca uzanmış insanı sağır eden suskunluklar, arayışlar, bulamayışlar.

 

Kambur sözlerim eline bir somun ekmek sıkıştırılarak kapıdan çevrilen iğreti bir dilenci.

 

Gözlerini yağmurdan sonra muhabbet kozasında açan gümüş renkli kelebekleri çıkarıyor kesesinden gece. İnce. İnce. Öylece.  Hep söylence!

 Perdenin ardına saklanan, ışıltısını içinde saklayan fecir, dudağına akıtılan sonsuzluğun bestesini, nefesine taşıyor deste deste. Ah! Ki, gönlüne terennüm yapışmış bir nâyinin dudağındaki Hû olsam!

 

‘’Dönüyorum, dönüyorum. Heryerde O'nu görüyorum.’’ (Hz. Mevlana)

 

Âlime Boyabat

Son Güncelleme: Pazar, 25 Kasım 2012 21:03

 

Yorumlar  

 
#1 Türkay Sancak 24-08-2012 15:24
Saat beş dedi mi kararan kış havası gibisin;
Gündüzleri gözlerimin sana doyamadığı kadar kısa,
Geceleri uykusuzluğumla savaştığım kadar uzun.
Tek tesellim yine sabah olacağı,
Yüreğimin sevince boğulacağı.
Bir akşam şehrin üstünden baktığım ışıklar gibisin;
Kimi zaman çok yakın,
Gözlerimi kamaştıracak kadar güzel.
Kimi zaman ise mum ışığı gibi zayıf
Benden çok uzak.
Bir sabah vakti
Yemyeşil tarlalarda üzerine çiy düşmüş gelincik gibisin;
Gelincik gibi çok güzel ve masum.
Varlığınla yaşam ümidi dağıtan,
Yokluğunda beni yalnızlığa sürükleyen
Umutsuzluğa sevk eden .
Gelincik gibisin...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

DEDE KORKUT’UN DİLİNDEN
Oğuz Türklerinin Korkut Ata Destanı, 172 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün4564
mod_vvisit_counterDün4206
mod_vvisit_counterBu Hafta30823
mod_vvisit_counterGeçen Hafta61677
mod_vvisit_counterBu Ay109812
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20228461

Şimdi: 100 misafir var.
IP: 3.226.245.48