Mevlana Diyor ki:

Kimde sevgi varsa, Allah'ın varlığı ondadır.


İnsanlık için Büyük Tehlike=Siyonizm:

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 Bu yazımızın Yahudiler, İsrail oğulları ya da Museviler olarak tanımlanan insan gruplarıyla uzaktan yakında bir ilgisi yoktur. Tehlike olarak gördüğümüz herhangi bir insan grubu değildir. Yazımızla vurgulanmak istenen tehlike siyonist mantıktır.

Bu gün insanlık materyalizm ve uzantısı felsefelerle beslenen rejimler kadar siyonizm tehlikesi altındadır.

Tahrif edilmemiş tek kutsal kitap olan Kuran'ın büyük bir bölümü bu tehlikeyi dikkat çeker.

Bu uyarımız kesinlikle ırksal bir tepki, her hangi bir ırka kişi ya da kişilere hor ve hakir görme amaçlı değildir.

Gerçek bir din vicdan ve fikir özgürlüğüne gönülden inanmaktayız.


= = =

Yahudiler Antik Yakın Doğu'da yaşamış Hz. Yakup’un yedi oğlundan türedikleri kabul edilen, günümüzde İsrail oğulları ya da İbraniler olarak tanınan dinsel etnik bir grubun üyelerine verilen isimdir.

Yahudilik dini ile arasında güçlü bir ilişki bulunan İsrail oğulları kendilerini üstün görürler ve diğer ırklardan Yahudiliğe geçme konusunda çok titiz davranırlar.

Öyle ki Hz Musa'nın getirdiği din olan Musevililik evrensel olmasına rağmen (kıpti olan firavunun imana davet edilmesi buna kanıttır) zamanla evrensellikten çıkarılmış, belirli bir ırkın dini haline getirilmiştir.

Gerçekte evrensel bir din olan Museviliğin Yahudilik diye anılması bu nedenledir.

İsrail oğulları kendilerini tüm insanların efendisi olarak görür ve bilirler. Bu görüp bilmenin kaynağı ise ırksal ve dinseldir.

Güçlü bir inanışa dönüşen bu felsefeye semitizm denilir.

Semitizm felsefesi diğer insanlar tarafından antisemitizm denilen güçlü ve menfi tepkilere neden olmuştur.

Halen günümüzde de kimi insanların kendilerini diğer insanlardan üstün görmeleri bunu inkar edilemez doğal bir hak olarak kabul etmeleri ve uygulamaya çalışmaları barış ve birlik içinde yaşamaları gereken insanlığı bölüp parçalamaktadır.

Yahudi geleneğinde, Yahudilerin soyunun M.Ö. ikinci bin yıla, kutsal kitap döneminden ataları İbrahim (a.s), İshak (a.s) ve Yakub'a (a.s) dayandığına inanılır.

Yahudiler, antik çağdaki ulusal toprakları olan İsrail diyarında iki defa siyasi otonomiye sahip olmuşlardır.

Bunlardan M.Ö. 1350'den M.Ö. 586 yılına kadar süren ilki, Yargıçlar Kitabı, İsrail ve Yehuda Krallıklarının Birleşik Monarşi ve Bölünmüş Monarşi dönemlerini içine alır ve Birinci Tapınak'ın yıkılması ile sona erer.

İkincisi ise, M.Ö. 140 ile M.Ö. 37 yılları arasındaki Haşmonayim Krallığı dönemidir.

Birinci Tapınak'ın yıkılmasından itibaren, dünyadaki Yahudilerin çoğunluğu diyasporada yani sürgünde yaşamıştır.

1948 yılında kurulan İsrail Devleti haricinde, yaşadıkları tüm ülkelerde azınlıkta kalan Yahudiler tarih boyunca sıklıkla baskılara maruz kalmışlar, bunun sonucunda da nüfuslarında yüzyıllar içinde gerek büyüklük gerekse ülkelere göre dağılım açısından dalgalanmalar meydana gelmiştir.

Yahudilerin sıklıkla bulundukları ülkelerden dışlandıkları görülür.

Bunun nedeni kısa sürede bulundukları ülkelerin ekonomelerini ele geçirerek dikkat çeken ve korkulan bir güç haline gelmeleri, içinde yaşadıkları olanaklarından faydalandıkları ülkelerin ve ülkeleri idare eden devletlerin menfaatleri yerine nice bin yılardır hayallerini süsleyen milli devlet için çalışmaları, bunun için hiç bir fedakârlıktan kaçınmamalarıdır.

Onların bu davranışları genelde içinde yaşadıkları ve nimetlerinden yararlandıkları devletler tarafından ihanet olarak algılanmış, çok kötü şekilde cezalandırılmışlardır.

Tarih boyunca, birçok hükümdar, imparatorluk ve ulus, toprakları üzerinde yaşayan Yahudilere baskı uygulamış ya da onları tümüyle ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

Bu amaçla, Yahudilerin ülkeden kovulmasından soykırıma kadar uzanan bir yelpazede farklı yöntemler uygulanmış, ülkelerin içinde, sıklıkla bu aşırı yöntemlerin tehdidi muhalefeti sindirmeye yetmiştir.

Antisemitizmin tarihi, Yahudilerin katli ile sonuçlanan Birinci Haçlı Seferini; Torquemada'nın önderliğindeki İspanyol Engizisyonu ile Portekiz Engizisyonunu ve bunların Yeni Hıristiyanlar ve Marrano Yahudilerine yönelik zulüm ve idamları; Ukrayna'da Bohdan Chmielnicki'nin Kazaklarının gerçekleştirdiği katliamları; Rus Çarları tarafından desteklenen pogromları ve Yahudilerin yerleşmiş oldukları İspanya, Portekiz, İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer ülkelerden kovulmalarını da içine almaktadır.


Yapılan zulümler, 1942 ile 1945 yılları arasındaki Holokost'ta yaklaşık 6 milyon Yahudinin katledilmesi ile sonuçlanan Adolf Hitler'in Nihai Çözümü ile doruk noktasına ulaşmıştır.

Yahudiliğin, ulus, etnisite, din ve kültür kavramlarının bazı özelliklerini içinde barındırması nedeniyle kimin Yahudi olduğu konusundaki tanımlamalar, benimsenen kimlik yaklaşımının dine ya da ulusa dayalı olmasına göre kısmi farklılıklar gösterebilmektedir.

Yahudiler genellikle üç grupla tanımlanır:

a)-Dindar olsun ya da olmasın, bir Yahudi ailede doğmuş olanlar,

b)-Ataları arasında veya soylarında Yahudi bulunanlar (kimi zaman kati olarak anne tarafından Yahudi olmayanları da içerebilir);

c)-Ataları arasında veya soylarında Yahudi bulunmayan ancak usulüne uygun şekilde Yahudiliğe giren ve bu dini takip edenler.


Kimi dönemlerde, dine geçiş Yahudilikteki nüfus artışının önemli bir kısmını teşkil etmiştir.

Örneğin, M.S. birinci yüzyılda, büyük ölçüde yaşanan din değiştirme dalgası sayesinde Roma İmparatorluğu sınırları içindeki Yahudi nüfusu iki kattan fazla artarak 4 milyondan 8 ila 10 milyona yükselmiştir.

Tarih boyunca, Yahudi kimliği konusundaki tanımlamalar, halahada (Yahudilikte din hukuku) tanımlandığı gibi anne soyundan Yahudi olma ve halahaya uygun dine geçişler temelinde yapılmıştır.

Tarihi olarak, kimin Yahudi olduğu ile ilgili tanımlamaların geçmişi, sözlü geleneğin Babil Talmudu ile kanun halinde derlenmesine kadar uzanır.

Tanah'ın Tesniye 7:1-5de geçen çünkü onlar oğullarınızı beni izlemekten saptıracak, başka ilahlara tapmalarına neden olacaklardır gibi çeşitli bölümlerini yorumlayan Yahudi bilgeler, bu pasajların Yahudiler ile Yahudi olmayanlar arasındaki karma evliliklere karşı bir uyarı olduğunu belirtmişlerdir.

Bu uyarının sonucunda İsraillilerin yabancı karılarını ve onlardan olma çocuklarını bırakmaya yemin ettikleri gözlemlenir. Bu mantık Yahudi ırkını diğer insan ırklardan ayırır.

Dünyanın çeşitli bölgelerine dağılan Yahudiler her şeye rağmen kendilerini zamanın değiştirmesinden koruyamamışlar, bazı etnik bölünmelere ayrılmışlardır.

Bu nedenle Eski Dünya'nın dört bir yanındaki çeşitli yerlerde Yahudi yerleşimciler tarafından çok sayıda Yahudi cemaati kurulmuş, bunlar arasında sıklıkla çok uzun mesafeler bulunduğundan cemaatler birbirinden genellikle uzun süre etkin bir şekilde tecrit olmuştur.

Yahudi diyasporasının ilk bin yılı boyunca, cemaatler yerel çevrelerinin siyasi, kültürel, doğal ve nüfusa dayalı etkisi altında gelişmiştir.

Yahudiler arasındaki bu farklılıklar, günümüzde dilsel çeşitlilik, farklı damak tatları, litürjik uygulamalar ve dini yorumlar gibi noktaları içine alan her bir cemaatin Yahudiliğini kültürel olarak ifade etme tarzlarının yanı sıra zaman içinde dışarıdan alınan genetik katkının dereceleri ve kaynaklarında da görülebilir.

Bütün dağınıklığa rağmen Yahudilerin Alman ve İspanyol Yahudileri olmak üzere asgari müştereklerde iki büyük grup halinde birleştikleri görülür.

Yapılan araştırmalar farklı Yahudi grupları tarafından sergilenen kültürel ve fiziksel çeşitliliğe rağmen bu toplulukların genetik olarak birbirleri ile akraba olduklarını, İsrail oğulları soyundan geldiklerini ortaya koymuştur.

Dünyanın dört bir yanına dağılmış olmalarına rağmen Yahudiler arasındaki genetik benzerlikler araştırmacılar tarafından da şaşırtıcı bulunmaktadır.

Şüphesiz ki bunun nedeni inandıkları üstün ırklarını ve özel dinlerini koruma gayretleri nedeniyle Yahudilerin kendilerini diğer insanlardan ayırmaları, tecrit etmeleridir.

İlginç olan ise israil oğullarının daha alt kökeninin (Yakup a.s’den önceki kökeninin) Y-kromozomu ölçüt alınarak yapılan araştırmalarda İsrailli Araplar ve Filistinliler ile de yakın akraba olduklarını göstermesidir.

Çalışmalardan birinin yazarları incelenen Yahudi olan ve olmayan Orta-doğu toplulukları arasındaki gözlemlenen son derece büyük yakınlığın ortak bir Ortadoğu kökeni hipotezini desteklediğini ifade etmektedir.

Daha ayrıntılı araştırmaların tüm insan ırklarının tek bir kaynaktan geldiğini, üstün ırk mantığının geçersizliğini göstereceği açıktır.

Bu bilimsel gerçek ise ırkçılığı temelinden yıkar.

Yahudiliği diğerleri gibi ırk çeşitliliği, dolaysıyla yaşam zenginliği olarak kabul etmek gereklidir.

İnsanlık için tehlike olan Yahudi ırkı değil siyonizm mantığıdır.


Yahudi ırkı binlerce yıl önceki siyasi coğrafyanın bu günküyle aynı olmadığının farkına varsalardı belki de bu büyük sorun ortaya çıkmayabilir, Yahudi ırkı da diğer ırklarla entegre olarak barış içinde yaşayabilirdi.

= = =

Siyonizm, Filistin'de Yahudiler için yeniden bir vatan kurulmasına destek veren uluslararası Yahudi siyasi hareketi olarak tanımlanır.

Söz konusu alan, Tevrat'ta bahsi geçen ve İsrail Diyarı (vaat edilen topraklar) adı verilen topraklardır.

İsrail devletinin kurulmasından bu yana, Siyonist hareket de şekil değiştirerek öncelikle Modern İsrail devletinin desteklenmesi amacı ile varlığını sürdürmektedir.

Siyonizm esas olarak Yahudi ulusu kavramının M.Ö. 1200 ile İkinci Tapınak döneminin sonları arasında ilk olarak geliştiği İsrail Diyarı ile Yahudileri ilişkilendiren tarihi bağlar ve dini gelenekler kavramına dayanmaktadır.

Büyük ölçüde Avrupa Yahudilerinin kıtanın dört bir yanında yükselen antisemitizme verdiği bir tepki şeklinde başlayan çağımızdaki hareketin kurucuları çoğunlukla laik Yahudilerden oluşmaktadır.

Siyonizm, modern milliyetçilik görüngüsünün bir koludur.

Başlangıçta, asimilasyona ve Yahudilerin Avrupa'daki durumuna karşı alternatif tepkiler sunan çok sayıdaki Yahudi siyasi hareketinden biri olan Siyonizm, hızla büyümüş, Yahudi Soykırımının ardından da Yahudi siyasi hareketleri arasında hakim güç halini almıştır.

Siyasi hareket, Avusturya-Macar gazeteci Theodor Herzl tarafından Yahudi Devleti adlı eserinin yayımlanmasının ardından, 19. yüzyılın sonlarında resmen kurulmuştur.

İsrail Diyarına Yahudi göçünü teşvik etmeyi amaçlayan hareket, sonunda Yahudiler için bir anavatan olarak İsrail'i kurma hedefine 1948 yılında ulaşmıştır.

Savunucuları, Siyonizmin amacını Yahudi ulusu için kendi kaderini tayin olarak görmektedir.

İsrail'de yaşayan Yahudilerin dünya üzerindeki Yahudiler içindeki payı hareketin hayata geçirilmesinden bu yana sürekli olarak artmıştır.

Bugün, dünyadaki Yahudilerin yaklaşık yüzde 40'ı İsrail'de yaşamaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde de benzer sayıda Yahudi yaşamaktadır. Ancak bu rakamın İsrail'e oranla azalmaya devam etmesi beklenmektedir.

1968 yılında Kudüs'te bir araya gelen 28. Siyonist Kongresi aşağıda belirtilen beş noktayı Siyonizmin günümüzdeki amaçları olarak kabul etmiştir.

a)-Yahudi Halkının birlik ve yaşamında sahip olduğu merkezi önem nedeniyle İsrail devletinin korunup yaşatılması,

b)-Yahudi Halkının, tüm ülkelerden yapılacak göçler yoluyla, tarihi anavatan kabul edilen olan Eretz Israel'de bir araya gelmesi; bu yolla İsrail devletinin büyüyüp güçlendirilmesi,

c)-Büyüyüp güçlenmenin adalet ve barış vizyonları üzerine kurgulanması

d)-Yahudi ve İbranice eğitiminin ve Yahudi ruhani ve kültürel değerlerinin teşvik edilmesi yoluyla Yahudi Halkının kimliğinin korunması;

e)-Yahudi haklarının her yerde korunması.



Siyonizm fikirsel olarak bölünmüş gibi görünüyorlarsa da tüm bölümler yukarıda belirttiğimiz amaçlara ulaşmaya çalışmada hemfikirdirler.

İsrail devleti tüm dünyaya yayılmış, yaşadıkları devletlerden çok bir İsrail ajanı ya da vatandaşı gibi çalışan Yahudiler aracılığıyla dünyaya yön veren büyük güçleri kontrol altında tutmakta, bir bakıma dünyayı bu güçleri kullanarak istedikleri gibi şekillendirmektedirler. Bu nedenle bir Yahudi emperyalizmi söz konusudur.


Bunun nedeni de Yahudilerin tarihsel mirasları zannettikleri vaat edilmiş toprakları henüz bütünüyle ele geçiremedikleri zannedilirse de bu gerçekleşse bile Yahudilerin vaat edilmiş topraklarla yetinmeyecekleri, kendilerini insanların efendileri zannettiklerinden tüm dünyayı ellerine geçirmek isteyecekleridir.

İnsanlığı bekleyen büyük tehlike budur.

Yahudiler emellerine ulaşmak için her yolu doğru ve mubah görürler.

İnsanları kontrol altında tutmanın en iyi ve kolay yolunun bölüp parçalama olduğunu da çok iyi bilirler. Bu nedenle insanları bölüp parçalayan bütün felsefeler dünyayı ele geçirme amaçlı siyonizme hizmet eder.

Yahudilerin din dışı ateist hareketleri kendileri bir Yaratıcının varlığını inanmalarına rağmen desteklemesinin iki büyük nedeni vardır.

1)-Yahudiler kendilerini diğer insanların üzerinde bir ırk olarak görmekte, böyle zannetmektedirler. Onlara göre Yahudiler insanların efendisidir.

Her insan Yahudilere boyun eğmek, hizmet etmek zorundadır.

Yahudi olmayan her insan doğal olarak Yahudiliğin düşmanı en azından rakibidir. Bu nedenle düşman ya da rakip varsayılan toplulukları dolaysıyla insanları zayıflatan her hareket Yahudiliğin menfaatinedir.

İnsanlar boyun eğdirmek ve kontrol altına almanın en kolay ve basit yolu güçlü olmaktan geçer.

Rakibin zayıflığı kendilerinin güçlü olması anlamına gelir. Bu nedenlerle diğer insan topluluklarının güçlenip zenginleşmelerini istemezler.

2)-Yahudiler ticaret konusunda uzman olduklarından genelde bulundukları memleketlerin ekonomisini ele geçiriyorlar, tamamen kontrolleri altına alabiliyorlardı. Kendilerini insanların efendisi gördüklerinden her türlü sömürüyü hak ve mubah saymaktaydılar. Bu nedenle büyük bölümü zengin ve elit tabakadandılar. Ekonomisini ele geçirerek dünyayı kontrol edebileceklerini zannediyorlardı. İnsanlılığın birbirlerine muhtaç olduklarını görmezlikten, bilmezlikten geliyorlardı.


Fakat Yahudilerin hayli mantıklı gibi görünen bu planları tutmamıştır. Bunun nedeni de bel bağlanan rejimlerin, felsefelerin art arda çökmesi ya da çökmek üzere olmasıdır.

Bu konudaki kişisel görüşümüz Yahudilerin İsrail’de asla bir araya gelemeyecekleri yönündedir. Bunun nedeni ise Yahudilerin kendilerini diğer insanlardan tecrit etme alışkanlıklarıdır.

Aynı alışkanlık İsrail devletinde de devam edecek, bu devlet kısa zamanda yalnızlığa itilecek sonuçta tüm Yahudilerin içinde bulunduğu bir açık hava hapishanesine dönüşecek olmasıdır.

Hiç bir Yahudi kesin çizgilerle diğer insanlardan tecrit edilmeyi istemez ve kabul etmez.

Nedeni ise menfaatlerinin diğer insanlarla ilişki içinde olmakla yakında ilgili oluğunu çok iyi bilmeleridir.

Ve yine hiç bir Yahudi kendi isteğiyle bir açık hava hapishanesine dönüşmüş ya da dönüşecek olan İsrail’e gitmek istemez ve gitmez.

Eğer İsrail devleti uzun ömürlü olmak istiyorsa her şeyden önce komşularıyla iyi geçinmeyi öğrenmek zorundadır.

Hüdai Çakmak
 

 

Son Güncelleme: Perşembe, 08 Eylül 2011 16:41

 

Yorumlar  

 
#1 Taner Sargın 16-09-2011 12:26
İnsanlık için büyük tehlike saptamanız ve gelen yazının anlattığı şu: gelecekte siyonizm insanlık için büyük bir tehlike olacak saptaması olarak duruyor. Bu kesinlikle hatalı ve şu an durduğu yeri bile tahlil edemeyen bir saptama. Doğrusu şudur. Gelecekte değil Şu an tüm dünya hakları siyonizmin kurallarıyla vızık vızık öttürülmektedir . Her tür sömürü baskı ve zulümü aşmış bir durum yaşanmaktadır. Yazınızın içeriğinde de yanlış bilgilendirmele r göstermektedir ki sizin ve birçok kişinin üzerinde yahudi etkisi adeta işlemiştir. Mesela Hitler 6 milyon yahudinin katledilmesinde n bahsediyorsunuz o altı milyonun içinde polonyalıların ve çingenelerin yanında yahudiler çok az kalır. Hitler faşizminin bu insanlara uyguladığı zulmüm hesabını soracak gücü olmayan halklar silinip yerine yahudiler koyuluyor. Tekrar altını çizmek isterim ki: Tüm dünya yahudiliğin etkisi altındadır. Bu gün kendini müslüman partisi diyenler bile emirlere uymayan komutanları ceza evlerine kapatarak gemileri yetkisiz ama emirlere amade düşük rütbeli olanlarla müslüman ülkeleri bombalamaya gönderiyor. Tüm bir ülkede bunun islam adına yapıldığına inandırılıyor. Yazınızın başından sonuna kadar yahudiliğin etkisi altında kalma durumu söz konusu. Böyleciddi bir konuyu işlerken Biraz bilgi sahibi olmak gerekir. 'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak' sözünü rahmetli Uğur Mumcu kullanırdı. Benim de çok sevdiğim bir sözdür. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi yapılmış insanlar sahte fikirlerle aşılanmış insanlardır. Dünyanın durumunu bu durumu yaratan etkileri ve birey kendi konumunu ve bu konuma etki eden faktörleri çok iyi tahlil edebilmeli. Sabit kaynaklardan aşılanmak yerine çok farklı bakış açılarından bir konuyu irdeleyebilmeli . Tüm bunlardan önce özgür ve fikir üretebilen bir beyin olmalı. Malesef Uğurların katledilmesinde n tutunda araştırmacı bilim adamlarımızın faili meçhul ölümlerine kadar yahudi etkisi vardır.

Saygılar.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

İKİZ KARDEŞLER
Özbek Türklerinin Erali Şirali Destanı, 110 Sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2594
mod_vvisit_counterDün3909
mod_vvisit_counterBu Hafta6503
mod_vvisit_counterGeçen Hafta40012
mod_vvisit_counterBu Ay155290
mod_vvisit_counterGeçen Ay161449
mod_vvisit_counterToplam20678793

Şimdi: 33 misafir var.
IP: 3.230.1.126