Albert Einstein Diyor ki:
 
Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır.

 

 


Şiire Saygı Yitiriliyor mu?

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

Özellikle internetin gündeme geldiğinden bu tarafa, maalesef her önüne gelenin siteler açarak sözde “şiir” adı verilen bir yığın laf kalabalıkları yayınlamaya başlamalarıyla konu daha çok zihinlerimizi işgal etmektedir.

Millîlik vasfını en fazla taşıyan sanat dalı şiir olsa gerektir. Yazıldığı dilden başka dillere çevrildiğinde aslî özelliklerinden çok şeyler kaybetmesi bu gerçeği gösterir. Bazı millî değerlerimizin kasıtlı bozulması gibi, şiirimize de yamama değer arayışlarının sokulmak istenmesi, bu sanat dalına duyulan saygıyı azaltmıştır. Kendi patolojik akılları ile hayatı çirkin ve çekilmez göstermeye çalışanlar, hayatı güzelleştiren unsurlardan biri olan şiiri de aslından uzaklaştırmağa çalışıyorlar.
 
Şiir, edebiyatımızın en eski türüdür. Bunun için tarihi geçmişi olan ve büyük kültür zenginliğinden kaynaklanan bir Türk şiirinden her zaman bahsedilmiştir. Fakat millî ve manevî hayatımıza sokulduğu gibi, sanatımızda da kendini bulamayan, çarpık kimlik arayışları içerisinde olan tavırların görülmesi şiire saygı meselesini gündeme getirmiştir. Taklitçi olup hep taklitte kalan insanların kendilerine duyulan saygıda düşüş kaydedildiği gibi, sanat kaygısı çekilmeden ortaya sürülen eserler sayesinde Türk şiir sever ve okurunda şiire karşı bir saygı azalması meydana gelmiştir denebilir. Toplumun şaire ve şiire soğuk durmasının sebepleri arasında, sanat platformunda şiir estetiğini yıkma planlarının uygulanması ve bunda başarıya doğru tırmanılması büyük rol oynamaktadır.
 
Millî sanatımızın yozlaştırılma planı içerisinde şiirimiz de hedef olarak seçilmiştir. Önceleri güya bir sanat okulu görünümünde ortaya çıkan bazı gafiller, şiiri basit göstermeye, şiirin sıradan bir sanat dalı olduğu intibaını uyandırmaya çalışmışlardır. Şimdilerde ise çoğu internet sitelerinden şiir zevksizliği akmaktadır.

Nitekim işaret edilen konularda ve faaliyetlerde de bir dereceye kadar başarılı olmuşlardır. Çünkü sanata saygı duyan şair ve yazarların kaleme aldıkları çeşitli yazılarında ve haklı olarak gündeme getirdikleri tereddütlerinde, "Türk şiiri ölüyor mu?", "Şiirimizin derinliği niçin kayboluyor?" ve hatta "Bir Türk şiirinden bahsedebilir miyiz?" gibi düşünceler hâsıl olmuştur.
 
Bu gibi ve benzeri düşüncelere sebebiyet verenlerin başında şairlerden çok "şiirci"ler gelmektedir. Kitapçı, saatçi gibi bunlara da ancak "şiirci" diyebiliriz. Çünkü kendilerine şair adı veren bu tür kalemler, kitap satan "kitapçı", saat satan veya tamir eden "saatçi" gibi şiire yaklaşmakta ve bu tavırla şiir yazmaktadırlar. Maalesef bunların içersinde -az da olsa- iyi niyet heveslileri olduğu gibi, şiirimizi "şiircilik"le bir çıkmaza götürmek isteyen, "şiirimizi bozma ajanları"da mevcuttur. Bir kısım internet siteleri ise bu duruma daha çok çanak tutmaktadır.
 
İster gafillikle, ister ajanlıkla olsun, şiirimizde bir anarşi, bir ucuzluk ve basitliğin peşinde olmak, şairlerin değil ancak "şiirci"lerin işidir. Oysa iyi bilinmeli ki her şairane duygu, her anlık titreşimlerin kıvılcımları şiir değildir. Her şairane duyguyu şiir diye yayımlamak, hem okura hem de şiire saygısızlık demek olduğu gibi; deruni duymanın yanında geniş bir kültür hamulesinden geçilerek çile ile yazılan mısraları "şiircilik" dumanında boğmak demektir.
 
Voltaire, "Bir milletin duygu ve düşünce sanatlarındaki üstünlüğünün şaşmaz ölçüsü, şiir kültüründeki yüceliğidir" der. Bizde istisnalar dışında -fayda ve zararı hesap etmeden- sürekli yenilik peşinde olmak, sadece tıfıl bir kültürden yararlanma inadı, heveskârların hep heveskârlıkta kalma meselesi de şiirimiz için duyulan tereddütlerin sebepleri olmaktadır. Bunun neticesinde de şiire saygı azalmaktadır. Çünkü "şiirci"ler, şairleri basılı yayın kalabalıklarında boğmaya çalıştıklarından beri şiirin okuyucusu azalmış, şiire olan saygı yitirilmeye başlanmıştır. Hâlbuki şiir, sanatın en asil mevkiinde olması gerekir ve bu yerinde kaldıkça şiirdir. Sanatın bu alanında kalem oynatmak isteyenler, kararlarından önce çok iyi düşünmeli, "şair" kimliğinin ağır sorumluluğunu kabullenmelidirler. Daha sonra kendi duygu, düşünce ve hayallerini de şiirin asalet makamına yükseltmelidirler.
 
Şiir alçaltılmaya gelmez. Hele hele mülevvesliklerin hakim olduğu çöplüklerde süründürülmeğe hiç.. Kendilerini aşağılık duygusunun sofra artıklarını hazmetmeye alıştırmış olanlar, şiirin kanatlarının havalanmasına engel olamayınca, şiir maskesi içinde sundukları herzelerle şiire olan saygıyı sarsmaya çalışmaktadırlar. Onlar farkında mıdırlar acaba?
 
Şiire ve sanatkâra ilgi duyan, bunları millî kültürümüz adına samimi niyetlerle seven ve bunlardan zevk alan biri olarak düşünelim. Herkes bir "Kaside-i Bürde" şairinin sahip olduğu mazhariyete sahip olamaz ama buradaki mesajın idrak edilmesi çok şeyler kazandıracaktır. Çünkü sanat basit olmadığı gibi, şiir de sanatın en basit dalı değildir.
 
Şiir, bir esinti meselesi, gelip geçici bir duyarlığın sathî ürünü olarak düşünülmemelidir. Şiir, sıradan heveskârların dalga geçmek için çapkın kalemlerine dolamak istediği, kolay elde edilen bir sokak yosması hiç değildir. Yahya Kemal “Edebiyata Dair” de der ki: " Duymayanlar lisanda ne kadar üstad olsalar duyuramazlar, düşünmeyenler satırları ne kadar hünerle, zevkle okusalar düşündüremezler; söyleyecek ızdırapları, zevkleri, emelleri, hasretleri olmayanlar, niçin şiir söylerler?”
 
Şiire saygısızlık yapanlar ve bu saygısızlığı uyandıranlar, şiirin de diğer zanaat ve sanatlar gibi bir bilgi, çalışma, tecrübe ve en önemlisi Allah'ın nasip ettiği bir yetenek sayesinde ortaya konduğunu düşünme zahmetine katlanmayanlardır.
 
Okurun şiir zevki ile alay eden "şiircilik" anlayışı, şiirimizin zararına olacaktır. Çünkü Türk sanatlarının, okurunun "şiirci"likle uğraşanlara değil, şiirle uğraşanlara saygısı vardır. Özellikle çağımızın son çeyreğinde başlayan Türk şiiri üzerindeki bazı tereddütler giderilmek isteniyorsa, öncelikle şiire saygı esprisi yeniden diriltilmelidir sanıyorum.
www.ihsankurt.net
 



 

Son Güncelleme: Çarşamba, 05 Ekim 2011 15:32

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

KAYADAN DOĞAN KIZ
Hakas Türklerinin Altın Arığ Destanı, 112 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1251
mod_vvisit_counterDün7328
mod_vvisit_counterBu Hafta24024
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay85998
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18184564

Şimdi: 16 misafir, 2 bots var.
IP: 35.175.191.72