Alphonse Daudet Diyor ki:

Birini sevindiren iş, diğerini ağlatır, yaşamak işte böyledir.


MUSA DAYI!-Ahmet AYKOL

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Sımsıkı kapatılmış perdeyi aralayıp dışarı baktığımızda gecenin bir yarısı olmasına rağmen hava aydınlık. Ayın parlak yüzünün ateş topuna döndürdüğü kızıl kar tanecikleri geceye farklı bir gizem yüklemiş gibi. Sobanın sıcaklığına dayanamayan ıslak ağaç dallarının çıtırtısından başka rahmetli ninemin sözünün üzerine ses çıkaran kalmamış…

 

Hepimiz pür dikkat ağzından çıkacak cümleyi bekliyoruz. “O çelimsiz, açlıktan karın derisi birbirine yapışmış Musa Dayı, yonanlıların üstüne öyle bir atılmış ki…” sonu bellidir aslında bu hikâyenin. Musa Dayı şartlar ne olursa olsun yonanlıyı yenecektir. Varsın silahı olmasın, varsın açlıktan ayakta duracak mecali kalmasın, varsın neredeyse son bir asırdır savaş meydanlarında yüzü gülmemiş bir milletin ferdi olsun… Türk’tür ya yetmez mi? Tarihte bundan önce 16 tane büyük devlet kurmuş üstüne üstlük hepsinin de kendisi yıkmış, daha birisi yıkılmadan yenisini kurmayı başarmış bir milletin ferdidir Musa Dayı… Üç-beş yonanlıya mı yenilecektir. Dahası yüzyıllarca Din-i İslam’ın bayraktarlığını yapmış bir millet gavura heç yenilir mi! Savaş meydanlarında Türk’ün bileğinin büküldüğünü kim görmüş ki? Tek öğrenemediğimiz şey masa başı oyunları. Hani şu şimdilerde adına diplomasi denilen şey var ya işte o. Çanakkale’de destan yazdık ama yenik ilan edildik! Galiçya’da, Suriye’de, Hicaz’da kahramanlık nedir tüm dünyaya gösterdik ama masa başında bunların hiçbir faydasını göremedik. Cihan Harbinde gösterdiğimiz kahramanlığın cezasını gavurlar bize Sevr’i imzalatarak ödetmeye kalkmadılar mı? Emme unuttukları bir şey vardı. Her Türk’ün içinde bir Kürşad yatar. Hemi de goca Çin sarayını kırk kişiyle basacak kadar yürekli, Türk’ün esir olmaktansa ölmeyi göze alacağını bilecek kadar kendi milletini iyi tanıyan bir Kürşad! İşte yine bir Kürşad, yeni bir Kürşad çıkmış yedi düveli dize getirip Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmamış mıydı?.. Hikâyenin tam burasında gözler uzaklara, taaa uzaklara dalar gider, bakışlar buğulanır, odayı bir sessizlik kaplardı.

 

Bir süre sonra derinden çekilen bir “Aaaah!” ile Gazi Paşa’ya duyulan hasretin kapısı aralanırdı. Musa Dayı unutulur, Mustafa Kemal Atatürk’ün cephelerdeki kahramanlıkları sıralanmaya başlanırdı. Eeee bu fırsatı kaçırır mı rahmetli dedem. O da Gazi Paşa’dan girer dört yıllık ihtiyat askerliğinden çıkardı. Ve en olmadık zamanda uyuya kalırdık. Tam da Musa Dayı’nın yonanlıyı yeneceği zaman uyunur mu? Ne yapacaksın, çocukluk işte. Zayıf bünyemiz gündüz kar üzerinde o kadar koşuşturmanın üstüne gecenin bu güzel sohbetine daha fazla dayanamayıp sıza kalırdı. Sabaha kadar kimimiz Gazi paşa, kimimiz Musa Dayı olup gavurla savaşırdık. Yenilmek mi? Ne mümkün! Biz, Türk’üz! Düşmanın kimliği, kişiliği, sayısı, elindeki silahın hiçbir önemi yoktur bizim için.

 

Oyunlarımız da bile kimse gavur olmak istemezdi. Hele düşman askeri bulmak mümkün değildi. Ancak köye yeni gelmiş ve bizimle oynamak isteyip de aramıza almadığımız arkadaşlar olursa onlar o da zorunluluktan bir-iki defa düşman olurdu o kadar…

 

 Böyle bir psikoloji ile yetişmiş çocuktaki özgüveni düşünebiliyor musunuz? Onun önünde bir engel durabilir mi? Böyle bir özgüveni hangi yaşam koçu verebilir sizce? Hangi özel dersle bu duyguyu çocuğunuza kazandırabilirsiniz? Muhteşem Rezaletle mi yavrularımıza tarih bilincini aşılayacağız? Yoksa binlerce yıllık Türk Destanlarının ismini varlığı dahi tartışmalı terör örgütleriyle özdeşleştirerek mi başaracaksınız?

 

Sizin anlayacağınız eskiden yaşayan bir kültürümüz vardı. Bu yüzyıllardır ocak başlarından, soba kenarlarından, dost sohbetlerinden beslenir, büyür ve yaşamını devam ettirirdi. İletişim çağında başka kültürlerin bombardımanına maruz kalmış Türk Kültürü ne yazık ki yaşam savaşı veriyor. Dört biryanı kuşatılmış. Her geçen gün hayat damarlarından birisi acımasızca katlediliyor. Çözüm mü? Günümüzün iletişim araçlarına Türk Kültürünü hem de sulandırmadan taşımak. Yoksa… dilim varmıyor ama farkına bile varmadan içimizdeki o ölümsüz kurtarıcıyı katlederiz…

 

Ahmet AYKOL

TÜRKAV DENİZLİ ŞUBE BAŞK.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

KAFKAS BAHADIRLARI
Karaçay Türklerinin Nart Destanı, 112 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3778
mod_vvisit_counterDün6702
mod_vvisit_counterBu Hafta3778
mod_vvisit_counterGeçen Hafta50558
mod_vvisit_counterBu Ay226725
mod_vvisit_counterGeçen Ay280495
mod_vvisit_counterToplam19168944

Şimdi: 70 misafir, 21 bots var.
IP: 35.172.216.157