ATSIZ DİYOR Kİ:

Taviz verene başkaları, kavga çıkarmadığı için belki "aferin" der ama kimse onu şerefli ve haysiyetli saymaz.


UNUTMAK TÜKENMEK DEMEKTİR!-Ahmet Aykol

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Sevgili okuyucular “Unutmak Tükenmek” demekmiş. Zaman zaman bu köşeden bizce unutulmaması gerekli olaylara yer veriyoruz ki tükenmeyelim, hafızalarımızı tazeleyelim. Yeni yıla da böyle bir başlangıç yapalım istedim. Ebussuud Efendi ile yöneticilerimize, Arap Camii ile de zaman zaman işlemediğimiz suçlar için bizi özre davet edenlere seslenmek istiyorum. Belki okurlar da kimin kimden özür dilemesi gerektiğini öğrenirler, bilerek yapıyorlarsa da millet onların gerçek niyeti hakkında bir kanaate varır.

 

Ebussuud Efendi; 3 Ocak 1491'de İskilip'te doğmuş ve 23 Ağustos 1574'de İstanbul'da ölmüş, Osmanlı Devleti'nin zirveye vardığı dönemde Kanuni Sultan Süleyman ve II. Selim'e şeyhülislamlık yapmış din ve devlet adamıdır. O’nun hayatından ve bahsetmek yerine onunla ilgili bir olay anlatmakla yetineceğiz. Bu da O’nu tanımanıza yeter diye düşünüyorum.

 

Kanuni Sultan Süleyman'ın cenazesi defnedilmek üzeredir. Sultanın naaşı tam mezarına bırakılacaktır ki, elindeki çekmeceyi tabutun yanına sıkıştırmaya çalışan bir saray ağası Ebussuud Efendi’nin dikkatini çeker, derhal müdahale eder. “Ne oluyor orada?” diye sorar. Saray ağası bu emaneti mezara bırakması gerektiğini, merhum sultanın bunu vasiyet ettiğini söyler. Ebussuud Efendi, önce buna itiraz etse de vasiyet olduğunu duyunca buna içindekileri görmek şartı ile izin verir. Şeyhülislam tam çekmeceyi alırken, çekmece yere düşer. Ortalığa yüzlerce kağıt yayılır. Ebussuud Efendi kağıtlardan birini eline alır ve bir anda beti benzi atar, gözü kararır. Bunlar Kanuni'nin padişah olarak icraatları için kendisinden aldığı ve altlarında Ebussud Efendi’nin mührü bulunan fetvalardır. Yere çöker, hafif bir sesle “Ah Süleyman ah!” der, “Sen kendini kurtardın. Bakalım Ebussuud ne yapacak?” İcra makamında olanlar Ebussud Efendi’nin özellikle bu son cümlesini asla unutmamalı, hatta gözlerinin önünden bir saniye bile  ayırmamalıdır. İlahi adalet er-geç mutlaka tecelli eder… 

 

Bu Günün ikinci önemli olayı da Ardahan Arap (Yanık) Camii katliamıdır.  Ardahan ili Halil Efendi Mahallesinde bulunan camiinin çok hazin bir öyküsü vardır.  Caminin ne zaman ve kim tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Birçok talihsizlik geçiren cami asıl faciayı ise 3 Ocak 1917 tarihinde yaşamıştır. Çünkü o gün Ermeni çeteciler tarafından camiye toplanan 373 Müslüman Türk cami ile birlikte diri diri yakılmıştır. İddiaya göre yanan insanların eriyen yağları ikiyüzelli metre ötedeki Kura Nehri’ne kadar ulaşmıştır. Geçen yıl 19 Ekim’de başlayan kazılarda da bu iddiaları destekler nitelikte bulgulara rastlanmıştır.

 

Özellikle de bir milyon Ermeni’yi, otuz bin Kürdü öldürdüğümüzü iddia eden sözde Türkler mutlaka bu camiyi görmeli, katliamın nasıl yapıldığını öğrenmelidir. Ermenilerden özür kampanyası başlatanlar hiç vakit kaybetmeden Arap Camiinde almalıdır soluğu. Kim bilir belki vicdanı sızlar da söylediklerinden utanırlar.

 08 Ocak 2011

AHMET AYKOL

TÜRKAV Denizli Şube Başkanı

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

DEDE KORKUT’UN DİLİNDEN
Oğuz Türklerinin Korkut Ata Destanı, 172 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3378
mod_vvisit_counterDün6702
mod_vvisit_counterBu Hafta3378
mod_vvisit_counterGeçen Hafta50558
mod_vvisit_counterBu Ay226325
mod_vvisit_counterGeçen Ay280495
mod_vvisit_counterToplam19168544

Şimdi: 115 misafir, 8 bots var.
IP: 35.172.216.157