Cenap Şehabettin Diyor ki :

Gençlik çabuk geçer derler, malesef ihtiyarlık da öyle!


BU DA GEÇER…

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

alt   

 

   

 

    İnsanı derinden etkileyen acılar vardır. Evlat acısı gibi…Anne/ baba acısı gibi….Eşini kaybetmek gibi…Yeri doldurulamayan, her hatırlanışında ilk günkü kadar acı veren.  Ancak hayat devam eder, her şeye rağmen. Bu acıların üstesinden gelebildiyseniz güçlüsünüz demektir. Ya da bu acılar sizi güçlendirebilmişse biraz daha olgunlaşmışsınız demek…

    Hastalıklar vardır, hayata direncimizi kıran;  aile içi tartışmalar, dosttan gelen yaralar… Sürekli ayakta kalmak durumunda olduğumuz ve çoğu zaman ‘’Bu da geçer!’’ diyebildiğimiz sorunlar… Doğduğumuz günden başlayan bir mücadele.. Sabır ve metanet isteyen. Kimimiz soğukkanlılıkla karşılayabilirken, kimimiz telaşlı ve heyecanlıyızdır.

   Hayal kırıklıkları vardır, umduğunuzu ya da beklediğinizi bulamadığınız. Bazen hayatla aranıza soğuk duvarlar ören..Bazen yaşama aşkınızı öldüren.. Güvendiğiniz dağlara kar yağar bazen. Sonsuza kadar sürecek diye düşündüğünüz mutluluğunuz uçup gider ellerinizden.

    Yaptığımız hatalar vardır. Yanlış olduğunu bile bile gittiğimiz yollar. Ateşinin  yakacağından emin olduğumuz halde, dokunduğumuz korlar…Dikeninin batmasını göze aldığımız güller..Kafamızı duvara vuracağımızdan şüphemiz olmayan tercihlerimiz vardır.

    ‘’Tercihlerimiz kişiliğimizin göstergesidir.’’ gibi büyük laflar etmekten uzak durmaya çalışarak, elimizde olan ya da bizi aşan iki farklı olguya yöneltmek istiyorum bakış açımı. İfade etmeye çalıştığım şey, basit ve anlaşılır: Elimizde olmadan, - ister kaderle açıklayın, ister tesadüfle, ister tevafukla- hayatın kendisinin hazırladığı öyle büyük sorunlar var ki, insan eliyle hazırlanmış olanlarına şaşarım çoğu zaman. Örneğin anne ya da babamızı seçmek bizim elimizde değildir. Esmer, sarışın, kumral olmanın bizim elimizde olmadığı gibi…Hatta genetik rahatsızlıkların özünde bizim hiçbir hatamız yoktur. Zeka seviyemiz, kişiliğimizin bizi aşan olumsuz yanları, boyumuz, göz rengimiz, hiçbir hatamız olmadığı halde karşımıza çıkan bir trafik canavarı yüzünden bir kısım uzuvlarımızı kaybetmemiz, ülke ekonomisinin yönetenler tarafından kontrol altında tutulamadığı için çektiğimiz para sıkıntısı…

    Tüm bu sorunlarla karşılaşabileceğimizi bile bile yeni ve yapay sorunlar üretmeyi hiç anlayamamışımdır. Bu zaten yere düştüğü için acı çeken çocuğa bir tokat da bizim vurmamıza benzer.  Elimizde olmayan sorunların yanı başına bu yapay sorunlar da eklendi mi  kaldırabileceğimizden  çok daha ağır bir yük yüklenir omuzlarımıza. Ana sorunlarla baş edecek gücümüz azalır. Sersemleriz hayat karşısında. Gereksiz alınganlıklarımız, yanlış anlamalarımız, öznel ve önyargılı bakış açımız ilişkilerimizi, hayata tutunmamızı, özgüvenimizi zedeler. Doğrularımızı örseler. Hayatın sorunsuz yaşanabilecek istisna günlerini elinizden alır. Ruh sağlığınız bozulur…

     Zaten çoğu, gelecek zaman itibariyle geriye dönüp baktığımızda acı bir tebessümle hatırlanacak, yüreğimizde küçük bir sızıyla taşıdığımız birer hatıradan ibaret kalacaktır. Kısacası ‘evlat acısı’ gibi çökmeyecektir içimize. Ancak hayatımızdan, güzellikle ve mutlulukla hatırlayacağımız anlarımızı çalacaktır, gasp edecektir.

     Hepimiz yüzümüzde bir maske, dolaşmak zorundaysak sebebi budur. Yaralarımıza tuz ekip, tebessümlerimizin arasına gizlediğimiz yapay sorunları ört bas etmekle geçer şu kısacık ömrümüz.  Sevgilerimizi yarınlara bırakır, mutluluklarımızı öteleriz hiç yoktan sebeplerle. ‘Başkaları ne der?’le geçer  bize armağan edilen canım hayat ya da başkalarına gereksiz acılar çektirmekle…

     Doğan Cüceloğlu ne güzel anlatıyor şiirinde:

Söyleyemediklerimi İşitin Lütfen

Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var.
Çıkarmaya korktuğum.
Ve, hiç biri ben değilim...
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.
'kendinden emin biri' dersiniz,
sanki güllük gülistanlık
benim için her şey...
adım güven belirtir.
Ve,
Oyunumun adı
Ağırbaşlılıktır.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Her şeyin kumandanı ben...
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!..
Her şey dışta düzgün ve cilalı,
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!..
Altta ne güven, ne de rahatlık...
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!..
Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla
Kimsenin bilmesini istemem
Zayıf taraflarımı düşündükçe,
Titrer ve sararırım...
Ve başkaları görürse iç dünyamı...
Gerçek beni ve yalnızlığımı!
İşte, maskelerimi onun için takarım...
Onun için, arkalarına saklanacak maskelerim var.
Onlar, gösterişle kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Bana,
'sen değerlisin' diyecek,
'maskesizken daha bir insansın'
'daha bir bendensin'
'daha yakın, daha bir dostsun'
diyecek bir bakışa
muhtacım...
benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!..
uyarırım seni dost!..
uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
sana kendini kolayca açmayacaktır...
bütün gücümle tutunacağım maskelerime
ne kadar sokulursan yakınıma
o denli şiddetli geri iteceğim seni...
kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme...
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım...
Maske takan her insanım.

 

  Elimizde olmayan sorunları çözecek kadar güçlü, yapay sorunlar üretmeyecek kadar kendimize güvenli, mutluluklardan mutsuzluklar çıkarmayacak kadar kişilikli, başkalarının mutluluğundan, başarısından mutlu olmayı başaracak kadar kutsi ve asil  yürekli nice yarınlara…

12.10.2011

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Nisan 2014 16:31

 

Yorumlar  

 
#1 Gülay Göktürk 12-10-2011 20:27
Ruhumun incisi incilemiş
sözleriyle tuvalinden
/ İster kaderle açıklayın,
ister tesadüfle, ister tevafukla /
...yaşamımızın kabiliyetini kazanma yolları adına ,
enerji dolu edebi içeriği olan bir yazılımdı
çok teşekkürler hislerin hislerime his
selam saygılar

BU DA GEÇER… Gönül ...
bir çeşmi siyaha boyandı maskeler
tuvalinden resim olmaktan çıktı kanatlar
uçuşuyor bin bir renkli kelebekler
yarışıyor maskeler içi et torbası suratlar
uçanı gül , gönlümü bülbül eyleye
kul makberi kor gönlüme kül eyleye
kün zamanı hun gönlüme hün eyleye
üzülmem bir metfe-i ummana daldı gönül
üzülmem herkezin içinde yaşattığıdır gönül


12.10.2011. / 12 : 26
Gülay GÖKTÜRK
Alıntı
 
 
#2 Hilal Dolunay 12-10-2011 22:00
Gül yüreğinden gül kokuları aldım, koydum yüreğimin en gizli köşesine...Canımsın, çok teşekkürlerimle ...Sevgilerimi gönderiyorum en arisinden...Çok selamlarımla...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ÇANAKKALE İÇİNDE
Türkiye Türklerinin Çanakkale Destanı, 128 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün4812
mod_vvisit_counterDün5164
mod_vvisit_counterBu Hafta4812
mod_vvisit_counterGeçen Hafta68185
mod_vvisit_counterBu Ay117371
mod_vvisit_counterGeçen Ay157243
mod_vvisit_counterToplam18373180

Şimdi: 55 misafir, 14 bots var.
IP: 3.234.214.113