ATSIZ DİYOR Kİ:

Taviz verene başkaları, kavga çıkarmadığı için belki "aferin" der ama kimse onu şerefli ve haysiyetli saymaz.


Kabus (7)

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Engin'in babası  yine her zamanki gibi akıl ve mantık ikilisinden duyguyu koparıp atmamıştı. O, bu dünyada tutunduğu en büyük daldı.
 
Karşısındaki kişi öz be öz babası olmasına rağmen; parayı, hangi hesap numarasına yatırması gerektiğini söylerken  yine de kulaklarına  kadar kızarmıştı.  Engin'in mecbur kalmasa prensiplerini asla çiğnemeyeceğini  çok iyi bildiği için “Parayı ne için istiyorsun? değil “Senin için ne kadar lazım? diye sormuştu babası.
 
Engin, adresini internetten bulduğu bir psikiyatristi telefonla  arayıp hafta sonu için randevu istedi.  Görüşmesi tamamlandığında üzerinden ağır bir yük kalkmış gibiydi. Yüreği; Elif’in gözünün önünde güz gülleri gibi solmasına müsaade etmeyecek kadar sevgi ve merhamet doluydu. Ama pek çok insan gibi o da bazen düşünceleriyle eylemlerini aynı koordinat üzerinde tutamıyordu. Sonradan toparlamaya çalıştığı küçük sapmaları mutlaka oluyordu.
 
Elif,   pencere kenarındaki tekli koltukta hemen hemen bir saattir hareketsiz bir şekilde oturuyordu.  Engin, mutfaktan sesini duyuramayınca salona gelip yemek için bir şeyler hazırladığını,  onu beklediğini söyledi ama Elif, cevap vermek yerine omzunu kaldırıp indirdi.
 
Engin “Şu işe bak! Resmen kendi kendime sorular soruyor, cevabını  yine kendim veriyorum. İki kişilik yemek hazırlayıp tek başıma yiyorum, çift kişilik yatakta eşi kaybolmuş çorap gibi bir yanım eksik yatıyorum. Ben eski Elif’i istiyorum!” dedi sesini yükselterek. Elif, kafasını çevirmedi bile.  Engin, Elif’in dizlerinin dibine çöktü ve yüzünü iki avucunun arasına alarak gözlerini kendisine çevirmesini sağladı.
 
“Yalvarırım Elif konuş! Beni korkutma!”
 
En ufak bir hareket yoktu yine. Elif’in gözlerindeki soğukluk Engin’in bedenini titretiyordu.  Var olan iştahı da tamamen kaybolup gitmişti.     
 
Elif, ne yatak odasına geliyor, ne de koltuğundan kalkıyordu. Engin, içeriden getirdiği battaniyeyi Elif’in üzerine örttükten sonra   yerine gidip yattı.
 
Gece, kalın perdelerini gündüz için cömertçe açmıştı. Engin, ısıtmayan ama göz kamaştıran kış güneşiyle yeni günü karşılamıştı. İşe yetişmek için oldukça kısıtlı  zamanı vardı. Kendiyle yüz yüze geldiği bu dakikalar da; tıraş, diş fırçalama, el yüz yıkama, havluyla teni buluşturma gibi rutin hareketlerle geçip gidiyordu. Alelacele giyindikten sonra Elif’in yanına geldi ve saçlarını okşadı.  Elif, sıçrayarak gözlerini açtı.
 
“Hayatım ben işe gidiyorum. Sen güzelce dinlen. Seni sık sık ararım. Görüşürüz." 
 
Engin, yine cevapsız arama yapmış gibiydi. Dış kapıyı çektikten sonra kilitleyip kilitlememek arasında kısa bir tereddüt yaşadı. Sonra içindeki sesi dinledi ve anahtarı sola doğru iki kez çevirdi.   
 
Elif, birden ayaklarını koltuğun üzerine kaldırdı ve karnına doğru çekti. Battaniyeyle yüzünü kapattı. Vücudunun her bir noktası titriyordu. 
 
"Cinler beni eve hapsetti!Şimdi yalnız başıma ne yapacağım! Buldum! Kabuslarıma giren yüz mutlaka o! Çıkartmam gerek hem de şimdi! İçimden çıkarsa geceleri rahat rahat uyuyabilirim! Sonun geldi!" diyerek bir anda ayağa kalktı ve mutfağa doğru koştu.
 
DEVAM EDECEK
 
Aysel AKSÜMER

Son Güncelleme: Perşembe, 17 Kasım 2011 13:45

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

DEDE KORKUT’UN DİLİNDEN
Oğuz Türklerinin Korkut Ata Destanı, 172 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1013
mod_vvisit_counterDün2466
mod_vvisit_counterBu Hafta9629
mod_vvisit_counterGeçen Hafta25224
mod_vvisit_counterBu Ay62757
mod_vvisit_counterGeçen Ay146124
mod_vvisit_counterToplam17543110

Şimdi: 28 misafir, 1 bots var.
IP: 54.211.135.32