Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


KABUS (8)(SON)

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

“Şöyle geçin lütfen. Sizi biraz bekleteceğim.”
 
Merve, randevu defterini sayfa sayfa çevirirken, Engin, birbirine kenetlediği parmaklarını arada bir çözüyor, bazen de tek tek çıtlatıyordu. Bedenini koltuğun en ucuna bırakmış, kalkmak veya oturmak arasında tereddüt eden bir ruh hali sergiliyordu. Yüzü, yağmur öncesi iç karartan bulutlar kadar sıkıntılı görünüyordu.   
 
“Ben, hastam olan Elif Hanımı bekliyordum. Siz yakını mısınız?'
 
“Evet eşiydim!”
 
Merve’nin kaşları ortada birleşivermişti.  “Anlayamadım”  dedi biraz geri çekilerek. Engin’in gözleri kıpkırmızıydı.   Önce bir yutkundu sonra çenesi titremeye başladı. 
 
“Ben beş para etmez adamın tekiyim! Onun üstünden kapıyı kilitledim ve işe gittim. Aslında ben bunu  kötü bir amaçla yapmadım. Yine kaçabileceğini düşündüm ama bu sefer getirebileceğim bir yere gitmemiş. Keşke yine 'Korkuyorum Engin, gel beni al' dese!  Gittiği yer cennet de olsa onu elinden tutar eve getirirdim. Ama toprağı çok attılar üzerine, yetmezmiş gibi  bembeyaz mermerle de örttüler üzerine. Onu artık duyamıyorum hem de hiç!"Boğazına düğümlenen hıçkırıklar daha fazla konuşmasına müsaade etmedi. 
 
Merve, yıllardır bu mesleğin içindeydi . Ona gelenler ya yüreğindekileri ya da gözündekileri döker giderlerdi. Onun için hiçbir gün sıradan olmuyordu. Her hastası ile onlara ait bir dünyada farklı bir gezintiye çıkıyordu. Onu götürdükleri yer hep çok karanlık oluyordu. Işık; onlar izin verirlerse açılıyordu. Çığlıklarını işittiği, acıyı hissettiği  ruhlara bedenlerinin yardımı ölçüsünde ulaşmaya çalışıyordu. Ruh denilen alem öyle derin öyle sessiz öyle esrarengizdi ki. Ne biliyorsa son harfine kadar uygulamak istiyordu. Yanında gözyaşı döken bu yabancı adam ilk kez yanına geliyordu ama yaşadıklarıyla ona benzeyen o kadar çok insan vardı ki. Üstelik, gözyaşının rengi, cinsiyeti, ırkı, dini de olmuyordu.   
 
Bir müddet Engin’in sakinleşmesini bekledi. Merve “Sizi çok iyi anlıyorum ama daha iyi anlayabilmem için yürek sesinizi biraz açmanız gerekiyor. Sadece benim duyabileceğim kadar olması yeterli. Size bazı sorularım olacak, elbette ki sizin de bana. Başlayalım mı ne dersiniz?” dedi güven veren, sıcacık bir bakış eşliğinde. 
 
Engin, utanıyor, sıkılıyor en çok da suçluluk duygusuyla bakışlarını Merve’den köşe bucak kaçırıyordu. 
 
“Elif’in sıkıntıları vardı. Ben işimi hep daha ön planda tuttum. Onu ihmal ettim. Hatta o gün bile aynı şeyi yaptım. Koca bir gün boyunca bir kez bile Elif’i aramadım. Oysa ona “Sen merak etme, sık sık seni arayacağım” diye söz vermiştim. Ama ben, işe güce daldım ve onu unuttum. Bir de kapıyı üstünden kilitledim. Sözde onun kaçmasını engelleyecektim! Aslında kendi rahatımı düşündüm. Bir daha bir yere giderse, arkasından koşturmak istemedim. Ben dünyanın en rezil adamıyım.”
 
Engin, hem konuşuyor hem de yumruklarını dizlerine vuruyordu.   “Suçluluğunuza kim karar verdi? Vicdanınız mı yoksa yetkili ağızlar mı?” diye sordu Merve. 
 
Engin, gözlerini Merve’ye çevirdi ve “Temizleyemediğim vicdanım, aptal aklım, kör olası mantığım” dedi sıktığı dişlerinin arasından. 
 
Merve, Engin’e sorduğu sorularla  ruh dünyasındaki görünmez kapıları usul usul açıyordu. İçeri her adım atışında biraz daha acıya yaklaşıyordu. Hâlâ  sorunu tam olarak öğrenememişti. Sabırla Engin’i dinliyordu.  
 
“Elif, hep kabus görürdü. Ama hep aynı kabusu gördüğünü söylerdi. Kabusundaki adamı aramak için çocukluğunun geçtiği Sivrihisar’a bile gittik. Ama onu  bulamadık. Belki bulurduk ama ben sıkılmıştım. Bir an önce eve ve işime dönmek istiyordum. Kabusundaki adamı belki de kıskandım onu da tam olarak bilmiyorum.   Size beraber gelecektik. Belki siz o kabus adamın kim olduğunu bize söyleyecektiniz. Eğer ben onu yalnız bırakmasaydım karşınızdaki koltuk da Elif de olacaktı. Ben değil o sizinle konuşacaktı. Ama gördüğünüz gibi yok! Allah beni kahretsin!” 
 
Merve, Engin’e “Kendinizi suçlamayı bırakın artık” diye konuşmaya başladı. 'Hayatımız şu keşkeler olmasa ne kadar sorunsuz olurdu değil mi? Ama maalesef yaşanmış  olayları tekrar yaşama şansımız yok. Yalnız, kendimizi sorgulama, ders alma, daha doğru düşünme gibi olanaklarımız hep var ve var olacak da. Şu aşamada, bir bıçağı bilevlemek yerine körleştirmeye çalışmak ruh sağlığımız için daha  yararlı. Çünkü yaramızı deşmek değil  onarmak için buradayız. Buna mecburuz!' diye sözlerine devam etti. 
 
Engin, saçlarının dibinden, sırtına, avuç içine kadar bir anda  sırılsıklam olmuştu. Nefes alış verişi daha da hızlanmıştı. 
 
“Ama ben daha Elif’in kendini bıçaklayarak öldürdüğünü söylememiştim ki!Siz nereden bildiniz?”
 
Merve, başını iki yana salladı ve “Gerçekten bilmiyordum şimdi öğrendim” dedi sakin olmaya çalışarak. Engin, ayağa kalktı  ve kapıya doğru yöneldi. Bir an önce dışarı çıkmak istiyordu. Merve de kalktı ve hızlı adımlarla Engin’in yanına geldi ve kolunu tuttu. Gözlerinin içine bakarak gülümsedi. Eliyle koltuğu işaret ederek yerine oturmasını rica etti. 
 
Merve “Eğer başa dönme ve bir hafta önceyi yeniden tekrarlama şansımız olsaydı her şey çok farklı olabilirdi. Ben de Elif’in canına kıymamasını çok isterdim. Ama dediğim gibi dünü bir kez daha yaşayamıyoruz. Biz şu ana bakalım ne dersiniz?” dedikten sonra konuşmasını sürdürdü. ‘Öncelikle şunu söyleyeyim : Kabuslara, rüyalara  göre geleceği tanımlamamız mümkün değil. Derinlerde bir yerde yaşanmış travmaların izidir bu kabuslar. Ama o yüz Elif’in dediği gibi tanıdık biri olmayabilir. Çünkü hayatımız boyunca o kadar çok insan yüzü ile karşılaşıyoruz ki. Belki de çok azının adını, soyadını, yaşını, özelini biliyoruz. Ama bilmediklerimiz daha çok diyebilirim. Bir otobüste kırk beş dakika karşınızda oturan biri, ilk kez alışveriş yaptığınız bir markette  ödeme yaptığınız kasiyer,  sokağı süpüren temizlik görevli vs. öyle çok kişiyi misafir eder ki şu gözlerimiz! Aynı zamanda da açık bir kamera gibi sürekli kayıt eder. Elif,kabusunda gördüğü yüzle belki de hiç konuşmadı. Kabuslar büyük bir çoğunlukta geçmişte yaşayan travmaların eseridir. Bazen de hayal ürünü de olabilir. İnsan hayal ettiğini de canlıymış gibi gözünün önünde canlandırabilir. Ama gördüklerimiz bizi sürekli rahatsız ediyorsa bir sorun var demektir'.  
 
Merve, Engin’in omzunun üzerine elini koydu ve “Sizin iyi bir insan olduğunu açık ve net bir şekilde söyleyebilirim. Lütfen daha fazla kendinizi suçlamayın!” dedi gülümseyerek. 
 
Engin  “Elif size gelseydi ona nasıl yardımcı olurdunuz? Sizce iyileşebilir miydi?” diye sordu yardım uman, yalvaran gözlerle bakarak.  
 
Merve, tekrar yerine oturdu ve dirseklerini masanın üzerine iyice yerleştirdi. Hafif bedenini öne doğru yaklaştırdı  ve başını onaylar bir şekilde salladı. 
 
“Emin olun, onu çok iyi dinlerdim. Hatta kabuslarının sonunun iyi bitmesi için kabusundaki adamı belki daha dost biri gibi görmesini bile sağlayabilirdim. Daha derin uyuyup, hiç rüya görmemesini sağlayacak uyku ilaçlarına başlayabilirdim ama dediğim gibi keşkeler maalesef ölü zamanlar. Altını çizerek tekrar söylüyorum : Bugünü yaşamamız gerek". 
 
Merve, randevu defterini karıştırdıktan sonra “Sizi bir hafta sonra tekrar bekliyorum” dedi ve sıradaki hastayı muayene için çağırdı. 
 
Engin,  dışarı çıktığında doktorun kapıdaki resmine ve hemen altındaki kimlik bilgilerine baktı. “Kime niyet, kime kısmet” dedi içinden. Sokağa çıktığında ise   yanından gelip geçen hiçbir yüze bakmamaya çalıştı. Belki o da Elif gibi kabus görmekten korkuyordu. Kim bilir. Gözlerinin önünden sık sık Elif süzülüp geçiyordu. Ama kanlar içinde değil beyazlar içinde. 
 
Aysel AKSÜMER 

Son Güncelleme: Pazar, 20 Kasım 2011 20:55

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

YA BEN İSTANBUL’U ALACAĞIM
Türkiye Türklerinin İstanbul’un Fethi Destanı, 125 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün4775
mod_vvisit_counterDün4379
mod_vvisit_counterBu Hafta20210
mod_vvisit_counterGeçen Hafta35547
mod_vvisit_counterBu Ay122239
mod_vvisit_counterGeçen Ay116058
mod_vvisit_counterToplam17984723

Şimdi: 74 misafir, 2 bots var.
IP: 3.228.21.186