Oruç Baba Der ki:

Konuşmak bilgili olmanın göstergesi midir, bilinmez; ama susmak bilgelik gerektirir.


HAYATIN İÇİNDEN-KAHVE MOLASI-Hüseyin BAYHAN

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

Hayat Bilgisi

 

Merhabalar

Okuduğum latif bir yazıdan anlaşıldığına göre Tasavvufta şöyle güzel bir adet varmış:

Dervişin biri, yine bir dervişler topluluğu içerisine gelip, selam vererek oturduktan sonra, topluluk gelen dervişe "Merhaba!!" yerine "Aşk olsun!!" dermiş. Derviş de "Aşkınız cemal olsun efendim!!" diye mukabele edermiş. Bu sefer topluluk "Cemaliniz nur olsun!!" dediğinde, derviş "Nurunuz ayn olsun!!" dermiş ve böylece selamlaşma bitermiş.

Tasavvufta aşk o derece içselleştirilmiş, o derece özümsenmiş ki selamlaşma bile aşk üzerine kurulmuş. Tasavvufta bütün diyalogların böyle kalbi incelikler içerisinde cereyan etmesi ne kadar hoş değil mi?

Bir de günümüzdeki selamlaşma diyaloglarını düşünün.

" - Nabers lan !!"

" - Selam moruk !!"

Tasavvuftaki aşk anlayışı, elbette "televole aşkı" türünde bir aşk anlayışı değildir... Günümüzde, bir çok temel kavramda olduğu gibi "aşk" kavramı da "kavram kargaşası" içerisine sokularak, gerçek anlamından kopartılmış ve çok daha farklı anlamlarda kullanılır olmuştur. Artık yaşanan bazı edepsizliklerin bile "aşk" olarak nitelendirildiği hepimizin malumudur.

Yine bahse konu yazıda; Tasavvufta "Aşk nedir" diye sorulsa, "Aşk, Maşukun rızasıdır" cevabının alınacağı kayıtlıdır. Kanaatimce "aşk", en kısa ve öz olarak ancak bu şekilde tanımlanabilirdi. Maşuk ise, hakiki aşkta elbette Allah'tır.

Düşünceler davranışları, davranışlar da düşünceleri etkiliyorsa ve insan ki onun ruhi, fikri ve hatta bedeni yapısı böyle bir etkileşim sonucu şekilleniyorsa; Tasavvufun, hayatın her bir anını hiçbir boşluk bırakmadan neden çepeçevre kuşattığını çok daha iyi anlıyorsunuz. Velev ki, bu bir selamlaşma anı olsa bile. Boşluğa asla izin yok. Size atılan "irtibatı koparmayalım" formatı dolayısıyla, siz artık bir pergelsiniz. Bir ayağınız olması gereken noktada sabit, diğer ayağınız yetmiş iki milleti dolaşmakta. Ama irtibatı koparmadan. Boşluk bırakmadan.

Yukarıdaki selamlaşmada dikkatimi çeken en önemli husus, selamlaşmayı sona erdiren "Nurunuz ayn olsun" cümlesidir.

Nurunuz ayn olsun !!! ...

Belki bir kaç farklı anlamda açıklama yapmak mümkündür amma, benim kalbime gelen şudur: Aşkın yüz güzelliği olması ya da yüze yansıması temennisine, yüz güzelliğinin nur olması ve nihayet, nur ile görmek ya da bakışın nur olması temennisi dile getirilmektedir. İşte tam bu noktada hemen, Peygamber Aleyhisselamın " Müminin ferasetinden sakınınız; şüphesiz o, Allah'ın nuruyla bakar." şeklindeki sözlerini hatırlamamak mümkün değildir.

 

 

 

KISSADAN HİSSE

 

Halime Ninenin Sıska İneği


Yaşlı adam ölüm döşeğinde iken vasiyet etmiş: "17 ineğim var. Büyük oğlum yarısını alsın. Ortancaya üçte birini, küçük oğluma da dokuzda birini verin." Haftasına da vefat etmiş. Derken, olanlar olmuş.

"On yedi ineğin yarısı ne, üçte biri kaç, dokuzda biri ne eder?" sıkıntısı neredeyse kavgalara varacak. Tam patırtı başlayacakken köylünün biri: "Bu işin üstesinden ancak Halime Nine gelebilir. Varın, danışın" demiş.

Öyle yapmışlar. Köy ucundaki yoksul Halime Nineye giderek, içinden çıkamadıkları paylaşım derdini bir güzel anlatıp, sızlanmışlar: "Aman bize bir çâre!"

 Halime Ninemiz, "Düşündüğünüz şeye bakın. Benim, ahırda bir ineğim var, helâl olsun alın götürün. Sizinkilere katın da o hesabı bir daha yapın" demiş. Üç delikanlı, Halime Ninenin sıska ineğini evlerine götürünce, inek sayısı olmuş 18.

Yarısını büyük oğul ayırmış: 9

Üçte birini ortanca sahiplenmiş: 6

Dokuzda bir de en küçüğe kalmış: 2

Ve... Bir inek artmış, yani Halime Nineninki. Onu da teşekkürle, el öperek, sağ ol diyerek geri götürmüşler. Ne kavga olmuş, ne küsüşme.

Simdi bu Halime Ninenin hesabına ve aklına ne ad verilir? Kadıncağız matematik profesörü değildi. Yargıç, sihirbaz buyurucu filân da değildi. Ama görgüsü, izanı, çaresizlikler içinde yoğrulmuşluğu vardı. Tecrübesi, incitmeyen inceliği vardı. Halime Ninemiz hepsini harman edip kullandı, çözümü anında buluverdi. İste bu davranış, siyaset biliminin özüdür. Meseleyi kırıp dökmeden halletmek. Kazandırmak, ama kaybetmemek. Üstelik bir de teşekkür almak.
İnsanin aklına birden geliveriyor keşke Halime Ninelerden bolca olsa. İsler öfkesiz çözülmez miydi? Zamanında ve hasarsız bitirilmez miydi?

 

 

 

NÜKTELER

 

Amerikalı iş adamı Çinli' ye sormuş;
-Mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ölüleriniz ne zaman yiyecek???
Çinli gayet sakin ;
-Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman..

Baytar

Bir toplantıda zamane gençlerinden biri Mehmet Akif Ersoy' u güya küçük düşürmeye çalışarak;
-Affedersiniz siz baytardınız değil mi?
M.Akif hiç istifini bozmadan:
-Evet, bir yerin mi ağrıyordu?

Yüzerek Geçmek

Necip Fazıl Kısakürek vapurla Karaköy’e geçerken yanına biri yaklaşıp;
-Üstat peygamberlere ne diye gerek duyuldu biz kendi yolumuzu bulabilirdik. Demiş.
Necip Fazıl okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:

-Ne diye vapura bindin ki yüzerek geçsene karşıya. Demiş.

 

 

 

SEVGİ

 

Karar Verme Yeteneğini Geliştirmek
Çocuklarımız yetişkin insanlar olduklarında kendi başına kararlar alabilmeleri için onlara seçme özgürlüğü tanıyarak karar verme becerilerini geliştirmeliyiz.

Çocuklarımıza yetişkin oluncaya kadar onlara rehberlik edebiliriz. Bu süre içerisinde onlara kendine yeten bir insan olmayı öğretmeliyiz. Her zaman birlikte olup ona nasıl davranacağını biz söyleyemeyiz. Küçük yaşta iken başlayarak çeşitli durumlara ait, önüne farklı seçenekler sunmalı ve kararı kendisinin vermesini sağlamalıyız.

Karar vermek farklı birçok bilgiyi değerlendirip içinden en uygun olanı seçmek demektir. Bu yüzden çocuk bu zor işten kurtulmak için kararı bizim vermemizi isteyebilir. Ama yine de onu kendinin karar vermesine teşvik etmeliyiz. Bu zorluğu göze alıp verileri değerlendirmeli ve seçimini yapmalıdır. Eğer yanlış seçim yaparsa, bunun zarını görür, daha sonraki seçimlerinde dikkatli olur. Küçükken yanlış seçim yapmanın zararını görmek çocuğa ileriki hayatında çok faydalı olur. Kimsenin aklı ile hareket etmez. Kararlarını kendisi alır.

Örneğin küçük kızımız çok sevdiği iki elbiseden hangisini giymesi gerektiğine karar veremiyorsa hangi aksesuarlarının hangi elbisesiyle daha şık duracağı konusunda fikir verilebilir, ama seçim yine kendisine bırakılır. İleriki yıllarda meslek seçimine de karışılmamalı, seçmek istediği meslekler hakkında doğru bilgi edinmesine yardımcı olmalı ama kararı kendisinin vermesi sağlanmalıdır

Seçme özgürlüğünü bazı konularda vermeliyiz, her konuda değil. Çocuklarımızın bazı konularda, yaşayarak öğrenmelerine, özgür seçimler yapmalarına ve seçip uyguladıklarının sorumluluğunu almalarına ortam hazırlamalıyız.

Bu şekilde yetişmiş bir çocuk yetişkin olduğunda karşılaştığı durumları değerlendirerek kimsenin etkisi altında kalmadan en doğru kararı verebilir.

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Manas'ın Oğlu
Kırgız Türklerinin Manas Destanı'nın ikinci bölümü, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün6785
mod_vvisit_counterDün5083
mod_vvisit_counterBu Hafta27554
mod_vvisit_counterGeçen Hafta34293
mod_vvisit_counterBu Ay77590
mod_vvisit_counterGeçen Ay249870
mod_vvisit_counterToplam21182008

Şimdi: 186 misafir var.
IP: 3.227.247.17