Aristo Diyor ki :
 
Her insan öfkelenir, bu kolaydır; fakat tam adamına, tam ölçüsünde,tam zamanında, tam yerinde ve tam usulünde öfkelenmek, ne herkesin kudretindedir, ne de kolaydır.


Mevlana’ya Şaşı Bakanlar

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

Garip ve çarpık bir zihniyetin anatomisi halk arasında çok güzel bir fıkra ile çizilir:

Eve giren bir hırsızı ailenin büyük çocuğu yakalar. Babası uzaktan çağırır, “Oğlum getirsene hırsızı”..Delikanlı cevap verir; “Baba hırsız gelmiyor”..Baba, oğluna tekrar seslenir; “Oğlum hırsızı bırak da sen gel”.. Ve oğlu babasına tekrar şu cevabı verir; “Baba hırsız beni de bırakmıyor”..

İşte eve giren yavuz hırsızlar kültürümüzü, kültür değerlerimizi çeşitli şekillerde bozmak, yozlaştırmak isteyenler ne çektiğimiz yere geliyor, ne de bizi bırakmak istiyor. Çektiğimiz yere gelmiyor; çünkü suçunu şuurlu olarak işlemekte ve bunun farkındadır. Bu tipler yakamızı da bırakmazlar, çünkü cüce zihniyetleri ile evin büyük çocuğunu, yani kültür değerlerinin sahipliğini yapan herkesi kendi evine hırsızlık yapmakla, kendi kültürüne ihanet etmekle suçlayacak. Bu türlü zavallı zihniyetin çarpık mantığını biraz değişik kılıklarla ve derece derece, insanların ve cemiyetlerin hayatına uygulamak isteyenler her devirde mevcut olmuştur. Bunlar fikrimize, yaşama tarzımıza, sanatımıza, tarihimize ve de en önemlisi inanç yollarımıza dadanmış; dediklerini, yazdıklarını yutturma başarısına doğru tırmanmakta, minareyi çalacaklar ya kılıflarını çoktan hazırlamışlar. Maalesef bazı alanlarda da başarılarının keyfini çıkarmakla meşguller.

Kendisiyle, yaratılış gayesine uygun insan gibi barış içerisinde olamayanlar; ne insanımızla, ne kültürümüzle, ne de bu İslam Türk kültürünün yetiştirdiği zirvelerle bir türlü barışı sağlayamazlar. Ev sahibini bastıran bu yavuz hırsızlar sapıklığa yuvarlansalar da inatta şöhret olan hayvanı çok gerilerde bırakırlar.

Kendilerine göre bir zırvalıklar yığını içerisinde Yunus Emre’yi bilmem neler yapmak ve ilan etmek için yazıp çizenlerin, bu Allah aşıkına yamamak istedikleri çaputlar tutmamıştır. Dolayısıyla bu alandaki ısrarlar hararetini bir dereceye kadar kaybetmiştir. Ancak bu sefer bir başka Allah dostu Mevlana’yı, mülevves dillerine pelesenk etmeye çalışmışlar ve bu çalışmaları da devam etmektedir.

Bilindiği gibi her yıl ölüm yıldönümü olan 17 Aralıkta Mevlana’yı anma toplantıları düzenlenir, programlar yapılır. Bu vesile ile bir çok basın ve yayın organlarında Mevlana hakkında bir çok inceleme, deneme ve araştırma yazıları yayımlanır. Adı geçen yazıların ve düzenlenen programların bazılarında Mevlana’nın fikirlerinden, şiirlerinden aktarmalar yapılırken en çok dikkatimi çeken, O Allah aşığı gönül erinin bir rubaisidir. Mevlana bu rubaisinde;

Yine gel, yine gel…
Her kim olursan ol, yine gel…
İster kâfir ol, ister Mecusi, ister putperest
İster yüz kere bozmuş ol tövbeni,

Diyor ve ilave ediyor;

Umutsuzluk kapısı değil bu kapı.

Kur’an’ı Kerim’deki Nisa suresinin 43.ayet mealini “Ey iman edenler. Sarhoş iken, ne söylediğinizi(hakkiyle) bilmedikçe, namaza yaklaşmayın” şeklinde değil de, “sarhoş” kelimesini yok sayıp, açıkça inkâr edip sadece “namaza yaklaşmayın” cümlesini alarak bunu yaymaya çalışan zihniyet, Mevlana’ya da bir rubaisiyle aynı yorumu getirmektedir.

Mevlana’nın zikrettiğim rubaisini diline dolayanlar; yazarı, çizeri, hatibi, kâtibi ancak onun fikir kırıntılarının eşiğine bile ulaşamadan kendi çarpık mantıklarını konuşturuyorlar. Nerede ise bunlar Mevlana’nın İslam dışında “hümanizm” adında bir din kurduğunu ve hâşâ bu dinin peygamberi olduğunu anlatmak için kendilerini hazırlıyorlar. Oysaki Mevlana; “her kim olursan ol, yine gel… İster kâfir ol, ister Mecusi, ister putperest” derken, herhalde geldiğiniz gibi bizim dergâhımızda kalın, demek istemiyordu. Çünkü

Men, bende- Kur’anem eğer can darem,
Men hak-i reh-i Muhammed Muhterem…

(Canım var oldukça ben Kuran’ın kölesiyim/ Ben Muhammed Muhtar’ın ayağı türabıyım…), diye inleyen ve daha bun benzer birçok rubaisinde fikri ve zikrini açıkça ilan eden Mevla’na Celaleddin’in ta kendisidir. Nitekim bir başka rubaisinde, her şeyin sahibi olan Yaratan’ı kastederek şöyle der; “Başımı koyduğum her yerde secde ettiğim O’dur. Altı yönde ve altı cihet dışında Mabut O’dur”.

Mevlana’nın ne demek istediğini çok iyi bilen çarpık yorumcular, hala her şeyi şaşı gözlerle görüp, hayallerindeki hezeyanları bir pislik gibi akıtmaktan geri durmuyorlar. Her ölüm yıldönümlerinde, aklını sadece maddenin hâkimiyetine tahsis etmiş olanlar Mevlana’yı aynı görüşle yorumlamaya devam edeceklerdir.

Yanlış bir inatta ısrar, yanlışta ısrar, yorumda tekrar ve ısrar niye? Dışımızdakiler eksik bilgiler sonucu O’nu yanlış anlayabilirler. Ama bizim Mevlana’ya bir oryantalist gözü ile bakmamız ne şekilde izah edilebilir?

Mevlana’yı kasıtlı bir yorumun aynasından yansıtmak isteyenler, benzer fikirlerini başka alanlarda da işlemeye çalışmaktadırlar. Meselenin bu yönüne de dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü yorumlar yavuz hırsızdan, toplum anarşisini destekleyen kalemler ve kişinin eksik veya kasıtlı yorumdan din inkârcılığı propagandasına kadar gidebiliyor.

Mevlana’yı anlatmak modasından onu anlamak seviyesine yükselmeyenler şaşılıklarında ısrar edeceklerdir. Onu ne “Molla Kasım” zihniyetliler, ne de oryantalist gözlüklüler anlama cehdine sahip olamazlar.
(İ.Kurt. Zekâyı Efendileştirmek. Ankara-2008. S.196-199’dan alınmıştır.)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

YARDIMSEVER AVCI
Kazak Türklerinin Kambar Batır Destanı, 96 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün195
mod_vvisit_counterDün3705
mod_vvisit_counterBu Hafta3900
mod_vvisit_counterGeçen Hafta20089
mod_vvisit_counterBu Ay74822
mod_vvisit_counterGeçen Ay146124
mod_vvisit_counterToplam17555175

Şimdi: 92 misafir, 2 bots var.
IP: 107.23.37.199