Apaçi Kızılderili Kabilesi :

Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım.


GERİSİ HİKAYE! -Ahmet Aykol

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Hangi televizyon kanalını açsam, hangi gazete sayfasını çevirsem milletimize karşı uygulanan psikolojik savaşın örnekleriyle karşılaşmaktan bıkmış birisi olarak zaman zaman da olsa “Acaba?…” demeden yapamıyorum. Acaba ruh sağlığım mı bozuldu? Paranoyaklaşmaya mı başladım? Komplo teorisyeni sınıfına mı katıldım? İçinde yaşadığım toplum beni yanlış mı yönlendiriyor? Okuduklarım da yoksa milletimize karşı uygulanan bu savaşın bir parçası mı?… Sorular bitecek gibi değil. Ancak yaşadıklarımızı şöyle bir değerlendirdiğimde dünün “Acabaları”nın bu gün “Üzülerek belirtmeliyim ki haklı çıktık!” söylemlerine dönüştüğünü görüyorum. Bu durum ruh sağlığım açısından acabaları ortadan kaldırırken ülkem ve milletim adına kaygılarımın katlanarak artmasına sebep oluyor.
Geçmişte yaşanan ASELSAN ve TÜBİTAK’daki garip intihar olaylarını dile getirip şüphelerimizi belirtmiştik. Bu gün “üzülerek belirtmeliyiz ki haklı çıktık!” Irak’a ABD’nin demokrasi getirme gibi bir kaygısı olmadığını, asıl amacın Irak’ın toprak bütünlüğünü yok etmek olduğunu, üstelik bunu da Irak petrolleri ile yapmak istediğini yazıp çizmiştik. “Ne yazık ki haklı çıktık!” TELEKOM’un özelleştirmesin sakıncalarını dile getirmiştik. Durum ortada. Toplum olarak elektronik postalarımızdan tutun da telefonlarımıza kadar hepimiz izlendiğimizi düşünüyoruz. Özel hayatın gizliliği falan hikaye. OYAKBANK’ın özelleştirilmesinin ülke güvenliği açısından risklerini anlatmaya çalışmıştık. Ülke güvenliğini bilmem ama askerlerimiz açısından gelinen noktaya hepimiz şahidiz… Isparta’daki uçak kazası hala muamma… Terör olaylarını saymıyorum bile… Bütün bunlar bir çırpıda aklımıza geliveren “Üzülerek belirtmeliyim ki haklı çıktıklarımız!”
1935’ten 1938’e kadar devam eden Tunceli olayları, Sözde Kürt meselesi, Kuzey Irak’ta kukla bir devlet tehlikesi, Suriye ile ilgili kaygılarımız, İran-İsrail gerginliği ve bize yansımaları da gelecekteki “Acabalarımız.” Asla “Biz demiştik!” yazılarını yazmak istemediğimiz şimdilik “Acabalarımız.”
Peki, Türk Milleti’ne karşı bu psikolojik savaşın organizatörleri kimler? Amaçları ne? Yüzyıllardır devam eden bu savaştan “Batılı dostlarımızın!” galip gelme ihtimali var mı? Bu günkü batı bu kadar probleminin arasında işi gücü bırakıp da bizimle mi uğraşacak? Toprak bütünlüğünü korumaktan aciz komşularımızdan tedirgin olmak için bir sebep var mı? Devlet olma özelliği bile tartışılan İsrail mi, batının şımarık çocuğu Yunanistan mı, yoksa kendi vatandaşından bile ürken Arap devletleri mi bizim için tehlike?…
Öncelikle bizler unutsak da “Batılı Dostlarımızın”, Rusların, Çinlilerin ve Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya Arapların unutamadığı bir maziye sahibiz. Alman tarihçi Prof. Nümark’a “Tarihten Türk çıkarılırsa, tarih kalmaz.” Sözünü söyletecek kadar köklü bir tarihe sahip bir milletin elbette düşmanları olacaktır. Bizler tarihi yaşarken bazıları da yazmış. Dahası yazdıklarından ders almış. Özellikle ikiyüz yıldır da başarı ile uyguluyorlar. Ancak hala Türk Milletine ait devletler olduğuna göre nihai hedeflerine ulaşamamışlar. İşte bu sebeple bu savaş devam edecektir. Belki virüsler gibi zaman içerisinde metodları, adları, şekilleri değişecek ama savaş asla sona ermeyecektir. Bu savaşta sözde dostlarımız kısmı başarılar elde etseler de asla tam bir zafer kazanamadılar. Ne zaman zafer naraları atmaya hazırlansalar bu millet içinden bir Kürşat çıkarmayı başardı. Birinci Dünya savaşının “Hasta Adam”ının külleri arasından bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti çıkacağını hangi batılı hesap edebilmişti? “Ya İstiklal ya ölüm!” parolası ile yola çıkan Mustafa Kemal Paşa’nın zaten ölmekte olan bir millete yeniden kimliğini kazandırıp, yedi düvele karşı bu kadar büyük bir başarı elde edeceğine Türk Milleti’nden başka inanan var mıydı?…
“Su uyur, düşman uyumaz!” atasözümüz boşuna söylenmemiş. Komşularımızla sıfır problem istiyorsak, batılı dostlarımızın sahtede olsa gülücükler dağıtan yüzünü görelim diyorsak, Çinli, Rus, Ermeni’den dostluk mesajları bekliyorsak, ABD’nin sözde müttefiklik açıklamalarına şahitlik etmek istiyorsak Muhteşem Süleyman’ın “Hazır ol cenk-ü cidale, istersen sulh-u salah” (Barış istiyorsan her zaman savaşa hazır ol.) Sözünü asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Gerisi hikaye…

www.kamusitesi.com 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ÇİZMEDEN ÇIKAN ÇOCUK
Tatar Türklerinin Edigey Destanı, 110 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün414
mod_vvisit_counterDün4206
mod_vvisit_counterBu Hafta33027
mod_vvisit_counterGeçen Hafta63129
mod_vvisit_counterBu Ay105662
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20224311

Şimdi: 70 misafir var.
IP: 18.207.108.191