Schiller Diyor ki :

Gözyaşları biçmek istemeyen kimse sevgi ekmelidir.


Gönüllerde Yaşayanların Sırrı

Mihrican Ulupınar / Cuma, 10 Haziran 2016 / Tıklanma: 964

News image

    Gönüllerde Yaşayanların Sırrı   Her şey gönlü güzel dostumun nazik davetiyle,  Beykoz’daki gönül sarayı evinin bahçesinde, buram buram hanımelleri kokan ve pembe güller içinde hazırladığı tadına doyulmaz kahvaltı...

Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası

Aziz Dolu Atabey / Pazartesi, 6 Haziran 2016 / Tıklanma: 248

News image

       “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” diyen Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle anıyoruz. Yine onun 1923’te vatan üzerine söylediği “Felaketle...

Otizmliler, ille de AKP diyormuş

Aziz Dolu Atabey / Cuma, 20 Mayıs 2016 / Tıklanma: 215

News image

    Güzel ülkemizde birçok uygulama evlere şenlik bir hal aldı dostlar. Gün geçmiyor ki bir kara mizah örneği ile karşılaşmayalım. Hafta başında katıldığımız iki günlük özel eğitim seminerinde bunlardan bir yenisine daha şahit olduk. ...

Bir, Üç, Beş…

Aziz Dolu Atabey / Cuma, 20 Mayıs 2016 / Tıklanma: 302

News image

    Bir ölüm, cinayet; bin ölüm, istatistik.. Bir kadın satan, pezevenk; bin kadın satıp, vergi rekortmeni olana ‘sayın’ muamelesi.. Çürümüşlüğün, insanlıktan çıkmışlığın bariz vesikası, vesikalı toplumlar bir yerde. Ve ve...

Dindar gençlik mi, yandaş gençlik mi?

Aziz Dolu Atabey / Salı, 26 Nisan 2016 / Tıklanma: 240

News image

      Okullarda okutulan “Kur'an-ı Kerim” ve “Peygamberimizin Hayatı” derslerinin bile MHP'nin önergesi ile müfredata konulduğundan habersiz (bîhaber) olan güzel ülkemin, güzel insanlarına ne demeli bilmem ...

‘Reza’letin Bini, Bir Para

Aziz Dolu Atabey / Salı, 19 Nisan 2016 / Tıklanma: 242

News image

    “Mülkün temeli, adalettir.” demiş Hattab’ın oğlu Ömer. Bu söz çok hoş hoşuna gitmiş Ali Rıza ile Zübeyde’den olma Gâzi Mustafa Kemal’in. Salık vermiş ad...

SAHİPSİZDİR SANIYORLAR TÜRKİYE

ORHAN AFACAN / Çarşamba, 13 Nisan 2016 / Tıklanma: 226

News image

    Dolamışlar bir şeyler dillerine Gitmek istiyorlar çok ileriye. Roket, kanas almışlar ellerine Sahipsizdir sanıyorlar Türkiye.   İstiklal marşımız zaten yazılı. Anlayacağın...

Ey İnsan Oğlu

Ahmet Kölecioğlu / Cuma, 8 Nisan 2016 / Tıklanma: 236

News image

    ey insan oğlu  aslın hakikatın senin ol hikmettir ezelin kainattır bil ki varın tüm dinlerle haktır dinin oldan beri odur yolun din dil ırk mesep deyip hüsrana uğratma sonun ...

Vatan Hizmeti, TSK ve Millî Bilinç

Aziz Dolu Atabey / Perşembe, 31 Mart 2016 / Tıklanma: 291

News image

  Bir kare. Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup bir pilotumuz, bir Amerikan firmasının ürettiği dünyaca ünlü savaş helikopterine (Türkmenistan’daki adıyla ‘dikkalkan’) -dünyada bir ilk olmak üzere- ters takla attırıyor. Hel...

YAŞLANMAK

Onur Çetin / Pazartesi, 21 Mart 2016 / Tıklanma: 266

News image

      yağmur yağacak,kar dağlara düşecek anneler çocuklarına ninni söylecek ben  ise buruşmuş yüzümde biriken terleri sileceğim zamansız kör kuyuların en bilinmedik s...

Yenigün Bayramınız Kutlu olsun

Osman Öcal / Pazartesi, 21 Mart 2016 / Tıklanma: 294

News image

       Birbiriyle iç içe veya yan yana yaşayan toplumlar kültürel etkileşim içerisine girerler. Bizim ‘Yenigün’ dediğimiz Nevruz da bir kültürel etkileşim so...

Çekmeköy Belediyesi Prf. Dr. Aziz SANCAR Uluslararas

Editörden / Perşembe, 17 Mart 2016 / Tıklanma: 309

News image

          Prf. Dr. Aziz SANCAR Uluslararası Bilim Olimpiyatı ...

KAN KOKARIM BELALIYIM

Dursun BAŞĞUT / Çarşamba, 9 Mart 2016 / Tıklanma: 301

News image

    Hani gittin ya, ardına da hiç bakmadan Küskünüm, üzgünüm, yaslıyım, yaralıyım. Kapattım kapıyı dost arkadaş demeden Sattım dünyayı kan kokarım belalıyım   ...

Anadır Onlar Bacıdır Eştir

Ahmet Kölecioğlu / Salı, 8 Mart 2016 / Tıklanma: 267

News image

    onlar anadır onlar bacıdır eştir aşktır onlar sevdadır düştür yürek ateşinde ilmik ilmik nakıştır deryaları kıskandıran derin bakıştır   anadır onlar bacıdır eştir   k...

KIRKAYAK

Osman Öcal / Perşembe, 18 Şubat 2016 / Tıklanma: 326

News image

      Az çok toprakla ilgilenen herkes bilir: Altın renginde, bir vücut sekmesinden iki çift ayağı bulunan nemli ortamlarda yaşayan ve yine nemli toprak altında yaşayabilen bir böcek tür...

Diyarbakır İzlenimleri

Aziz Dolu Atabey / Perşembe, 18 Şubat 2016 / Tıklanma: 312

News image

    Diyarbakır kenti, tarihi çok eskilere dayanan bir Türk şehridir. Emevîlerin, esir almak suretiyle zorla getirdiği Oğuz, Kıpçak, Hazar, Çerkez vb. boylara mensup özellikle de gen&ccedi...

Eğitim Onurumuz Köy Enstitüleri

Osman Öcal / Pazartesi, 8 Şubat 2016 / Tıklanma: 285

News image

             Üretken toplumdan tüketen ve hazırcı bir topluma geçiş yapıldığından beri ülke olarak sancılarımız dinmiyor, dinmeyecektir. Emeksiz yemek, üretmeden harcamak arzusu toplumda derin izler bırakan sosyal sorunlarla bera...

Halep'ten kaçan binlerce Halep Türkmenleri Türkiye s

Editörden / Pazartesi, 8 Şubat 2016 / Tıklanma: 261

News image

    Suriye'de süren iç savaş, masum insanları evlerinden ve sevdiklerinden ayırmaya devam ediyor. Rejimin 5 yıldır attığı bombalarına rağmen yurtlarını terk etmeyen Suriyeliler, Rus savaş uçaklarının s...

KÖREBE (Şiir)

Dursun BAŞĞUT / Pazar, 7 Şubat 2016 / Tıklanma: 268

News image

  Ellerin uzarken gözlerinde perde Ben sana geldikçe sen kaçtın körebe Sallanıp dururken bomboş odalarda Uzattım elimi tutmadın körebe   Seni sevdim diye akıl yokki serde Al c...

TARİHİN EN BÜYÜK KİTLESEL GÖÇÜ-Uzm.Dr.Mukhtar FATIH

Editörden / Cumartesi, 6 Şubat 2016 / Tıklanma: 299

News image

    "HALEP TÜRKMENLERİ GÖÇÜ" TARİHİN EN BÜYÜK KİTLESEL GÖÇÜ Rejim'in yine Rusya'nın hava; Hizbullah, İran ve Irak milisleri ile Şebbiha çeteler...

Hz. Ayşe Sekiz Yaşında Evlendi Ama…

Aziz Dolu Atabey / Pazar, 31 Ocak 2016 / Tıklanma: 311

News image

    Ülkemizde ve başka birçok ülkede görülen çocuk gelinler meselesi gerçekten de büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bu meselenin kökenlerine indiğimizde karşımıza din&...

Gerçi biraz geç oldu ya!..

Aziz Dolu Atabey / Pazar, 31 Ocak 2016 / Tıklanma: 269

News image

    AKP’nin, Millî Eğitim Bakanlarının ne yaptıklarını, ne yapmak istediklerini kestirebilene aşkolsun. İktidara geldikleri ilk günden bu yana “ben yaptım, oldu” mantığı ile hareket eden muhterem...

6-7 EYLÜL’Ü BİLİYORSUNUZ YA 29 OCAK’I ? Özcan PEHLİV

Editörden / Salı, 26 Ocak 2016 / Tıklanma: 311

News image

  Türk Milleti, tarihi sorunlar içinde boğuşup duruyor ve bu sorunların içinden akıl ve bilgi yolu ile değil de, yumurta kapıya geldiğinde kaba kuvvet ile çıkmaya çalışıyor. Vereceğimiz &...

Uğur Mumcu ya

Ahmet Kölecioğlu / Pazar, 24 Ocak 2016 / Tıklanma: 264

News image

    çıkar savaşının perde arkası karanlık zihniyetin yobaz kafası ankaranın soğuk sisli havası gitti aydınlığın uğur mumcusu susurluk onun ferasetiydi çetelerle savaş siyasetiydi 0 yolda &ou...

KAMER GENÇ KİMDİR?

Editörden / Cuma, 22 Ocak 2016 / Tıklanma: 338

News image

        1940′da Tunceli’nin Nazimiye ilçesine bağlı Ramazan köyünde doğdu. Dargelirli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kamer Genç’in babası Ali Gen&cc...

Verda

Mihrican Ulupınar / Çarşamba, 20 Ocak 2016 / Tıklanma: 419

News image

  Hayata kısa bir mola… Verda yine yoğun bir iş temposundan, çalışma odasına kendisini zor atmıştı. Bitirmesi gereken raporlar vardı. Dışarıda hafif bir yağmur çiseliyordu. Kahvesini eline aldı, bir yudum i&c...

Az gelir bana..

Metin Akbey / Cuma, 15 Ocak 2016 / Tıklanma: 289

News image

  AZ GELİR BANA.. Hasreti büyür,büyür gözümde Efkar dillenir her bir sözümde.. Bir yangın var gönül közümde.. Derya ya bansam az gelir bana.. ...... ...

İsterdim

Metin Akbey / Cuma, 15 Ocak 2016 / Tıklanma: 302

News image

İsterdim.. İpek saçlarıyın, telleri ipek. Sen bir Çiçek sin bende kelebek.. Şu dünyada dilediğim tek dilek. . Yaprağına dallarına konaydim. .. ..................... Tenin gül yaprağı, gül ko...

ölene kadar..

Metin Akbey / Perşembe, 14 Ocak 2016 / Tıklanma: 295

News image

    Ölene kadar… Ne güzel gülersin,gülüverince.. Bir hoş olurum görüverince.. Gözlerin gözlerime değince.. Kirpiğin ok olup sineme batar... ...............

YAŞAM DENİLEN MUCİZE

Mustafa Aslan Aksungur / Pazar, 10 Ocak 2016 / Tıklanma: 308

News image

            Yaşam Nedir? Yaşam, yedi milyar insanın, bir süreliğine: (60 – 70 – 80, haydi en kabadayısından 100 yıl deyi-verelim biz buna,) dünyayı kemirmesi değil ...

Rusya.. Kutup Ayısı Düşerken

Aziz Dolu Atabey / Pazar, 10 Ocak 2016 / Tıklanma: 357

News image

  Rusya denildiğinde kutup ayıları akla gelir. Kutup ayıları denildiğinde ise Rusya... Bu ikili, kuzeyde; kutuplara yakın bölgelerde varlığını sürdürür. Yalnızlığı seven kutup ayıları, uzaktan bakıldığında hayli sevimli mahlûklardır. Yanl...

BİLGİ - BİLİNÇ VE SANAT

Mustafa Aslan Aksungur / Perşembe, 7 Ocak 2016 / Tıklanma: 328

News image

  Bilgi, bilinci besleyen “Öz”dür. Sevgi ile de bütünleştiler mi biyol, (Bilgi + Bilinç + Sevgi) üçlüsü, olmazları olur yapan bir üçlü, “Ulu – ...

Üç Söz

Ahmet Kölecioğlu / Pazar, 3 Ocak 2016 / Tıklanma: 331

News image

    SÖZ   dinde esas olan ne monta etmektir  nede reklam yapmaktır  özde esası gönül fetetmektir    Ahmet kölecioğlu 26-12-2013     ...

1961, 1982… Temsilî Demokrasimizin Gerileme Dönemi

Aziz Dolu Atabey / Cumartesi, 2 Ocak 2016 / Tıklanma: 333

News image

  Şurası bir gerçektir ki, sömürgeci karşıtı (antiemperyalist) bir mücadele olan İstiklâl Harbi tamamen ya da -en azından- kısmen demokratik temayüllerle yürütülmüştür. 1920-2...

Öldürülen Şairler

Osman Öcal / Cumartesi, 2 Ocak 2016 / Tıklanma: 328

News image

  Şu an elimde uzun ve yorucu bir emeğin karşılığında ancak ortaya konabilecek değerli bir eser var. Eser Gelişim yayınları arasında çıkan 480 sayfalık ve Ankara Elmadağlı hemşerimiz Araştırmacı yazar şair Sayın Mustafa Ceylan...

Suriyeli Türkmenlerin tek Tutunacak dalı Türkiye

Editörden / Perşembe, 31 Aralık 2015 / Tıklanma: 348

News image

  Suriyeli Türkmenlerin  tek Tutunacak dalı Türkiye devleti ve Türk milletidir 2015 Yılın son günlerinde ve 2016 ilk günlerinde  Bayırbucak'ta şiddetli çatışmalar devam ediyor Suriye&rs...

Modern Zamanların Ergenekon'u

Aziz Dolu Atabey / Çarşamba, 30 Aralık 2015 / Tıklanma: 353

News image

  Milletçe, zor günlerden geçiyoruz. Yüce Tanrı "bir, iri ve diri" olup, Akka'dan çıkmayı nasip etsin!.. "Akka da ne?" derseniz, söyleyelim: Modern zamanların Ergenekon'u!..   Cezzar Ahmet Paşa’yı duymuşluğunuz, okumuşluğunu...

Suriye Türkmen Dağı´nda yaşayan Bayırbucak Türkmenle

Editörden / Perşembe, 24 Aralık 2015 / Tıklanma: 466

News image

  Suriye Türkleri ya da Suriye Türkmenleri, Suriye´de yaşayan Türk azınlıktır. Suriye Türkleri, Selçuklu Sultanı Alparslan´ın Malazgirt Savaşı´ndan önce belirli oranlarda Rakka ve Halep bölgesine yerleşmeye başlayan ardından Anadolu´nun f...

Kızıl Elma Her Derde Deva

Aziz Dolu Atabey / Pazar, 20 Aralık 2015 / Tıklanma: 307

News image

    Türkler, doğaya ve doğadaki varlıklara ayrı bir önem vermiş; ayrı bir sevgi beslemişlerdir. Bu sevgi, gök yeleli kurttan başlamış; ağaçlara (andız, çam, kayın…), kuşlara (doğan, gü...

Atatürk'ün Vasiyeti

Aziz Dolu Atabey / Pazar, 20 Aralık 2015 / Tıklanma: 337

News image

    Gönül gözü, çapaklı; gönül teli, paslı dahası beyni küflü Kûfe halkı yaptı yine yapacağını. Moskof’un, Farisî’nin, el altından da Amerika’sında...

Hüsn ü Aşk Mesnevisi/ Şeyh Galip

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 
 
 
 
Hüsn ü Aşk'ın Konusu:
Agâz-ı Dâstân-ı Benî Muhabbet
Beni Muhabbet Hikâyesinin Başlangıcı
 
Dil-zinde-i feyz-i Şems-i Tebrîz
Ney-pâre-i hâme-i şeker-rîz
Tebrizli. Şems'in feyziyle gönlü diri olan ve şekerler döken kamış parçası kalem,
 
Bu resme koyup beyân-ı aşkı
Söyler bana dâstân-ı aşkı
Aşkı anlatışı bu tarza dökerek bana, aşk destanını söyler :
 
Kim vardı Arab'da bir kabîle
Mustecmi'-i haslet-i cemîle
Araplarda bütün temiz huylara sahip bir kabile vardı.
 
Ser-levha-i defter-i fütüvvet
Ser-hayl-i Arab Benî Mahabbet
Fütüvvet defterinin başlığı olan, Arap boylarının başı bulunan bu kabile, "Benî muhabet" yani Sevgioğulları        kabilesi idi.
 
Amma ne kabîle kıble-i derd
Bilcümle siyâh-baht u rû-zerd
Ama ne kabîleydi? Dert kıblesi; bütün halkı kara bahtlı, sarı yüzlüydü.
 
Giydikleri âftâb-ı temmûz
İçtikleri şu-le-i cihân-sûz
Giydikleri temmuz güneşi; içtikleri, cihânı yakıp yandıran alevdi.
 
Vadîleri rîk ü şîşe-i gam
Kumlar sağışınca hüzn ü matem
Vadileri kumluk ve gam şişelerinin kırıklarıydı;  kumlar sayısınca da hüzün ve matem vardı.
 
Hargehleri dûd-ı âh-ı hırmân
Sohbetleri ney gibi hep efgân
Çadırları, mahrumiyet âhının  dumanı; sohbetleri de hep ney gibi feryâd ve figandı.
 
Her birisi bir nigâra urgun
Şemşîr gibi dehânı pür-hûn
Her biri, bir güzele vurgundu, hepsinin de ağzı kılıç gibi kanlıydı.
 
Erzâkları belâ-yı nâgâh
Âteş yağar üstlerine her gâh
Rızıkları ansızın gelen belâ idi; üstlerine her an ateş yağardı.
 
Ekdikleri dâne-i şirâre
Biçdikleri kalb-i pâre pâre
Ektikleri  kıvılcım  taneleriydi, biçtikleri paramparça kalpti.
 
Anlar ki kelâma cân verirler
Mecnûn o kabîledendi derler
Söze can verenler, Mecnûn da o kabîledendi derler.
 
Her kim ki belâya mürtekibdir
Elbet ol ocağa müntesibdir
Kim belâya düşmeyi dilerse, elbette o ocağa mensuptur.
 
Satdıkları hep metâ'- cândır
Aldıkları sûziş-i nihândır
Sattıktarı hep can malıydı; aldıklarıysa gizlice yanış.
 
 
 
 
Benî Muhabbet (sevgi oğulları) adındaki Arap kabilesi içinde kabile büyüklerinden birinin bir oğlu; bir başkasının da bir kızı olur. Oğlana Aşk, kıza da Hüsn adını verirler. Kabilenin nişanladıkları bu gençler, Edeb denen okulda Munlâ-yı Cünûn adındaki hocadan ders okudukları sırada birbirlerine âşık olurlar. Bazen içinde Feyz havuzu bulunan Ma'nâ gezinti yerinde buluşmaktadırlar. Buranın mihmandarı olan Suhan bilgili ve yol gösteren bir ihtiyardır. Kabilede Hayret adlı biri, iki sevgilinin bir arada bulunmasına engel olunca birbirinden ayrılan aşıklar Suhan vasıtasıyla mektuplaşırlar. Aşk'ın Gayret adlı bir lalası, Hüsn'ün de İsmet adlı bir dadısı vardır. Aşk, Gayret'in de yardımıyle Hüsn'ü istemeye gider.
 
Fakat, kabile büyükleri, Kalb ülkesine gidip oradaki kimyayı getirmedikçe Hüsn'ü vermeyeceklerini söylerler. O da bunun üzerine Gayret'le yola koyulur. Yolda içine düştükleri derin bir kuyuda karşılaştık- ları bir cadı bunları hapseder. Bu sırada Suhan yetişir ve kuyu dibinde İsm-i A'zam (Allanın en büyük adı) yazılı ipe sarılıp kurtulmalarını söyler. Buradan kurtulduktan sonra yollan Gam harabelerine uğrar. Kış mevsiminin hüküm sürdüğü burada bir cadı Aşk'a gönül verir. O, kabul etmeyince Aşk'ı çarmıha gerdiği sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a Hüsn'den bir kılıç ile bir at; Gayret'ede iki kanat getirir. Yolda gulyabânîlerle savaşırlar. Bu sırada Ateş denizine rastlarlar. Cinler, onun kıyısındaki mumdan gemilere binmelerini teklif ederlerse de kabul etmezler. Buradan kurtulup Çin ülkesine varırlar. O sırada bir dudukuşu şekline bürünen Suhan, Aşk'a, Çin padişahının Hüş-Rübâ adlı kızına kapılırsa Zâtu's- suver kalesine hapsedeceğini söylerse de o, Hüsn'e benzettiği Hüş-Rübâ'ya gönlünü kaptırır. (Aşk aldanmıştır. Huş-Ruba onu sarhoş etmiş kılıcını elinden almıştır ve maddî varlığı, insan benliğini temsil eden Zâtu's-Suver kalesine kapamıştır.) Gayretle burada mahbus kaldıkları sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a kaleyi ateşe vermesini söyler. O da böyle yaparak kurtulurlar. Nihayet, kutlu bir sabah vakti Suhan, bir hekim kılığında gelir ve Aşk'ı Kalb kalesine götürür orada Hüsn'ün sarayına ulaşırlar. O anda Hayret, İsmet, Munlâ-yı Cunûn ve diğerleri gelirler. Ma'nâ gezinti yeri de görünür, işte bu sırada Suhan, cadıyı öldürenin, yolları temizleyenin, hekim kılığına girenin hep kendisi olduğunu, Aşk'a yanlış yol tut- tuğunu ve Aşk'ın Hüsn; Hüsn'ün de Aşk'tan ibaret olduğunu, birliğe ikiliğin sığmadığını anlatır. Sonunda Hayret, Aşk'ı alıp Hüsn'e götürür ve gayp perdeleri (bilinmezlik, sır perdeleri) açılır. Aşk, Hüsn'ün kendisi olduğunu anlar. Yani, kendisi kendisine kavuşur.
 
Hüsn ü Aşk  tasavvufî sembolik bir hikâye olup tasavvufta seyr ü sülûk'u yani dervişlikte olgunluğa erişmek için takip edilen manevî yolculuğu anlatmaktadır. Lügatta seyr, yolculuk; sülük ta bir yola girme, bir tarikata bağlanma anlamına gelmektedir. Daha açık bir ifadeyle seyr ü sülük şudur : Tasavvufta Vahdet-i Vucûd inancına göre Mutlak Varlık telâkki edilen Tanrı'nın zâtî iktizâsı yani dileği zuhur etmektir (meydana çıkmak). Bu zuhur, onun kendisini bilmesidir. Tanrının zuhura olan bu meyli, kendinden kendine olan bir aşktır. Bu âlemin bir varlığı olan insan da insanlık suretine gelinceye kadar Tanrının sıfatlarını yüklenerek önce, bilgi âlemine oradan göklere, sonra su, hava, ateş ve toprak denen dört unsura, oradan cansızlar, bitkiler ve canlılar denen mevâlid âlemine geçmiş ve nihayet insanlık suretini kazanmıştır. Buna göre, zuhurun bir ucu Tanrı, öbür ucu insandır. İnsanın olgunluğa ermesi; aslı olan Tanrıya ulaşması için insanlığa gelinceye kadar maddeten ne kadar âlemden geçmişse; bu sefer manevî bir yolculukla insanlıktan Tanrı makamına yükselmesi, ulaşması gerekir, îşte seyr ü sülük budur.
 
Bu manevî yolculuğa çıkmayanlar tabiat âleminde kalırlar. Manevî yolculuk ise o yolları bilen birinin terbiyesine girmek; iradesini onun iradesine vermekle mümkündür. Tarikata giren bir kişi bağlandığı şeyhin bilgi, irade ve kontrolü altında yaradılışın sırrını ihrâk etmeye çalışır. Mânevî yolculuğa giren kişi, olgunluğa üç durakta, merhalede ulaşır. Birinci durakta bütün işlerin Tanrı işi olduğunu hayır, şer, iyi, kötü diye bir şey olmadığını; ikinci merhalede bütün sıfatların Tanrının tek sıfatı olduğunu; üçüncü merhalede Tanrı zuhurundan ibaret olan kâinatın Tanrıdan ayrı bir varlığı olmadığını anlar, idrak eder. Böylece, olgunlaşan insan, kâinatla Tanrıyı ayrı görmez; hiçbir şeyi inkâr etmemekle braber hiç bir şeye de bağlanmaz.
 
Manevî yolculuğa çıkan kişi yani sâlik bu devre içinde itiyadlarını, alışkanlıklarını terketmeye çalışır az yer, az içer, ibadet eder, zikirde bulunur, kendi nefsini daima kontrol altında tutar, tevekkülün, sabrın, kanâatin anlamlarını anlar. Bunlar, dayanılması müşkil olan şeylerdir. Fakat hakikatte birer imtihandır. Sûfîyi olgunluğa hazırlayan ana esaslara tahammül edemeyen kişi yan yolda kalmış demektir. Tasavvufî eserlerde bunlar, sâlikin karşısına çıkan engeller ve müşkiller olarak tanımlanmaktadır. Hüsn ü Aşk'ta Aşk, bütün engelleri aşmış, olgunluğa ulaşmış ve hakikati anlamıştır.
 
Bu bilgilerden de anlaşıldığına göre Hüsn ü Aşk'takı vak'alar ve şahıslar birer sembolden ibarettir. Hüsn sevilen'i yani mutlak güzelliği; Aşk seveni yani dervişi, manevî yolcuyu; Mekteb-i edeb (edeb okulu) dergâhı; Moll-yı Cunûn mürşidi; Suhan aracıyı, yardımcıyı; Gayret çabayı;  ismet dürüstlüğü, Kalb kalesi gönlü; yoldaki olaylar, felaketler ve gam harabeleri tahammülü; Hûş-Rübâ aklı çelen nefsi; Kalb kalesine yapılan yolculuk sâliktekî nefis mücadelesini ve tarîkatte çileyi temsil etmektedir.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mağaranın Kamburu - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜNİFAK - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ MEMLEKETİMİN DELİLERİ - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ
AFORİZMALARMAĞARANIN KAMBURU 2. BASKI

Giriş Formu

Dost Siteler

Destan Romanlar

SİHİRLİ DÜRBÜN
Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş Destanı, 92 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün5116
mod_vvisit_counterDün6643
mod_vvisit_counterBu Hafta23840
mod_vvisit_counterGeçen Hafta51266
mod_vvisit_counterBu Ay217894
mod_vvisit_counterGeçen Ay255401
mod_vvisit_counterToplam10006914

Şimdi: 45 misafir var.
IP: 54.166.183.124