Kızılderili Atasözü:

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer. Sular çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine, "suyun akışı" karar verir.


TAKIM RUHU

Haydar Canlı / Salı, 22 Nisan 2014 / Tıklanma: 54

News image

Sevda yarasıdır, derman arama, Ne muskacı bilir, ne hekim bilir, Ölene dek düşmez senin yakandan, Ölümün de ondan olur kim bilir. Bazen baldır bazen, zehirdir tadı, Duyan olmaz çıkardığın feryadı, ...

Yeniden Ergenekon

Osman Öcal / Salı, 22 Nisan 2014 / Tıklanma: 55

News image

  Bilge idim cesarettim töre idim şuurdum, Türk denilen adımı tüm cihana duyurdum.   Tanrı birdir ülkü bir bin parçayı bir eder,  Yeniden Ergenekon bir kılavuz bir lider. ...

Yaklaşımın Olsun Yakın

Ahmet Kölecioğlu / Salı, 22 Nisan 2014 / Tıklanma: 60

News image

        yaklaşımın olsun yakın sakın ha sakın olmasın sakın biraz düşün biraz bakın olmaz bende kirli çıkın   yalan dolu sahte sözler fırıl fırıl döne...

Gül_Ay

Gülay Göktürk / Salı, 22 Nisan 2014 / Tıklanma: 74

News image

  Gül_Ay Kendi düşüncelerimiz bizi dünya haline dalıp götürürken aklıma tonlarca soru yağmuru yağıyor   işte ! böylesi grif düşünceler altında gecenin karanlığı şavkına vururken ay gibi parlayan bir gül geldi...

AŞKIMIZIN AŞKINA GEL YA RESULALLAH (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Salı, 22 Nisan 2014 / Tıklanma: 81

News image

    Yüce Allah buyurdu ki; “Andolsun ki Allah, Müminlere kendi içlerinden bir peygamber gönderdi. Onlara büyük bir lütufta bulundu.  O pey...

Senden Uzak Senden Ayrı

Ahmet Kölecioğlu / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 127

News image

      dağlar yücedir dağlar zirvesi duman yemyeşil giyinmiş eteğine kadar çevresi orman temaşada doyumsuz seyri kıyısı umman  kumsalı dalgası martısı olunur hayran   uzaklar...

İNSANIM! Dr. Hasan AHMET

Editörden / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 141

News image

  Ara sıra derinlere dalarım, Bulanık sularda avlanırım. Açlığımı, susuzluğumu gidermek için, Elimden geleni yaparım. Karardır benim kararım. Bükmem, eğilmem, şaşarım, şaşırırım. Azimle, özg&uum...

LATİFEDEN TEYYARE (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 109

News image

  Elim maaşı mı görür karı senin yüzünden? Bak taksite boğdun beni, başın göğe erdi mi? Kirleten hep benim sözde, yıkayıp kurutan sen Bu çamaşır makinası kurutmalı değil mi? Lcd yeni alında mini ekran hediyesi  Biri çocuk odası...

ECDADA LAYIK OLMAK (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 90

News image

  Peygamberin hadisle şereflendirdiği Türk Hem O yüce resule hem de sana öleyim. Yıllarca hizmet eden bu dine bu millete  Elleri şöyle dursun ayakları öpeyim. Gaye faydalı olmak esiriyim piriyim Onu da olamazsam ha kapı ha eşiğ...

MEHMEDİM MEHMET DEDİ (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 90

News image

  Düşman yurda girdide biz zevk-ü sefaya mı daldık Hilali indirip gökten tüfeklere süngü yaptık Kosova’yı Zigetvar’ı Bedr’i dahi aratmadık Her mısrasında içten Mehmedim mehmet dedi Yurda kurban yiğitler bir bir saf...

Gül Sultan Güneşim

Gülay Göktürk / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 110

News image

  Gönül bir derdi ummana düştü kor ateşli desti dermana düştü gül kızılı bir vuslatı nihana düştü suskun emansız fermana düştü anlatamaz anlatamaz kelimeler . Muti halin şehri bağ hayranlığı sana gök kubbenin pervazla...

GEL ARTIK (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 75

News image

  Hasret çektiğim sensin, vuslatımda sen ol İyi olmaz yaralar sardın bağrıma  Dermanımda sen ol. Sen ol gümanım, neşem, arzum, isteğim Olacaksan ecelimde sen ol  Ama gel Büyü mü, sihir mi, deli bir tılsım mı bu? Öyle bağlad...

ÇAMURA YATTI (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 77

News image

  Bugünde gelmedi yarın da gelmez Kandırıkçı gavur çamura yattı. Önünde diz çöküp ağlasam görmez Kandırıkçı gavur çamura yattı. Gururumu yıktım kapına geldim Dost bildiklerimin gazına geldim Şu kahpe dünyanın nazına geldim ...

ÖZLEDİM SANMA (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 90

News image

  Hani çekip gittin büktün belimi Eğer ağlıyorsam özledim sanma Gizlemem görsünler gözde yaşımı Gözüme toz kaçtı özledim sanma Dünya bana aynı değişenim yok Saçlar daha siyah dökülenim yok Boyumda uzadı eyvallahım yok Topuk...

DOKTORUM (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 110

News image

  Git gel Konya altı saat her gün hastanedeyim, İş icabı sanıyorlar, bilmezler ki hastayım, Dayanacak gücüm mü var? yürek yanar közdeyim  -----Sök içimden doktorum dışa çıkar da göreyim,  -----Ona yürekten bağlı, ben ki aşkına köley...

VATAN GİBİ (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 74

News image

  Hani erkekler ağlamaz derler ya, İki şey var beni ağlatan; Birincisi sensiz geçen her günüm. İkincisi al bayrağı görmediğim her anım. Hani erkekler ağlamaz derler ya Erkeklerde ağlar be gülüm erkeklerde... Hani delikanlı sı...

GÜZELLİĞİN OLMASA MADARA OLUR MUYDUM (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 75

News image

  Saat olmuş gece üç, gözlerim baygın bakar Ah uykusuzluk var ya yakar beynimi yakar  Halimde gariplik var her gelen bana bakar Ele güne ben böyle madara olur muydum? Güzelliğin olmasa uykusuz kalır mıydım? Taşı sıksam suyunu ç...

SENİ DÜŞÜNÜYORUM (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 78

News image

  Mevsimlerden Sonbahar Aylardan EYLÜL Ve ben yine seni düşünüyorum. Sabah rüzgarlarıyla savrulurken ağaçlar Gözü yaşlı bakarken ardından yaprakların Hani derin bir sızı düşer ya yüreğine İşte ben o zaman seni düşünüyorum. ...

ÇOKÇA TEKRARLADIĞIM TERANELER

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 66

News image

  Eninde sonunda öleceğim; Seninle yada sensiz. İçimdeki seninle uzlaşmamı istiyor dostlarım. Bir yanımda gitmek var, bir yanımda kalmak. Orta yol yok ki uzlaşayım Elimden ne gelir. Sonunda sana hasret gideceğim; Ama senin ...

SANA SÜRGÜNÜM (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 73

News image

  Ne aklımdan çıkardım ne gönlüme yer ettin Ne yakınıma geldin ne maziyi hapsettin Güneşle uyandığım günümü zindan ettin Şimdi sen uzaktasın bense sana sürgünüm Siyahmıydı mavi mi unutmuşum gözünü Yeminler unutuldu tutamadın sö...

DEĞNEKÇİ (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 77

News image

  Avare kalmışım gurbet ellerde, Yönümü sılaya çevir değnekçi. İyice saflaştım bu aşk yüzünden, Tut elimden sıkı sıkı değnekçi. Biter mi bu aşk, diner mi gönlümde yara? Bir deli sevda uğruna sürmüşüm yüzüme kara, Sahipsiz ...

HASRET PINARI (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 73

News image

  Çilingir sofrasını açtım önüme Kadehleri çektim yanan gönlüme Aldırmadım yaşlar dolan gözüme Dertlerime ortak ol hasret pınarı Yine bir sonbahardı akşamüzeri Gölgende buluşmuştuk iki sevgili Beraber paylaştık derdi keder...

DADAŞLAR ÖLMEZ (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 80

News image

  Dadaşımı asker ettiler yirmi yaşında Uğurladı anası allı yazma başında Hainlerce şehit oldu Dadaş güneydoğu da Ağlama Dadaş Mevla kerimdir. Vatana kurban ettik kınaladık elini Yiğidim dedi anası sıvazladı belini Vurmakla...

BU SON GECE (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 74

News image

  Gel otur Başucuma Bu gece son gecemiz Pembe evimizde misafiriz bu gece Otur şu tahta sedire Bak gözlerime derin derin Dinle Acısını ayrılığın ta...yüreğinde Bu gece kendi evimizde son gecemiz Yarın ayrılacak belki yolları...

DUA (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 74

News image

  Her kötülükten koru kalbimi, Korkulara, sıkıntılara yer verme Yarabbi. Sevmediğim huylardan uzak tut beni, Onurumu yerlere serdirme Yarabbi. Her daim yanımda ol düşürme dara, Açma içimde dermansız yara. Yolumu kaybedersem y...

ŞEREFSİZ (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 74

News image

  Ne yüzünü göreyim, ne gözün görsün beni. Sen zaten bitirdin benim içimdeki seni. Her şeyi biliyor sanıyordun ya kendini; Sildim seni defterden, onu da bil şerefsiz. Öldü say beni, bende seni ölmüş bileyim. Ne hayatıma girmiş ...

AŞKTAN DEĞİL GÖĞÜS AĞRIM (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 76

News image

  Sen gittin ya bir hal oldum çok yorgunum bu sıralar Tabip tabip derman derman ecel hep kapım aralar Sol yanımdan sırta doğru yakar durur bu sızılar Aşktan değil göğüs ağrım ben sadece üşütmüşüm. Ne ağzımın tadı tuzu, ne de g...

AKVARİSTLER KIRAATHANESİ (şiir)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 74

News image

  Sensiz geçen her günümün isyanını, sitemini Satır satır, hece hece yazdım Akvaristler Kıraathanesine  İsyanıma tercüman oldu bitirdiğim sigaralar  Duman duman, nefes nefes yazdım Akvaristler Kıraathanesine. Seni anlattım akvary...

MEÇHUL ŞAİR (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 69

News image

  Bir meçhulün içinde kaybolmuş umutlarım Umutlarım -ki onlar- bugünüm yarınlarım Yarınlara götürün beni de ayaklarım Geri dönmek isteyen meçhul bir insan gibi İsimsiz yazarlardan yazılan yazı gibi Yazı -ki her sayfası...

SEN KOKAN SEYRANELER (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 70

News image

  Bu gece efkârdayım, gezdim meyhaneleri Meyler çare olmadı,dar geldi tüm haneler Sıcak omuz aradı, biçare kalan başım Teselli olur bana, sen kokan seyraneler Yanımda yoksan eğer, seyranda neye yarar Her bir şeyim tam takır, se...

NASIL SEVMEK (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 76

News image

  Bir özür dilemek istiyorum senden birde darılmak Bir kaçmak istiyorum senden birde sarılmak Bir sevinmek istiyorum sözlerine birde ağlamak Bende anlamadım bu nasıl nefret bu nasıl sevmek Kah gül olmak istiyorum geçtiğin yollard...

BAKIŞINA KURBAN (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 85

News image

  Hani insan özlem duyarda sevdiğine; Onun kokusu tüter burnunda, Her kokladığında burnunun direkleri sızlar, Sel olur gözündeki yaşlar  Ve resmine sıkı sıkı sarılırken Kendi kendine mırıldanır “canım, ciğerimin köşesi yüz...

TAHTA AYAKLARIM (AYAK İSTİYORUM TAHTADAN) bir engell

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 72

News image

  Bir sürü oyuncak yapmış çocuğuna tahtadan, Pinokyosu bile var eli ayağı oynayan Beni de yürütebilir mi bastonlarım olmadan? Tahtadan adam yapan marangoz Murat Usta. Elinde takım çantası; dolaşır kapı kapı. Hem tamir yapıyor, ...

EKSİK EMANET (Bir Engelli Şiiri)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 73

News image

  İster herkes acısın, ister kaçsınlar benden Ben Allah’ın aileme eksik emanetiyim. Varsın herkesler bana deli, ahmak desinler Ben Allah’ın aileme eksik emanetiyim. İsyanımız yoktur haşa her gelen lütuf O’...

ZORDAYIM (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 74

News image

  Çekilmez dertlerim var ama ben en başındayım. Hayatımdaki zor günlerin en zorundayım. Mecnun’un yüreğindeki ateşin korundayım. Zordayım ben dostum; zorluklardayım yine. Düşünki çetin bir savaşın bayraktarıyım. Ordu hep ...

MAL DEĞNEĞİ (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 64

News image

  Ne kendine bakarsın, ne kimseye hayrın var. Ne bugünü yaşarsın, ne yarından kaygın var. Ne seni eğitene, ne atana saygın var. Elimde taşıdığım mal değneği gibisin. Ne insanlık bilirsin, ne bir fayda sağlarsın. Elinde tütün ta...

ZAMANE EVLADI (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 73

News image

  Ders çalış dedikçe kitap açmazsın Televizyon açık gece yatmazsın Gözün açıp bir haline bakmazsın Sende çocuksun he vah bana bana Ne dikiş, nakış var ne dantel, oya Eli iş tutmaz; aldanma boya. Bekler ki sofrayı annesi koya ...

MAKBER (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 76

News image

  istediğin kadar olsanda muteber alacak bir gün senide bil ki makber dünya malı kurtarmaz seni kabirde acaba halin nice olur hakzar içinde saracak seni yalnızlık örecek gözlerini karanlık dertleşecek dost bile yok o zam...

DEĞİRMEN ÇİÇEKLERİ (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 75

News image

  dünya köhne değirmen öğütüyor ömrümü alıp götürürken acı tatlı her günümü ömrümü öğütürken çalıverdi gönlümü duvarın dibindeki değirmen çiçekleri mor menekşe birisi öteki gül-i rana ta uzaklardan aşk-ı bade sunar bana bal d...

ÖZLEM SARHOŞU (ŞİİR)

Dursun BAŞĞUT / Pazartesi, 21 Nisan 2014 / Tıklanma: 78

News image

  Dalmış ufuklara gözlerim Bir çift kahverengi göz arar Bazen ağlar hüzünlenir Bazen güler neşelenir Anladım; Gözlerim gözlerini özlüyor. Hükmedemem ellerime Aciz kalır beynim Ben uzatırım kaleme O alır hatıra defterini...

Hüsn ü Aşk Mesnevisi/ Şeyh Galip

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 
 
 
 
Hüsn ü Aşk'ın Konusu:
Agâz-ı Dâstân-ı Benî Muhabbet
Beni Muhabbet Hikâyesinin Başlangıcı
 
Dil-zinde-i feyz-i Şems-i Tebrîz
Ney-pâre-i hâme-i şeker-rîz
Tebrizli. Şems'in feyziyle gönlü diri olan ve şekerler döken kamış parçası kalem,
 
Bu resme koyup beyân-ı aşkı
Söyler bana dâstân-ı aşkı
Aşkı anlatışı bu tarza dökerek bana, aşk destanını söyler :
 
Kim vardı Arab'da bir kabîle
Mustecmi'-i haslet-i cemîle
Araplarda bütün temiz huylara sahip bir kabile vardı.
 
Ser-levha-i defter-i fütüvvet
Ser-hayl-i Arab Benî Mahabbet
Fütüvvet defterinin başlığı olan, Arap boylarının başı bulunan bu kabile, "Benî muhabet" yani Sevgioğulları        kabilesi idi.
 
Amma ne kabîle kıble-i derd
Bilcümle siyâh-baht u rû-zerd
Ama ne kabîleydi? Dert kıblesi; bütün halkı kara bahtlı, sarı yüzlüydü.
 
Giydikleri âftâb-ı temmûz
İçtikleri şu-le-i cihân-sûz
Giydikleri temmuz güneşi; içtikleri, cihânı yakıp yandıran alevdi.
 
Vadîleri rîk ü şîşe-i gam
Kumlar sağışınca hüzn ü matem
Vadileri kumluk ve gam şişelerinin kırıklarıydı;  kumlar sayısınca da hüzün ve matem vardı.
 
Hargehleri dûd-ı âh-ı hırmân
Sohbetleri ney gibi hep efgân
Çadırları, mahrumiyet âhının  dumanı; sohbetleri de hep ney gibi feryâd ve figandı.
 
Her birisi bir nigâra urgun
Şemşîr gibi dehânı pür-hûn
Her biri, bir güzele vurgundu, hepsinin de ağzı kılıç gibi kanlıydı.
 
Erzâkları belâ-yı nâgâh
Âteş yağar üstlerine her gâh
Rızıkları ansızın gelen belâ idi; üstlerine her an ateş yağardı.
 
Ekdikleri dâne-i şirâre
Biçdikleri kalb-i pâre pâre
Ektikleri  kıvılcım  taneleriydi, biçtikleri paramparça kalpti.
 
Anlar ki kelâma cân verirler
Mecnûn o kabîledendi derler
Söze can verenler, Mecnûn da o kabîledendi derler.
 
Her kim ki belâya mürtekibdir
Elbet ol ocağa müntesibdir
Kim belâya düşmeyi dilerse, elbette o ocağa mensuptur.
 
Satdıkları hep metâ'- cândır
Aldıkları sûziş-i nihândır
Sattıktarı hep can malıydı; aldıklarıysa gizlice yanış.
 
 
 
 
Benî Muhabbet (sevgi oğulları) adındaki Arap kabilesi içinde kabile büyüklerinden birinin bir oğlu; bir başkasının da bir kızı olur. Oğlana Aşk, kıza da Hüsn adını verirler. Kabilenin nişanladıkları bu gençler, Edeb denen okulda Munlâ-yı Cünûn adındaki hocadan ders okudukları sırada birbirlerine âşık olurlar. Bazen içinde Feyz havuzu bulunan Ma'nâ gezinti yerinde buluşmaktadırlar. Buranın mihmandarı olan Suhan bilgili ve yol gösteren bir ihtiyardır. Kabilede Hayret adlı biri, iki sevgilinin bir arada bulunmasına engel olunca birbirinden ayrılan aşıklar Suhan vasıtasıyla mektuplaşırlar. Aşk'ın Gayret adlı bir lalası, Hüsn'ün de İsmet adlı bir dadısı vardır. Aşk, Gayret'in de yardımıyle Hüsn'ü istemeye gider.
 
Fakat, kabile büyükleri, Kalb ülkesine gidip oradaki kimyayı getirmedikçe Hüsn'ü vermeyeceklerini söylerler. O da bunun üzerine Gayret'le yola koyulur. Yolda içine düştükleri derin bir kuyuda karşılaştık- ları bir cadı bunları hapseder. Bu sırada Suhan yetişir ve kuyu dibinde İsm-i A'zam (Allanın en büyük adı) yazılı ipe sarılıp kurtulmalarını söyler. Buradan kurtulduktan sonra yollan Gam harabelerine uğrar. Kış mevsiminin hüküm sürdüğü burada bir cadı Aşk'a gönül verir. O, kabul etmeyince Aşk'ı çarmıha gerdiği sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a Hüsn'den bir kılıç ile bir at; Gayret'ede iki kanat getirir. Yolda gulyabânîlerle savaşırlar. Bu sırada Ateş denizine rastlarlar. Cinler, onun kıyısındaki mumdan gemilere binmelerini teklif ederlerse de kabul etmezler. Buradan kurtulup Çin ülkesine varırlar. O sırada bir dudukuşu şekline bürünen Suhan, Aşk'a, Çin padişahının Hüş-Rübâ adlı kızına kapılırsa Zâtu's- suver kalesine hapsedeceğini söylerse de o, Hüsn'e benzettiği Hüş-Rübâ'ya gönlünü kaptırır. (Aşk aldanmıştır. Huş-Ruba onu sarhoş etmiş kılıcını elinden almıştır ve maddî varlığı, insan benliğini temsil eden Zâtu's-Suver kalesine kapamıştır.) Gayretle burada mahbus kaldıkları sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a kaleyi ateşe vermesini söyler. O da böyle yaparak kurtulurlar. Nihayet, kutlu bir sabah vakti Suhan, bir hekim kılığında gelir ve Aşk'ı Kalb kalesine götürür orada Hüsn'ün sarayına ulaşırlar. O anda Hayret, İsmet, Munlâ-yı Cunûn ve diğerleri gelirler. Ma'nâ gezinti yeri de görünür, işte bu sırada Suhan, cadıyı öldürenin, yolları temizleyenin, hekim kılığına girenin hep kendisi olduğunu, Aşk'a yanlış yol tut- tuğunu ve Aşk'ın Hüsn; Hüsn'ün de Aşk'tan ibaret olduğunu, birliğe ikiliğin sığmadığını anlatır. Sonunda Hayret, Aşk'ı alıp Hüsn'e götürür ve gayp perdeleri (bilinmezlik, sır perdeleri) açılır. Aşk, Hüsn'ün kendisi olduğunu anlar. Yani, kendisi kendisine kavuşur.
 
Hüsn ü Aşk  tasavvufî sembolik bir hikâye olup tasavvufta seyr ü sülûk'u yani dervişlikte olgunluğa erişmek için takip edilen manevî yolculuğu anlatmaktadır. Lügatta seyr, yolculuk; sülük ta bir yola girme, bir tarikata bağlanma anlamına gelmektedir. Daha açık bir ifadeyle seyr ü sülük şudur : Tasavvufta Vahdet-i Vucûd inancına göre Mutlak Varlık telâkki edilen Tanrı'nın zâtî iktizâsı yani dileği zuhur etmektir (meydana çıkmak). Bu zuhur, onun kendisini bilmesidir. Tanrının zuhura olan bu meyli, kendinden kendine olan bir aşktır. Bu âlemin bir varlığı olan insan da insanlık suretine gelinceye kadar Tanrının sıfatlarını yüklenerek önce, bilgi âlemine oradan göklere, sonra su, hava, ateş ve toprak denen dört unsura, oradan cansızlar, bitkiler ve canlılar denen mevâlid âlemine geçmiş ve nihayet insanlık suretini kazanmıştır. Buna göre, zuhurun bir ucu Tanrı, öbür ucu insandır. İnsanın olgunluğa ermesi; aslı olan Tanrıya ulaşması için insanlığa gelinceye kadar maddeten ne kadar âlemden geçmişse; bu sefer manevî bir yolculukla insanlıktan Tanrı makamına yükselmesi, ulaşması gerekir, îşte seyr ü sülük budur.
 
Bu manevî yolculuğa çıkmayanlar tabiat âleminde kalırlar. Manevî yolculuk ise o yolları bilen birinin terbiyesine girmek; iradesini onun iradesine vermekle mümkündür. Tarikata giren bir kişi bağlandığı şeyhin bilgi, irade ve kontrolü altında yaradılışın sırrını ihrâk etmeye çalışır. Mânevî yolculuğa giren kişi, olgunluğa üç durakta, merhalede ulaşır. Birinci durakta bütün işlerin Tanrı işi olduğunu hayır, şer, iyi, kötü diye bir şey olmadığını; ikinci merhalede bütün sıfatların Tanrının tek sıfatı olduğunu; üçüncü merhalede Tanrı zuhurundan ibaret olan kâinatın Tanrıdan ayrı bir varlığı olmadığını anlar, idrak eder. Böylece, olgunlaşan insan, kâinatla Tanrıyı ayrı görmez; hiçbir şeyi inkâr etmemekle braber hiç bir şeye de bağlanmaz.
 
Manevî yolculuğa çıkan kişi yani sâlik bu devre içinde itiyadlarını, alışkanlıklarını terketmeye çalışır az yer, az içer, ibadet eder, zikirde bulunur, kendi nefsini daima kontrol altında tutar, tevekkülün, sabrın, kanâatin anlamlarını anlar. Bunlar, dayanılması müşkil olan şeylerdir. Fakat hakikatte birer imtihandır. Sûfîyi olgunluğa hazırlayan ana esaslara tahammül edemeyen kişi yan yolda kalmış demektir. Tasavvufî eserlerde bunlar, sâlikin karşısına çıkan engeller ve müşkiller olarak tanımlanmaktadır. Hüsn ü Aşk'ta Aşk, bütün engelleri aşmış, olgunluğa ulaşmış ve hakikati anlamıştır.
 
Bu bilgilerden de anlaşıldığına göre Hüsn ü Aşk'takı vak'alar ve şahıslar birer sembolden ibarettir. Hüsn sevilen'i yani mutlak güzelliği; Aşk seveni yani dervişi, manevî yolcuyu; Mekteb-i edeb (edeb okulu) dergâhı; Moll-yı Cunûn mürşidi; Suhan aracıyı, yardımcıyı; Gayret çabayı;  ismet dürüstlüğü, Kalb kalesi gönlü; yoldaki olaylar, felaketler ve gam harabeleri tahammülü; Hûş-Rübâ aklı çelen nefsi; Kalb kalesine yapılan yolculuk sâliktekî nefis mücadelesini ve tarîkatte çileyi temsil etmektedir.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mağaranın Kamburu - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜNİFAK - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ MEMLEKETİMİN DELİLERİ - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ
AFORİZMALARMAĞARANIN KAMBURU 2. BASKI

Giriş Formu

Dost Siteler

Destan Romanlar

Kırk Kahraman Kız
Karakalpak Türklerinin Kırk Kız Destanı, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2083
mod_vvisit_counterDün5084
mod_vvisit_counterBu Hafta13838
mod_vvisit_counterGeçen Hafta52406
mod_vvisit_counterBu Ay155937
mod_vvisit_counterGeçen Ay249523
mod_vvisit_counterToplam3718813

Şimdi: 28 misafir var.
IP: 54.205.166.220