Schiller Diyor ki :

Gözyaşları biçmek istemeyen kimse sevgi ekmelidir.


Kayboluş (Georges Perec) İnceleme-İlkay Gürçay Hüsmü

Editörden / Pazar, 20 Nisan 2014 / Tıklanma: 40

News image

  Kayboluş, Georges Perec’in 1969 yılında yayımlanan deneysel romanıdır. İsmiyle müsemma kitap bir kayboluşu anlatmaktadır. Yayımlandığı günden günümüze hala tartışma yaratmayı başarmış müstesna bi...

Hep Aynı Hikaye

Ahmet Kölecioğlu / Pazar, 20 Nisan 2014 / Tıklanma: 33

News image

    hep aynı hikaye dönüyor masala bülbül çölde mecnuna gül hoyrat yelde hazana hasret acısını kovanda bala benzetip dolduruyorlar yürekte kazana başlıyorlar sonra it...

Şeyd ( m)a Bülbülü

Gülay Göktürk / Pazar, 20 Nisan 2014 / Tıklanma: 59

News image

    Geldi ansızın bir gece vakti umman yolculuğu gibi kelebek kıcırtısı sesinde kondu omzuma bir şeyda kuşu öksüz kalmış yetim çığlıklarından  bir şeyma bülbülü ...

Ahde Vefa

Gülay Göktürk / Pazar, 20 Nisan 2014 / Tıklanma: 35

News image

  Arzın kalbine arz etmeye kalbimi hal kırıklığımı kaldıracak kaderimi ters çevirsem kederime gücüm yetmez   demedi deme dediğimi deme dilinle değil kalbinle dinle demişler bir yer bir...

DÖRTLÜK-Dr. Hasan AHMET

Editörden / Pazar, 20 Nisan 2014 / Tıklanma: 49

News image

  Bana dargın, size kırgın, Körükledi, çıktı yangın! Geç olmadan su dökelim, Yayılmadan söndürelim!   Dr. Hasan AHMET drhahmet@gmail.com

Gün Güneş

Gülay Göktürk / Pazar, 20 Nisan 2014 / Tıklanma: 51

News image

    Gün Güneş Güneş batar kızıllığı kalır vaktı zevaline zelali kalır bağdı sada rüzğarı estikçe sarı gülüşlü bakışım kalır . Gülay GÖKTÜRK

Ey Kader

Gülay Göktürk / Pazar, 20 Nisan 2014 / Tıklanma: 62

News image

  Ey Kader   Ey kader ! Zahire bunalmış dokunaklı keder hazinem yoktu ama özümden verdim sana .     Gülay GÖKTÜRK  

Sus Yüreğim Sus

Gülay Göktürk / Pazar, 20 Nisan 2014 / Tıklanma: 48

News image

    Sus Yüreğim Sus Sus yüreğim sus ! bilirim vakiler sus_uzluğunu sus yüregim sus ki ! bilmesin sevaba sokan cennet kokusunu Sus yüreğim sus ! birim güzelliğin sabır yansımasını sus yüregim sus ...

Görmek Zor Geliyor

Ahmet Kölecioğlu / Cumartesi, 19 Nisan 2014 / Tıklanma: 92

News image

      mevsim değişti hava soğudu şartlar zorlaştı kış geldi yar kış geldi gurbetin kudreti arttı gaddarlığı zulmü katlandı biraz zeytin yarım ekmek yada bir domates  veya çay sim...

Oysa Sen

Ahmet Kölecioğlu / Cuma, 18 Nisan 2014 / Tıklanma: 120

News image

    gözlerin hüzünlü ve yaşlı dalgınsın hemde çok dalğın dertlerin sanki çift başlı hal değil halin gibi halde yılğın   nedir seni böyle daldıran gözle...

Atabey Gökbörü’den, Osmanlı’ya Mevlit Geleneği

Aziz Dolu Atabey / Cuma, 18 Nisan 2014 / Tıklanma: 145

News image

    Mevlit denince ilk akla gelen İslâm büyüğü hiç şüphesiz Ebû Saîd Muzafferüddin Gökbörü (1154–1232)’dür.Soyu, Oğuz Türklerine dayanan Gökbörü, Oğuzların (Türkmen) Beytigin sülâlesindendir. Eşi Râbia Hâtun, ünlü İslâm ku...

Gabriel Garcia Marquez'in Veda Mektubu

Editörden / Cuma, 18 Nisan 2014 / Tıklanma: 160

News image

  Gabriel Garcia Marquez'in ölmeden az önce tüm insanlığa hediye gibi bıraktığı Veda Mektubu internette okunma rekorları kırıyor.  İşte o mektup:   "Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendir...

EN BÜYÜK DOST

Haydar Canlı / Perşembe, 17 Nisan 2014 / Tıklanma: 142

News image

Kopması mı gerekir beklediğin kıyamet; Tren kaçmadan durdur, bir Allah dostu dinle. Hala ne bekliyorsun, dur namaza kıyam et; Secdeye kapanınca, ruhunda mesti dinle. Namazdayken-unutma-şeytan rahat bırakmaz, Sana vesve...

zor geliyor sunam

Ahmet Kölecioğlu / Perşembe, 17 Nisan 2014 / Tıklanma: 139

News image

  sordum laleye sümbüle güle döktüm seherlerde nameyi dile düştüm misali mecnun çöllerde yola girdim hallerde hal dolu hale   sana sevda dolu gönül per...

DÖRTLÜK- Dr. Hasan AHMET

Editörden / Perşembe, 17 Nisan 2014 / Tıklanma: 150

News image

Her insanın var bir onuru. Eze eze, Ezdire ezdire, Rezil ettin insan soyunu! Dr. Hasan AHMET drhahmet@gmail.com

DUA

Haydar Canlı / Çarşamba, 16 Nisan 2014 / Tıklanma: 143

News image

Allahım öyle kalp ver; taş atana gül atam, Öyle uzun kol ver ki düşenlere uzatam, Zaten öyle yapardı bilirsin bütün atam; Geçmişinden kopmayan sana layık kul eyle. Tekrar Türk&rsquo...

Yine Sabrım Üstüne

Galip Sertel / Pazartesi, 14 Nisan 2014 / Tıklanma: 215

News image

  Sen  her mevsim   yaprağı yemyeşil  sarısabır çiçeğim  güzelsin de  sabrım üzre söyleme söyleme bana bu şen şakrak Rumeli türkülerini böyle her seher vakti yitik sevdalar yığılır başıma   Al...

SIRTLANDIM

Haydar Canlı / Pazartesi, 14 Nisan 2014 / Tıklanma: 135

News image

Asla gözüm olmadı kimsenin geçiminde, Daima hata yaptım arkadaş seçiminde, Aslan avına çıktım "safari" biçiminde, Aslan kaçtı elimden, ben yele'yi sırtlandım. Benim ne işim ...

HERKES... Dr. Hasan AHMET

Editörden / Pazar, 13 Nisan 2014 / Tıklanma: 171

News image

  Saltanat için gelmedim dünyaya, Karar verdim insanca yaşamaya. Zenginler her zaman yolunu bulur, Faydam dokunsun fakir fukaraya. İhtiyacım var ormana, ovaya, Ne işim var, gitmem havasız aya. Boşuna kimse ...

HAKKIN HEDİYESİ

Haydar Canlı / Perşembe, 10 Nisan 2014 / Tıklanma: 160

News image

Aşk çiçeği kalpte mevsimsiz açar, Gururu kökünden yoldurur derler. Bazen Kerem gibi yakar kül eder, Ferhat’a dağları deldirir derler. Sevdada yer almaz, ufacık gurur, Aşkın kapısında el pençe durur, Aniden sırtını ye...

ŞEY... Ahmet Aykol

Editörden / Çarşamba, 9 Nisan 2014 / Tıklanma: 192

News image

    Bu gece içimden birşey koptu... Şey... Adını bilmediğim birşey... Tadına bakmadığım bir duygu... Yıldız gibi, Ay gibi, Hilal gibi, Senin gibi işte... Bu gece içimden bir şey koptu... ...

* YOLCULUK *

Mustafa Demircioğlu / Salı, 8 Nisan 2014 / Tıklanma: 203

News image

  Hemen hemen hepimizin başından geçmiştir bu öykü. Hani siz herhangi bir yolculuğa çıkmak için otobüs garajına gittiğiniz zaman başlar bu hikaye.. Elinizde bavulunuz , çantanız bir bilet almak için yürürken ,adeta bilet ayağınıza...

AKIL-GÖNÜL-II

Haydar Canlı / Salı, 8 Nisan 2014 / Tıklanma: 148

News image

Birisi inatla ömrümü yerken, Biri kocadın der, biri çok erken, Birisi aşkından ölürüm derken, Birisi de bunlar boş heves diyor. Birisi acıdan ağlamak ister, Diğeri yolları bağlamak ister, Bir...

KÜL YANAR MI

Haydar Canlı / Pazartesi, 7 Nisan 2014 / Tıklanma: 166

News image

Kalbimde ne varsa onu söylerim, Kalp yanmazsa dil yanar mı bir tanem. Bülbülü ağlatan gülün aşkıdır, Bülbül yanar, gül yanar mı bir tanem. En güzel nağmeler ordan dökül...

KALAMAM OĞUL

Haydar Canlı / Pazar, 6 Nisan 2014 / Tıklanma: 147

News image

Züğürt öldün diye kızma sakın ha, Ben böyle tafraya gelemem oğul. Belki de gidişim çok da yakın ha, Kal desen de burda kalamam oğul. Bunca yıl yaşadım dertli başımla, Karnımı doyurdum helal aşı...

TAVSİYEM-Dr. Hasan AHMET

Editörden / Pazar, 6 Nisan 2014 / Tıklanma: 163

News image

  Bitti burada baharlar, Sıcak, kavuruyor yazlar! Yediğimiz etler mundar, Başımızdakiler gaddar! Uç uçabildiğin kadar, Yaşanmaz bu dünyada, dar! Sığmıyorlar bak insanlar, Git ara başka diyarlar! ...

ANLAYANA-Dr. Hasan AHMET

Editörden / Cumartesi, 5 Nisan 2014 / Tıklanma: 177

News image

  Zaman zaman karamsarlık çöküyor içime, Boğulacağım sevgi oturmasa kalbime! Gidiyorum öteye, geliyorum beriye, Nedir bu çektiklerim, soruyorum kendime? Seviyorum, sayıyorum canları, ins...

Kedicik’den Mesaj Var

Ömer Faruk Hüsmüllü / Perşembe, 3 Nisan 2014 / Tıklanma: 191

News image

       Öğlene doğru telefon çalmaya başladı. Açmak istemedim, çünkü ya birileri kitap satmak için ya internet ve televizyon yayınlarını pazarlamak için ya da market tan...

CİĞER PAREM

Haydar Canlı / Çarşamba, 2 Nisan 2014 / Tıklanma: 169

News image

Ciğer parem, iki gözüm evladım Dertlere bul, acil çözüm evladım, İşte nasihatim, sözüm evladım; Sakın kaptan kaba akıcı olma. Parçala sardığın kuşak hainse, Yakıver yattığın dö...

Utanç (J. M. Coetzee) İnceleme-İlkay Gürçay Hüsmüllü

Editörden / Pazar, 30 Mart 2014 / Tıklanma: 175

News image

  Utanç, J.M.Coetzee’nin 1999 yılında yayımlanan ve aynı yıl Man Booker Ödülü alan eseridir. Kitapta David Lurie adında bir profesörün yasak aşk sonucu kariyerini ve itibarını kaybetmesini konu a...

YORGUNUM

Haydar Canlı / Pazar, 30 Mart 2014 / Tıklanma: 171

News image

Dünya telaşesi koymadı takat, Düzelmez işlerim, tamamen sakat, Yorgunum demeye utandım fakat, Acıyıp sırtımdan kimse inmedi. Kimi sevdi isem; hepsi terk etti, İlk önce annemle babamgil gitti, Ne acılar dindi, ne &...

Boyalı Kuş (Jerzy Kosinski)-İlkay Gürçay Hüsmüllü

Editörden / Cumartesi, 29 Mart 2014 / Tıklanma: 169

News image

  Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski’nin 1965 yılında yayımlanmış romanıdır. Kitapta küçük bir çocuğun gözünden savaş ile onu yaratan ve yaşamak zorunda olan insanlar anlatılmaktadır. Boyalı Kuş yazıld...

CİĞERE NİKOTİN,HAVAYA DUMAN-ORHAN AFACAN

Editörden / Cuma, 28 Mart 2014 / Tıklanma: 162

News image

  Paralı, zararlı ne bicim heves ? Ciğere nikotin, Havaya duman. Sigara içmekle atılır mı stres.? “Şirk koşuyor”haramdan çare uman. Ne kanser, ne verem ne doğal afet Ne trafik adlı güncel canavar. Sağlıksız bir ...

Casus (Joseph Conrad) İnceleme-İlkay Gürçay Hüsmüllü

Editörden / Cuma, 28 Mart 2014 / Tıklanma: 155

News image

  Casus, Joseph Conrad’ın 1907’de yayımlanan romanıdır. Kitapta bir casusun planladığı ve uygulamaya geçirdiği bir terör eylemi üzerine yaşananlar konu alınmaktadır.  DİKKAT! BU BÖLÜM ...

İstiklâl Harbi’nin Çekirdek Kadrosu

Aziz Dolu Atabey / Cuma, 28 Mart 2014 / Tıklanma: 211

News image

  Adana treni, 13 Ekim 1918 tarihinde Haydarpaşa rıhtımına yanaşır. Yolcuları, açıkta demirli 55 parça düşman gemisi karşılar. İnsanlar, gemileri görmek için pencerelere üşüşürler. “Düşman gemileri gelmiş!” nidâları yükselir h...

MASAL GİBİ

Haydar Canlı / Cuma, 28 Mart 2014 / Tıklanma: 154

News image

Bir zamanlar aşkımız tıpkı masal gibiydi; Ben zavallı bir çoban, sen dünyanın tadıydın. Sanki huzur sembolü, bir yeşil dal gibiydi; Ben sende yok olmuştum, sen sevmenin adıydın. Biz bazen havalarda uçmadı...

GÖZLERİN

Haydar Canlı / Salı, 25 Mart 2014 / Tıklanma: 180

News image

İçimde imkansız bir telaş başlar, Dünyayla arama duvar gözlerin, Sanırsın çok gizli bir savaş başlar, Ufkumdan her şeyi kovar gözlerin. Karanlık gecemde benziyor aya Onu değişemem hiçbir da...

Ayrı Yol (Andre Gide)-İlkay Gürçay Hüsmüllü

Editörden / Salı, 25 Mart 2014 / Tıklanma: 173

News image

Ayrı Yol, Andre Gide’in 1902 yılında yayımlanan romanıdır. Roman bir adamın arayışını konu almaktadır. Biraz otobiyografik olduğunu söylemek de mümkündür.  DİKKAT! BU BÖLÜM KİTAP HAKKINDA DETAYL...

Tatar Çölü (Dino Buzzati) İnceleme-İlkay Gürçay Hüsm

Editörden / Salı, 25 Mart 2014 / Tıklanma: 211

News image

  Tatar Çölü, Dino Buzzati’nin 1940 yılında yayımlanan ilk romanıdır. Kitap şehir hayatından çok uzakta bir kaleye atanan Giovanni Drogo’nun karşılaştığı olayları konu almaktadır.  DİKKAT...

Uzakta Baharın Yazın Uzakta

Ahmet Kölecioğlu / Salı, 25 Mart 2014 / Tıklanma: 164

News image

      mutluluk mahkum olup kalırsa eğer gurbette gönül isyan dolu olur hasrette yürek cayır cayır yanar amansız dertte fayda olmaz yar fayda olmaz feryatta   dert dermandan uz...

Hüsn ü Aşk Mesnevisi/ Şeyh Galip

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 
 
 
 
Hüsn ü Aşk'ın Konusu:
Agâz-ı Dâstân-ı Benî Muhabbet
Beni Muhabbet Hikâyesinin Başlangıcı
 
Dil-zinde-i feyz-i Şems-i Tebrîz
Ney-pâre-i hâme-i şeker-rîz
Tebrizli. Şems'in feyziyle gönlü diri olan ve şekerler döken kamış parçası kalem,
 
Bu resme koyup beyân-ı aşkı
Söyler bana dâstân-ı aşkı
Aşkı anlatışı bu tarza dökerek bana, aşk destanını söyler :
 
Kim vardı Arab'da bir kabîle
Mustecmi'-i haslet-i cemîle
Araplarda bütün temiz huylara sahip bir kabile vardı.
 
Ser-levha-i defter-i fütüvvet
Ser-hayl-i Arab Benî Mahabbet
Fütüvvet defterinin başlığı olan, Arap boylarının başı bulunan bu kabile, "Benî muhabet" yani Sevgioğulları        kabilesi idi.
 
Amma ne kabîle kıble-i derd
Bilcümle siyâh-baht u rû-zerd
Ama ne kabîleydi? Dert kıblesi; bütün halkı kara bahtlı, sarı yüzlüydü.
 
Giydikleri âftâb-ı temmûz
İçtikleri şu-le-i cihân-sûz
Giydikleri temmuz güneşi; içtikleri, cihânı yakıp yandıran alevdi.
 
Vadîleri rîk ü şîşe-i gam
Kumlar sağışınca hüzn ü matem
Vadileri kumluk ve gam şişelerinin kırıklarıydı;  kumlar sayısınca da hüzün ve matem vardı.
 
Hargehleri dûd-ı âh-ı hırmân
Sohbetleri ney gibi hep efgân
Çadırları, mahrumiyet âhının  dumanı; sohbetleri de hep ney gibi feryâd ve figandı.
 
Her birisi bir nigâra urgun
Şemşîr gibi dehânı pür-hûn
Her biri, bir güzele vurgundu, hepsinin de ağzı kılıç gibi kanlıydı.
 
Erzâkları belâ-yı nâgâh
Âteş yağar üstlerine her gâh
Rızıkları ansızın gelen belâ idi; üstlerine her an ateş yağardı.
 
Ekdikleri dâne-i şirâre
Biçdikleri kalb-i pâre pâre
Ektikleri  kıvılcım  taneleriydi, biçtikleri paramparça kalpti.
 
Anlar ki kelâma cân verirler
Mecnûn o kabîledendi derler
Söze can verenler, Mecnûn da o kabîledendi derler.
 
Her kim ki belâya mürtekibdir
Elbet ol ocağa müntesibdir
Kim belâya düşmeyi dilerse, elbette o ocağa mensuptur.
 
Satdıkları hep metâ'- cândır
Aldıkları sûziş-i nihândır
Sattıktarı hep can malıydı; aldıklarıysa gizlice yanış.
 
 
 
 
Benî Muhabbet (sevgi oğulları) adındaki Arap kabilesi içinde kabile büyüklerinden birinin bir oğlu; bir başkasının da bir kızı olur. Oğlana Aşk, kıza da Hüsn adını verirler. Kabilenin nişanladıkları bu gençler, Edeb denen okulda Munlâ-yı Cünûn adındaki hocadan ders okudukları sırada birbirlerine âşık olurlar. Bazen içinde Feyz havuzu bulunan Ma'nâ gezinti yerinde buluşmaktadırlar. Buranın mihmandarı olan Suhan bilgili ve yol gösteren bir ihtiyardır. Kabilede Hayret adlı biri, iki sevgilinin bir arada bulunmasına engel olunca birbirinden ayrılan aşıklar Suhan vasıtasıyla mektuplaşırlar. Aşk'ın Gayret adlı bir lalası, Hüsn'ün de İsmet adlı bir dadısı vardır. Aşk, Gayret'in de yardımıyle Hüsn'ü istemeye gider.
 
Fakat, kabile büyükleri, Kalb ülkesine gidip oradaki kimyayı getirmedikçe Hüsn'ü vermeyeceklerini söylerler. O da bunun üzerine Gayret'le yola koyulur. Yolda içine düştükleri derin bir kuyuda karşılaştık- ları bir cadı bunları hapseder. Bu sırada Suhan yetişir ve kuyu dibinde İsm-i A'zam (Allanın en büyük adı) yazılı ipe sarılıp kurtulmalarını söyler. Buradan kurtulduktan sonra yollan Gam harabelerine uğrar. Kış mevsiminin hüküm sürdüğü burada bir cadı Aşk'a gönül verir. O, kabul etmeyince Aşk'ı çarmıha gerdiği sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a Hüsn'den bir kılıç ile bir at; Gayret'ede iki kanat getirir. Yolda gulyabânîlerle savaşırlar. Bu sırada Ateş denizine rastlarlar. Cinler, onun kıyısındaki mumdan gemilere binmelerini teklif ederlerse de kabul etmezler. Buradan kurtulup Çin ülkesine varırlar. O sırada bir dudukuşu şekline bürünen Suhan, Aşk'a, Çin padişahının Hüş-Rübâ adlı kızına kapılırsa Zâtu's- suver kalesine hapsedeceğini söylerse de o, Hüsn'e benzettiği Hüş-Rübâ'ya gönlünü kaptırır. (Aşk aldanmıştır. Huş-Ruba onu sarhoş etmiş kılıcını elinden almıştır ve maddî varlığı, insan benliğini temsil eden Zâtu's-Suver kalesine kapamıştır.) Gayretle burada mahbus kaldıkları sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a kaleyi ateşe vermesini söyler. O da böyle yaparak kurtulurlar. Nihayet, kutlu bir sabah vakti Suhan, bir hekim kılığında gelir ve Aşk'ı Kalb kalesine götürür orada Hüsn'ün sarayına ulaşırlar. O anda Hayret, İsmet, Munlâ-yı Cunûn ve diğerleri gelirler. Ma'nâ gezinti yeri de görünür, işte bu sırada Suhan, cadıyı öldürenin, yolları temizleyenin, hekim kılığına girenin hep kendisi olduğunu, Aşk'a yanlış yol tut- tuğunu ve Aşk'ın Hüsn; Hüsn'ün de Aşk'tan ibaret olduğunu, birliğe ikiliğin sığmadığını anlatır. Sonunda Hayret, Aşk'ı alıp Hüsn'e götürür ve gayp perdeleri (bilinmezlik, sır perdeleri) açılır. Aşk, Hüsn'ün kendisi olduğunu anlar. Yani, kendisi kendisine kavuşur.
 
Hüsn ü Aşk  tasavvufî sembolik bir hikâye olup tasavvufta seyr ü sülûk'u yani dervişlikte olgunluğa erişmek için takip edilen manevî yolculuğu anlatmaktadır. Lügatta seyr, yolculuk; sülük ta bir yola girme, bir tarikata bağlanma anlamına gelmektedir. Daha açık bir ifadeyle seyr ü sülük şudur : Tasavvufta Vahdet-i Vucûd inancına göre Mutlak Varlık telâkki edilen Tanrı'nın zâtî iktizâsı yani dileği zuhur etmektir (meydana çıkmak). Bu zuhur, onun kendisini bilmesidir. Tanrının zuhura olan bu meyli, kendinden kendine olan bir aşktır. Bu âlemin bir varlığı olan insan da insanlık suretine gelinceye kadar Tanrının sıfatlarını yüklenerek önce, bilgi âlemine oradan göklere, sonra su, hava, ateş ve toprak denen dört unsura, oradan cansızlar, bitkiler ve canlılar denen mevâlid âlemine geçmiş ve nihayet insanlık suretini kazanmıştır. Buna göre, zuhurun bir ucu Tanrı, öbür ucu insandır. İnsanın olgunluğa ermesi; aslı olan Tanrıya ulaşması için insanlığa gelinceye kadar maddeten ne kadar âlemden geçmişse; bu sefer manevî bir yolculukla insanlıktan Tanrı makamına yükselmesi, ulaşması gerekir, îşte seyr ü sülük budur.
 
Bu manevî yolculuğa çıkmayanlar tabiat âleminde kalırlar. Manevî yolculuk ise o yolları bilen birinin terbiyesine girmek; iradesini onun iradesine vermekle mümkündür. Tarikata giren bir kişi bağlandığı şeyhin bilgi, irade ve kontrolü altında yaradılışın sırrını ihrâk etmeye çalışır. Mânevî yolculuğa giren kişi, olgunluğa üç durakta, merhalede ulaşır. Birinci durakta bütün işlerin Tanrı işi olduğunu hayır, şer, iyi, kötü diye bir şey olmadığını; ikinci merhalede bütün sıfatların Tanrının tek sıfatı olduğunu; üçüncü merhalede Tanrı zuhurundan ibaret olan kâinatın Tanrıdan ayrı bir varlığı olmadığını anlar, idrak eder. Böylece, olgunlaşan insan, kâinatla Tanrıyı ayrı görmez; hiçbir şeyi inkâr etmemekle braber hiç bir şeye de bağlanmaz.
 
Manevî yolculuğa çıkan kişi yani sâlik bu devre içinde itiyadlarını, alışkanlıklarını terketmeye çalışır az yer, az içer, ibadet eder, zikirde bulunur, kendi nefsini daima kontrol altında tutar, tevekkülün, sabrın, kanâatin anlamlarını anlar. Bunlar, dayanılması müşkil olan şeylerdir. Fakat hakikatte birer imtihandır. Sûfîyi olgunluğa hazırlayan ana esaslara tahammül edemeyen kişi yan yolda kalmış demektir. Tasavvufî eserlerde bunlar, sâlikin karşısına çıkan engeller ve müşkiller olarak tanımlanmaktadır. Hüsn ü Aşk'ta Aşk, bütün engelleri aşmış, olgunluğa ulaşmış ve hakikati anlamıştır.
 
Bu bilgilerden de anlaşıldığına göre Hüsn ü Aşk'takı vak'alar ve şahıslar birer sembolden ibarettir. Hüsn sevilen'i yani mutlak güzelliği; Aşk seveni yani dervişi, manevî yolcuyu; Mekteb-i edeb (edeb okulu) dergâhı; Moll-yı Cunûn mürşidi; Suhan aracıyı, yardımcıyı; Gayret çabayı;  ismet dürüstlüğü, Kalb kalesi gönlü; yoldaki olaylar, felaketler ve gam harabeleri tahammülü; Hûş-Rübâ aklı çelen nefsi; Kalb kalesine yapılan yolculuk sâliktekî nefis mücadelesini ve tarîkatte çileyi temsil etmektedir.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mağaranın Kamburu - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜNİFAK - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ MEMLEKETİMİN DELİLERİ - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ
AFORİZMALARMAĞARANIN KAMBURU 2. BASKI

Giriş Formu

Dost Siteler

Destan Romanlar

İKİZ KARDEŞLER
Özbek Türklerinin Erali Şirali Destanı, 110 Sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1342
mod_vvisit_counterDün7382
mod_vvisit_counterBu Hafta1342
mod_vvisit_counterGeçen Hafta52406
mod_vvisit_counterBu Ay143441
mod_vvisit_counterGeçen Ay249523
mod_vvisit_counterToplam3706317

Şimdi: 58 misafir var.
IP: 107.21.67.191