Cenap Şehabettin Diyor ki :

Gençlik çabuk geçer derler, malesef ihtiyarlık da öyle!


Göçe Göçe- Ninem Kurşun Döküyor-43

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cuma, 30 Eylül 2016 / Tıklanma: 79

News image

    Çerkezköy tarafından “trik trak, tak tak, trik trak tak tak” diye gelen tren raylarından çıkan sesi duyuyorum. Tren Kızılpınar'dan geçerken ses şiddetleniyor, Çorlu tarafına do...

Göçe Göçe- Göçerken Düğün Yapmışlar-42

Ömer Faruk Hüsmüllü / Perşembe, 29 Eylül 2016 / Tıklanma: 120

News image

  Dedemler yarın gidecekler, bugünden otobüs biletleri alındı. Öbür gün de benim okulum başlayacak. Annem önce sobaya iki tane odun attı; sonra soba üzerinde kaynamakta olan çorbayı ağa&ccedi...

Göçe Göçe- Bekarların Buluşma Yeri Köy Çeşmesi -41

Ömer Faruk Hüsmüllü / Salı, 27 Eylül 2016 / Tıklanma: 117

News image

      İki boş su bakırını, komislanın ucuna takıp omzuna alan ninem, köy çeşmesine giderken ben de peşine takıldım. Günlerden Cumartesi'ydi. Çeşmeye giden yol, diğer günlere nazaran daha ...

Korkuyorum,Korkuyorsunuz,Korkuyorlar-3

Ömer Faruk Hüsmüllü / Salı, 27 Eylül 2016 / Tıklanma: 113

News image

  Son günlerde Türkiye üzerinde patlatılan "korku bombası"nı biraz irdeleyelim. Korku toplumu yaratmak isteyenlerin amaçlarını anlamaya çalışalım.  ** Önce,isterseniz baz...

Göçe Göçe- Kızılpınar'da Çocuk Oyunları -40

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazartesi, 26 Eylül 2016 / Tıklanma: 115

News image

  Ninem elinde bir bakraç sayaya doğru gidiyordu, bana: -Süt sa(ğ)ma gidiyem, sen de gelecen mi? Dedi, ben “evet” anlamında başımı sallayınca, peşinden gelmemi işaret etti. Gittim. Sayanın kapısını a&c...

Göçe Göçe- Kızılpınarlılar Dobromirka'yı Unutuyor -3

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 25 Eylül 2016 / Tıklanma: 119

News image

   Dedem, iki gün sonra Kızılpınar'a gideceklerini söyledi. Üzüldüm. -Sağ kalırsak gene geliriz. Üzülme. Zaten sizin karne tatili de üç gün sonra bitecek. Siz yokken b...

Göçe Göçe- Göçmenler Kızılpınar'da Harman Dövüyor -3

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cumartesi, 24 Eylül 2016 / Tıklanma: 114

News image

  Ninemin evinin doğusunda, duvarları yer yer dışarı doğru bombeli saya(ahır)sında, iki tane ineği vardı. Bunlardan birinin rengi kara, diğerinin ise sarıydı. Kara ineğin, ben köye gelmeden birkaç gün önce bir b...

Göçe Göçe- Göçmenlerin Kadın Kahramanı Aşşe Ana -37

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cuma, 23 Eylül 2016 / Tıklanma: 117

News image

      Kosvolu'nun kahvesi, Terziara yokuşunu çıktıktan sonra Topçuların Çayırı denilen yerde; duvarları kerpiçten, çatısı kiremit; altı-yedi masa alabilen küçük bir...

Göçe Göçe- Kızılpınar'da Domuz Avı -36

Ömer Faruk Hüsmüllü / Perşembe, 22 Eylül 2016 / Tıklanma: 123

News image

    Çeteci Osman dedemin anlattıklarından aklımda kalan bunlar. Kazım Karabekir Paşa konusunda, tam bir fanatikti. Ona göre en büyük komutan, Karabekir Paşa’dır. Atatürk’ten bile üst&uu...

Piruz Dilenci; Güney Azerbaycan’ın Özgürlük Ateşini

Aziz Dolu Atabey / Perşembe, 22 Eylül 2016 / Tıklanma: 177

News image

    Kısa adı CAMAH olan Cənubî Azərbaycan Millî Azadlıq Hərəkatı (Cenubî Azerbaycan Millî Azatlık Hareketi) bir başka deyişle Güney Azerbaycan Millî Özgürlük Hareketi 1991 yı...

Göçe Göçe- Dedem Karabekir Paşa'nın Askeri -35

Ömer Faruk Hüsmüllü / Çarşamba, 21 Eylül 2016 / Tıklanma: 130

News image

    Osman dedeme sordum: -Bu kadar mı dede, Galiçya'dan sonrası yok mu? Gülümseyerek cevap verdi. -Daha ne olsun! Şaka yaptım şaka; daha anlatacaklarım var. Ama yarına kalsın.   ...

ÖYLE BİR SEVDASIN Kİ

Ahmet Kölecioğlu / Çarşamba, 21 Eylül 2016 / Tıklanma: 124

News image

  sonsuz bir azaptayım sanki  seninle ilğili yoğun duyğuların tam ortasında çaresiz perme perişan hallerim gurbet ellerde sen hallerimden habersiz   gecelerim zından günlerim karanlık ge&...

Göçe Göçe- Göçmenler Kızılpınar'da da Adetlerini Sür

Ömer Faruk Hüsmüllü / Salı, 20 Eylül 2016 / Tıklanma: 125

News image

    Dışardan bir kadın sesi geliyor, ninemin köpeği Akiş de havlayarak ortalığı yıkıyor. -Ma Aşşe abu uuu... Aşşe abu! Ninem aşevinden ayata çıkıyor, ben de arkasından gidiyorum. Feracesinin önünü eliyle tutan genç bir kadın, ...

Göçe Göçe- Kızılpınar'da İçi Altın Dolu Sandık Bulun

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazartesi, 19 Eylül 2016 / Tıklanma: 124

News image

      Dedem böyle deyince dikkatimi çekti. Annem sofrayı hazırlamış ama ben farkında bile değilim. Oturup yemeğimizi yedik. Dedem yemekten sonra anlatmaya devam etti: -Bizim köyün en zengini Hal...

Göçe Göçe- Kızılpınar'da Yunan Zulmü-32

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 18 Eylül 2016 / Tıklanma: 124

News image

      Cephede bir de şunu öğrendim: En korkulacak şey ne toptur, ne tüfektir, ne süngüdür hatta ne de düşmandır. En korkulacak şey: Açlıktır. Çok aç kaldık. Bazı gü...

AYSER GİBİ BİRİSİ VAR

Ayser Özbakır / Pazar, 18 Eylül 2016 / Tıklanma: 133

News image

      İnsanlar ceşit ceşittir, Ölüsü var dirisi var. Aslında hepsi eşittir, Ötesi var berisi var.   Yazını çevirir güze, Hasret bı...

Göçe Göçe- Osman Dedem Galiçya'ya Gidiyor-31

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cumartesi, 17 Eylül 2016 / Tıklanma: 127

News image

      Dedeme sordum: -Dede sen savaşa gittin mi? Soruma hemen cevap vermedi; önce gözlerini tavana dikti, sonra karşıdaki duvara. O bakıyor diye ben de gayrihtiyari yani elimde olmadan tavana ve duvara ...

Göçe Göçe- Göçmenlerin Kızılpınar'daki Mücadelesi-30

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cuma, 16 Eylül 2016 / Tıklanma: 134

News image

    Osman dedem göç sonrasını anlatmaya devam ediyor: Yörük Dede, ninem hakkında ne zaman soru sormaya kalksam, hemen bir bahane bulup başka konulara geçiyordu. Anladım ki, ninemle olan hatıralarını başkalarıyla paylaşmak istemiyo...

Göçe Göçe- Türbedere mi Çerkezköy mü-29

Ömer Faruk Hüsmüllü / Perşembe, 15 Eylül 2016 / Tıklanma: 135

News image

    Bir şeyler sormak istiyordum, ama dedemin sözünü kesmekten de çekiniyordum. Benim soran gözlerle ona bakıyor olmam, dedemin dikkatini çekmiş olmalı ki; -Galiba senin aklına bir soru geldi...

Göçe Göçe- Göçmenler Edirne'den Ayrılıyor-28

Ömer Faruk Hüsmüllü / Çarşamba, 14 Eylül 2016 / Tıklanma: 132

News image

        Defterdeki yazılanların burada sonlandırılmış olmasına şaşırdım, hayal kırıklığına uğradım. Dedemin yüzüne baktım, o hiç şaşırmış görünmüyordu. Bundan da, yazılanları &oum...

Göçe Göçe- Karısını Kaybeden Bir Adamın İsyanı-27

Ömer Faruk Hüsmüllü / Salı, 13 Eylül 2016 / Tıklanma: 135

News image

      14 Ağustos 1878 (15 Şaban 1295) Göçün Yüz Otuz Dördüncü Günü; Göç, bana iltimas geçmedi ve benim ailemden de bir can aldı. Karım Sabiha'...

Göçe Göçe- Asker Göçmenlere Ateş Açtıı-26

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazartesi, 12 Eylül 2016 / Tıklanma: 138

News image

  10 Ağustos 1878 (11 Şaban 1295) Göçün Yüz Otuzuncu Günü; Tayakadın'da onuncu günümüz. Burası gözüme bir mezarlık gibi görünüyor. Hem de çok b&uu...

Göçe Göçe- Mutsuz Göçmen Çocukları-25

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 11 Eylül 2016 / Tıklanma: 138

News image

  8 Ağustos 1878 (9 Şaban 1295) Göçün Yüz Yirmi sekizinci Günü; Üç günde on dört kişi kaybettik. Galiba bu hastalık hepimizi bitirecek! Bitlerle mücadelemiz aylardır s&u...

Bu da oldu; Atatürk’ün resmine sansür

Aziz Dolu Atabey / Pazar, 11 Eylül 2016 / Tıklanma: 163

News image

  Bu da oldu; Atatürk’ün resmine sansür   Bu da oldu. Azerbaycanlı kardeşlerimiz tarafından dokunan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev aracılığı ile Türkiye Cumhuriyetine hediye edilen mareşal üniformalı Gâzi Mustafa ...

Göçe Göçe- Göçmenler Tifüsten Kırılıyor-24

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cumartesi, 10 Eylül 2016 / Tıklanma: 140

News image

    5 Ağustos 1878 (6 Şaban 1295) Göçün Yüz Yirmi Beşinci Günü; Beş gündür Tayakadındayız. Daha kim bilir kaç gün bekleyeceğiz? Bizden çok önce gelip de ...

Göçe Göçe-Osmanlı Göçmenleri İstemiyor-23

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cuma, 9 Eylül 2016 / Tıklanma: 140

News image

  31 Temmuz 1878 (1 Şaban 1295) Göçün Yüz Yirminci Günü; Nihayet Türkiya'ya geldik. İki günde altı can kaybettik. Burada asker tarafından durdurulma ihtimali bulunduğu için, mo...

Göçe Göçe-Göçmenler Edirne'ye Yaklaştılar-22

Ömer Faruk Hüsmüllü / Perşembe, 8 Eylül 2016 / Tıklanma: 153

News image

  29 Temmuz 1878 (29 Recep 1295) Göçün Yüz On Sekizinci Günü; İki günde üç can kaybettik. İkisi hastalıktan öldü, birini de öküz öldürdü. Bir T&u...

Göçe Göçe-Balkanlar Türk Kanıyla Sulanıyor-21

Ömer Faruk Hüsmüllü / Çarşamba, 7 Eylül 2016 / Tıklanma: 147

News image

    Osman dedem sustu, dikkatle yüzüme baktı ve: -Suratın neden asık? Yoruldun mu? Yoksa defterde cesetlerden ve hayvan leşlerinden bahsedilmesi seni korkuttu mu? Dedi. -Yok dede, korkmadım. Desem de yalan olduğ...

OLMADI FARZET

Ayser Özbakır / Salı, 6 Eylül 2016 / Tıklanma: 155

News image

      Gözlerim gözüne değdi mi bilmem, O kutlu tesatüf olmadı farzet. Yabancısın artık, “gel” deme gelmem, Hasretin miatı dolmadı farzet.   Neyi inkâr etsen, ne desen ayıp, Olup bitenleri olmamı...

Göçe Göçe-Göçmenler Birbirine Düştü-20

Ömer Faruk Hüsmüllü / Salı, 6 Eylül 2016 / Tıklanma: 145

News image

    22 Temmuz 1878 (22 Recep 1295) Göçün Yüz On Birinci Günü; Bir günde üç can gitti... Bir gün önceki yazdıklarımı okudum. Hayret içerisindeyim. Bu s...

Göçe Göçe-Bulaşıcı Bir Hastalık Hızla Yayılıyor-19

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazartesi, 5 Eylül 2016 / Tıklanma: 156

News image

  21 Temmuz 1878 (21 Recep 1295) Göçün Yüz Onuncu Günü; 13 canı kaybettik. Bulaşıcı bir hastalık var, ama ne olduğu belli değil. Buna yakalanan, üşüyormuş gibi saatlerce titriyor, sonra k...

Göçe Göçe-Balkan Yollarındaki Türk Cesetleri-18

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 4 Eylül 2016 / Tıklanma: 162

News image

    12 Temmuz 1878 (12 Recep 1295) Göçün Yüz Birinci Günü; Üç kişi öldü. Dimitrovgrad şehrini geride bıraktık. Altı gün önce, sözü edilen Bulg...

Göçe Göçe-Balkanlarda Sel Felaketi-17

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cumartesi, 3 Eylül 2016 / Tıklanma: 153

News image

    6 Temmuz 1878 (6 Recep1295) Göçün Doksan Beşinci Günü; Beş canımız hastalık dolayısıyla eksildi. On canımızı da sel aldı götürdü. En kötü günüm. Bunda...

Göçe Göçe-Balkanlarda Rus Tehlikesi-16

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cuma, 2 Eylül 2016 / Tıklanma: 154

News image

  Bugün de bir ara daha verdik. Yarın yazmaya devam edeceğiz. Osman dedem: -Az kaldı, dediyse de, daha kaç gün süreceğini söylemedi. Belki o da bilmiyordur! ● ● ●    29 Haziran 1878 (28 Cemaziyelahir 1295) Göçün Seksen Sek...

Göçe Göçe-Balkanlara Bırakılan Alaz Bebek-15

Ömer Faruk Hüsmüllü / Perşembe, 1 Eylül 2016 / Tıklanma: 156

News image

      23 Haziran 1878 (22 Cemaziyelahir 1295) Göçün Seksen İkinci Günü; Altı can daha kaybettik. Ama ben, artık bu ölenlere kızmaya başladım. Şaka yapmıyorum, zaten böyle...

Olmalı

Selahattin Ölmez / Perşembe, 1 Eylül 2016 / Tıklanma: 153

News image

  OLMALI    Yol Arkadaşı, Can Yoldaşı Yaşam Paydaşı Gözleri gözlerimin aynası Yüreğinin yarısı. Baktığında gözlerine, görmemelisin yaşı Nefesi nefesine, değdiğinde Eli eline geldiğinde Sevgi...

SEN AĞUSTOS BEN EYLÜL

Necati Dilek / Çarşamba, 31 Ağustos 2016 / Tıklanma: 165

News image

      Sen ağustos ol   Ben eylül bu gece   Yaşanılanlar bir bilmece   Çık gel artık sessizce      Çalmana lüzum yok kapıyı   Sensizlik kapatır mı yarayı   Gel artık ey sevgili   Uzatma daha fazla arayı  ...

Göçe Göçe-Balkanlardan Bir Aşk Hikayesi-14

Ömer Faruk Hüsmüllü / Çarşamba, 31 Ağustos 2016 / Tıklanma: 150

News image

13 Haziran 1878 (12 Cemaziyelahir 1295) Göçün Yetmiş İkinci Günü;   Geçen yedi günde, on üç kişi daha kaybettik. İçlerinde küçük bebek de genç kız da, &...

Yüksekova İl Olmalı

Aziz Dolu Atabey / Salı, 30 Ağustos 2016 / Tıklanma: 166

News image

  AKP Hükümetinin güvenlik, oy kaybı, toplumsal tepkiler vb. siyasî kaygılarla tehlikeli (risk) bularak, Hakkâri ve Şırnak il merkezlerinin Yüksekova ve Cizre’ye taşınması fikrinden vazgeçmesini biz, yanlış bir karar olarak değerlen...

Göçe Göçe-13

Ömer Faruk Hüsmüllü / Salı, 30 Ağustos 2016 / Tıklanma: 156

News image

        Bu sözü durmadan tekrarlıyorum. Hiç unutmayacağım; Yer demir gök bakır. Evet, yer demir gök bakır. Bunu Türkiya'ya kabul edilmediği için geri dönen bir k&o...

Hüsn ü Aşk Mesnevisi/ Şeyh Galip

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 
 
 
 
Hüsn ü Aşk'ın Konusu:
Agâz-ı Dâstân-ı Benî Muhabbet
Beni Muhabbet Hikâyesinin Başlangıcı
 
Dil-zinde-i feyz-i Şems-i Tebrîz
Ney-pâre-i hâme-i şeker-rîz
Tebrizli. Şems'in feyziyle gönlü diri olan ve şekerler döken kamış parçası kalem,
 
Bu resme koyup beyân-ı aşkı
Söyler bana dâstân-ı aşkı
Aşkı anlatışı bu tarza dökerek bana, aşk destanını söyler :
 
Kim vardı Arab'da bir kabîle
Mustecmi'-i haslet-i cemîle
Araplarda bütün temiz huylara sahip bir kabile vardı.
 
Ser-levha-i defter-i fütüvvet
Ser-hayl-i Arab Benî Mahabbet
Fütüvvet defterinin başlığı olan, Arap boylarının başı bulunan bu kabile, "Benî muhabet" yani Sevgioğulları        kabilesi idi.
 
Amma ne kabîle kıble-i derd
Bilcümle siyâh-baht u rû-zerd
Ama ne kabîleydi? Dert kıblesi; bütün halkı kara bahtlı, sarı yüzlüydü.
 
Giydikleri âftâb-ı temmûz
İçtikleri şu-le-i cihân-sûz
Giydikleri temmuz güneşi; içtikleri, cihânı yakıp yandıran alevdi.
 
Vadîleri rîk ü şîşe-i gam
Kumlar sağışınca hüzn ü matem
Vadileri kumluk ve gam şişelerinin kırıklarıydı;  kumlar sayısınca da hüzün ve matem vardı.
 
Hargehleri dûd-ı âh-ı hırmân
Sohbetleri ney gibi hep efgân
Çadırları, mahrumiyet âhının  dumanı; sohbetleri de hep ney gibi feryâd ve figandı.
 
Her birisi bir nigâra urgun
Şemşîr gibi dehânı pür-hûn
Her biri, bir güzele vurgundu, hepsinin de ağzı kılıç gibi kanlıydı.
 
Erzâkları belâ-yı nâgâh
Âteş yağar üstlerine her gâh
Rızıkları ansızın gelen belâ idi; üstlerine her an ateş yağardı.
 
Ekdikleri dâne-i şirâre
Biçdikleri kalb-i pâre pâre
Ektikleri  kıvılcım  taneleriydi, biçtikleri paramparça kalpti.
 
Anlar ki kelâma cân verirler
Mecnûn o kabîledendi derler
Söze can verenler, Mecnûn da o kabîledendi derler.
 
Her kim ki belâya mürtekibdir
Elbet ol ocağa müntesibdir
Kim belâya düşmeyi dilerse, elbette o ocağa mensuptur.
 
Satdıkları hep metâ'- cândır
Aldıkları sûziş-i nihândır
Sattıktarı hep can malıydı; aldıklarıysa gizlice yanış.
 
 
 
 
Benî Muhabbet (sevgi oğulları) adındaki Arap kabilesi içinde kabile büyüklerinden birinin bir oğlu; bir başkasının da bir kızı olur. Oğlana Aşk, kıza da Hüsn adını verirler. Kabilenin nişanladıkları bu gençler, Edeb denen okulda Munlâ-yı Cünûn adındaki hocadan ders okudukları sırada birbirlerine âşık olurlar. Bazen içinde Feyz havuzu bulunan Ma'nâ gezinti yerinde buluşmaktadırlar. Buranın mihmandarı olan Suhan bilgili ve yol gösteren bir ihtiyardır. Kabilede Hayret adlı biri, iki sevgilinin bir arada bulunmasına engel olunca birbirinden ayrılan aşıklar Suhan vasıtasıyla mektuplaşırlar. Aşk'ın Gayret adlı bir lalası, Hüsn'ün de İsmet adlı bir dadısı vardır. Aşk, Gayret'in de yardımıyle Hüsn'ü istemeye gider.
 
Fakat, kabile büyükleri, Kalb ülkesine gidip oradaki kimyayı getirmedikçe Hüsn'ü vermeyeceklerini söylerler. O da bunun üzerine Gayret'le yola koyulur. Yolda içine düştükleri derin bir kuyuda karşılaştık- ları bir cadı bunları hapseder. Bu sırada Suhan yetişir ve kuyu dibinde İsm-i A'zam (Allanın en büyük adı) yazılı ipe sarılıp kurtulmalarını söyler. Buradan kurtulduktan sonra yollan Gam harabelerine uğrar. Kış mevsiminin hüküm sürdüğü burada bir cadı Aşk'a gönül verir. O, kabul etmeyince Aşk'ı çarmıha gerdiği sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a Hüsn'den bir kılıç ile bir at; Gayret'ede iki kanat getirir. Yolda gulyabânîlerle savaşırlar. Bu sırada Ateş denizine rastlarlar. Cinler, onun kıyısındaki mumdan gemilere binmelerini teklif ederlerse de kabul etmezler. Buradan kurtulup Çin ülkesine varırlar. O sırada bir dudukuşu şekline bürünen Suhan, Aşk'a, Çin padişahının Hüş-Rübâ adlı kızına kapılırsa Zâtu's- suver kalesine hapsedeceğini söylerse de o, Hüsn'e benzettiği Hüş-Rübâ'ya gönlünü kaptırır. (Aşk aldanmıştır. Huş-Ruba onu sarhoş etmiş kılıcını elinden almıştır ve maddî varlığı, insan benliğini temsil eden Zâtu's-Suver kalesine kapamıştır.) Gayretle burada mahbus kaldıkları sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a kaleyi ateşe vermesini söyler. O da böyle yaparak kurtulurlar. Nihayet, kutlu bir sabah vakti Suhan, bir hekim kılığında gelir ve Aşk'ı Kalb kalesine götürür orada Hüsn'ün sarayına ulaşırlar. O anda Hayret, İsmet, Munlâ-yı Cunûn ve diğerleri gelirler. Ma'nâ gezinti yeri de görünür, işte bu sırada Suhan, cadıyı öldürenin, yolları temizleyenin, hekim kılığına girenin hep kendisi olduğunu, Aşk'a yanlış yol tut- tuğunu ve Aşk'ın Hüsn; Hüsn'ün de Aşk'tan ibaret olduğunu, birliğe ikiliğin sığmadığını anlatır. Sonunda Hayret, Aşk'ı alıp Hüsn'e götürür ve gayp perdeleri (bilinmezlik, sır perdeleri) açılır. Aşk, Hüsn'ün kendisi olduğunu anlar. Yani, kendisi kendisine kavuşur.
 
Hüsn ü Aşk  tasavvufî sembolik bir hikâye olup tasavvufta seyr ü sülûk'u yani dervişlikte olgunluğa erişmek için takip edilen manevî yolculuğu anlatmaktadır. Lügatta seyr, yolculuk; sülük ta bir yola girme, bir tarikata bağlanma anlamına gelmektedir. Daha açık bir ifadeyle seyr ü sülük şudur : Tasavvufta Vahdet-i Vucûd inancına göre Mutlak Varlık telâkki edilen Tanrı'nın zâtî iktizâsı yani dileği zuhur etmektir (meydana çıkmak). Bu zuhur, onun kendisini bilmesidir. Tanrının zuhura olan bu meyli, kendinden kendine olan bir aşktır. Bu âlemin bir varlığı olan insan da insanlık suretine gelinceye kadar Tanrının sıfatlarını yüklenerek önce, bilgi âlemine oradan göklere, sonra su, hava, ateş ve toprak denen dört unsura, oradan cansızlar, bitkiler ve canlılar denen mevâlid âlemine geçmiş ve nihayet insanlık suretini kazanmıştır. Buna göre, zuhurun bir ucu Tanrı, öbür ucu insandır. İnsanın olgunluğa ermesi; aslı olan Tanrıya ulaşması için insanlığa gelinceye kadar maddeten ne kadar âlemden geçmişse; bu sefer manevî bir yolculukla insanlıktan Tanrı makamına yükselmesi, ulaşması gerekir, îşte seyr ü sülük budur.
 
Bu manevî yolculuğa çıkmayanlar tabiat âleminde kalırlar. Manevî yolculuk ise o yolları bilen birinin terbiyesine girmek; iradesini onun iradesine vermekle mümkündür. Tarikata giren bir kişi bağlandığı şeyhin bilgi, irade ve kontrolü altında yaradılışın sırrını ihrâk etmeye çalışır. Mânevî yolculuğa giren kişi, olgunluğa üç durakta, merhalede ulaşır. Birinci durakta bütün işlerin Tanrı işi olduğunu hayır, şer, iyi, kötü diye bir şey olmadığını; ikinci merhalede bütün sıfatların Tanrının tek sıfatı olduğunu; üçüncü merhalede Tanrı zuhurundan ibaret olan kâinatın Tanrıdan ayrı bir varlığı olmadığını anlar, idrak eder. Böylece, olgunlaşan insan, kâinatla Tanrıyı ayrı görmez; hiçbir şeyi inkâr etmemekle braber hiç bir şeye de bağlanmaz.
 
Manevî yolculuğa çıkan kişi yani sâlik bu devre içinde itiyadlarını, alışkanlıklarını terketmeye çalışır az yer, az içer, ibadet eder, zikirde bulunur, kendi nefsini daima kontrol altında tutar, tevekkülün, sabrın, kanâatin anlamlarını anlar. Bunlar, dayanılması müşkil olan şeylerdir. Fakat hakikatte birer imtihandır. Sûfîyi olgunluğa hazırlayan ana esaslara tahammül edemeyen kişi yan yolda kalmış demektir. Tasavvufî eserlerde bunlar, sâlikin karşısına çıkan engeller ve müşkiller olarak tanımlanmaktadır. Hüsn ü Aşk'ta Aşk, bütün engelleri aşmış, olgunluğa ulaşmış ve hakikati anlamıştır.
 
Bu bilgilerden de anlaşıldığına göre Hüsn ü Aşk'takı vak'alar ve şahıslar birer sembolden ibarettir. Hüsn sevilen'i yani mutlak güzelliği; Aşk seveni yani dervişi, manevî yolcuyu; Mekteb-i edeb (edeb okulu) dergâhı; Moll-yı Cunûn mürşidi; Suhan aracıyı, yardımcıyı; Gayret çabayı;  ismet dürüstlüğü, Kalb kalesi gönlü; yoldaki olaylar, felaketler ve gam harabeleri tahammülü; Hûş-Rübâ aklı çelen nefsi; Kalb kalesine yapılan yolculuk sâliktekî nefis mücadelesini ve tarîkatte çileyi temsil etmektedir.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mağaranın Kamburu - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜNİFAK - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ MEMLEKETİMİN DELİLERİ - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ
AFORİZMALARMAĞARANIN KAMBURU 2. BASKI

Giriş Formu

Dost Siteler

Destan Romanlar

KÜÇÜK AVCI
Altay Türklerinin Mağday Kara destanı, 111 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1053
mod_vvisit_counterDün9951
mod_vvisit_counterBu Hafta58622
mod_vvisit_counterGeçen Hafta55595
mod_vvisit_counterBu Ay1053
mod_vvisit_counterGeçen Ay239959
mod_vvisit_counterToplam10667078

Şimdi: 185 misafir, 40 bots var.
IP: 50.19.31.99