Alphonse Daudet Diyor ki:

Birini sevindiren iş, diğerini ağlatır, yaşamak işte böyledir.


Aklınıza Mukayyet Olun

Aziz Dolu Atabey / Çarşamba, 17 Eylül 2014 / Tıklanma: 51

News image

  Pek televizyon seyretmem. Haberleri ve Tarih, Edebiyat, Toplumbilimi ile ilgili belgesel ağırlıklı sunumları (program) denk geldikçe izlememi saymazsak tabi… Geçenlerde, elimde kumanda aleti, televizyonun karşısına oturmuş bir ka...

Belli Değil Mekan

Ahmet Kölecioğlu / Salı, 16 Eylül 2014 / Tıklanma: 113

News image

  bakıyorum bomboş gözle  etrafıma etrafıma  bir karanlık gece çökmüş  zından gibi her tarafa  bir feryat koptu gönlümde  gurbet görünür ön&uum...

Dil Meselesinin Üzerinde Durmak

Aziz Dolu Atabey / Pazartesi, 15 Eylül 2014 / Tıklanma: 151

News image

  Atatürk’ün, ömrünün son yıllarında sarf ettiği ve 'öztürkçe'ciliğin çıkmaz yol olduğunu belirttiği bir konuşmanın metnini okumuştum yıllar önce. “Çocu...

Öyle Güzelim

Ahmet Kölecioğlu / Pazartesi, 15 Eylül 2014 / Tıklanma: 123

News image

  bir bahar güneşi gibi dünyada ayın on dördü gökte semada gören gözler dalar sanki rüyada güzelliğin öyle öyle güzelim baktıkça bakası gelir gözlerin...

Şule(n )ar

Gülay Göktürk / Pazar, 14 Eylül 2014 / Tıklanma: 136

News image

Gündüzün karanlığı gecenin aydınlığına beyazların kefeni ömrümüzün geçmişine kalbin atar damarı acıların hüznüne bağlanmış her saniyesi hipotek altında her dakikası umuda bir yolculuk her saati kızıllığın tesellisine zimmetli...

Tencereden Al Haberi (Öykünün tamamı)

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 14 Eylül 2014 / Tıklanma: 129

News image

  Merhaba dostlar! Merhaba dedik, duymadınız mı, yazılanı görmediniz mi? Tanrı selamını almamak olur mu? Yoksa selamımı rüşvettir deyu mu kabul etmediniz? Ha, anladım: Beni tanımıyorsunuz, onun için almadınız. ...

Seni Seni

Ahmet Kölecioğlu / Pazar, 14 Eylül 2014 / Tıklanma: 117

News image

      deryalarda balık olsam sende bir inci tanesi yutsam içimde saklasam çıkarmasam gülüm seni seni seni seni se...

Aldanma Gözlerimin Seline

Ahmet Kölecioğlu / Cumartesi, 13 Eylül 2014 / Tıklanma: 117

News image

  aldanıp gözlerimin seline  sanma pişmanım seni sevdiğime  sevdanı kelepçe edip gönlüme  bağladım tüm zamanların beline  bütün zamanlarda bütün her yerde&...

Ayışığı

Gülay Göktürk / Cuma, 12 Eylül 2014 / Tıklanma: 127

News image

Bugün biraz dalgalı ve imbatlıydı deniz bir o kadarda güneşli ve sıcak estikçe incilerden bir yakamoz harekete geciriyordu donmakta olan kalbini ahraz yorgunluğun düşesinde düşlerini ruhu...

Aşk

Gülay Göktürk / Cuma, 12 Eylül 2014 / Tıklanma: 131

News image

            Aşk düşünemeyecek kadar aç  düşündürecek kadar tok  istemiyecek kadar mağrurlu reddemeyecek kadar suskun    Aşk ateşli yol  kendisi geçer  tek ...

Dil,Su ve Sen

Galip Sertel / Cuma, 12 Eylül 2014 / Tıklanma: 136

News image

      Balkan suyu içerler gümüş bakraçlarda altın testilerde   türküleri söylenir Rodop dağı eteklerinde  türküleri Necibe bir umut bulut bulut ...

Uğradım Güller Diyarına

Ahmet Kölecioğlu / Cuma, 12 Eylül 2014 / Tıklanma: 116

News image

      yolum düştü uğradım güller diyarına  varıp bakayım dedim hallerine  güle vardım küskün duruyor  ...

Kontrollü Çay Kıraathanesi Muhabbetleri

Ömer Faruk Hüsmüllü / Perşembe, 11 Eylül 2014 / Tıklanma: 131

News image

  -Bi çay, Hamlet! Demli ve üç şekerli olsun. -Ne biçim tiryakisin be Hamza? Hem demli, hem de bol şekerli… -Hadi, uzatma da çayı getir. Zaten keyfim yok, bir de sen limon sıkma işin i&...

Güzel Vardır

Gülay Göktürk / Perşembe, 11 Eylül 2014 / Tıklanma: 112

News image

    Güzel vardır  güzelcik vardır güzel olanlar vardır   ha birde o güzel ki güzel güzelliğinden güzel güzelliği yaradan'dan  özel ...

Ecel Oldun Gör İşte

Ahmet Kölecioğlu / Perşembe, 11 Eylül 2014 / Tıklanma: 120

News image

  hasretini rüyalarla avutup yokluğuna göğüs gerip yaşarım sevdiğim sürmelim güzel ceylanım ne gökte ne yerde ne bende sendeyim yakar yüreğimi aşkın ateşi yanıp alev alev kavruluyorum ...

KURAL KOYUCU

Hilal Dolunay / Çarşamba, 10 Eylül 2014 / Tıklanma: 128

News image

Kesinlikle çocuklarımızın geleceğinde biz eğiticilerin ve ebeveynlerin çok büyük rolü var. Çocukların hayatında o kadar çok kural koyucu var ki, hangisinin doğru hangisinin eğri olduğunu şaşırıyorlar. Onlara seçenekler sunmasını bilemiyoruz. Seçen...

Yarde Ne Var

Ahmet Kölecioğlu / Çarşamba, 10 Eylül 2014 / Tıklanma: 118

News image

  dert dermana mutaç tabip elde ne var  can fermana muhtaç katip dilde ne var  bende çaresizlik bende feryat sende ne var  bende hasret bende özlem yarde ne var  hep karanlık d...

Bil Sen Bunu

Ahmet Kölecioğlu / Salı, 9 Eylül 2014 / Tıklanma: 138

News image

  bahçeyi gül nameyi bülbül feryadı figanda dil bil sen bunu bunu sen bil bil suna boylum bunu bil mehtap on dört zührede dur kipriğin ok sinemden vur gurbetini yaşatma zor özlem ...

Bir Ferman Yazdın ki

Ahmet Kölecioğlu / Pazartesi, 8 Eylül 2014 / Tıklanma: 139

News image

  bir ferman yazdın ki gönlümdeki sen dolu sevdaya bir feryat yükseldi yüreğimden dağlar sarsıldı ayrılık hasretiyle zulüm dolu kefen oldu sarıldı dertler çilesi yumak oldu ilmik ilmik ör&uu...

İletişim ve Algı

Hilal Dolunay / Çarşamba, 3 Eylül 2014 / Tıklanma: 147

News image

Başlığa bakınca akademik bir duruş sergileyeceğim, konuya bilimsel yaklaşacağım akla gelebilir. Hiç böyle bir yaklaşımım yok. Ben, denenmiş, tecrübe edilmiş, süzgeçten geçirilmiş, hayatın içinden bakıyorum bu konuya.  İletişimde algı çok önemli....

Bir Arzu Halim Var

Ahmet Kölecioğlu / Salı, 2 Eylül 2014 / Tıklanma: 131

News image

  bir arzu halim var hal içindeki hallerimin halı söyle yüreğinden söyle ne zaman bitecek gurbetim ne zaman dönecek yadellerden sılaya yolum ne zaman olacaksın sevdada tutunacak dalım ne zaman ne za...

Mükemmel Sanma Kendini

Gülay Göktürk / Pazartesi, 1 Eylül 2014 / Tıklanma: 131

News image

    Tek başınalıktır seni sana götüren doğru yolu bulduran herkesi sana baktıran ve kişiliğidir benliğini taşıttıran hani dedim der dediğim der demedim der   sonra şimdi bu ne der sor sor sor sorgu böyl...

Deneme Soruları

Hilal Dolunay / Pazartesi, 1 Eylül 2014 / Tıklanma: 155

News image

  Sana bugün yaşadıklarımı hatırladığım her saniyeye kadar anlatmak istiyorum. Neden mi? Bazen insan haklılığından emin olmak istiyor. İnsanların olaylara bakışları göreceli. Ama sevemedim griyi. Elimde değil. Kuran orta yolu tavsiye ediy...

Olabilirmisin Meyremce

Ahmet Kölecioğlu / Pazartesi, 1 Eylül 2014 / Tıklanma: 141

News image

  güle sordum adın nedir dedi ki gonca dedim güzelmisin dedi kendimce güzelliğin mevsimlik o kadar anca olabilirmisin güzellikte meyremce dedi kimdir översin bukadar bu meyremce dedim düş&uu...

Hayat Sana Kırgınım

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 31 Ağustos 2014 / Tıklanma: 150

News image

       Sevim, etrafı daha iyi görebilmek için odasının penceresindeki tülü iyice araladı. İki saattir yağan kar henüz durmuştu. Bu iki saatlik süre her tarafın beyaza dönü...

Kalbimin Sesini Dinliyorum

Hilal Dolunay / Pazar, 31 Ağustos 2014 / Tıklanma: 188

News image

Ezberle tekrar arasındaki farkın peşindeyim. Yaşama alanımızdan eğitime kadar o kadar alıştırılmışız ki ezberlemeye, mantığını kurmadan, hayata geçirmeden, deneme yanılma sürecinden geçirmeden kabul ediyoruz her şeyi. Oysa tekrarda sabitlenmiş, ka...

''Müşrikleri Bulduğunuz Yerde Öldürün'' Ne Demek? Me

Editörden / Pazar, 31 Ağustos 2014 / Tıklanma: 139

News image

  Ateist arkadaşların en çok takıldığı, dile getirdiği ve inkarlarına sebep gösterdikleri  ayetlerden biri, Tevbe suresi 5. ayettir. Burada geçen ''müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün'' ifadesini alıp, ''İslam (haşa) vahşet ve savaş dinid...

Alınyazımızın Belirlerdiği Realite

Hilal Dolunay / Pazar, 31 Ağustos 2014 / Tıklanma: 142

News image

Sabah sabah nereden geldi aklıma bilmiyorum ama yaz dedi içimdeki ses. Akşam balkonda otururken karanlığımı aydınlatan bir soru işaretimin acabalarda gezen yanına bir cevap. Neden ve niçinlerini hiç bilemediğim bir hayati izah. İnsan hayatında...

Doldum Deryalarla

Ahmet Kölecioğlu / Pazar, 31 Ağustos 2014 / Tıklanma: 120

News image

  doldum deryalarla döndüm ummana coştum da geldim ben kapına amana bir ateş ki düştü can da canıma yağmur ol hışım gibi senin için cayır cayır yanana gurbet çilesinin çalı dikeni ...

DÖRTLÜK-Dr. Hasan AHMET

Editörden / Cumartesi, 30 Ağustos 2014 / Tıklanma: 157

News image

  Yerini bilsene, sen, yeni bitme! Bilmiyorsan öğren, dinle, çek, itme! Kabarırsın, kendini ne sanırsın? Beş para etmezsin, dikmesin, dikme!   Dr. Hasan AHMET drhahmet@gmail.com

Kendimle Sohbet

Hilal Dolunay / Cumartesi, 30 Ağustos 2014 / Tıklanma: 148

News image

Hayal kurmayı çocukluk yıllarımda bıraktım. Sanırım ortaokulu bitirdiğim yıllardı. Nedenini hiç bilmiyorum. Hayatın akışına bırakmıştım kendimi. Ne hayal dünyamda yarattığım sevgililerim oldu ne de gelecekle ilgili saptamalarım. Hayat önüme b...

Milletimin Paşa'ları

Galip Sertel / Cumartesi, 30 Ağustos 2014 / Tıklanma: 147

News image

        Milletim  bilir Paşa'ları Yüzbaşıdır Binbaşıdır onlar      Yaralı dönerler yara almış cephelerden  Ve çıkar gelirler ümitlerin t&uu...

Benden Geçtim

Ahmet Kölecioğlu / Cumartesi, 30 Ağustos 2014 / Tıklanma: 130

News image

    ben bendeki benden geçtim ben sende kendimi kaybettim daldım derinlere cevheri seçtim ben senin için senelerce sabrettim s...

Disiplin

Hilal Dolunay / Cuma, 29 Ağustos 2014 / Tıklanma: 143

News image

Otuz yılı aşkın mesleki tecrübemle disiplin-özgürlük-kendine güven-sosyallik ve ahlak gibi konuları sorguluyorum. Hiçbir zaman asık yüzlü bir disiplin anlayışından yana olmadım. Hatta ‘’disiplin’’ sözcüğünü biraz baskıcı ve...

Ya Vedud

Fuat Türker / Cuma, 29 Ağustos 2014 / Tıklanma: 166

News image

İnsanın dünya hayatında kazanabileceği en büyük nimet, iyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya tek layık olan Allah’ın sevgisidir. Allah sevdiği kullarının üzerine Ken...

Gel Gönlüme Gir Gizlice

Ahmet Kölecioğlu / Cuma, 29 Ağustos 2014 / Tıklanma: 162

News image

  usul usul sessiz sessiz gel gönlüme gir gizlice görünmeden ayrılığa gel gönlüme gir gizlice görmesin zalım ayrılık görüp bizi ayırmasın huzurumuzu bozupta karartmasın d&...

Filistin… Sinir Savaşları

Aziz Dolu Atabey / Cuma, 29 Ağustos 2014 / Tıklanma: 178

News image

    Resmi adı Devlet-i Âli Osmanî (Büyük Osmanlı Devleti) olan Osmanlı, dünya siyasetinden dolayısı ile Ortadoğu’dan çekildiğinde; bu çekilmenin, en çok Araplara zarar ve...

Seviyorum Seni

Ahmet Kölecioğlu / Perşembe, 28 Ağustos 2014 / Tıklanma: 145

News image

  ah çekiyorum derinden yana yana ben derdinden atamıyorum gönlümden seni seni seni seni aslıya leylaya benzettim seni mecnun gibi kerem gibi çölde alev alev yanar gibi seviyorum seni sen...

Param Parça Duygularım

Ahmet Kölecioğlu / Çarşamba, 27 Ağustos 2014 / Tıklanma: 156

News image

            gel gönlümün gör halini param parça duygularım kaldıramaz oldum a...

Sadece....

Hilal Dolunay / Salı, 26 Ağustos 2014 / Tıklanma: 175

News image

    Duyguya dair kelimelerin tanımını yaparken ya da ifade ederken aralarındaki ayrımı yapmak gerek diye düşünürüm hep.  Çünkü insan duyguları hassas bir konu, bazen kendimize bile itiraf edemediğimiz, kendimizin bile farkındalığını f...

Hüsn ü Aşk Mesnevisi/ Şeyh Galip

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 
 
 
 
Hüsn ü Aşk'ın Konusu:
Agâz-ı Dâstân-ı Benî Muhabbet
Beni Muhabbet Hikâyesinin Başlangıcı
 
Dil-zinde-i feyz-i Şems-i Tebrîz
Ney-pâre-i hâme-i şeker-rîz
Tebrizli. Şems'in feyziyle gönlü diri olan ve şekerler döken kamış parçası kalem,
 
Bu resme koyup beyân-ı aşkı
Söyler bana dâstân-ı aşkı
Aşkı anlatışı bu tarza dökerek bana, aşk destanını söyler :
 
Kim vardı Arab'da bir kabîle
Mustecmi'-i haslet-i cemîle
Araplarda bütün temiz huylara sahip bir kabile vardı.
 
Ser-levha-i defter-i fütüvvet
Ser-hayl-i Arab Benî Mahabbet
Fütüvvet defterinin başlığı olan, Arap boylarının başı bulunan bu kabile, "Benî muhabet" yani Sevgioğulları        kabilesi idi.
 
Amma ne kabîle kıble-i derd
Bilcümle siyâh-baht u rû-zerd
Ama ne kabîleydi? Dert kıblesi; bütün halkı kara bahtlı, sarı yüzlüydü.
 
Giydikleri âftâb-ı temmûz
İçtikleri şu-le-i cihân-sûz
Giydikleri temmuz güneşi; içtikleri, cihânı yakıp yandıran alevdi.
 
Vadîleri rîk ü şîşe-i gam
Kumlar sağışınca hüzn ü matem
Vadileri kumluk ve gam şişelerinin kırıklarıydı;  kumlar sayısınca da hüzün ve matem vardı.
 
Hargehleri dûd-ı âh-ı hırmân
Sohbetleri ney gibi hep efgân
Çadırları, mahrumiyet âhının  dumanı; sohbetleri de hep ney gibi feryâd ve figandı.
 
Her birisi bir nigâra urgun
Şemşîr gibi dehânı pür-hûn
Her biri, bir güzele vurgundu, hepsinin de ağzı kılıç gibi kanlıydı.
 
Erzâkları belâ-yı nâgâh
Âteş yağar üstlerine her gâh
Rızıkları ansızın gelen belâ idi; üstlerine her an ateş yağardı.
 
Ekdikleri dâne-i şirâre
Biçdikleri kalb-i pâre pâre
Ektikleri  kıvılcım  taneleriydi, biçtikleri paramparça kalpti.
 
Anlar ki kelâma cân verirler
Mecnûn o kabîledendi derler
Söze can verenler, Mecnûn da o kabîledendi derler.
 
Her kim ki belâya mürtekibdir
Elbet ol ocağa müntesibdir
Kim belâya düşmeyi dilerse, elbette o ocağa mensuptur.
 
Satdıkları hep metâ'- cândır
Aldıkları sûziş-i nihândır
Sattıktarı hep can malıydı; aldıklarıysa gizlice yanış.
 
 
 
 
Benî Muhabbet (sevgi oğulları) adındaki Arap kabilesi içinde kabile büyüklerinden birinin bir oğlu; bir başkasının da bir kızı olur. Oğlana Aşk, kıza da Hüsn adını verirler. Kabilenin nişanladıkları bu gençler, Edeb denen okulda Munlâ-yı Cünûn adındaki hocadan ders okudukları sırada birbirlerine âşık olurlar. Bazen içinde Feyz havuzu bulunan Ma'nâ gezinti yerinde buluşmaktadırlar. Buranın mihmandarı olan Suhan bilgili ve yol gösteren bir ihtiyardır. Kabilede Hayret adlı biri, iki sevgilinin bir arada bulunmasına engel olunca birbirinden ayrılan aşıklar Suhan vasıtasıyla mektuplaşırlar. Aşk'ın Gayret adlı bir lalası, Hüsn'ün de İsmet adlı bir dadısı vardır. Aşk, Gayret'in de yardımıyle Hüsn'ü istemeye gider.
 
Fakat, kabile büyükleri, Kalb ülkesine gidip oradaki kimyayı getirmedikçe Hüsn'ü vermeyeceklerini söylerler. O da bunun üzerine Gayret'le yola koyulur. Yolda içine düştükleri derin bir kuyuda karşılaştık- ları bir cadı bunları hapseder. Bu sırada Suhan yetişir ve kuyu dibinde İsm-i A'zam (Allanın en büyük adı) yazılı ipe sarılıp kurtulmalarını söyler. Buradan kurtulduktan sonra yollan Gam harabelerine uğrar. Kış mevsiminin hüküm sürdüğü burada bir cadı Aşk'a gönül verir. O, kabul etmeyince Aşk'ı çarmıha gerdiği sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a Hüsn'den bir kılıç ile bir at; Gayret'ede iki kanat getirir. Yolda gulyabânîlerle savaşırlar. Bu sırada Ateş denizine rastlarlar. Cinler, onun kıyısındaki mumdan gemilere binmelerini teklif ederlerse de kabul etmezler. Buradan kurtulup Çin ülkesine varırlar. O sırada bir dudukuşu şekline bürünen Suhan, Aşk'a, Çin padişahının Hüş-Rübâ adlı kızına kapılırsa Zâtu's- suver kalesine hapsedeceğini söylerse de o, Hüsn'e benzettiği Hüş-Rübâ'ya gönlünü kaptırır. (Aşk aldanmıştır. Huş-Ruba onu sarhoş etmiş kılıcını elinden almıştır ve maddî varlığı, insan benliğini temsil eden Zâtu's-Suver kalesine kapamıştır.) Gayretle burada mahbus kaldıkları sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a kaleyi ateşe vermesini söyler. O da böyle yaparak kurtulurlar. Nihayet, kutlu bir sabah vakti Suhan, bir hekim kılığında gelir ve Aşk'ı Kalb kalesine götürür orada Hüsn'ün sarayına ulaşırlar. O anda Hayret, İsmet, Munlâ-yı Cunûn ve diğerleri gelirler. Ma'nâ gezinti yeri de görünür, işte bu sırada Suhan, cadıyı öldürenin, yolları temizleyenin, hekim kılığına girenin hep kendisi olduğunu, Aşk'a yanlış yol tut- tuğunu ve Aşk'ın Hüsn; Hüsn'ün de Aşk'tan ibaret olduğunu, birliğe ikiliğin sığmadığını anlatır. Sonunda Hayret, Aşk'ı alıp Hüsn'e götürür ve gayp perdeleri (bilinmezlik, sır perdeleri) açılır. Aşk, Hüsn'ün kendisi olduğunu anlar. Yani, kendisi kendisine kavuşur.
 
Hüsn ü Aşk  tasavvufî sembolik bir hikâye olup tasavvufta seyr ü sülûk'u yani dervişlikte olgunluğa erişmek için takip edilen manevî yolculuğu anlatmaktadır. Lügatta seyr, yolculuk; sülük ta bir yola girme, bir tarikata bağlanma anlamına gelmektedir. Daha açık bir ifadeyle seyr ü sülük şudur : Tasavvufta Vahdet-i Vucûd inancına göre Mutlak Varlık telâkki edilen Tanrı'nın zâtî iktizâsı yani dileği zuhur etmektir (meydana çıkmak). Bu zuhur, onun kendisini bilmesidir. Tanrının zuhura olan bu meyli, kendinden kendine olan bir aşktır. Bu âlemin bir varlığı olan insan da insanlık suretine gelinceye kadar Tanrının sıfatlarını yüklenerek önce, bilgi âlemine oradan göklere, sonra su, hava, ateş ve toprak denen dört unsura, oradan cansızlar, bitkiler ve canlılar denen mevâlid âlemine geçmiş ve nihayet insanlık suretini kazanmıştır. Buna göre, zuhurun bir ucu Tanrı, öbür ucu insandır. İnsanın olgunluğa ermesi; aslı olan Tanrıya ulaşması için insanlığa gelinceye kadar maddeten ne kadar âlemden geçmişse; bu sefer manevî bir yolculukla insanlıktan Tanrı makamına yükselmesi, ulaşması gerekir, îşte seyr ü sülük budur.
 
Bu manevî yolculuğa çıkmayanlar tabiat âleminde kalırlar. Manevî yolculuk ise o yolları bilen birinin terbiyesine girmek; iradesini onun iradesine vermekle mümkündür. Tarikata giren bir kişi bağlandığı şeyhin bilgi, irade ve kontrolü altında yaradılışın sırrını ihrâk etmeye çalışır. Mânevî yolculuğa giren kişi, olgunluğa üç durakta, merhalede ulaşır. Birinci durakta bütün işlerin Tanrı işi olduğunu hayır, şer, iyi, kötü diye bir şey olmadığını; ikinci merhalede bütün sıfatların Tanrının tek sıfatı olduğunu; üçüncü merhalede Tanrı zuhurundan ibaret olan kâinatın Tanrıdan ayrı bir varlığı olmadığını anlar, idrak eder. Böylece, olgunlaşan insan, kâinatla Tanrıyı ayrı görmez; hiçbir şeyi inkâr etmemekle braber hiç bir şeye de bağlanmaz.
 
Manevî yolculuğa çıkan kişi yani sâlik bu devre içinde itiyadlarını, alışkanlıklarını terketmeye çalışır az yer, az içer, ibadet eder, zikirde bulunur, kendi nefsini daima kontrol altında tutar, tevekkülün, sabrın, kanâatin anlamlarını anlar. Bunlar, dayanılması müşkil olan şeylerdir. Fakat hakikatte birer imtihandır. Sûfîyi olgunluğa hazırlayan ana esaslara tahammül edemeyen kişi yan yolda kalmış demektir. Tasavvufî eserlerde bunlar, sâlikin karşısına çıkan engeller ve müşkiller olarak tanımlanmaktadır. Hüsn ü Aşk'ta Aşk, bütün engelleri aşmış, olgunluğa ulaşmış ve hakikati anlamıştır.
 
Bu bilgilerden de anlaşıldığına göre Hüsn ü Aşk'takı vak'alar ve şahıslar birer sembolden ibarettir. Hüsn sevilen'i yani mutlak güzelliği; Aşk seveni yani dervişi, manevî yolcuyu; Mekteb-i edeb (edeb okulu) dergâhı; Moll-yı Cunûn mürşidi; Suhan aracıyı, yardımcıyı; Gayret çabayı;  ismet dürüstlüğü, Kalb kalesi gönlü; yoldaki olaylar, felaketler ve gam harabeleri tahammülü; Hûş-Rübâ aklı çelen nefsi; Kalb kalesine yapılan yolculuk sâliktekî nefis mücadelesini ve tarîkatte çileyi temsil etmektedir.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mağaranın Kamburu - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜNİFAK - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ MEMLEKETİMİN DELİLERİ - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ
AFORİZMALARMAĞARANIN KAMBURU 2. BASKI

Giriş Formu

Dost Siteler

Destan Romanlar

KAYADAN DOĞAN KIZ
Hakas Türklerinin Altın Arığ Destanı, 112 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2631
mod_vvisit_counterDün6143
mod_vvisit_counterBu Hafta16035
mod_vvisit_counterGeçen Hafta25085
mod_vvisit_counterBu Ay84294
mod_vvisit_counterGeçen Ay182170
mod_vvisit_counterToplam4766048

Şimdi: 15 misafir, 2 üye var.
IP: 54.161.190.9