Oruç Baba Der ki:

Konuşmak bilgili olmanın göstergesi midir, bilinmez; ama susmak bilgelik gerektirir.


Komandonun İtirafı

Galip Sertel / Çarşamba, 2 Eylül 2015 / Tıklanma: 131

News image

Komandonun İtirafı   Mehtap  saçılır da buralara ışıl ışıl yeşıl tepeler üstüne oralarda tel tel dağılır sarı zeybek saçların taflan taflan mehtabım sen.   Yağmur  dökülür de  buralara bulut bulut tunç tep...

Eğitim mi Turizm mi?

Osman Öcal / Salı, 25 Ağustos 2015 / Tıklanma: 173

News image

  Ne yazık ki eğitimin pazarlık konusu edilişini de yaşadı bu ülke. Neymiş efendim turizmciler bu yıl az kazanmışlar, biraz daha para kazanmaları gerekiyormuş. Bunun için de Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulların a&cced...

Demokratik Deliler Devleti-29

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazartesi, 24 Ağustos 2015 / Tıklanma: 129

News image

  -Delisin, delisin, delisin! -İltifat ediyorsun; teşekkürler. *** Ben çeşmeye doğru giderken gelenler de Dedikoducu'yu tebrik ediyorlardı. Su içip döndüğümde de gitmişlerdi. -Hey...

Demokratik Deliler Devleti-28

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 23 Ağustos 2015 / Tıklanma: 131

News image

-Deli gibi sevdim, diyor. -Yani! -Bu sevme şekli nasıl bir şey? -Açıklar mısın arkadaş? ** O da tebrik edip gitti. Dedikoducu tebrik edenleri kastederek konuştu: -Meşhur olmak başa bela Kargacı. Gerçi se...

Bilimsel Çalışmalarda Türkiye Dünyadan Kopuyor mu?

Pof. Dr. İbrahim ORTAŞ / Pazar, 23 Ağustos 2015 / Tıklanma: 143

News image

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova üniversitesi öğretim üyesi, iortas@cu.edu.tr, https://www.facebook.com/iortas, Tweeter; İbrahim ORTAŞ ?@iortas   Son 30 yılda katıldığım bir&...

Demokratik Deliler Devleti-27

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cumartesi, 22 Ağustos 2015 / Tıklanma: 132

News image

  -Aklî dengesini yitirenlere deli denirmiş.(Sözlüklere göre) -O zaman bu insanların yitirdiklerini bulun da memlekette deli kalmasın! ** Ayakta öylece bekliyordum; ne ileri ne de geri bir adım a...

Demokratik Deliler Devleti-26

Ömer Faruk Hüsmüllü / Salı, 18 Ağustos 2015 / Tıklanma: 133

News image

    -Delilik bir sanat mı, yoksa bir zanaat mı? -İkisi de değilse; ne? -Ama ne olursa olsun zor bir şey dostum zor! ** Arıyorum arıyorum, bulamıyorum. Yok, yok, yok... Sanki yer yarıldı da içine girdi....

GÖZE GELDİ

Dursun BAŞĞUT / Salı, 18 Ağustos 2015 / Tıklanma: 134

News image

  O o kadar güzeldi ki sanırım göze geldi, Ayağına attığım taş gitti de göze geldi Her acıya bir öpücük lazım gelirmiş derler Benim bunda ne suçum var seven göz göze geldi. ...

Gönül Kapınıza Kilit Vurmayın

Aziz Dolu Atabey / Salı, 18 Ağustos 2015 / Tıklanma: 141

News image

  Kilit, kültürümüz için önemli bir unsurdur. Cemiyet hayatımız için menfi yönü ağır basan bir unsur… Kilit, Batı âlemi için belki medeniyet simgesi olarak algılana...

AŞK BİZDE ALTI HARFLİ (Şiir)

Dursun BAŞĞUT / Salı, 18 Ağustos 2015 / Tıklanma: 137

News image

  Bizde sevgi hep bellidir Gizli sevda bozar bizi Aşk dediğin altı harftir Rahman, Bayrak, Millet, Toprak   Ya seversin ya gidersin Bölücülük yoktur serde Ne için mi öl...

Demokratik Deliler Devleti-25

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazartesi, 17 Ağustos 2015 / Tıklanma: 144

News image

  -Delirmeye var mısın? -Bazen gerekiyor da... ** Bir şeyin bıraktığı boşluk bir başka şey tarafından hemencecik dolduruluyor. İşte Mucit gitti, Dedikoducu geldi. Şansa bakın ki o da aynı konudan bahsediyor. -Kargacı,...

İstikşafî Görüşmeler

Aziz Dolu Atabey / Pazartesi, 17 Ağustos 2015 / Tıklanma: 139

News image

İstikşafî Görüşmeler Türkiye ahalisi son dönemlerde at izinin, it izine karıştığı; herkesin karnından konuştuğu bir hali pürmelâli yaşıyor malûmunuz. Seçim sonrası, ortalık toz duman… Birileri başkan olamadı. Birileri ödünç oylarla...

Demokratik Deliler Devleti-24

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 16 Ağustos 2015 / Tıklanma: 165

News image

  -Her deli, yalnızlar arasında bir yalnızdır... ** Milli kahraman ilan edilmiş olmam kısa sürede çok kişi tarafından duyuldu. Tebrik edenler, yanlarından geçerken alkışlayanlar, gıpta ile bakanlar olduğu gibi; alay edenler, nefre...

Ressam-yazar düşün insanı FİKRET OTYAM ile keçi üzer

Pof. Dr. İbrahim ORTAŞ / Cumartesi, 15 Ağustos 2015 / Tıklanma: 188

News image

Ressam-yazar düşün insanı FİKRET OTYAM ile keçi üzerine sohbetimiz Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova üniversitesi öğretim üyesi, iortas@cu.edu.tr, https://www.facebook.com/iortas, T...

Nedamet Kafesi Kitapçılarda....

Editörden / Cuma, 14 Ağustos 2015 / Tıklanma: 432

News image

      Nedametiniz kurtuluşunuzdur...  Böylesi ilginç bir giriş ile başlıyor kitabın arka kapak yazısı. Hangimizin Nedametleri yok ki… Peki o içimizi parçalayan his, bir g&uu...

İnsanoğlunun Dün Bir Biri İle Yaşadığı Toplumsal Sor

Pof. Dr. İbrahim ORTAŞ / Perşembe, 13 Ağustos 2015 / Tıklanma: 165

News image

İnsanoğlunun Dün Bir Biri İle Yaşadığı Toplumsal Sorunları Günümüzde de Halen Yaşanıyor Mu? Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi   Hepimiz yaşadığımız sürece ve yaşamda karşılaşt...

Teröre Karşı Demokrasi İle Karşı Duralım

Pof. Dr. İbrahim ORTAŞ / Pazartesi, 10 Ağustos 2015 / Tıklanma: 164

News image

Teröre Karşı Demokrasi İle Karşı Duralım Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova üniversitesi öğretim üyesi, iortas@cu.edu.tr, https://www.facebook.com/iortas, Tweeter; İbrahim ORTAŞ ?@iortas ...

BİZİM

Aziz Dolu Atabey / Çarşamba, 5 Ağustos 2015 / Tıklanma: 164

News image

    Dörtnala gelip uzak Asya'dan Serik ovasında, bir kamyonet kasasına doluşan Bu atlar bizim!..   Bizimdir Diyâla, Erbil, Kerkük, Musul, Telâfer... Rakka, Halep, Bayırbucak... Kıbrıs, Onikiada, Batı Trakya... ...

VATAN VE ŞEHİT

Aziz Dolu Atabey / Pazar, 2 Ağustos 2015 / Tıklanma: 170

News image

    VATAN VE ŞEHİT Aldığı her nefes ıtır, gül, amber… Mutludur, hudutta bekleyen nefer Olmuş dağlar bile gönüllü siper Vatanımsın vatanım, vatanımsın.   Pusu atılan yer...

Fakirin Kanı Varsıla Kaymak Siyasetçiye Koz

Osman Öcal / Cuma, 31 Temmuz 2015 / Tıklanma: 193

News image

      ‘‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.’’ demiş değerli şair Mithat Cemal Kuntay. Demiş demesine de uğrunda ölenlerin...

İlk Şansım

Selahattin Ölmez / Salı, 21 Temmuz 2015 / Tıklanma: 181

News image

    TEK ŞANSIM Sevenler paylaşır, gönül varını Dürüst olan görür, bunun karını Ben dostumun asla, almam ahını Bu benin tek şansın derim daima. Çağırdığın her an, olsam ya...

ŞEHİDİM

Aziz Dolu Atabey / Pazar, 19 Temmuz 2015 / Tıklanma: 164

News image

          ŞEHİDİM                       -Yusuf Oğlu Süleyman’a-   Bir hendekten atlarken Kahramanca                     ileri Boğazı yandı,                     birden Kırmızı bir gül              ...

İslâm’da Yanlış Anlama ve Yorumlar

Aziz Dolu Atabey / Pazar, 19 Temmuz 2015 / Tıklanma: 169

News image

    Bilindiği gibi İslâm hukukunda (fıkıh) suça karşılık gelecek cezalar arasında 'kısasa kısas' unsuru da vardır. Bu uygulama, suç fiilinin daha başlamadan sona ermesi; suçlunun, işlediği ...

'GECEKONDU ÜNİVERSİTELER' ELEŞTİRİSİ DOĞRU, ANCAK KA

Editörden / Perşembe, 16 Temmuz 2015 / Tıklanma: 163

News image

    'GECEKONDU ÜNİVERSİTELER' ELEŞTİRİSİ DOĞRU, ANCAK KABAHAT KİMİN? Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova üniversitesi öğretim üyesi, iortas@cu.edu.tr, https://www.facebook.co...

Demokratik Deliler Devleti-23

Ömer Faruk Hüsmüllü / Çarşamba, 15 Temmuz 2015 / Tıklanma: 169

News image

      Aklından zoru olmayan var mı? Varsa birkaç örnek istiyorum. Aklından zoru olanlara “deli” diyorlar da! *** Kuledeki nöbetçi uzaktan hastaneye doğru gelen bir pol...

Milletçe Hâl-i Pürmelâlimiz

Aziz Dolu Atabey / Salı, 14 Temmuz 2015 / Tıklanma: 163

News image

    Bedenimiz kirlendiğinde onu suyla temizleriz. Aksi halde sağlık sorunlarına davetiye çıkarmış oluruz. Peki, ya ruhumuz kirlendiğinde? Ruh da ancak gözyaşı ile temizlenir malûm. Ağlamasını bilmeyen insan...

6. İLESAM-AKÇAĞ Hikâye ve Roman-2015 (Kitap Dosyası)

Editörden / Pazar, 12 Temmuz 2015 / Tıklanma: 230

News image

      6. İLESAM-AKÇAĞ Hikâye ve Roman-2015 (Kitap Dosyası) Yarışması       İLESAM-AKÇAĞ Hikâye ve Roman-2015 (Kitap Dosyası) Yarı...

Ho Çü Deh

Ahmet Kölecioğlu / Pazar, 12 Temmuz 2015 / Tıklanma: 156

News image

    layıksın ya kasaba yada şehire sakın gelme kızım harıç mesebe kafanda dönen türlü hesaba ayak uyduramam kusura bakma   şalvarı beğenmez etek giyersin bayramı değilde düğün seversin zilleri takarak gel g...

Vah Gençliğim Vah!

Osman Öcal / Salı, 7 Temmuz 2015 / Tıklanma: 195

News image

    İçinde bulunduğumuz zaman diliminde geleceğimizin teminatı olan gençliği anlamak tanımak ve geleceği tahmin etmek açısından bir konuya eğilelim istedik bu yazımızda.    Kültür...

Demokratik Deliler Devleti-22

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazartesi, 6 Temmuz 2015 / Tıklanma: 168

News image

   Deliye istediğini söyle, ama asla “Sen çok akıllısın!” deme. Çünkü inanmaz ve hakaret olarak kabul eder. *** Düdükler ötmeye, silahlar ateşlenmeye başladı. ...

50. SANAT YILINDA GAZETECİ YAZA

Editörden / Pazar, 5 Temmuz 2015 / Tıklanma: 195

News image

    “Sanatkâr el öpmez; sanatkârın eli öpülür!” ATATÜRK “Sanatçı, esaslı kültür sahibi olmalı ve tarihi iyi bilmelidir.” AT...

Demokratik Deliler Devleti-21

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 5 Temmuz 2015 / Tıklanma: 167

News image

  Deliler öldürüyorlar; o nedenle kötü. Deli olmayanlar öldürmüyorlar mı? Hem delilerin de iyisi var, kötüsü var. **** Âşık'ın yazdığı binlerce şiiri gören güvenlik elemanları bunların ne olduğunu incelemeden, tek bir satırını...

BİR ÇAY KOYSAM GELİR MİSİN

Dursun BAŞĞUT / Pazar, 5 Temmuz 2015 / Tıklanma: 220

News image

  Çayların en demlisini Hala yine içer misin? Sen severdin biliyorum Bir çay koysam gelir misin?   Öyle özledim ki seni Arzu etmem hiç kimseyi Sende özlediys...

OSMANLI ADALETİNDE ABD'SİZ BİR DÜNYA --16--

Dursun BAŞĞUT / Çarşamba, 1 Temmuz 2015 / Tıklanma: 176

News image

  ----------------------------  Lütfen ilk bölümlerini de okuyunuz ------------------------------------------   HAYVANLARA DA İNSANLAR KADAR DEĞER VERİLEN BİR TOPLUM       ...

OSMANLI ADALETİNDE ABD'SİZ BİR DÜNYA --15--

Dursun BAŞĞUT / Çarşamba, 1 Temmuz 2015 / Tıklanma: 182

News image

  ----------------------------  Lütfen ilk bölümlerini de okuyunuz ------------------------------------------   İÇİNDE ALLAH KORKUSU VE KUL HAKKI ÇEKİNCESİ OLAN İNSANLAR   S...

Demokratik Deliler Devleti-20

Ömer Faruk Hüsmüllü / Salı, 30 Haziran 2015 / Tıklanma: 175

News image

   Hayret! İnsanlar delilerden korkuyorlar da kendilerinden korkmuyorlar. *** Devrimin on dördüncü günü... Bugünün zor bir gün olmayacağını umuyor ve kendime iyimserlik telkin ...

Demokratik Deliler Devleti-19

Ömer Faruk Hüsmüllü / Pazar, 28 Haziran 2015 / Tıklanma: 176

News image

   Delileri seviyorum. Neden? Çünkü: Çözmek için deli olmaya ihtiyaç duyulan, o kadar çok problem var ki! *** Bu olayın şoku devam ederken bir şok daha yaşandı: İmpar...

GİTME KOCA YÜREK

Dursun BAŞĞUT / Perşembe, 25 Haziran 2015 / Tıklanma: 229

News image

    Ne yani gidecek misin şimdi? Beni yapayalnız bir başıma bırakarak… Ardına bile bakmadan Bir veda etmeden gidecek misin? Ellerim koynumda, Gözümü yaşlı bırakarak Gidecek misin...

ŞAKA GİBİ!

Editörden / Salı, 23 Haziran 2015 / Tıklanma: 241

News image

Türkiye'nin önde gelen çocuk edebiyatçılarından Denizlili Eğitimci Hasan Kallimci'ye Denizli'de  okullarda yıllardır yaptığı edebiyat  sohbetleri ve imza günleri için izin verilmedi. K...

Düşündüren sözler-88

Ömer Faruk Hüsmüllü / Cumartesi, 20 Haziran 2015 / Tıklanma: 188

News image

  *Kitap, konuşan kâğıttır. Kâğıdı konuşturan da yazardır. *Bize vurulan ilk zincir, kendimizindir. Bunu diğerlerininki izler. *Fırsat kendiliğinden ayağımıza kadar çok nadiren gelir; fırsatları artırmanın...

Hüsn ü Aşk Mesnevisi/ Şeyh Galip

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 
 
 
 
Hüsn ü Aşk'ın Konusu:
Agâz-ı Dâstân-ı Benî Muhabbet
Beni Muhabbet Hikâyesinin Başlangıcı
 
Dil-zinde-i feyz-i Şems-i Tebrîz
Ney-pâre-i hâme-i şeker-rîz
Tebrizli. Şems'in feyziyle gönlü diri olan ve şekerler döken kamış parçası kalem,
 
Bu resme koyup beyân-ı aşkı
Söyler bana dâstân-ı aşkı
Aşkı anlatışı bu tarza dökerek bana, aşk destanını söyler :
 
Kim vardı Arab'da bir kabîle
Mustecmi'-i haslet-i cemîle
Araplarda bütün temiz huylara sahip bir kabile vardı.
 
Ser-levha-i defter-i fütüvvet
Ser-hayl-i Arab Benî Mahabbet
Fütüvvet defterinin başlığı olan, Arap boylarının başı bulunan bu kabile, "Benî muhabet" yani Sevgioğulları        kabilesi idi.
 
Amma ne kabîle kıble-i derd
Bilcümle siyâh-baht u rû-zerd
Ama ne kabîleydi? Dert kıblesi; bütün halkı kara bahtlı, sarı yüzlüydü.
 
Giydikleri âftâb-ı temmûz
İçtikleri şu-le-i cihân-sûz
Giydikleri temmuz güneşi; içtikleri, cihânı yakıp yandıran alevdi.
 
Vadîleri rîk ü şîşe-i gam
Kumlar sağışınca hüzn ü matem
Vadileri kumluk ve gam şişelerinin kırıklarıydı;  kumlar sayısınca da hüzün ve matem vardı.
 
Hargehleri dûd-ı âh-ı hırmân
Sohbetleri ney gibi hep efgân
Çadırları, mahrumiyet âhının  dumanı; sohbetleri de hep ney gibi feryâd ve figandı.
 
Her birisi bir nigâra urgun
Şemşîr gibi dehânı pür-hûn
Her biri, bir güzele vurgundu, hepsinin de ağzı kılıç gibi kanlıydı.
 
Erzâkları belâ-yı nâgâh
Âteş yağar üstlerine her gâh
Rızıkları ansızın gelen belâ idi; üstlerine her an ateş yağardı.
 
Ekdikleri dâne-i şirâre
Biçdikleri kalb-i pâre pâre
Ektikleri  kıvılcım  taneleriydi, biçtikleri paramparça kalpti.
 
Anlar ki kelâma cân verirler
Mecnûn o kabîledendi derler
Söze can verenler, Mecnûn da o kabîledendi derler.
 
Her kim ki belâya mürtekibdir
Elbet ol ocağa müntesibdir
Kim belâya düşmeyi dilerse, elbette o ocağa mensuptur.
 
Satdıkları hep metâ'- cândır
Aldıkları sûziş-i nihândır
Sattıktarı hep can malıydı; aldıklarıysa gizlice yanış.
 
 
 
 
Benî Muhabbet (sevgi oğulları) adındaki Arap kabilesi içinde kabile büyüklerinden birinin bir oğlu; bir başkasının da bir kızı olur. Oğlana Aşk, kıza da Hüsn adını verirler. Kabilenin nişanladıkları bu gençler, Edeb denen okulda Munlâ-yı Cünûn adındaki hocadan ders okudukları sırada birbirlerine âşık olurlar. Bazen içinde Feyz havuzu bulunan Ma'nâ gezinti yerinde buluşmaktadırlar. Buranın mihmandarı olan Suhan bilgili ve yol gösteren bir ihtiyardır. Kabilede Hayret adlı biri, iki sevgilinin bir arada bulunmasına engel olunca birbirinden ayrılan aşıklar Suhan vasıtasıyla mektuplaşırlar. Aşk'ın Gayret adlı bir lalası, Hüsn'ün de İsmet adlı bir dadısı vardır. Aşk, Gayret'in de yardımıyle Hüsn'ü istemeye gider.
 
Fakat, kabile büyükleri, Kalb ülkesine gidip oradaki kimyayı getirmedikçe Hüsn'ü vermeyeceklerini söylerler. O da bunun üzerine Gayret'le yola koyulur. Yolda içine düştükleri derin bir kuyuda karşılaştık- ları bir cadı bunları hapseder. Bu sırada Suhan yetişir ve kuyu dibinde İsm-i A'zam (Allanın en büyük adı) yazılı ipe sarılıp kurtulmalarını söyler. Buradan kurtulduktan sonra yollan Gam harabelerine uğrar. Kış mevsiminin hüküm sürdüğü burada bir cadı Aşk'a gönül verir. O, kabul etmeyince Aşk'ı çarmıha gerdiği sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a Hüsn'den bir kılıç ile bir at; Gayret'ede iki kanat getirir. Yolda gulyabânîlerle savaşırlar. Bu sırada Ateş denizine rastlarlar. Cinler, onun kıyısındaki mumdan gemilere binmelerini teklif ederlerse de kabul etmezler. Buradan kurtulup Çin ülkesine varırlar. O sırada bir dudukuşu şekline bürünen Suhan, Aşk'a, Çin padişahının Hüş-Rübâ adlı kızına kapılırsa Zâtu's- suver kalesine hapsedeceğini söylerse de o, Hüsn'e benzettiği Hüş-Rübâ'ya gönlünü kaptırır. (Aşk aldanmıştır. Huş-Ruba onu sarhoş etmiş kılıcını elinden almıştır ve maddî varlığı, insan benliğini temsil eden Zâtu's-Suver kalesine kapamıştır.) Gayretle burada mahbus kaldıkları sırada gene Suhan yetişir ve Aşk'a kaleyi ateşe vermesini söyler. O da böyle yaparak kurtulurlar. Nihayet, kutlu bir sabah vakti Suhan, bir hekim kılığında gelir ve Aşk'ı Kalb kalesine götürür orada Hüsn'ün sarayına ulaşırlar. O anda Hayret, İsmet, Munlâ-yı Cunûn ve diğerleri gelirler. Ma'nâ gezinti yeri de görünür, işte bu sırada Suhan, cadıyı öldürenin, yolları temizleyenin, hekim kılığına girenin hep kendisi olduğunu, Aşk'a yanlış yol tut- tuğunu ve Aşk'ın Hüsn; Hüsn'ün de Aşk'tan ibaret olduğunu, birliğe ikiliğin sığmadığını anlatır. Sonunda Hayret, Aşk'ı alıp Hüsn'e götürür ve gayp perdeleri (bilinmezlik, sır perdeleri) açılır. Aşk, Hüsn'ün kendisi olduğunu anlar. Yani, kendisi kendisine kavuşur.
 
Hüsn ü Aşk  tasavvufî sembolik bir hikâye olup tasavvufta seyr ü sülûk'u yani dervişlikte olgunluğa erişmek için takip edilen manevî yolculuğu anlatmaktadır. Lügatta seyr, yolculuk; sülük ta bir yola girme, bir tarikata bağlanma anlamına gelmektedir. Daha açık bir ifadeyle seyr ü sülük şudur : Tasavvufta Vahdet-i Vucûd inancına göre Mutlak Varlık telâkki edilen Tanrı'nın zâtî iktizâsı yani dileği zuhur etmektir (meydana çıkmak). Bu zuhur, onun kendisini bilmesidir. Tanrının zuhura olan bu meyli, kendinden kendine olan bir aşktır. Bu âlemin bir varlığı olan insan da insanlık suretine gelinceye kadar Tanrının sıfatlarını yüklenerek önce, bilgi âlemine oradan göklere, sonra su, hava, ateş ve toprak denen dört unsura, oradan cansızlar, bitkiler ve canlılar denen mevâlid âlemine geçmiş ve nihayet insanlık suretini kazanmıştır. Buna göre, zuhurun bir ucu Tanrı, öbür ucu insandır. İnsanın olgunluğa ermesi; aslı olan Tanrıya ulaşması için insanlığa gelinceye kadar maddeten ne kadar âlemden geçmişse; bu sefer manevî bir yolculukla insanlıktan Tanrı makamına yükselmesi, ulaşması gerekir, îşte seyr ü sülük budur.
 
Bu manevî yolculuğa çıkmayanlar tabiat âleminde kalırlar. Manevî yolculuk ise o yolları bilen birinin terbiyesine girmek; iradesini onun iradesine vermekle mümkündür. Tarikata giren bir kişi bağlandığı şeyhin bilgi, irade ve kontrolü altında yaradılışın sırrını ihrâk etmeye çalışır. Mânevî yolculuğa giren kişi, olgunluğa üç durakta, merhalede ulaşır. Birinci durakta bütün işlerin Tanrı işi olduğunu hayır, şer, iyi, kötü diye bir şey olmadığını; ikinci merhalede bütün sıfatların Tanrının tek sıfatı olduğunu; üçüncü merhalede Tanrı zuhurundan ibaret olan kâinatın Tanrıdan ayrı bir varlığı olmadığını anlar, idrak eder. Böylece, olgunlaşan insan, kâinatla Tanrıyı ayrı görmez; hiçbir şeyi inkâr etmemekle braber hiç bir şeye de bağlanmaz.
 
Manevî yolculuğa çıkan kişi yani sâlik bu devre içinde itiyadlarını, alışkanlıklarını terketmeye çalışır az yer, az içer, ibadet eder, zikirde bulunur, kendi nefsini daima kontrol altında tutar, tevekkülün, sabrın, kanâatin anlamlarını anlar. Bunlar, dayanılması müşkil olan şeylerdir. Fakat hakikatte birer imtihandır. Sûfîyi olgunluğa hazırlayan ana esaslara tahammül edemeyen kişi yan yolda kalmış demektir. Tasavvufî eserlerde bunlar, sâlikin karşısına çıkan engeller ve müşkiller olarak tanımlanmaktadır. Hüsn ü Aşk'ta Aşk, bütün engelleri aşmış, olgunluğa ulaşmış ve hakikati anlamıştır.
 
Bu bilgilerden de anlaşıldığına göre Hüsn ü Aşk'takı vak'alar ve şahıslar birer sembolden ibarettir. Hüsn sevilen'i yani mutlak güzelliği; Aşk seveni yani dervişi, manevî yolcuyu; Mekteb-i edeb (edeb okulu) dergâhı; Moll-yı Cunûn mürşidi; Suhan aracıyı, yardımcıyı; Gayret çabayı;  ismet dürüstlüğü, Kalb kalesi gönlü; yoldaki olaylar, felaketler ve gam harabeleri tahammülü; Hûş-Rübâ aklı çelen nefsi; Kalb kalesine yapılan yolculuk sâliktekî nefis mücadelesini ve tarîkatte çileyi temsil etmektedir.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Mağaranın Kamburu - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜNİFAK - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ MEMLEKETİMİN DELİLERİ - ÖMER FARUK HÜSMÜLLÜ
AFORİZMALARMAĞARANIN KAMBURU 2. BASKI

Giriş Formu

Dost Siteler

Destan Romanlar

ÇANAKKALE İÇİNDE
Türkiye Türklerinin Çanakkale Destanı, 128 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2373
mod_vvisit_counterDün7460
mod_vvisit_counterBu Hafta28428
mod_vvisit_counterGeçen Hafta33937
mod_vvisit_counterBu Ay24315
mod_vvisit_counterGeçen Ay221740
mod_vvisit_counterToplam7284612

Şimdi: 50 misafir var.
IP: 54.221.45.195