Alphonse Daudet Diyor ki:

Birini sevindiren iş, diğerini ağlatır, yaşamak işte böyledir.


ESKİ BİR RUMELİLİ: BARIŞ MANÇO

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

alt

(Bugün O'nun Doğum Günü...(02 Ocak 1943) İyi ki doğdun sevgili Barış Manço...)

BİZİM İLLER SENSİZ…

“İNSANIN FİZİKSEL OLARAK DÜNYADAN KOPMASI SORUN DEĞİL, ANCAK UNUTULDUĞU ZAMAN ÖLMÜŞTÜR.”

BARIŞ MANÇO

Savaş Manço: “Bizim unvanımız aslında Karamançozadeler. Büyük büyük dedem Karaman Beyi ve üç oğlu var. Büyük dedem Fatih’le yaptığı savaşı kaybediyor, kendisi ve büyük oğlu savaşta ölüyor. Küçük oğlu Kadir, Cem Sultan’ın arkadaşı. Beraber Rodos Adası üzerinden Vatikan’a sığınıyorlar. Sonra da Fransa’ya yerleşiyor. Ortanca oğul Osman Bey ise Fatih’ten aman diliyor. Fatih de kendisine bin asker verip Makedonya’ya sipahi olarak gönderiyor. Aile burada dört yüz yıl yaşıyor. Sırbistan’ın bağımsızlığı üzerine tekrar Anadolu’ya dönüyor. ‘-ço’ eki Balkanlar’da ‘sevgi’ anlamı taşıyan bir ektir. Dedemler Makedonya’da Karamançozadeler olarak biliniyor. Sonra Cumhuriyetle birlikte asalet belirten ekler de atılıyor. ‘-zade’ ekini kaybediyoruz. Manço soyadını alıyoruz… Herhâlde dedem ‘kara’ kelimesini çok sıcak bulmadı ve kısaca Manço yaptı.”

Şevket Altuğ: “Adam olacak çocuktu.”

Fuat Güner (MFÖ): “Türkiye’nin en ileri görüşlü insanıydı.”

Tanju Korel: “Hiç taviz vermedi.”

Cahit Berkay: “Adına yakışmayan hiçbir şey yapmadı.”

Batur Pere: “Hayallerinden fazlasını başardı.”

Ferhan Şensoy: “… Cenazesi çok farklıydı; bu çok az sanatçıya nasip olmuştur, belki de olmamıştır. Sanatçı dostları, milletvekilleri, bakanlar ona yanaşamadılar, cenazeyi halk üstlendi.”

Halit Kıvanç: “Venezuela’daki çocuk da ağlıyor. Japonya’daki gibi…”

* * *

BARIŞ MANÇO’NUN, CANLI YAYINDA KÜSTAH FRANSIZ SUNUCUSUNA VERDİĞİ DERS

Barış Manço Fransa’da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur. Küstah bir sunucu vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir. Sürekli, “İşte Türk, yani barbar, vahşi vs…” demektedir…

Barış Manço daha fazla dayanamaz ve sunucuya “Yanınızda kâğıt para var mı?” diye sorar. Bu soruya sunucu şaşırır ve “Evet var, ama n’olacak?” der. Barış Manço ısrar edince sunucu cebindeki kâğıt paraları çıkartır…

Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında “Anahtar” adlı şarkısını söylemiştir. Bu şarkının bir bölümü şöyledir: “Beş Âkif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlâna, İki Mevlâna-bir Sinan” (Barış Manço, Anahtar şarkısı, Darısı Başınıza Albümü, 1992). Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir…

Barış Manço sunucuya sorar: “Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?”
Sunucu: “General…….”

Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, sunucunun verdiği cevaplar hep aynıdır, “General…”, “Amiral…”, “Komutan…”.

Sunucunun bu “falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan” cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır, sunucuya der ki: “Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Âkif Ersoy’dur. Şairdir… Bu fotoğraftaki kişi Mevlâna’dır. Düşünürdür… Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet’dir. Adaletin sembolüdür… Bu paradaki kişi ise Atatürk’tür. ‘Yurtta barış, dünyada barış!’ diyen kişidir… Bizim paralarımız bunlar… Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına şairlerimizin, düşünürlerimizin, bilim adamalarımızın fotoğraflarını bastık… Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!” der…

Barış Manço’nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri canlı yayını keserler ve sunucuyu oradan kovarlar, başka bir sunucu yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar, yeni sunucu Barış Manço’dan ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir…

* * *

ANAHTAR

Sınıfın en güzel kızı o yalnız geziyor kimse ona yaklaşamıyor
Yine koltuğunda koca koca kitaplar kütüphaneden geliyor
Baktım bir cilt şair Mehmet Âkif
İki büyük kitap Fatih Sultan Mehmet
Üç kalın cilt Mevlâna bir de Mimar Sinan

Döndü bana dedi ki eğer beni seviyorsan
Eğer kalbime girmek istiyorsan
Önce bunları anla beni iyi dinle

Beş şair bir abide
İki abide bir sultan
Beş sultan bir düşünür
İki düşünür ise bir mimar

Düşün taşın bütün gece
Benim kalbim bir bilmece
Kalbimin bir kilidi var
İşte sana anahtar

En sevdiği şair Mehmet Âkif
Bir abide Fatih Sultan Mehmet

Hayranım dedi Sinan bir de Mevlâna

Gece annem evde dedi oğlum neyin var
Yemeden içmeden kesildin yine
Dedim anne kalbimin sahibi var âşık oldum delicesine

Bir gün Âkif okuyor bir gün Mevlâna
Bir Fatih’e hayranmış bir de Sinan’a
Hem tarihe meraklıymış hem de sanata

Annem dedi oğlum anlamadım ben
Vazgeç bu sevdadan bu kız fazla akıllı
Ah benim saf oğlum ah oğlum anlamadın mı

Beş şair bir abide
İki abide bir sultan
Beş sultan bir düşünür
İki düşünür ise bir mimar

Düşün taşın bütün gece
Benim kalbim bir bilmece
Kalbimin bir kilidi var
İşte sana anahtar

En sevdiği şair Mehmet Âkif
Bir abide Fatih Sultan Mehmet
Hayranım dedi Sinan bir de Mevlâna

Aşkın gözü kör olurmuş
Annem galiba haklı
Kafama fena takıldı bu kız çok akıllı

Beş şair bir abide
İki abide bir sultan
Beş sultan bir düşünür
İki düşünür ise bir mimar

Düşün taşın bütün gece
Benim kalbim bir bilmece
Kalbimin bir kilidi var
İşte sana anahtar

Beş Âkif bir saat kulesi
İki kule bir Fatih
Beş fatih bir Mevlâna
İki Mevlâna bir Sinan

*

ESTERGON KALESİ

Estergon Estergon

Yedi krala saray olan Estergon

Biz seni hemşehrilerine Allah emaneti edip verdik

Ve işte şimdi geri almaya geldik

Serhaddin hâli böyledir

Yiğit başından Ali eksik olmaz

Rumeli gazileri

Kelle verilir vatan verilmez

Estergon Kalesi bre dilber aman

Subaşı durak aman

Kim bilir gönlümü bre dilber aman

Bir sinsi firak

Gönül yâr peşinde bre dilber aman

Yâr ondan ırak aman

Akma Tuna akma bre şahin aman

Ben bir dertliyim

Yâr peşinden aman gezer koşar

Yandım kara bahtlıyım

Estergon’u aldık bre şahin aman

Vermeyiz ele aman

Akma Tuna akma bre şahin aman

Ben bir dertliyim

Yâr peşinden aman gezer koşar

Yandım kara bahtlıyım

Haydin koç yiğitler

Akma Tuna akma bre şahin aman

Ben bir dertliyim

Yâr peşinden aman gezer koşar

Yandım kara bahtlıyım

EY KOCA TOPÇU

Eeeeeeey koca topçu

Şu dağlara yan gele, yan gele

Vahres-i fitteki düşman sefilesinin su kesimi

Denkleş dur

İki bıyık bükümü sağa, beraber bir iki

Üç evlek ile ruh, beraber bir iki üç

Bir gülle tıkıla

Ikıla

Sıkıla

Mesafe hak getire

Haydi Allah rast getire aman

Genç Osman dediğin bir küçük uşak

Beline bağlamış ibrişi kuşak

Askerin içinde birinci uşak

Allah Allah deyip geçer Genç Osman

Bağdat’ın kapısını Genç Osman açtı

Düşmanın cümlesi önünden kaçtı

Kelle koltuğunda üç gün savaştı

Allah Allah deyip geçer Genç Osman

Bağdat’ın içine girilmez yastan

Her ana doğurmaz böyle bir arslan

Kelle koltuğunda geliyor Kars’tan

Allah Allah deyip geçer Genç Osman

*

UNUTAMADIM

Dün yine yapayalnız dolaştım yollarda

Yağmurlarda ıslanan bomboş sokaklarda

Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni

Unutamadım unutamadım ne olur anla beni

Unutmak kolay demiştin, alışırsın demiştin.

Öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme

Gözlerimde yaş kalbimde sızı unutmadım seni

Unutamadım unutamadım ne olur anla beni

*

GÜNAYDIN ÇOCUKLAR!

Hey, Günaydın Çocuklar
Hep güler yüzle karşılarsınız beni
Hey hey Günaydın Çocuklar
Sabah akşam bıkmadan dinlersiniz beni
Dün gece düşündüm de renkler olmasaydı
Yaşanmazdı bu dünyada
Korktuğum odur ki
Kapkara bir dünyayı isteyenler var aramızda

Oyun ister bazen büyükler
Tabancalar kılıçlar tüfekler
Zevk meselesi bu karışılmaz
Tartışılmaz zevkler ve renkler
Sizin olsun bütün bu zevkler
Bırakın renkleri çocuklara

Hey Günaydın Çocuklar
Siz hiç kırmızı bir ağaç gördünüz mü
Hey hey Günaydın Çocuklar
Gökyüzü neden mavi düşündünüz mü
Başak sarı çim yeşil her şeyin bir rengi var
Değişmez doğanın dengesi
Mor turuncu sarı eflatun pembe haki
Çamur bile kahverengi

Uzakta bir ülkede insanlar anlaşmış
Tam silâhları bırakırken
İçlerinden ikisi hemen karşı çıkmış
Sonuçta onlar kazanmış

İkisinin de önünde birer düğme varmış
Biri yeşil diğeri kırmızı
Bir, iki, üç demişler – basıvermişler
Ve dünya sonunda kapkaranlık olmuş
Tam istedikleri gibi…

Oyun ister bütün çocuklar…
Dünyada barış, kendinle barış ve sevgiyi paylaş!

SEHER VAKTİ

Sabah seher vakti düştüm yola.

Anam sordu nire oğul böyle

Dedim ana fazla sorma

Bağrım yanık yeter sorma

Seher vakti düştüm yola.

Günler boyu yol aldım durmadım.

Pınar başlarında konakladım.

Dağlar, taşlar geçit verdi,

Çayır çimen kilim serdi,

Seher vakti düştüm yola.

Ben bir yeşil gözlü yâr sevmiştim.

Gece gündüz başın beklemiştim.

Bir kış günü vakit çaldı

Yârim son uykuya daldı,

Uyanmadı gitti uzaklara.

Yıllarca kurda kuşa dert yandım.

Zaman geçer unuturum sandım.

Kerem derdiyle yanarmış,

Mecnun sararıp solarmış.

Benim derdim beni vurdu yola.

Gurbet ilde ülke ülke gezdim.

Yârim için bu şarkıyı düzdüm.

Gitarımdan çıkan sesler,

Ok gibi bağrımı deler.

Seher vakti düştüm yola.

Sorarlar Barış ne edersin orada
Nasıl ağır gelmez mi ki sıla
İşte içim döktüm sormayın artık Tanrı aşkına
Benim derdim vurdu beni yola

NAZAR EYLE

Nazar eyle nazar eyle

Nazar eyle nazar eyle

Gel yanıma hazar eyle

Gel yanıma hazar eyle

Yüce hakan sefere gitmiş

Bilge hatun dokuz doğurmuş

Dokuz oğlan beş yaşına gelmiş

Dokuzu birden kılıç kuşanmış

Nazar eyle nazar eyle

Nazar eyle nazar eyle

Gel yanıma hazar eyle

Gel yanıma hazar eyle

Sırma saçlı kırk güzel gelmiş

Levent boylu kırk yiğide varmış

Düğün dernek kırk gece sürmüş

Kırk deve kırk koyun kurban edilmiş

Nazar eyle nazar eyle

Nazar eyle nazar eyle

Gel yanıma hazar eyle

Gel yanıma hazar eyle

Avucuma bir kuş konmuş

Biri tutmuş kanadın yolmuş

Biri kesmiş öteki yemiş

Garip Barış hani bana demiş?

Nazar eyle nazar eyle

Nazar eyle nazar eyle

Gel yanıma hazar eyle

Gel yanıma hazar eyle

BEN BİLİRİM

Deli gönül sevdasını ben bilirim ben bilirim

Deli gönül sevdasını ben bilirim ben bilirim

Yârdan ayrı kalmasını Ben bilirim ben bilirim

Yârdan ayrı kalmasını Ben bilirim ben bilirim

Yumuk yumuk elleri var

Kömür kömür gözleri var

Yumuk yumuk elleri var

Kömür kömür gözleri var

Daha daha neleri var ben bilirim ben bilirim

Daha daha neleri var ben bilirim ben bilirim

Kışlalara erdi bahar tezkereye birkaç gün var

Kışlalara erdi bahar tezkereye birkaç gün var

Barış’a da bir sorsalar ban bilirim ben bilirim

Barış’a da bir sorsalar ban bilirim ben bilirim

UNUTAMIYORUM

Yıllar sonra yine karsındayım

Bırak biraz yanında kalayım

Sen tek mutlu ol başka arzum yok

Bense seni unutamıyorum

Duydum bugün evleniyormuşsun

Başkasının oluyormuşsun

Sen tek mutlu ol başka arzum yok

Bense seni unutamıyorum

Doya doya son bir görmek istedim

Çok yakışmış beyaz gelinliğin

Sen tek mutlu ol başka arzum yok

Bense seni unutamıyorum

Meraklanma tekrar gideceğim

Aranıza girmeyeceğim

Sen tek mutlu ol başka arzum yok

Bense seni unutamıyorum

Bense seni unutamıyorum

Bir türlü seni unutamıyorum

HALHAL

Akşam olup gün batınca,

Dağlara hüzün çökünce,

Lâle, sümbül boynunu eğip,

Kurt kuzuya kem bakınca,

Köye döner Nazo gelin.

Yavru ceylân gibi kaçar

Seke seke çaydan geçer .

Nazo gelin ayağına takar halhal.

Bir bakışı canlar yakar

Gülüşüne cihan değer

Nazo gelin ayağına takar halhal

Ayağında gümüş halhal

İnce nakış gümüş halhal

Yavru ceylân gibi kaçar

Seke seke çaydan geçer .

Nazo gelin ayağına takar halhal.

Yedi köyün yiğitleri

Ağaları ve beyleri

Boş yere durmuş beklerler

Yaralıdır yürekleri.

Gitti gelmez Nazo gelin

Yavru ceylân gibi kaçar

Seke seke çaydan geçer .

Nazo gelin ayağına takar halhal.

Bir bakışı canlar yakar

Gülüşüne cihan değer

Nazo gelin ayağına takar halhal

Ayağında gümüş halhal

İnce nakış gümüş halhal

Yavru ceylân gibi kaçar

Seke seke çaydan geçer .

Nazo gelin ayağına takar halhal.

ANLIYORSUN DEĞİL Mİ?

Hava ayaz mı ayaz, ellerim ceplerimde

Bir türkü tutturmuşum, duyuyorsun değil mi?

Çalacak bir kapım yok, mutluluğa hasretim

Artık sokaklar benim, görüyorsun değil mi?

Zaman akmıyor sanki, saatler durmuş bugün

Sonsuz yalnızlığımda bir tek sen varsın bugün

Ya dön bana artık, duyuyor musun beni?

Ya çık git dünyamdan, anlıyorsun değil mi?

Bir resmin kalmış bende, tam ortadan yırtılmış

Hani siyah kazaklı biliyorsun değil mi?

Gözlerimden süzülen bir kaç damla anıda

Senin sıcaklığın var, anlıyorsun değil mi?

Zaman akmıyor sanki, saatler durmuş bugün

Sonsuz yalnızlığımda bir tek sen varsın bugün

Ya dön bana artık, duyuyor musun beni?

Ya çık git dünyamdan, anlıyorsun değil mi?

DAĞLAR DAĞLAR

Ellerimle büyüttüğüm,

Solar iken dirilttiğim,

Çiçeğimi kopardın sen,

Ellere verdin.

Dağlar dağlar…

Kurban olam, yol ver geçem.

Sevdiğimi son bir olsun yakından görem

Kuşlar ötmez, güller soldu.

Yüce dağlar duman oldu.

Belli ki gittiğin yerden,

Kara haber var.

Dağlar dağlar…

Kurban olam, yol ver geçem.

Sevdiğimi son bir olsun yakından görem

AY OSMAN

Sabahleyin yemişim bir tane vişne

Giderim gelirem ardıma düşme Ay Osman

Yürü ha yürü geçmiş emelden

Ayrılık vadesi geçmiş emelden Ay Osman

Sabahleyin yemişim bir tane kişniş

Uyandım nazlı yârim eller gitmiş Ay Osman

Yürü ha yürü geçmiş emelden

Ayrılık vadesi geçmiş emelden Ay Osman

Sabahleyin yemişim bir tane elma

İllâki canımı al yârimi alma Ay Osman

Yürü ha yürü geçmiş emelden

Ayrılık vadesi geçmiş emelden Ay Osman

AYNALI KEMER

Sabah yeli ılgıt ılgıt eserken

Seher vakti bir güzele vuruldum

Al dudakta inci dişi

Bu dünyada yok bir eşi

Seher vakti bir güzele vuruldum

Aynalı kemer ince bele

Bu can kurban tatlı dile

Seher vakti bir güzele vuruldum

Al menekşe nergis dizmiş boynunu

Kuşluk vakti aldı beni koynuna

Cıvıldaşır dudu kuşu

Sanki bülbülün ötüşü

Seher vakti bir güzele vuruldum

Aynalı kemer ince bele

Bu can kurban tatlı dile

Seher vakti bir güzele vuruldum

Akşam oldu gün kavuştu sessizce

Dedi güzel ayrılık vardır bize

Uzakta bir baykuş öttü

Gül bahçemde diken bitti

Seher vakti bir güzele vuruldum

Aynalı kemer ince bele

Bu can kurban tatlı dile

Seher vakti bir güzele vuruldum

ÖLÜM ALLAH’IN EMRİ

Akşam olunca kuşlar dönerken

Bir hüzün çöker dolar gözlerim

Issız ovaya yağmur inerken

Bir hüzün çöker dolar gözlerim

Kim aramış kim bulmuş

Dertlerine çare

Ölüm Allah’ın emri

Ayrılık olmasaydı of off

Hele hele yâr

Gün batısında sular kararır

Bir hüzün çöker dolar gözlerim

Karlı dağlardan aşan yollara

Bir hüzün çöker dolar gözlerim

Kim aramış kim bulmuş

Dertlerine çare

Ölüm Allah’ın emri

Ayrılık olmasaydı of off

Hele hele yâr

Yıllarca seni bekledim durdum

Göç vakti geldi artık yoruldum

İstemem tatsın aşk acısını

Her kim anarsa Barış adını

Kim aramış kim bulmuş

Dertlerine çare

Ölüm Allah’ın emri

Ayrılık olmasaydı of off

Hele hele yâr

YOL VERİN

Selâm olsun ağalar beyler

Mor sümbüllü alaca dağlar

Yol verin hele bir yol geçeyim

Yol verin yâre kavuşayım

Yol verin ağalar beyler

Bitsin bu hasret

Bekledim tam yedi iklim geçti

Bekledim bağ bahçe bozuldu

Yol verin ağalar beyler

Bitsin bu hasret

Yol verin yol verin ağalar beyler

Seherde eser ilik rüzgâr hasretliği çekenler anlar

Yol verin yol verin ağalar beyler…

ALLAH’IM GÜÇ VER BANA

Yine sensiz geçen bir gecenin
Buz gibi sabahında
Bu korkunç yalnızlığımda
Seni bekliyorum yanıyor yüreğim

Yine gözyaşlarım yağmur gibi
Yaşıyorum anılarla
Bir şeyler kopuyor sanki
Ta şuramda yanıyor yüreğim

Allah’ım güç ver bana sığındım sana
Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana
Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza
Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana

Sana yazdığım en son şarkı bu
Artık kırıldı kalemim
Gökler şahidim olsun ki
Seni seviyorum yanıyor yüreğim

Sonbahar yaprakları gibi
Savruldu ümitlerim
Son bir kez duymak istersen
Seni seviyorum yanıyor yüreğim

Allah’ım güç ver bana sığındım sana
Bu ne dayanılmaz acı sabır ver bana
Yeter artık çektiklerim bitsin bu ceza
Ümitsiz haykırıyorum ne olur dön bana

AHMET BEY’İN CEKETİ

Tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken
Kimi sırtüstü yatar kimi boşta gezerken
Kul Ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi
Kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti

O mahallede herkes gömlek giyerdi
Bizim kul Ahmet bir gün bir ceket diktirdi diktirir ya
Mahalleye dert oldu kul Ahmet’in ceketi

Kul Ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi
Kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti
Herkes gömlek giyerken Ahmet ceket giyerdi
Konu komşuya dert oldu kul Ahmet’in ceketi

Mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken
Leylekler lâk lâk edip peynir gemisi yüklerken
Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi
Kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti

Herkes gömlek giye dursun
Bizim kul Ahmet ceketini birde astarla kaplatıverdi kaplatır ya
Konu komşuya dert oldu kul Ahmet’in ceketi
Kul Ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi
Kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti
Herkes gömlek giyerdi
Konu komşuya dert oldu kul Ahmet’in ceketi

Bir gün bir yoksul öldü üzüldü mahalleli
Ama bir kefen parası bulamadı mahalleli
Kul Ahmet dedi yalan dünya çıkardı ceketini
Örttü garibin üstüne kaldırdı cenazeyi

Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
Bizim kul Ahmet birdenbire oluverdi Ahmet bey
Ceket ise Ahmet beyin ceketi
İbreti alem oldu Ahmet beyin ceketi
Sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
İbreti alem oldu Ahmet beyin ceketi
Meğerse tüm keramet ceketteymiş be Ahmet
Barış’a sorar isen sen bu yolda devam et

ARKADAŞIM EŞEK

Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli
Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli
Hiç haber göndermedin o günden beri
Yoksa bana küstün mü unuttun mu beni

Dün yine seni andım gözlerim doldu
O tatlı günlerimiz bir anı oldu
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek

Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek

Yaban tayları çayırda tepişiyor mu
Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu
Sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi
Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu

Uzun kulaklarını son bir kez salla
Tüm eski dostlarımdan bir haber yolla
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek

Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek

SÜPER BABAANNE

Babaannem dedemi ilk gördüğü gün tam yüreğinden vurulmuş
Dedem şöyle bir çapkınca bakıp hafifçe bıyığını burmuş
O zamanın erkeği pek bir ağırmış kızları ise pek bir hoşmuş

Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl kırk yıl kırk yıl kırk yıl

Ufacık bir yuva nohut oda bakla sofa ama sapasağlam ayakta
Çeyiz dedikler yorgan yastık iki sandık iki de bohça
Gözleri hâlâ dolu dolu oluyor dedemin adını andıkça

Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl kırk yıl kırk yıl kırk yıl

Süper babaanne seni çok seviyoruz
O büyük aşkları inan biz de yaşıyoruz
Bugünkü genç kızlar yarının annelerindensin
İnan gençleri anlayan bir tek sensin

Tüh tüh tüh rüh maşallah nazar değmez inşallah

Süper babaanne seni çok seviyoruz
O büyük aşkları inan biz de yaşıyoruz
Zaman değişir ama aşklar değişir mi
Yıllar sora biz de böyle diyeceğiz değil mi

Tüh tüh tüh rüh maşallah nazar değmez inşallah

Babaanneme göre zamane kızları pek bir hoş ama pek bir zormuş
Hele hele beyleri dede gibi olmasa da her şeyi zor beğenir olmuş
E beyleri zor bey kızları zor kız gençlerin işi pek bir zormuş

Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl kırk yıl kırk yıl kırk yıl

Dişi kuş yuvasını severek kuracak ki bu iş tamamına ersin
Erkek kanadını şöyle bir açacak ki bu iş tamamına ersin
Beyleri zorsa da kızları zorsa da bu iş tamamına ersin

Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl kırk yıl kırk yıl kırk yıl

Süper babaanne seni çok seviyoruz
Ölümsüz aşkları inan biz de yaşıyoruz
Bugünkü genç kızlar yarının annelerindensin
İnan gençleri anlayan bir tek sensin

Süper babaanne seni çok seviyoruz
O büyük aşkları inan biz de yaşıyoruz
Bugünkü genç kızlar yarının annelerindensin
İnan gençleri anlayan bir tek sensin

BAL BÖCEĞİ

Seyyah oldum dolaştım şu âlemi, ah güzelim
Senin gibi bir vefasız görmedim ben
Hayırsızı kitapsızı zalimi bal böceğim
Senin gibi bir insafsız görmedim ben
Şu dağlarda çiçek oldum aşkından sarardım soldum
Bakmadın bana bal böceğim
Yollarında toprak oldum sen bastıkça ben kavruldum
Görmedin beni bal böceğim

Seni gidi bal böceği
Kim çözecek bu bilmeceyi
Ateşte yanar pervane ben oldum derdinden divane
Hele gel yine gel bir gece vakti koynuma gel
Hele gel yine gel bir gece vakti koynuma gel

Ama benim adım bal böceği
Bekleyemem ben bu geceyi
Gelirde koynuna girerim ama
Sonra da batırırım iğneyi
Hele gel yine gel ben razıyım dön bana gel
Hele gel yine gel Bir gece vakti koynuma gel

Ama benim adım bal böceği
Bekleyemem ben bu geceyi
Gelirde koynuna girerim ama
Sonra da batırırım iğneyi

Nedir bu çektiğim senin elinden ah güzelim
Kurtar beni elâlemin dilinden
Bıktım usandım o bitmez nazından bal böceğim
Sabır teli koptu gönül sazından
Şu dağlarda çiçek oldum aşkından sarardım soldum
Bakmadın bana bal böceğim
Yollarında toprak oldum sen bastıkça ben kavruldum
Görmedin beni bal böceğim

ALLA BENİ PULLA BENİ

Alla beni pulla beni
Al koynuna yâr
Gözüm senden başkasını görmez oldu yâr
Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yâr

Senin için dağları deler
Yol açarım yâr
Senin için denizleri kuruturum yâr
Senin için gök kubbeyi
Yerlere çalarım yâr
Canım iste canım bile sana kurban yâr

Dağlar taşlar uçan kuşlar senin olsun yâr
Deniz ve yer gökler hep yerinde kalsın yâr
Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yâr
Alla beni pulla beni al koynuna yâr

Saçlarına yıldızlardan taç yapayım yâr
Bir nefeste güneşleri söndüreyim yâr
Çıra gibi uğrunda ben yanayım yâr
Canım iste canım bile sana kurban yâr

Yıldızlar yerinde güzel bırak dursun yâr
Saçlarımı ellerinle okşa yeter yâr
Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yâr

Rüzgâr olup ince beline sarılayım yâr
Çimen olup ayağına serileyim yâr
Sürme olup gözlerine sürüleyim yâr
Canım iste canım bile sana kurban yâr

ALİ YAZAR, VELİ BOZAR

Ali yazar Veli Bozar

Ali yazar Veli bozar
Küp suyunu çeker azar azar
Üzülmüşüm neye yarar?
Keskin sirke küpüne zarar.

Of offf…
Gözümde yaş görseler
Erkek ağlar mı derler
Gökler ağlıyor dostlar
Ben ağlamışım çok mu?
Rahmet yağarken dostlar
Ben ıslanmışım çok mu?

Ali yazar Veli bozar
Küp suyunu çeker azar azar
Üzülmüşüm neye yarar?
Keskin sirke küpüne zarar

Of offf…
Birgün dönsem sözümden
Düşerim dost gözünden
Dünya dönüyor dostlar
Bir sözden dönsem çok mu?
Devran dönüyor dostlar,
Ben dönmüşüm çok mu?

Of offf…
Barış yolun sonunda
Yürü demek boşuna
Hayat duruyor dostlar
Ben durmuşum çok mu?
Yaşam bitiyor dostlar
Ben bitmişim çok mu?

Ali yazar Veli bozar
Küp suyunu çeker azar azar
Üzülmüşüm neye yarar?
Keskin sirke küpüne zarar.

AĞLAMA DEĞMEZ HAYAT

Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana
Rüya gibi her hatıra her yaşantı bana
Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana
Ne bulduysa kaybetti gönül aşktan yana

Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına

Her damla yaş oyuk oyuk iz bırakır kalbimde
Her damla yaş oyuk oyuk iz bırakır kalbimde
Hayat şarap gibidir keder de var neşe de
Hayat şarap gibidir keder de var neşe de

Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına

AFFET BENİ

Beni bırakıp gittiğinden beri
Terk edilmiş bir çocuk gibi
Çaresizim dolaştım gecelerde
Sana döndüm yine biliyorum suç bende

Affet beni ne olur affet beni
Yalvarırım soru sorma
Verilecek cevabım yok suç bende
Affet affet beni

Kendi evimde bir yabancı gibi
Çıktım ağır ağır merdivenleri
Kapıyı çalmaya cesaretim yok
Sana döndüm yine biliyorum suç bende

Affet beni ne olur affet beni
Yalvarırım soru sorma
Verilecek cevabım yok suç bende
Affet affet beni

Son bir kez seni görmek istedim
Geceler boyu bu anı bekledim
Sana dönmemi istemiyorsan söyle
Söyle gideyim ama önce yine de

Affet beni ne olur affet beni
Yalvarırım soru sorma
Verilecek cevabım yok suç bende
Affet affet beni

GÜLPEMBE

Sen gülünce güller açar Gülpembe
Bülbüller seni söyler biz dinlerdik Gülpembe
Sen gelince bahar gelir Gülpembe
Dereler seni çağlar sevinirdik Gülpembe

Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin inanamadık Gülpembe
Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı Gülpembe
Dudağımda son bir türkü Gülpembe
Hâlâ hep seni söyler seni çağırır Gülpembe

Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin inanamadık Gülpembe
Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı Gülpembe
Gözlerimde son bir bulut Gülpembe
Hâlâ hep seni arar seni bekler Gülpembe

Dudağımda son bir türkü Gülpembe
Hâlâ hep seni söyler seni çağırır Gülpembe

HALİL İBRAHİM SOFRASI

İnsanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken
Elâlemin namusuna yan gözle bakmaz iken
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına

Daha çatal bıçak kaşık icat edilmemişken
İsmail’e inen koç kurban edilmemişken
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına

Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası
Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına
Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına

Ağzı açık gözü toklar buyursunlar baş köşeye
Kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye
Nefsine hâkim olursan kurulursun tahtına
Çalakaşık saldırırsan ne çıkarsa bahtına

Halat gibi bileğiyle yayla gibi yüreğiyle
Çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler
Buyurun sizde buyurun
Buyurun dostlar buyurun

Barış der her bir yanın altın gümüş taş olsa
Dalkavuklar etrafında el pençe divan dursa
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok
Sapa kulba kapağa itibar etme dostum
İçi boş tencerenin bu sofrada yeri yok

Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok
Para pula ihtişama aldanıp kanma dostum
İçi boş insanların bu dünyada yeri yok

HATIRLASANA

Hatırlasana hani bana söz vermiştin
O akşam ayrılırken döneceğim demiştin
Yıllar geçti bekledim boş ümitlerle

Hatırlasana hani bana söz vermiştin
O akşam ayrılırken seviyorum demiştin
Yıllar geçti bekledim boş ümitlerle

Duydum ki bugün evleniyormuşsun
Artık başkasının oluyormuşsun
Gücüm kalmadı dayanmaya
Ağlamak istiyorum doya doya hıçkıra hıçkıra

Hatırlasana böyle mi söz vermiştin
O akşam ayrılırken seviyorum demiştin
Yıllar geçti bekledim yaşlı gözlerle

Duydum ki bugün evleniyormuşsun
Artık başkasının oluyormuşsun
Gücüm kalmadı dayanmaya
Ağlamak istiyorum doya doya hıçkıra hıçkıra

KAYALARIN OĞLU

1923’ün ılık bir Ekim sabahında,
Kayaların toprağa dikine saplandığı yerde doğdum…
Toprak anayla kaya babanın oğluyum ben!…
Toprak anam sevgi dolu, bereket dolu…
Toprak anam sessiz… Ama toprak anam dopdolu…
Toprak anam toprak anam Anadolu…
Babamsa… sağı solu belli olmaz…
Bir gürledi mi yer yerinden oynar…
Göğsünde çatırdamalar olurmuş

“Onun için” derdi… Onun için sayısız, irili ufaklı…
Kaya parçaları vardır bu topraklarda
Ve sen… benim oğlum…
Ve sen… kayaların oğlu…
Bu taşı toprağı bir arada tutacaksın…
Kolay değil kayaların oğlu olmak…
Kuzeyden esen rüzgâra,
Güneyden gelen kavurucu sıcağa
Karşı koruyacaksın onları…
Kolay değil… kolay değil,
Kayaların oğlu olmak…

2023’ün ılık bir ekim sabahında,
Bacaklarımda hafif bir uyuşma ile uyandım…
Ve… sanki yüz yıllık ulu bir çınar gibi…
Kök salmaya başladım o sabah
Ve ilk kez, sağımda solumda… asırlardır
Durmakta olan diğer çınarları fark ettim…
Doğudan hafif bir seher yeli yükseldi…
Ve… asırlık çınarlar beni de aralarına aldılar…
Ve 2023’ün ılık bir ekim sabahında
Yeni bir kayaların oğlunun doğuşunu
Beraberce seyre koyulduk…

KIZILCIKLAR

Kızılcıklar oldu mu selelere doldu mu?
Gönderdiğim çoraplar ayağına oldu mu?
Mendili eline mendil verdim geline
Kara kına yollamış yâr benim ellerime

Fistanı gül dallı şu kızı kaçırmalı
Kız pek güzel ama anası olmamalı
Mendili eline mendil verdim geline
Kara kına yollamış yâr benim ellerime

Yaylı gelir taşlıktan dingil çıkmış başlıktan
Şu köyün oğlanları evlenemez açlıktan
Mendili eline mendil verdim geline
Kara kına yollamış yâr benim ellerime

KOL DÜĞMELERİ

Hatırlarım bugün gibi
Sessiz geçen son geceyi
Başım öne eğik, bir suçlu gibi
Bana verdiğin hediyeyi

İki küçük kol düğmesi
Bütün bir aşk hikayesi
İki düğme, iki ayrı kolda
Bizim gibi, ayrı yolda

Akşam olunca
Sustururum herkesi, her her şeyi
Gelir kol düğmelerimin birleşme saati
Usul usul çıkarır, koyarım kutuya
Yan yana
Bitsin bu işkence kalsınlar yan yana

Heyhat sabah, gün ışıldar
Yalnız gece buluşurlar
Yaşlı gözlerle ayrılırlar
Düğmeler gibi, bizim gibi
Bizim gibi, ayrılırlar

NANE LİMON KABUĞU

Eski adamlar doğruyu söylemiş
Bir çiçekle bahar olmaz
Kişi kendini bilip sağa sola sormalı
Can pazarı bu oyun olmaz
Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü
Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca
Bana gel beni dinle iyi yaz
Defteri kalemi al iyi yaz
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın aman
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret güzelim
Ha ha ha ha ha hapşu
Çok yaşa
Sen de gör
Rahat ve iyi yaşa

Sen tedbirini al önünü kış tut bırak yine de yaz gelsin
Çoğu zaman hesap çarşıya uymaz sonra dizini döversin
Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü
Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca
Bana gel beni dinle iyi yaz
Defteri kalemi al iyi yaz
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın aman
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret güzelim
Ha ha ha ha ha hapşu
Çok yaşa
Sen de gör
Rahat ve iyi yaşa

Barış iğneyi kendine batırır çuvaldızı başkasına
Bol keseden aklı ona buna dağıtır darısı kendi başına
Zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü
Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca
Bana gel beni dinle iyi yaz
Defteri kalemi al iyi yaz
Nane limon kabuğu bir güzel kaynasın aman
Ha ha ha ha ha içine hatmi çiçeği biraz tere otu katasın aman
Ha ha ha ha ha hatta biraz tarçın bir tutam zencefil aman
Ha ha ha ha ha bin derde deva geliyor biraz daha sabret güzelim
Ha ha ha ha ha hapşu
Çok yaşa
Sende gör
Rahat ve iyi yaşa

AYI

Bugün hava güzel dedim ki hanıma
Haydi kalk giyin de çıkalım biraz
Bak cıvıl cıvıl kuşlar uçuyor
Dalları basmış erikle kiraz

Çoluk çocuk cümbür cemaat
Piknik yapalım ne dersiniz ha?
Ev halkı uçtu yihhu aslan baba sen çok yaşa

Yolda düşündüm bizim çocuklar tanımıyorlar hayvanları
Bir hayli garibime gitti doğrusu bir baba olarak verdim kararı
Anında bir ters U dönüş doğru hayvanat bahçesine
Biliyoruz ayıp oldu hâkim bey ama zar zor girebildik içeriye

Bak evlâdım buna ayı derler
Ormandan inip şehre gelirler
Ağır mağır hantaldır ama
Armudun iyisini ayılar yerler

Evet babacım ona ayı derler
Ayılar bizleri çok severler
Ağır mağır hantaldır ama
Armudun iyisini ayılar yerler

Senin de canın günün birinde
Armudun iyisini yemek isterse
Sakın ha aman manava gidip de
Armutları tek tek elleme

Adamın kafası bir atarsa
Bayramlık ağzını bir açarsa
Sana neler der biliyor musun
Mahalle duyar rezil olursun

A de bakayım -A- bir de Y de -Y- şimdi bi de I- I-

Oku bakayım AYI oku bakayım AYI

Maksat çoluk çoçuk öğrensin hayatın çetin yollarını
Kaptırmasınlar kimseye kafalarını ve kollarını
Hani baba olarak vazifemiz tabiî uyandırıp ikaz etmek
Uzunlar yanmıyor hâkim bey kısa yoldan anlatmak gerek

Hayvan sevgisi tabiî ki lazım ama her şey karşılıklı
Ben seni seveyim sen de beni say ki bozulmasın ağzımızın tadı
Armudun iyisini zaten o yer bir eli yağda ötekisi balda
Buramıza geldi artık hâkim bey takdir sizden biraz da ite kaka

A de bakayım -A- bi de Y de -Y- şimdi bi de I -I-
Oku bakayım AYI oku bakayım AYI

ÖMRÜMÜN SONBAHARINDA

Adım anılmaz oldu kapım çalınmaz oldu
Ömrümün sonbaharında

Gönlüm katlansın diye gören göz görmez oldu
Ömrümün sonbaharında

Saçlarıma düştü aklar hüzünlendi akşamlar
Ömrümün sonbaharında

Hep yüzüme kapandı dost bildiğim kapılar
Ömrümün sonbaharında

Şarkılar yarım kaldı resimler soldu şimdi
Ömrümün sonbaharında

Döktüğüm gözyaşları sel oldu aktı gitti
Ömrümün sonbaharında

Elimden kaçırdığım gençliğimi özlerim
Ömrümün sonbaharında

Artık hiç dönmeyecek sevgiliyi beklerim
Ömrümün sonbaharında

Barış isyan eyleme yıllar akıp gidiyor
Ömrümün sonbaharında

Fazla vaktim kalmadı giden geri dönmüyor
Ömrümün sonbaharında

Hâlâ kalem tutacak bir parça gücüm kaldı
Ömrümün sonbaharında

Hâlâ yazıp çizecek birkaç satırım kaldı
Ömrümün sonbaharında

Hâlâ bitirmediğim bir yarım şarkım kaldı
Ömrümün sonbaharında

Ve hâlâ beni dinleyen bir avuç dostum kaldı
Ömrümün sonbaharında

YOL

Uçsuz bucaksız bir yolda
Yürüyorum tek başıma
Herkes hakkını helal etsin
Kalmasın tek bir lokma
Bu yolda ölmek var belki de dönmemek
Ömür bitse bile yol bitmeyecek

Bazen buz gibi bir pınardan
İçiyorum kana kana
Bazen kızgın kumlar üstünde
Yürüyorum yana yana
Bu yolda ölmek var belki de dönmemek
Ömür bitse bile yol bitmeyecek

Dünya hancı biz garip yolcu
Haydi bastır be oğlum
Allah’a bir can borcumuz var
Bir tek ona güven yolun açık olsun
Baki kalan bu kubbede hoş bir seda biliyorsun
Binin yarısı beş yüz daha ne düşünüyorsun

Topraktan geldi insan topraktan geldi insan
Yine toprağa dönecek yine toprağa dönecek
İki lokma ekmek için iki lokma ekmek için
Ömür boyu dövüşecek ömür boyu dövüşecek

EN BÜYÜK MEHMET BİZİM MEHMET

Öksüz doğdu Mehmet
İte kaka büyüdü Mehmet
On bir yaşına doğru
Okula da gitti Mehmet
Çaka çaka okudu da Mehmet
Döne döne başı döndü Mehmet
Diploma hak getire Mehmet
Okumayı sökemedi ki Mehmet
Saldım çayıra Mehmet
Mevlâm kayıra Mehmet
Bütün köy toplansın
Bu Mehmet ne ballı çocuk
Vallahi çok şanslı çocuk
Ne amcası var ne dayısı
Bundan iyisi Şam’da kayısı
Mehmet, ula Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet

Askere gitti Mehmet
Eğitim gördü Mehmet
Jandarma komando
Doğuya da gitti Mehmet
Alavere dalavere Mehmet
Haydi yine yürü nöbete Mehmet
Askerlik uzadı Mehmet
Gelmedi tezkere Mehmet
Saldım çayıra Mehmet
Mevlâm kayıra Mehmet
Bütün bölük toplansın
Bu Mehmet ne ballı çocuk
Vallahi çok şanslı çocuk
Ne amcası var ne dayısı
Bundan iyisi Şam’da kayısı
Mehmet, ula Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet

Bir kızı sevdi Mehmet
Eridi de bitti Mehmet
Ama başlık parasını
Bulamadı gitti Mehmet
Nuh dedi kız babası Mehmet
Peygamber demedi Mehmet
Kız eline kına yaktı Mehmet
Babası paraya taktı Mehmet
Olmadı gitti Mehmet
Bir ömür bitti Mehmet
Bütün köy toplansın
Bu Mehmet ne ballı çocuk
Vallahi çok şanslı çocuk
Ne amcası var ne dayısı
Bundan iyisi Şam’da kayısı
Mehmet, ula Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet
En büyük Mehmet bizim Mehmet

ESKİ BİR FİNCAN KAHVE

Dinle oğlum çok eskiden bir konakta
Akşamları gaz lambası ışığında
Paşa dedesinden kalan bu fincanla
Ninem eliyle kahve sunarmış Abdi beye

Yıllar sonra kırk üç kırk dört harp ortası
Ekmek karnesi ve yoksulluk yılları
Kayınvalidesinden kalan bu fincanla
Bu kez annem eliyle kahve sunarmış Hakkı beye

Eski konak yıllar önce yandı gitti
Ekmek karneli zor günler çoktan bitti
Abdi bey Hakkı beyler rahmetli oldu
Bir tek bu fincan kaldı yüzyıllık sevdalardan
Bir gün senin olacak birikmiş anılarıyla
Düşüp kırılsa bile topla tamir et oğlum
Kahve yaşın gelecek bu fincanı iyi sakla

ÇIT ÇIT ÇEDENE

Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yâr olsa da alacağım bir tane
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yâr olsa da alacağım bir tane

Ekin ektim çöllere de biçtirmedim ellere
Ekin ektim çöllere de biçtirmedim ellere
On beşinde yâr sevdim de sezdirmedim ellere
On beşinde yâr sevdim de sezdirmedim ellere

Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yâr olsa da alacağım bir tane
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yâr olsa da alacağım bir tane

Ekine biraz derlerde güzele beyaz derler
Ekine biraz derlerde güzele beyaz derler
Her kime derdim yansam ben yana yana gez derler
Her kime derdim yansam ben yana yana gez derler

Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yâr olsa da alacağım bir tane
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yâr olsa da alacağım bir tane

Ekin ektim gül bitti de dalına bülbül öttü
Ekin ektim gül bitti de dalına bülbül öttü
Ötme ey garip bülbül yârim ellere gitti
Ötme ey garip bülbül yârim ellere gitti

Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yâr olsa da alacağım bir tane
Çıt çıt çıt çıt çedene de sar bedeni bedene
Dünya dolu yâr olsa da alacağım bir tane

CACIK

Sözüm meclisten dışarı dostlar
Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum
Hani dilim dilim doğrasalar beni
Marmara, Ege, Karadeniz ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum

Derdim öylesine büyük ki dostlar
Kırka yarıp yine kırka bölseler
Ve kırk bostana gübre diye serpseler
Kırk bin tane ot biter de kırk bin derde deva olur diyorum

Ne oldu bana böyle durup dururken
Oğlan aldı başını gitti kız zaten lâfımı dinlemezdi
Düğmem kopuk paçam sökük oramda buramda çengelli iğneler
Bir de çengelli iğne nazar bozar derler

Hanımın çorabı kaçık başında bigudiler
Karabaş bile, Karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor
Öğünmek gibi olmasın ama dostlar
Kendimi hıyar gibi hissediyorum

Hani ince kıyım doğrasalar beni Akdeniz cacık olur diyorum
Ve hatta Atlas okyanusu ve hatta Hint okyanusu
Ve hatta hatta Büyük Okyanus bile cacık olur diyorum
Böyle cacığa rakı mı dayanır

Çivi çiviyi söker derler soğuktan donanı buzla ovarlar
Ben zaten yanmışım dostlar peki beni fırına mı koysalar
Zeytin suyuna kuru ekmek böyle gelmiş böyle gidecek

CAN BEDENDEN ÇIKMAYINCA

Kara haber tez duyulur unutsun beni demişsin
Bende kalan resimleri mektupları istemişsin
Üzülme sevgiceyim bir daha çıkmam karşına
Sana son kez yazıyorum hatıralar yeter bana

Unutma ki dünya hâli veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca

Kurumuş bir çiçek buldum mektupların arasında
Bir tek onu saklıyorum onu da çok görme bana
Aşkların en güzelini yaşamıştık yıllarca
Bütün hüzünlü şarkılar hatırlatır seni bana

Unutma ki dünya hâli veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca

Kırıldı kanadım kolum ne yerim var ne yurdum
Gurbet ele düştü yolum yuvasız kuşlar misali
Selvi boylum senin için katlanırım bu yazgıya
Böyle yazmışsa yaratan kara toprak yeter bana

Unutma ki dünya hâli veren Allah alır canı
Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca

BİR BAHAR AKŞAMI

Bir bahar akşamı rastladım size
Bir bahar akşamı rastladım size
Sevinçli bir telaş içindeydiniz derinden bakınca gözlerinize
Neden başınızı öne eğdiniz neden başınızı öne eğdiniz

İçimde uyanan eski bir arzu
İçimde uyanan eski bir arzu
Dedi ki yıllardır aradığın bu şimdi soluyorum büküp boynumu
Daha önceleri neredeydiniz daha önceleri neredeydiniz

İŞTE HENDEK, İŞTE DEVE

Kuyu başına vardım Zeynep’im bekler diye
Nasıl haberin almışsa dayı emmi hep orada
Dediler ne ararsın kızı almak mı istersin
Sana bir çift lâfımız var hele buysa niyetin

İşte hendek işte deve ya atlarsın ya düşersin
Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı
İşte halep işte arşın ya aşarsın ya biçersin
Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı

Söğüdün dalı uzun Barış’ın gönlü hüzün
Elim eline değmedi varın anlayın gayri

İşte hendek işte deve ya atlarsın ya düşersin
Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı
İşte halep işte arşın ya aşarsın ya biçersin
Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı

DOMATES, BİBER, PATLICAN

Domates biber patlıcan

Domates biber patlıcan domates biber patlıcan
Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı
Domates biber patlıcan

Keşke hislerimi sana açıkça anlatabilseydim
Sana deli gibi âşık olduğumu söyleyebilseydim
Göz göze geldiğimiz o anda
Sanki dilim tutuldu bir anda konuşamadım karşında

Oysa bütün cesaretimi toplayıp sana gelmiştim
Senin için şu kalbi gör istemiştim
Tam elini tutmak üzereyken aşkımı itiraf edecekken
Sokaktan gelen o sesle yıkıldı dünyam

Domates biber patlıcan domates biber patlıcan
Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı
Domates biber patlıcan

Şimdi benden çok uzaklardasın biliyorum
Belki bir gün dönersin diye dualar ediyorum
Seni bir daha görsem yeter inan ki bu bir ömre bedel
Yeter ki bitmesin bu rüyam

Nereye gitsem ne yana baksam hep seni görüyorum
Biliyorum artık çok geç ama yine de bekliyorum
Her şey boş geliyor bana sarılacağım sımsıkı sana
Yeter ki yıkılmasın bir daha dünyam

Domates biber patlıcan domates biber patlıcan
Bir anda bütün dünyam karardı bu sesle sokaklar yankılandı
Domates biber patlıcan

EVVELALLAH

Rüyamda dün gece seni gördüm
Dağlara taşlara seni sordum
Hayırdır dedim hayra yordum
Gördüm, sordum, yordum evvelallah

Beline de dolamış güllü basma
Dal gibi narin fidan asma
Salınıp duruyor körpe yosma
Asma, basma, yosma evvelallah

Deli gönül uçtu haydin evelallah
Helalim ol kız gel evelallah

Dudakları kiraz yoksa bal mı
Gonca açmış yoksa gül mü
Sana köle olayım yoksa kul mu
Bal mı, gül mü, kul mu evvelallah

Haberimi uçurun nazlı yâre
Yüreğim yanıyor pare pare
Lokman hekim gelse bulamaz çare
Yare, pare, çare evvelallah

Deli gönül uçtu haydin evvelallah
Helâlim ol kız gel evvelallah

GEÇTİ DOST KERVANI

Şu karşı yaylada göç katar katar
Bir yiğidin derdi serinde tüter
Bu ayrılık bana ölümden beter
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni
Bu ayrılık bana ölümden beter
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni

Şu benim sevdiğim başta oturur
Bu güzelin derdi beni bitirir
Bu ayrılık bize zulüm getirir
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni
Bu ayrılık bize zulüm getirir
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni

Pir Sultan Abdal’ım dağlar aşarım
Aşarım da dost diye nere düşerim
Çok ekmeğin yedim helâllaşalım
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni
Çok ekmeğin yedim helâllaşalım
Geçti dost kervanı eyleme beni eyleme beni

GÖNÜL FERMAN DİNLEMİYOR

Diyar diyar dolaştım ben
Yollara düştüm derdinden
Her çiçekte gördüm seni
Kara toprak ver yârimi

Yaza yaza bitti kalem
Bir gün elbet dolar çilem
Ben bu yola kurban olam
Kara toprak ver yârimi

Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı
Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilâcı
Geri ver geri ver kara toprak ver yârimi

Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi

Bir gün olur devran döner
Vade gelir yollar biter
Zengin fakir buradan geçer
Kara toprak ver yârimi

Deli gönül coştu cağlar
Derdime dayanmaz dağlar
Gelen ağlar giden ağlar
Kara toprak ver yârimi

Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı
Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilâcı
Geri ver geri ver kara toprak ver yârimi
Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi

Bak şu dünyanın hâline
Meyletme dünya malına
Razı oldum hayaline
Kara toprak ver yârimi

Kimi alır kimi satar
Hepsi de yan yana yatar
Barış derdine dert katar
Kara toprak ver yârimi

Gönül ferman dinlemiyor bu ayrılık çok acı
Gönül ferman dinlemiyor yok mu bunun ilâcı
Geri ver geri ver kara toprak ver yârimi

Bir sabah ansızın elimden aldığın gibi

DELİKANLI GİBİ

Bana dün haber göndermişsin
Gelsin yüzleşsin demişsin
Geldim işte tek başıma delikanlı gibi

İyi bilirim ben bu oyunu
Hem başı belli hem sonu
Konuşalım açıkça şimdi delikanlı gibi

O kızdan vazgeç unut onu beni dinle
Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada
Aklı fikri bir zengin kocada
Seninle bir hesabım yok paylaşacak bir kozum yok
Yinede geldim tek başıma delikanlı gibi

Beni kovsalar dokuz köyden
Doğruyu hep söylerim ben
Ölürümde dönmem sözümden d delikanlı gibi

O kızdan vazgeç unut onu beni dinle
Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada
Aklı fikri bir zengin kocada

Açtırdın bana kutuyu
Zorla söylettin kötüyü
Sonuna kadar dinle şimdi delikanlı gibi

Aşkın kör etmiş gözünü
Kulağın duysun bu sözümü
Benimde sabrımın sonu var delikanlı gibi

O kızdan vazgeç unut onu beni dinle
Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada
Aklı fikri bir zengin kocada

Uzat elini son bir defa
Kapansın konu burada
Sen yoluma ben yoluma delikanlı gibi

Biliyorum ban inanmıyorsun
Unutmak çok zor diyorsun
Gün gelir beni anlarsın delikanlı gibi

O kızdan vazgeç unut onu beni dinle
Onun gözü yükseklerde kızın gözü sadece parada
Aklı fikri bir zengin kocada

KEZBAN

Ateş sadece düştüğü yeri yakar nedir bu dünyanın hâli
Bir sana bir bana al gülü ver gülü sev beni seveyim ki seni

Dünyanın hâli böyle
Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli Kezban
Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli Kezban

Babası yıllarca didinip çabalamış oğluna bir bağ bırakmış
Hayırsız evlât üzümünü yemiş ama merak edip sormamış

Dünyanın hâli böyle
Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli Kezban
Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli Kezban
Al gülü ver gülü Kezban al gülü ver gülü
Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli Kezban
Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli Kezban

Kitabına uyduran kervanı yükleyip yüksek dağlardan aşırır
Beceriksiz kişi sağa sola bakınıp ta düz ovada yolunu şaşırır
Dünyanın hâli böyle
Bir bakışın yeter düşerim yollarına dünyalar güzeli Kezban
Sarı sarı bileziği takarım kollarına dünyalar güzeli Kezban

GÜL BEBEĞİM

Sen cennete uçtun ama
Kokun sinmiş yatağıma odama
Derin derin soluyorum seni
İçime hapsediyorum seni
Alışamadım bir türlü yokluğuna gül bebeğim
Sensiz yaşamak ne kadar zor
Ayrılık acısını gel bana sor
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim

Geceler çok geceler sessiz
Nasıl yaşarım şimdi ben sensiz
Hani bana verdiğin o sözler
Hani o gülen masum gözler
Alışamadım bir türlü yokluğuna gül bebeğim
Sensiz yaşamak ne kadar zor
Ayrılık acısını gel bana sor
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim

Gözyaşım karıştı yağmura
Damla damla süzülüyor toprağa
Bizi ancak ölüm ayırır diyordun bana
Söyle nasıl kıydın kendine gül bebeğim
Seni benden ölüm bile ayıramadı işte
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim

Dar geliyor bana bu yerler
Kırılsın seni taşıyan bu eller
Hani bana verdiğin o sözler
Hani o gülen masum gözler
Alışamadım bir türlü yokluğuna gül bebeğim
Sensiz yaşamak ne kadar zor
Ayrılık acısını gel bana sor
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim

Dar geliyor bana bu yerler
Yaşanmaz oldu kara geceler
Kırılsın seni taşıyan bu eller gül bebeğim
Sensiz yaşamak ne kadar zor
Ayrılık acısını gel bana sor
Nasıl kıydın kendine gül bebeğim

GÜLE GÜLE OĞLUM

Güle güle oğlum ne kadar da çabuk geçmiş meğer yıllar
Kendi kanatlarınla uçacak kadar büyüdün ha
O kadar oldun mu sen oğlum o kadar büyüdün mü

Güle güle oğlum demek artık sen de yuva kuruyorsun
Sevdiğin kızla bugün evleniyorsun
Mutluluklar sana benim aslan oğlum

Yine de son bir nasihat benden sana
Tanrının en büyük lütfu bu unutma
Sar onu kollarınla sar sar

Güle güle oğlum gözlerimin nemlendiğine aldırma
Sende anlarsın bir gün baba olunca
Haydi, haydi artık gidelim davetlileri bekletmeyelim

Güle güle oğlum güle güle
Güle güle oğlum güle güle

**

Barış Manço'nun biyografisi....

http://fikiryolu.net/index.php?option=com_content&view=article&id=884:bari-manco&catid=58:nsanlarmz&Itemid=80

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Ocak 2013 23:11

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ÇİZMEDEN ÇIKAN ÇOCUK
Tatar Türklerinin Edigey Destanı, 110 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün241
mod_vvisit_counterDün3681
mod_vvisit_counterBu Hafta61554
mod_vvisit_counterGeçen Hafta37795
mod_vvisit_counterBu Ay99349
mod_vvisit_counterGeçen Ay157243
mod_vvisit_counterToplam18355158

Şimdi: 68 misafir, 3 bots var.
IP: 3.231.212.98