ATSIZ DİYOR Kİ:

Taviz verene başkaları, kavga çıkarmadığı için belki "aferin" der ama kimse onu şerefli ve haysiyetli saymaz.


Hayat ve Şiiriyet

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Bilebilenler, hissedebilenler ve duyabilenler için hayat bir şiirdir. Hem de üzüntüsüyle, hüznüyle, sevinciyle, acısıyla, tatlısıyla hayatı bir bütün olarak kuşatan şiir. Hayatı kuşatıp yaşatan şiir…

Duygular ki kâh sel olunca felaket doğurur, bazen çağlayan olunca arı duru bir yaşama sevinci boy gösterir. Ya da denebilir ki her hayatın bir şiiriyet yanı vardır ve olmalıdır da… Bunun için olsa gerek,  “şiir insana bilgi vermez fakat her gün pek çok insan şiirsizlik yüzün-den ümitsizce ölüyor” diyor, WW. C.Williams. Dikkat edilirse burada doğrudan kastedilen şiirin yokluğundan ziyade şiirsizliktir. Hayata şiirin sokulmaması ya da şiiriyetin çıkarılması, onun eksiltilmesidir. Tebessümün, hoş görünün küçük veya büyük çıkar hesaplarına feda edilmesidir. Kurban verilmekten öte heba edilmesidir. Oysa yaşama huzurunu yakalayabil-mede aslolan bir bakıma hayata şiiriyet katabilmektir. Yani duruluğu, saflığı… Bütün hesap-lardan azade sevgiyi… Yaşama azmini ve de yaşama zenginliğini.

Lapa lapa kar yağarken, gök gürültüsü ile yer gök inlerken her dem baharı çağrıştırmak, her dem bahar kalabilmek ve baharla kalabilmektir ki bunu ancak hayatlarına şiiriyeti katabilenler başarır. Şiiriyeti alıp verdikleri nefesleri gibi hissederek kendine, çevresine, insanlara bakanların gözlerinde mutluluk pırıltıları eksik olmaz. Yaşamada, düşüncede, üretmede, hemcinsleriyle iletişimde anlayabilme, anlama ve anlaşılmayı sabrın süzgecinden geçirerek başarabilme mutluluğuna erenlerdir hayatlarına şiiriyet katabilenler.

Şiiriyet, bazen gaileleri kovabilme kahramanlığıdır hayattan, hayatı zehreden bütün alanlardan. Stresleri, sıkıntıları kovmak değil belki güçsüz, etkisiz kılmaktır bir bakıma. Çıkar hesaplarını dürebilmek, çıkmazlara girmemektir bazen de. Çünkü şiiriyet dolu bir hayatta yolları azaltma yerine hep yeni yollar keşfedebilmek, çarelerle zenginleşme mutluluğu söz konusu edilebilir. Zifiri karanlıklar da olsa bir ışık yakarak üzerine yürüyebilme cesaretini ancak hayatlarına şiiriyet katabilenler sürdürme başarısına erişirler.

Umutları diri tutmak, umutsuzluğa kapı aralamamaktır hayatın şiiriyeti. Hatta “umut-suzluğu” umuda çevirebilme yahut bu kelimedeki anlamı hayatına hâkim olan şiiriyet yüklü lügatine almamaktır. Hayatında sürekli şiiriyeti yaşatanların zaten böyle bir kaygısı olmaya-caktır. Elbette ki hayatlarından şiiriyet eksilenler müstesna…

Hayatına şiiriyeti katmış olanları az da olsa sizler, bizler, hepimiz aslında çok yakından tanır ve keşfederiz. Onlar ki çevrelerine deve dikenlerinden sınırlar çizmek yerine gül rayiha-ları yayarlar etraflarına. Gülümsemeleri de güller kadar tabiidir, içtendir. Onlar sadece zıt kutupları değil aynı kutupları da çekerler. Yalnız onların çekişinde, davetinde ateş yok, kölelik yok, tam aksine kişinin bütün zincirlerinden kurtulmasına rehberlik vardır sadece. Köleliğine ve köleliğe davet asla!

Zamanımızın bir bombardıman gibi üzerimize üzerimize pompalandığı haberlere bakı-nız. Neredeyse her türlü hayattan gerçek kesitlerin sunulduğu binlerce, milyonlarca sahnele-re bakınız ve düşününüz. Bunların her birini düşünce ve ibret nazarıyla değerlendiriniz… Ba-zen acıyan yanınızın, bazen ağlayan yanınızın, bazen de hayretinizin uyarmasıyla karşılaşacaksınız elbette. Acıyorsanız, ağlayabiliyorsanız ve de hayretteyseniz hala hayatınızda şiiriyet hüküm sürüyor demektir. Bunun yanında gülüyorsanız, güldürebiliyorsanız, düşünüyor ve düşündürebiliyorsanız hayatta şiiriyet biraz da bunlardır işte! Şiiriyet dinamizmdir, canlılıktır, her anlamda değer katmaktır. Bunlar ne kadar azalıyorsa hayattan şiiriyet de o kadar eksiliyor demektir.

Dedi kodu yumaklarının eğlence haline getirildiği programlara bakınız. Maalesef kalmayan “özel hayatı” seyrediniz… İnsanın hangi gelişim ihtiyacına olumlu yönde cevap verebiliyor bunlar? Aslında bunlarda hiç zaman kaybetmeyiniz, gözlerinizin ferini harcamayınız, bakmayınız. Çünkü temizlenmesi çok zor olan duygularınızın kirlenmesi bir yana, benzer programlar insan kişiliğinde var olan şiiriyetin kazınması görevini yaparak da size zarar verecektir. Şiiriyetsiz bir hayattan, mekanik, çıkarcı, neredeyse bütün “değerleri” çöplüğe atmaya özendiren yaşama şeklini kabullenebilecek misiniz?

İnsan ilişkilerindeki sohbet konularına, konuşmalara kulak veriniz. Hatta seminer, bilgi şöleni, kongre, panel gibi toplantılarda tartışmaların nasıl da mekanik, teknolojik ve neredey-se somut bir maddeler yığını haline geldiğini hissetmemek mümkün mü? Bu bombardıman ağırlığı altında sadece bedenimiz değil duygularımız, düşüncelerimiz, ruhumuz, kısaca haya-tımızın şiiriyet tarafı eziliyor. Hayattan şiiriyet atılmaya çalışılarak insan mekanikleştirilme yoluna sokuluyor, sadece maddileştiriliyor. Maddileşen insan her şeyden önce sevgiden, aşk-tan, mutluluktan, huzurdan, saadetten, gönülden, güzelden bahsedebilme ve bunları yaşama bahtiyarlığına erişebilecek mi? 

Kendinden şiiriyetin eksildiğini fark edemeyen insan bir şeylerin eksildiğinin farkında ama bunun ne olduğunu anlayamamakta. İçi sıkılmakta, dışı sıkılmakta… Çevreden, çevresin-dekilerden, yaptığı ya da yapacağı işten, hatta isteyerek çıktığı gezi ve tatilden de zevk ala-madığını bazen kendine, bazen de etrafındakilere itiraf bile etmektedirler. Bunun için de eşyada, varlıkta bu eksikliğini, damarlarına kadar hissettiği bu boşluğu tamamlama garabetinde inat etmekte. Bu inadında ısrar ettikçe de eksikliği giderek büyümekte.

Şiiriyet; makine çarklarının, kalabalık gürültülerin, kirleten haberlerin, bitmesi mümkün görünmeyen “güncelin”, heyulaların topyekûn sınırlarının dışına çıkabilmeyi başarmak, biraz da kendini, kendindeki sadâyı dinlemektir. Huzurun sesine kulak tıkamakla hayatımızı “güncel” saldırılardan kurtaramayız. Bütün benliğimizle, varlığımızla biraz da bu sesi duyma iştiyakını artırma gayreti hayatımıza şiiriyeti katacaktır.

Yaratılış gayesine uygun bir hayat, hayatın ölçüsü, kafiyesi, duygusu ve düzenidir. Ha-yattan bunları eksilttiğinizde şiirsizlik söz konusu olur… Şiirsizlik hayatın tatsızlığı, tuzsuzluğu-dur, dengeleri kaybetme perişanlığıdır aslında.

Hayatın şiiri, şiirin hayatı o kadar birbirine benzer ki… Şiirin varlığını ölçüsüzlük, ahenk-sizlik, iç disiplinsizlik, duygusuzluk ne kadar bozarsa hayatta da şiirsizlik o kadar elem verici-dir. Seviyesizlik ve düşkünlük o kadar acıdır. İşte çeşitli sıkıntıların hücumları, hayattan tat alamama, mutsuzluk da bu ölçülerden birini ya yitirmek ya da seviye altına düşürmekle baş-lar.

Hayatta şiiriyet, yaşamanın alanlarına şiiriyet katma biraz da “insan” olma yanımızı unutmamadır. En küçük bir davranışta bile, eğer tüketmemişsek “insanlığımızı” hatırlamadır.

Şiiriyet eksilmeyen bu yanımızdan haz alarak yaşamaya başladığımızda hoşlukların, gü-zelliklerin kelimelerinde değil anlamlarında dolaşıldığı, yaşandığı sezilecektir. Mutluluğun, sevginin kelimelerin kendinde değil, onların anlamlarının bizzat yaşatıldığı hayatlarda şiiriyet gözlenecektir.

Bireyden, toplumdan şiiriyeti kovarak bir hayat kurmaya çalışmak; sevgiyi, acımayı, sevmeyi, yardımı, selamı sabahı “insan” damarlarından tamamen boşaltmak, insanı, insanları bu hasletlerden mahrum etmek demektir. Gözyaşlarını anlayamamak, onlara uzanacak ellerinin olamaması değil onları hissedebilecek bir gönüle sahip olunmaması de-mektir.  

Hayatta şiiriyet, masumiyet kadar saf, masumiyet kadar sade, mahcubiyet kadar insanî, kendine has bir tavrın tertemiz duruşudur. Şiiriyet hayatın tadı, tuzu, biberi gibi tabii yaşamaktır. Riyasız, önyargısız, gösterişsiz, ruhlarımızı mengeneye sıkan, sıkıştıran bütün hesaplardan azade, bütün yargılardan arınmış dupduru bir hayatı sürdürebilmektir.

Şiiriyetsiz bir hayat yavan, kısırdöngülü olduğu kadar verimsiz de olacaktır. Kişinin böyle bir hayatı kendisi çekemediği gibi, etrafındakiler, en yakınları da onu çekilir bulamayacaklardır.

O halde bütün bunlardan sonra şu küçücük dünyamıza şiiriyet katarak onu daima ya-şatma, büyütme ve bütün gönüllere yayma davetine iştirak etmeye ne dersiniz?

Hayatınızdan şiiriyet eksik olmasın hiçbir zaman.

 

www.ihsankurt.net

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ANADOLU’DAN YÜKSELEN SES
Türkiye Türklerinin İstiklâl Destanı, 192 sayfa .
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3963
mod_vvisit_counterDün3715
mod_vvisit_counterBu Hafta7678
mod_vvisit_counterGeçen Hafta33598
mod_vvisit_counterBu Ay143305
mod_vvisit_counterGeçen Ay116058
mod_vvisit_counterToplam18005789

Şimdi: 116 misafir, 15 bots var.
IP: 18.207.134.98