Albert Einstein Diyor ki:
 
Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır.

 

 


ASIL SÖMÜRGECİLER VE KATLİAMCILAR-Fethi KARADUMAN

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Avrupalı sömürgeci, yayılmacı güçler, yüzlerce yıl boyunca, “uygarlık, demokrasi getireceğiz” benzeri söylemleriyle dünya anakaralarını ve ülkeleri işgal ederek, doğa ve insan kaynaklarını açgözlülükle yağmaladılar, sömürdüler. Sömürge durumuna getirdikleri ülkelerde yerli halklara karşı acımasız, yabanıl, insanlık dışı kıyımlar gerçekleştirdiler.

İspanyollar ve Portekizliler Güney Amerika’da, Fransızlar, İngilizler, Hollandalılar, Danimarkalılar, Kuzey Amerika Anakara’sında yüzlerce yıl uyguladıkları vahşet boyutunda işkencelerle yaklaşık 90 ile 100 milyon arasında yerli Kızılderili halkı acımasızca soykırıma uğrattılar. Yalnızca insanları öldürmekle kalmadılar, İnka (Peru), Maya (Guatemala) ve Aztek (Meksika) yüksek uygarlıkları başta olmak üzere Amerika Anakarasındaki yerli halkın kültürel, sosyal, tarihsel değerlerini yok ettiler.

İngiltere, dünyanın her yanındaki kıyımlarını, “sahipsiz ülke” olarak gördükleri Avustralya Anakarası’nda da sürdürdü. Aborijin adı verilen Yerli halkı sistematik olarak acımasızca kıyıma uğratıp Ada’yı bütünüyle ele geçirdi. Toprakları ellerinden alınan Yerliler, işgalcilere karşı koymaya başlayınca da sömürgeciler, “Aborijin avı serbest” diyerek, zaten “hayvan” olarak gördükleriYerlilerin avlanmasına, öldürülmesine onay çıkartarak kıyımı kendilerince hukuksal çerçeveye oturttular.

Avrupalı sömürgeciler için yüzlerce yıl köle kaynağı olarak görülen“Kara Afrika” ise, büyük acılara yol açan zenci köle ticaretinin yaşandığı coğrafya olmuştur. Köle ticareti 1500–1900 yılları arasında devlet desteğinde, sistemli, planlı bir biçimde yoğun olarak yapılmıştır. Yurtlarından koparılan bu insanlar kendileri için kurulan köle pazarlarında damgalanarak mal gibi alınıp satıldılar. Avrupalılar bu insanlığa sığmayan köle ticaretini çok kazanç sağlayan bir sektör durumuna getirerek yasallaştırdılar.

Avrupalı sömürücüler ırkçı temele dayanan düşüncelerle, Yerli Siyah ve Kızılderili insanları aşağı sınıftan “yaratıklar”, hatta daha da ileri giderek kullanacakları hayvanlarla eşdeğerde gördüler. Kölelik düzenini yasal yönden olduğu gibi dini inançları açısından da destekleyecek gerekçeler, dayanaklar oluşturdular.

Köle ticaretinin yoğun biçimde 300 yıl boyunca yapıldığı Afrika’dan Amerika’ya taşınan, tutsaklaştırılarak köle yapılanlarının sayısının 150 milyon olduğu öngörülmektedir. Afrika’nın bugünkü geri bırakılmışlığının temelinde yüzlerce yıl süren bu büyük kıyımlar, yağmalar ve emek sömürüsü vardır.

Sömürgeciler, sömürü düzenini sürdürmek için halkları birbirlerine düşürmüşler, yasal yönetimlere karşı ayaklanmalar çıkartmışlar, yerkürenin beş Anakarasında soykırım uygulamışlardır:

ABD, Güney Amerika ülkeleri başta olmak üzere, Belçika Kongosu, Rwanda, Burundi, Filistin, Vietnam, Kamboçya, Laos, Filipinler ve Irak’ta kıyım yapmıştır. Amerika dünyanın birçok yerinde kıyımlarını yine sürdürmektedir.

İngiltere, Avustralya, Kenya Tanzanya, Hindistan, Beliz, Irak, İran, Afganistan, Myanmar, Zambiya, Malawi, Gana, Gambiya, Güney Afrika, Zimbabwe Yeni Zelanda, Zanzibar’da yerli halklara kıyım uygulamıştır.

Fransa, Cezayir, Vietnam, Haiti, Fildişi Sahilleri, Orta ve Batı Afrika, Güyana, Pasifik, Kanada, Madagaskar’daki yerli halklara ve Kongo yerlilerine kıyım uygulamışlardır.

Portekiz, Doğu Timor, Brezilya, Mozambik ve Angola Yerlilerine kıyım uygulamıştır.

İspanya, Orta ve Latin Amerika ile Filipinlerde yerli halka kıyım uygulamıştır.

Hollanda, Sürinam, Güney Afrika ve Endonezya’da kıyım uygulamıştır.

Belçika, Kongo’da (Zaire) kıyım yapmıştır.

İtalya, Habeşistan ve Libya’da kıyım uygulamıştır.

Sömürgeci ve yayılmacı Avrupa ülkelerinin dünya üzerinde gerçekleştirdikleri soykırım, kıyım, kıygı kanıtlarıyla, tanıklarıyla ortadır.

Özet olarak, Avrupa “uygarlığının” temellerinde, Yerli halkların kanı, alın teri ve gözyaşıyla elde edilen zenginlik ve açgözlülükle sömürülen kaynaklar vardır.

Sömürge imparatorluklarının 20. Yüzyıl başlarında ulaştıkları yayılma sınırları bütün yerküreyi kaplamıştır. Bu yüzyılda da emperyalist ülkeler, uluslararası tekellerinin ve sermayenin çıkarları doğrultusunda dünyayı bölüşme yarışına girdiler.

Emperyalizmin yeni adı Küreselleşme, Yeni Dünya Düzeni politikaları kapsamında uygulanan serbest piyasa (neoliberal) ekonomik sömürü düzeni, özü aynı kalarak değişik yöntemlerle günümüzde de tüm dünyada sürmektedir.

Sömürgeciliğe ve yayılmacılığa karşı utku ile sonuçlanan ve tüm dünyaya örnek olanAtatürk önderliğinde gerçekleştirilen Türk Ulusal Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşı’nı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini, soykırım olgusu içinde gösterme ve yayma çabaları, emperyalist devletlerin çok iyi bilinen sömürü amaçlarına uygun düşmektedir.

Çağdaş Uygarlık Tasarımı” olan Atatürk Devrimi’nin, ulusal çerçevede, bağımsızlık, egemenlik ilkeleriyle temellendirip bilimin ve aydınlanmanın ışığında yapılandırdığı Türkiye Cumhuriyeti, tarihe mal olan örnek özellikleriyle bugün de emperyalizmin yeniden hedefindedir.

Doğal olarak, yayılmacı ve sömürgeci bakış açısı, tarihsel olguları emperyalist görüş çerçevesinde değerlendirerek kendini haklı gösterecek propagandayı yaratıyor, yayıyor ve dayatıyor. Kitleleri istediği yönde biçimlendirip, yönlendiriyor, amaçları doğrultusunda beyinlerini yıkıyor.

Bu kapsamda her yıl 24 Nisanlarda önyargılarla, kötü niyetlerle gündeme getirilen bildik “Ermeni soykırım” yalanlarının, siyasete ve sömürüye malzeme yapılması günümüzde de ısrarla sürdürülmektedir.

Bu kez de, 2011 yılının son günlerinde Fransa, “1815 olaylarıyla ilgili Ermeni savlarının reddedilmesini suç sayan” kabul edilemez yasa önerisini Parlamentosunda görüşmeyi gündemine almıştır. 

Tarihsel olayların parlamentolarda siyasal amaçlı çıkarlara alet edilmesinin yanlışlığı yanında, ‘Ermeni soykırımı yoktur’ tarihsel gerçeğini dile getirmenin suç sayılması, her şeyden önce düşünce özgürlüğüne indirilen yıkıcı bir darbe olacaktır. Bu anlamda, yasanın Fransa Parlamentosunda kabul edilmesi, “Özgürlük, Adalet” ilkelerine dayanarak gerçekleştirilen Fransız Devrimi’nin özünü karalayan bir etki yaratacaktır. 

Her şeyden önce asıl yapılması gereken; tarihi saptırarak, çarpıtarak, abartarak halklar arasında kin duyguları doğuracak yalanların ortadan kaldırılmasıdır Bu durum aynı zamanda dünya barışı için de zorunluluktur.

 

Fethi KARADUMAN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

KÜÇÜK AVCI
Altay Türklerinin Mağday Kara destanı, 111 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün5107
mod_vvisit_counterDün7806
mod_vvisit_counterBu Hafta5107
mod_vvisit_counterGeçen Hafta76275
mod_vvisit_counterBu Ay22419
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20141068

Şimdi: 68 misafir var.
IP: 34.200.243.114