Oruç Baba Der ki:

Ellerimin ne kadar soğuk olduğunu söylediğinde onun beni, benim de onu sevmediğimi anladım. Çünkü eğer ortada bir kusur varsa; yanmayan ateş kadar, ateşi yakamayan da kusurludur.


Benden yine Bana

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

 

Evren bana sınırsız mutluluklar bahşettiği gibi, acılar da sunar. Aslında birbirimizden çok farklı olmadığımız  belirlenmiş bir dairenin içinde döner dururum. Bütün mesele, dönerken başı boş olup olmadığım. Üstlendiğim sorumluluklar ve misyonun ne kadar farkında olduğum. Kuralları belirleyen yasa ve tüzüklerin durmadan değişmesi,  insan eliyle hazırlanan her şeyin değişebileceğini ve kaygan olduğunu gösteren en belirgin işaret.  Oysa toplum içinde yaşamanın değişmez kuralları olmalı ki bu kurallar güven vermeli insana. Şöyle davranırsam bunun sonucu şu olur, diyebilmeli insan. Görecelilik şaşırtır insanı.

Yaşam anlayışımla ilgili seçimlerim var. Tercihlerim: özgürlüğüm. Bir başkasına zarar vermediği sürece en doğal ve kaçınılmaz hakkım. Ancak, insanı insan kılan değerler karşısında hangi topluma ya da hangi inanca sahip olursam olayım değişmeyen öğretiler karşısında duyarsız kalamam.  Hayat benden duyarlı olmamı bekler. Yüklediği misyona uygun davranmamı ister. Ya bunların farkında olur, kendimi ve çevremi beslerim  ya da içten içe mum gibi erir giderim.

‘Kul karar verir Tanrı gülümser.’ sözünü çok severim. Benim yaşlarımda olup da deneyimleriyle bu sonuca ulaşamamış kimseye rastlamadım bugüne kadar. Öyle bilimsel, felsefi, sosyolojik, edebi olmak falan derdinde değilim. Bu nedenle ne düşünüyorsam, öyle yazıyorum. Neden mi? Çünkü bu yazımda insan olma gerçeğini yalın halinden çıkarıp, karmaşa yaratmaya çalışan her tavrıma kafa tutmak istiyorum.

Niye bunu söyledim? Bütün mesele burada işte. Misyon ve sorumluluklar…Eğer bir meslek seçiyorsam misyonuma uygun olmalı. Hani şu yavru deve hikayesini hepiniz bilirsiniz: ‘’Yavru deve annesine sormuş: "Anne, bizim niye hörgücümüz var?" "Yavrum!" demiş anne, "Çöl sıcağında susuzluğa dayanalım diye." "Peki anne," demiş, "bizim toynaklarımız niye bu kadar geniş?" "Yavrum!" demiş, "Çölde ayaklarımız kuma batmasın diye." "Anne, bizim boynumuz niye bu kadar uzun?" "Yavrum!" demiş, "Çölde uzaktan gelen tehlikeleri görebilelim diye," "Peki anne, o zaman bizim hayvanat bahçesinde ne işimiz var?"

Bana verilen misyonun farkındayım ve uygun olanı seçtim diyelim. Sonra bir yuva kuruyorum. Eşime, çocuklarıma sunmam gereken bir hayat var. Hem mesleğimi icra ediyor hem de yuvamdaki sorumluluğumu yerine getirmeye çalışıyorum. En iyiyi ve en güzeli yakalamak adına çaba gösteriyorum. Saçımı süpürge ettiğim için pişman mı olacağım? Yoksa,’ Hiç kendime zaman ayırmadım, hep verdim hep verdim’ deyip dizlerimi mi döveceğim?

Hayata yalın bakıyorum. Hiç karmaşa yaratmadan. Bunları yaparken neden keşkelerim olsun? İlahi güç, ben çoğu zaman O’na yüzümü dönemezken varlığını hep yanımda hissettiriyor. Benden ümidini kesmiyor. Sadece bana ‘şah damarından daha yakınım’ demiyor, hepimize ‘şah damarınızdan daha yakınım’, diyor. Teslimiyet noktasında attığım her adımda yanımda oluyor. Bana bahşettiği süreci sabırla, belki de çoğu zaman bir anne şefkatinin binlerce katıyla gülümseyerek izliyor.

Önemli olan da bu. Bunu hissedebilmek. Bunu hissederken yanlış yapabilir miyim? Hiçbir şeye ‘adam sen de!’ diyemem. Yalan söyleyemem, aldatamam. Egom erir, benlik güdemem. Emin olamadığım tek şey vardır: Birilerine eleştirel bakarken hangimizin onun katında daha üstün olduğu. Bütün sıkıntı bu noktada başlıyor. Davranışları eleştirebilirim ama genele yayamam. ‘ Kimin takva yönünden üstün olduğunu, kimin affa daha çok mazhar olacağını bilmemiz mümkün değildir. ‘Günah işlemeseydiniz,  günah işleyen başka kavimler yaratırdım.’  (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11) ya da “De ki: “Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O, çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır.” (Zümer, 39/53)hadis ve ayetlerini bilirken hangimiz bir diğerinden ümidimizi kesebiliriz?

‘Kün’ deyince olamayacak hiçbir şeyin olmadığını biliyorken bir kadife yumuşaklığında herkese dokunabilmeyi öğrenmem gerek. Tüm enerjimi, bize verilen misyona ve sorumluluklara yönlendirerek. Şundan kesinlikle eminim ki: Bana düşen görev, bana yüklenen yetenek, fıtrat ve kişilik özellikleriyle en doğruyu, en hakçasını, en adilini, en helalini, en güzelini aramaya çalışmak. Belki her zaman mutlu olamayacağım, belki sorumluluklarım ve misyonum için mücadele verirken yıpranacağım ama bunu yapabilirsem sınırlı aklımla keşfedemediğim evren beni sınırsızlığa taşıyacak. Haz ve mutluklardaki doruk nokta kendinden geçiş, ayakların yerden kesilmesiyse bundan daha büyük bir haz ve mutluluk olabilir mi?..

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Nisan 2014 14:17

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

KAYADAKİ KURT
Göktürklerin Ergenekon Destanı, 80 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün845
mod_vvisit_counterDün5366
mod_vvisit_counterBu Hafta24084
mod_vvisit_counterGeçen Hafta36008
mod_vvisit_counterBu Ay168986
mod_vvisit_counterGeçen Ay196053
mod_vvisit_counterToplam18620848

Şimdi: 42 misafir var.
IP: 34.204.200.74