Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


Salik-i Halik

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta





Sorgulandı İpek Yollarında gidip gelmelerim. 
O hımbıl takvimlerin Timsah Yıllarında 
talihsiz ömrümün o simsiyah yıllarında 
-ki o vakitler güneşin peşinde Çin 
uçurtma koşturan bir çocuktu daha- 
sakıncalı sayıldım ben kovuşturuldum horlandım. 
Tutuklandığım da oldu kovulduğum da zorlandım. 
İftirasına uğradım münevver kisveli üç piçin 
güya İstanbul’un en meşhur aktarı 
bahsetmiş imiş bana efsanevi bir kokudan 
ki hanedanlar yıkarmış zerrece miktarı 
kıtadaki iç savaşlara sebep 
ondan bir müzede gizlenen son grammış 
ölü seyyahlar onu aramış 
uzak diyarlarda hep 
bugüne dek Marko’dan. 
Ve Baharat Adası’ndan yazdığım şifreli namelerim 
çözülmüş böyle ahkam kesmişler güya 
ne Şam’ı görmüş ne Haleb’i 
muhallebi kuzusu bu üç çelebi 
buymuş böyle gidip gelişimin 
-yakıştırma bu ya- 
sakladığım hakiki sebebi 
tılsımlı bir aynaymış sihirli bir lamba veya 
ya da uçan bir halı 
peşindeymişim yekpare bir tonluk bir yeşimin 
daha neler neler...-Yok devenin nalı. 

Sorgulandı İpek Yollarında gidip gelmelerim 
ki o vakitler güneşin peşinde Çin 
uçurtma uçuran bir çocuktu daha 
bense ağzımda karanfil saçlarımda tarçın 
tüm İç Asya mabetlerinde bir sırdım 
oralardan hayalet gibi nasıl geçtimse 
yıllar yılı tanıyamadı beni hiç kimse 
yüzümü örterdi gri bir yağmur 
fiyakalı sakalım örterdi derin bir acıyı 
sırtımdaki tüccar harcı samur 
önümdeki geyik kemiği düğmelerim 
gizlerdi içerdeki müzmin maceracıyı. 
Hanlarda ağladıysa da göğsümdeki yalnız ejderha 
ve omuzlarımdaki çiçekleri kederli dövmelerim 
tek kelime bile vermedim ele 
konuşacakken sarhoşken hele 
her defasında dilimi ısırdım. 
Ama sonum yakın. Tedhişçiler kuşattılar etrafımı 
Yüce Divan’a sunuyorum işbu itirafımı; 
evet ne yaptım ne ettim gittimse her nereye 
onun içindi hep onun için 
olur da çöl aşan haritalarda bir akşam 
göğe yayılırken çini mürekkebi 
ay buluttan sıyrılırken bir hançer gibi 
bin pencereli bir sarayın 
bir penceresine ışığı vurur da ayın 
o esnada tam 
pencereye o çıkar da görürüm cemalini diye 
mahkum ettim kendimi bu nihayetsiz geziye. 

Duyuyorum o da hasretle yaşar da 
beni beklermiş bilinmez hangi şarda 
kervanlar ağır ağır ilerlerken dışarda. 


Osman Tuğlu

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

GÖK BAYRAK AŞKINA
Uygur Türklerinin Abdurrahman Han Destanı, 112 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2773
mod_vvisit_counterDün5012
mod_vvisit_counterBu Hafta7785
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay69759
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18168325

Şimdi: 74 misafir, 5 bots var.
IP: 18.206.194.210