Alain Diyor ki :

Büyük başarılar kişiyi aptallaştırmadığı takdirde kişi alçakgönüllü olur.


BAHTİYAR VAHABZADE'Yİ RAHMETLE ANIYORUZ

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

Türk Milletinin Geçmişine De Geleceğine De Gül Atan Vahabzade

İbrahim ATABEY
Türk Yurdu Mart 2009 Cilt: 29 | Sayı : 259

Türk Dünyasının ulu sesi, yaşayan en büyük şairi Bahtiyar Vahabzade,
13 Şubat 2009 tarihinde, Bakû'deki evinde hayatını kaybetti. Seksen
dört yaşındaydı. 16 Ağustos 1925 tarihinde, Azerbaycan'ın Şeki
şehrinde doğan Vahabzade, 1947 yılında Bakü Devlet Üniversitesi
Filoloji Bölümünden mezun oldu ve aynı bölümde öğretim üyesi olarak
çalıştı. 1980 yılında Azerbaycan İlimler Akademisi üyeliğine seçilen
Vahabzade, 1990 yılında emekli olmuştu.

Eserleri birçok dile tercüme edilen Vahabzade'nin, bir kısmı
Türkiye'de de basılmış çok sayıda şiir kitabı, bilimsel kitap,
monografi, piyes ve makalesi vardır. Türkiye'de yayınlananlar arasında
Ömürden Sayfalar, Soru İşareti, Şiirler, Vatan Millet Ana Dili gibi
eserler sayılabilir.

Genel olarak Türk milletinin, özellikle de Azeri Türklerinin
sıkıntılarını işlediği eserlerini yıllarca ancak yurtdışına kaçırarak
yayınlatabilen Vahabzade, Azeri Türkçesini olağanüstü güzellik ve
yetkinlikte kullanmıştır. Şiirlerini, halkın duygu ve düşüncelerini
dile getirecek tarzda, onlardan uzaklaşmadan yazan Vahabzade, ona çok
yakışan "halk şairi" unvanıyla anılıyordu. Eserlerinde özgürlük, yurt
sevgisi, din gibi temaların yoğun olarak işlendiği görülür.

Vahabzade, hayatın geçiciliğini, eserlerin kalıcılığını en güzel
biçimde Vaktinde adlı şiirinde kendisi için söylemiştir:

"Ömrün uzun olsun." -dediler bana
Gelen ki, gidecek, ya hız, ya da geç
Bu ömür kimseye gerek değilse
Benim kendime de gerek değil, hiç. (Vahabzade 2002: 50).

Vahabzade, ömrünü "hürriyet mücadelesi" ile geçirmiş, böylece onun
hayatı başkaları için gerekli olmuştur. O, 1960'lı yıllarda başlayan
bu mücadelesinin semeresini bir parça görmenin mutluluğunu,
Azerbaycan'ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanmasıyla yaşamış;
1995'te kendisine "İstiklal Nişanı" verilmesiyle de bu mutluluğu
perçinlenmişti. Ne yazık ki bunlar yeterli değildi. Güney Azerbaycan
hâlâ bağımsız değildi. Ömrünün sonuna kadar da bunu dile getirmiş ve
bu dile getirişlerde, bu uğurda birçok sıkıntı çekmiştir.

1959 yılında yazdığı ve Sovyetler Birliği ile İran arasında parçalanan
Azerbaycan'ı anlattığı Gülüstan adlı şiirden dolayı iki yıl boyunca
üniversitedeki görevinden uzaklaştırılan Vahabzade, bu şiirinde,

Öz sivri ucuyla bu lelek[1] gelem[2]
Deldi sinesini Azerbaycanın.
Başını galdırdı, ancag dembedem
Kesdiler sesini Azerbaycanın.
O güldü kağıza[3] gol çeken[4] zaman,
Gıydı üreklerin[5] hicran sesine.
O güldü hakk üçün daim çarpışan
Bir halgın tarihi faciesine. (www.vahabzade.net)

dizeleriyle acısını dile getirmiş;

Hanı bu ellerin merd oğulları?
Açın bereleri[6], açın yolları.
Bes hanı bu esrin öz Koroğlusu-
Gılınc Koroğlusu, söz Koroğlusu? (www.vahabzade.net)

diye sormaktan da kendini alamamıştır. Sorusunun cevabını, yine kendi
mücadelesi içinde bulmak mümkündür. Bu asrın öz Köroğlusu da, kılıç
Köroğlusu da söz Köroğlusu da Türk milletidir. Buna rağmen seksen dört
yıllık meşakkatli hayatı, müdahale etmesi gerekenlerin umursamazlığı,
duyarsızlığı zaman zaman umutsuzluğa kapılmasına yol açar ve aynı
şiirde şöyle haykırır:

Goy eysin başını vüqarlı[7] dağlar,
Matemi başlandı böyük bir elin.
Mersiye söylesin ahar[8] bulaglar[9],
Ağılar çağırsın[10] bu gün gız, gelin!.. (www.vahabzade.net)

Vahabzade mücadele adamıdır, pes etmek ona yakışmaz, umutsuzluğa
kapılmaz; bir çıkış yolu arar, bulur ve yine aynı şiirde olduğu gibi
gürül gürül akar:

Bir uçaydım bu çırpınan yelinen,
Govuşaydım dağdan aşan selinen,
Ağlaşaydım uzag düşen elinen.
Bir göreydim ayrılığı kim saldı,
Ölkemizde kim gırıldı, kim galdı" (www.vahabzade.net)

Vahabzade sadece şair değil, aynı zamanda devlet adamıdır. 1980-2000
yılları arasında beş defa milletvekili seçilen Vahabzade'de, şiir
tadında bir devlet adamlığı görülür.

Vahabzade, şairlik ve devlet adamlığının yanında bilim adamıdır. Onun
öğretim üyesi olarak Türk Dili hakkında yaptığı araştırma ve
incelemeler, verdiği dersler, Türklük âleminin ufkunu aydınlatacak
niteliktedir. O; şairlik ve devlet adamlığında olduğu gibi bilim
adamlığında da -bilimin keskin kılıcını, doğruluğunu göz ardı etmeden-
"Türk Birliği"ni savunmuş, bunu sağlamada Türk Dilinin ne kadar
kudretli olduğunu ortaya koymuş, aydınlarımızı uyarmıştır. Şu sözleri,
bunu açıkça göstermektedir:

"Daha  XIX. Asırda Gaspıralı'nın ortaya koyduğu 'Dilde, Fikirde, İşte
Birlik' ideasının ne kadar önemli olduğunu bu gün daha fazla
hissediyoruz. Fakat yazıklar olsun ki o zamandan 120-130 yıl geçmesine
rağmen bu gün o ideanın önemini bizim bir çok aydınlarımız bile tam
manasıyla anlayabilmiş değiller. İlginç olan, o zamandan bu yana geçen
uzun süre içinde Rus İmparatorluğu terkibinde olan Türk halklarının
başına bin bir türlü oyun açmış, onları Sibirya çöllerine sürmüş,
toplu katliam yapmış, alfabelerini değiştirmiş, kendi dillerini
yasaklamış, Türkistan gibi büyük Türk Yurdunda yaşayan aynı millete
farklı adlar vermiş. Fakat buna rağmen Rus İmparatorluğunun asıl
maksadını anlayamayan bazı aydınlarımız bu gün bile Gaspıralı'nın
ortaya koyduğu birlik çağrısına duyarsızlık gösteriyorlar.
Gaspıralı'nın ideasını hayata geçirmek için ilk önce Türk halkları
arasında alfabe birliğini gerçekleştirmeliyiz. Çünkü alfabe birliği
olmadan dil birliği olmaz. Dil birliği olmadan fikir birliği olmaz,
fikir birliği olmayınca iş birliği de mümkün değil." (Vahabzade 2002:
209).

Bahtiyar Vahabzade, "Türk Birliği"nin bilimsel yönlerini anlatarak
sadece aklımıza hitap etmemiş, şiirleriyle de ifade ederek gönlümüze,
ruhumuza işlemiştir. O, hayalleriyle, eserleriyle özellikle Azerbaycan
ile Türkiye arasında köprü işlevini görmüştür. Onun, Cavanşir Guliyev
tarafından bestelenen Azerbaycan-Türkiye adlı şiiri, bunun en güzel
örneklerindendir:

Bir ananın iki oğlu,
Bir amalın[11] iki golu.
O da ulu, bu da ulu
Azerbaycan-Türkiye.
Dinimiz bir, dilimiz bir,
Ayımız bir, ilimiz bir,
Eşgimiz bir, yolumuz bir
Azerbaycan-Türkiye.
Bir milletik, iki dövlet
Eyni arzu, eyni niyyet.
Her ikisi cümhuriyyet
Azerbaycan-Türkiye.
Birdir bizim her halımız
Sevincimiz-melalımız.
Bayraglarda hilalımız
Azerbaycan-Türkiye.
Ana yurdda-yuva gurdum,
Ata yurda könül verdim.
Ana yurdum, ata yurdum
Azerbaycan-Türkiye.

(www.vahabzade.net)

Son Güncelleme: Pazartesi, 13 Şubat 2017 10:24

 

Yorumlar  

 
#1 Ömer Faruk Hüsmüllü 13-02-2012 19:01
**Hilal hanım'a ve Aziz Dolu beye teşekkürlerle....
http://www.youtube.com/watch?v=plBCxD7oCHQ&feature=share
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

GENÇLİKTE VERİLEN SÖZ
Tuva Türklerinin Alday Buvçu Destanı, 104 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3677
mod_vvisit_counterDün5162
mod_vvisit_counterBu Hafta3677
mod_vvisit_counterGeçen Hafta36328
mod_vvisit_counterBu Ay73669
mod_vvisit_counterGeçen Ay149815
mod_vvisit_counterToplam19943047

Şimdi: 68 misafir var.
IP: 3.226.97.214