Beethoven Diyor ki :

Hayatı sevmiyor musunuz..? Öyleyse zamanı israf etmeyiniz, çünkü hayat ondan yapılmıştır.


REALİZM

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

REALİZM ( realizm )

Varlığın, insan bilincinden bağımsız ve nesnel olarak varolmakta bulunduğunu ilerisürenlerin anlayışı.

I.İlkçağ: Lenin’in deyimiyle ‘tımarhaneden ya da idealist düşünürlerin okulundan çıkmamış’ her insan, çevresinde, bilinçten bağımsız bir dünya bulunduğunu bilir. Taşları, toprakları, ağaçları vb. vareden insan bilinci değildir. Çünkü bunlar dünya üstünde insan varolmadan önce de vardı. Dünya, milyarlarca yılını, bu doğal varlıklarıyla birlikte insansız yaşadı. Örneğin kuşların, kendi bilincinin ya da insan bilincinin ürünü olmadığını ve kendisinin dışında bağımsız olarak var bulunduğunu çocuklar bile bilir. Kendiliğinden özdekçilik anlayışına uygun olarak ilk insanların bu gerçekcilik anlayışlarına (Fr.Realisme spontane) ya da çocuksu gerçekçilik (Fr. Realisme naif) denir. Düşünsel alanda Hint’te Vedenta, Çin’de Konfüçyüsçülük ve Antikçağ ‘da Elea öğretisi ilerisürülünceye kadar bu anlayış sürdü denilir. Güçsüz yanları vardı. Bunların başında öz ile olgu’yu özdeşleştirmesi gelir. İdealist Felsefe O’nun bu yanını deşifre etti. Özü bilinemeyene ve varolmayana indirgeyerek olguyu, yani görünüşü gerçekdışı saydı. 2.güçsüz yanı, pek doğal bulduğu dünyanın varlığı sorununu önemsemeyişidir. Mach öğretisi dünyanın varlığı sorununun hiç bir önem taşımadığını öne sürerek tek gerçekliğin duyumlar olduğunu söyleyecektir. Bu iki güçsüz yana rağmen Materyalist Felsefe bilgi ve bilimin temelini onun üzerine kuracaktır.

II.Antikçağ: Objektif Gerçeği Gerçek saymama anlamındaki Ortaçağ gerçekçiliğinin tohumları Antikçağ Greklerince atılmıştır. Elea Öğretisi, Platon ve Aristoteles (ö. Mö. 322) bu anlamdaki gerçekçiliğin kuruculardır. Bu anlayışlara göre gerçek, bireysel olan değil, tümel (Gr. Tokatholou, genel ve evrensel) olandır. Tümellerse ancak bireysellerde varolabilirler, kendi başlarına bir varlıkları yokturç Önreğin dünyada eşekler vardır, ama eşeklik yoktur. Eşeklik bir tümel (soyut, ussal, genel kavram)’dır ve ancak bireysel bir eşekte varolabilir. Gerçek olan, eşekler (bireysellikler) değil, eşeklik (tümel)’dir. Çünkü eşekliği ortadan kaldırın, dünyada eşek kalmaz. Eşek, varoluşunu eşekliğe borçludur. Bireysel eşeklerin varoluş (Fr.Existence)’ları bulunduğu halde varlık (Fr.Etre)ları bulunmamasına karşı, tümel eşekliğin varoluşu yoktur ama varlığı vardır. Gerçek ‘bağımlı varoluşu değil, bağımsız varlığı olandır’. Dünyada bulunan bütün bireysellikler varlıklarını başka bir varlığa borçludurlar, bu yüzden gerçek değillerdir. Tümellerse bağımsız bir varlığı olanlardır, bu yüzden gerçektirler. Bu yüzdendir ki varoluşları bulunan bireysellikler gerçek değillerdir, görüntüdürler; varoluşları bulunmayan tümellerse gerçektirler. (Varoluşu bulunanın maddiliğine ve varoluşu bulunmayanın maddesizliğine dikkat edin. Berkeley Maddesizliğinin temeli bu tezdir. İdealistlerin varoluş ve varlık kavramları arasında yaptıkları ve önemsedikleri bir ayrım vardır). Antik Grek Felsefesi’nde bu idealist tezin gerçek sahibi Aristoteles’tir. Elealılar ile Platon bu tezin tomurcuğunu taşırlar. Çübkü ne Eleacılar, ne de Platon’da idea’lar) bir varoluş yüklememe cesaretini gösterir. Parmenides’e göre tek olan varlık küre biçimindedir. Demek ki maddeseldir ve vaoluşu da vardır. Platon’da (ö. Mö 347) da idealar , bir idealar evreninde yaşarlar. Yükselmiş Ruhlar gidip onları görebilirler. İlk kez Aristoteles’tir ki idealizm açısından bu çelişkiden kurtulup tümellere ayrıca birer varoluş yükler. Tümeller ussal, bireysellerse duyusal’dır. İdealist alan öylesine hazırlanmıştır ki artık bir yanda Berkeley nasıl eşekler olmazsa eşeklik de olamazsa öylece masayı algılayan olmadıkça masanın da olamayacağını öbür yanda Hegel gerçeğin ussal ve ussalın gerçek olduğunu rahatlıkla söyleyebilir.

III.Ortaçağ: Eleacılık, Platon ve Aristoteles temeline dayanan Ortaçağ Gerçekliği, blimsel gerçekçilik anlayışına tümüyle ters bir anlam taşır be Objektif Gerçekliğin gerçek olmadığını, asıl gerçekliğin düşünce ürünleri (tümeller, geneller ya da evrenseller) olduğunu ileri sürer. Tümeller gerçektirler (La.Universalia sunt realia) ve tümel nesneden öncedir (La.Universale ante rem). Bu şu demektir: Eşekler gerçek değildir ve eşeklik eşeklerden önce gelir. Özellikle Anselmus’la Champeaux’lu Gillaume’un savundukları bu idealist teze karşı Nominalistler tümeller adlardır (La.Universalia sunt nomina) ve tümel nesneden sonradır (La.Universale post rem) teziyle karşı çıktılar. Tümeli gerçek saydıklarından ötürü gerçekçi adını alan düşünürlerin tezleri altında , Roma Katolik Kilisesi’nin tezi yatar. Bundan başka Hıristiyanlık, başta Tanrı kavramı olmak üzere bütünüyle tünellere dayanır. Tümeller gerçek sayılmazsa Tanrı’nın da gerçek sayılmaması gerekir. Ne var ki tümellerin sözcüklerden ve sesler (La. Vocis flatus)’den ibaret bulunduğu açıktır, kırmızı bir addır ki ancak kırmızı bir çiçekte ya da kırmızı bir böcekte varlaşır. Evrende bir özneye yüklenmeksizin kendibaşına varlığı olan bir kırmızı yoktur. Tümeller, nesnelerden, önce değil, elbette sonra gelirler. Önce kırmızı çiçekleri ve kırmızı böcekleri görür ve tanırız, sonra bunların kırmızı tümel kavramını soyutlarız. Ne var ki İdealistler (ortaçağ değil çağımız ferçekçileri) , bunun, zamansal bir öncelik değil, mantıksal bir öncelik olduğunu savundular. Çağdaş Yeni Realistler, eski Realistler’in açığını kapatmak için varlık ve varoluş deyimlerine yeni anlamlar verdiler. Varlığı bulunanın varoluşu olamayacağını, buna karşı da varoluşu olanın varlığı bulunmayacağını ilerisürerler. Varlık, olgusal değil, mantıksaldır; bu yüzden de varoluş gibi bilincin dolaysızca karşısında olan değil, tam tersine, bizzat bilinç, düşünce, zihin ya da us olandır. Ama bu bilinç, düşünce, zihin ya da us olgusal, bireysel ve subjektif değil, tam tersine, soyut, evrensel ve objektiftir. Gerçek, objektif düşüncedir. Bu yüzden de gerçek, varoluşu bulunmayan bu mantıksal varlık, her şeyin kaynağıdır ve evrenin ancak O’nunla açıklanabileceği bir ilk ilke ya da son erek’tir. Realistler’in bu tezleri Hint Vedacılığı’ndan, Çin Konfüşyüscülüğü’nden, Grek Platonculuğu’ndan Augustinus, Thomas, Kant, Schelling, Hegel ve çağımızın Yeni Realistliğine, Yeni Thomacılığına, Kişilikçiliğine kadar tüm Objektif İdealistler’in temel tezidir. Realistler’e ve genellikle nesnel düşüncecilere göre ilk ilke ve son erek terimleri özdeştir. Onları bilimsel objektivizmi yadsıyarak onun yerine metazfizik erekselliği koyarlar. Onlara göre erek, sebebin (Burada Os. İllet ve Fr.cause anlamındaki neden’le Metafizikte kullanılan Fr.raison anlamındaki sebep terimlerindeki fark unutulmamalı) içindedir. Neden’den etki çıkarsanamaz ama sebep’ten erek çıkarsanır. Bundan dolayı son erekle ilk ilke aynı şeydir. Evrenin ancak onunla açıklanabileceği bu son erek ya da ilk ilke olan objektif düşünce bir düşünen olmadan olabilir mi?

Lenin şöyle alay eder:‘Düşünce beyin olmaksızın varmış. Peki bu beyinsiz düşünceyi savunan düşünürler de var mıdır? Vardır. Bunlardan biri de Prof. Avenarius’dur. ‘

Realistler ve Objektif İdealistler bu nesnel düşüncenin halkın anladığı anlamda varolduğunu hiç bir zaman ileri sürmediler. ‘Nesnel düşünce, düşünen birinin zihninde bulunamaz, bulunsa varolurdu ve o zaman da gerçek olmazdı’ derler., Soruyu anlamlıda bularak şöyle derler: ‘Düşünceler, düşünen biri olmadan elbette varolamaz, ama tümeller zaten varolamaz ki, çünkü gerçek’tir onlar’.

İdealizm terimi olarak gerçek, varolan değil, tam tersine, varolmayandır. Ama her şeyin kaynağı olan ve evrenin ancak onunla açıklanabileceği asıl varlık da O’dur. Nominalistler ile Realistler arasındaki ünlü kavga, gerçekte Materyalistlerle, Düşünceciler arasındaki kavgayı yansıtır. Abaelardus , Kavramcılık öğretisiyle, gizlemeye çalıştığı adcılığı desdeklemiş ve tümel, ne nesneden önce, ne de sonradır, nesnenin kendisindedir (La. Universale neque ante rem nec post rem, sed in re) demiştir.

IV.Çağımız: Yeni-Realizm, Yeni Thomacılık, Kişilikçilik, Varlıkbilimcilik vb. gibi Objektif İdealist öğretiler Ortaçağ Realizm anlayışını sürdürdüler. Yeni-Realizm, Ortaçağ’ın tezlerine bir yenilik olarak tümellerin gerçek oldukları halde Mental (Os. Zihni) olmadıkları tezini kattı. (Ör. B.Russell, The Problems of Philosophy, s.152-5). Kimi Çağdaş Matematikçiler de Matematik kavramların insan bilinci dışında gerçekten var olduğunu ileri sürdüler. Realizm, varlığın bilinçten bağımsız olarak varbulunduğunu dilegetiriri. Bu Marxism i de u anlamda Realist Felsefe ypar. Lenin şöyle der:

‘Özellikle Realizm terimi, Olgucular’la Materyalizm ve İdealizm arasında bocalayan öteki karışşık kafalar tarafından kötüye kullanıldığından, Engels’e uyarak, bu anlamdaki Maddecilik terimini kullanıyorum ve bunu biricik doğru terminoloji sayıyorum.’ (/ Materializm ve Ampiriokritisizm)

Böylelikle Realizm terimi, Maddecilik terimiyle de eşanlamlı kılındı. Marxist Realizm, insanların bütün yaratıcı eylemleriyle, oluş halindeki gerçeğe ve aynı zamanda da kendi oluşmalarına katkıda bulundu.

V.Sanat: Sanatı, gelişmesi içinde Nesnel Gerçeğin yansıtılması olarak gören sanat anlayışı da Realizm (Toplumcu Gerçekçilik= Fr. Realisme socialiste) adını taşır. Sosyalizmin sanat anlayışı budur. Bu gerçekçilik, doğayı ya da Objektif Gerçekliği kopya etmeyi değil, beşeri yaratmayla doğayaa ua da Objektif Realizm’e katkıda bulunmayı gerektirir. Sosyalist Gerçekçilik anlayışı Naturalist İlkeciliğe karşıdır. Sosyalizme yararlı olmayı ve ona katkıda bulunmayı başlıca görev sayar.

 

Yorumlar  

 
#1 Hilal Dolunay 26-06-2011 13:59
''Realistler ve Objektif İdealistler bu nesnel düşüncenin halkın anladığı anlamda varolduğunu hiç bir zaman ileri sürmediler. ‘Nesnel düşünce, düşünen birinin zihninde bulunamaz, bulunsa varolurdu ve o zaman da gerçek olmazdı’ derler., Soruyu anlamlıda bularak şöyle derler: ‘Düşünceler, düşünen biri olmadan elbette varolamaz, ama tümeller zaten varolamaz ki, çünkü gerçek’tir onlar’.''
Ömer Faruk Bey, edebiyattaki ''realizm'' akımıyla bağlantı kurmaya çalışıyorum: Tolstoy, Stendhal,Dostoy evski,M. Gorki, Emest Hemingway,Gusta ve Flauberte gibi isimlerin romanlarındaki tavırla Felsefi yaklaşım açısından bağıntı kurmak için çok yararlı bir paylaşım olduğunu düşünüyorum verdiğiniz bilginin.
Çok teşekkürler ediyor, saygı ve selamlarımı gönderiyorum.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ÇİZMEDEN ÇIKAN ÇOCUK
Tatar Türklerinin Edigey Destanı, 110 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün4901
mod_vvisit_counterDün7806
mod_vvisit_counterBu Hafta4901
mod_vvisit_counterGeçen Hafta76275
mod_vvisit_counterBu Ay22213
mod_vvisit_counterGeçen Ay249271
mod_vvisit_counterToplam20140862

Şimdi: 60 misafir var.
IP: 34.200.243.114