Oruç Baba Der ki:

Ellerimin ne kadar soğuk olduğunu söylediğinde onun beni, benim de onu sevmediğimi anladım. Çünkü eğer ortada bir kusur varsa; yanmayan ateş kadar, ateşi yakamayan da kusurludur.


ABESLE İŞTİGAL

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

alt

 

Neden bu başlığı koydum? Amacım kimseyi eleştirmek ya da karşıma almak değil. Ama anlayamadığım, anlamakta güçlük çektiğim bazı şeyler.

Hepimiz ülkemizde bilim adamı yetiştiremediğimizden ya da bilim adamlarımızın duruşundan , tavrından şikayet eder, dururuz. Çok da haklıyız.  Bu nedenle bilim adamları hep gözümüzde ulaşılmaz olmuştur. Onlara dokunmaya, iki kelime etmeye korkmuşuzdur. Çünkü onların duvarları vardır aşamayacağımız. Onların meşguliyetleri vardır, rahatsız etmememiz gerektiğine inandığımız.

Ben hep buna üzülmüşümdür. Ülkemizin kültür seviyesinden şikayet ederken, okuma oranının düşüklüğünden dem vururken bilim adamlarımıza çok fazla görev düştüğüne inanmışımdır hep.

Ancak şu an hayretler içindeyim. Bize dokunmaya, bizimle birlikte bizim gibi düşüncelerini paylaşmaya çalışan bilim adamlarımıza yaklaşım karşısında şaşkınım. İletişim kurmadan, sadece açtıkları sayfalarda okuyucularını konuk eden bilim adamlarının binlerce sayfası var  face’de ya da diğer sosyal ağlarda. Paylaşımları sayfalar boyu dönüp dolaşıyor. Oradan oraya alıntılar şeklinde yayılıyor.

Ama bizimle bire bir iletişim kurmaya çalışan isimlere talep sınırlı. Neden dokunabildiğimiz , iletişim kurabildiğimiz insanlara yaklaşımımız bu? Aslında sosyolojik ve psikolojik nedenleri vardır tabii..Ülkemizde daha çok Kişisel Gelişim uzmanlarının yaygınlaşmasında var bir hikmet.

Bilim adamı olmak da yetiştirmek de zor iş. Ehil insanlardan öğreneceğimiz o kadar çok şey var ki. Düşüncelerine katılırsınız, katılmazsınız ama bir lüksü, doğal hale getirme çabası içinde olan, hayatını bilme, gelişmeye, yeni düşünceler geliştirmeye adamış bilim adamlarımızın kıymetini bilmek zorundayız. Biz bilmezsek başka ülkeler bilecektir. Sonra da yanıp tutuşup bilim adamı göçünden söz etmeye yüzümüz olmaz.

İnsanlar büyüdükçe tevazu sahibi olmayı öğreniyorlar. Büyüdükçe sarıp sarmalamayı düstur haline getiriyorlar. Böyle olamayan pek çok isim var. Belki de bu isimler yüzünden farklı olanlara elimizi uzatmaya korkuyoruz. Bizim için bulunmaz nimet olan bu tevazuya sahip bilim adamlarımıza olan yaklaşımlarımız bizim de kendi değerlerimize sahip çıkıp çıkmadığımızın göstergesi aynı zamanda.

Egolarımızı tavandan indirip biraz da etrafımızı görelim derim ben. Yoksa iş işten geçtikten sonra birbirimizin kıymetini bilmek bir işe yaramaz.  Atalım komplekslerimizi bir yana, birazda anlamakta zorluk çektiklerimizi anlamaya çalışalım. Biraz da anlamasak da sahip çıkmamız gerektiğine inanalım. Gerçek bir bilim adamının hangi zor koşullarda ve nasıl yetiştiğini söylemeye sanırım gerek yok. Bu ülke bizim. Başka bir ülkemiz yok. Elimizdekilerin kıymetini bilmezsek yarın çok geç olabilir, unutmayalım…

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Nisan 2014 13:54

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

SİHİRLİ DÜRBÜN
Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş Destanı, 92 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün747
mod_vvisit_counterDün3934
mod_vvisit_counterBu Hafta26750
mod_vvisit_counterGeçen Hafta49191
mod_vvisit_counterBu Ay135644
mod_vvisit_counterGeçen Ay196053
mod_vvisit_counterToplam18587506

Şimdi: 76 misafir, 4 bots var.
IP: 35.172.195.82