Mevlana Diyor ki:

Kimde sevgi varsa, Allah'ın varlığı ondadır.


Varoluşçuluk

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Varoluşçuluk

Ilk önce varolusçulugu tanimlayarak baslayalim. Varolusçulugu tanimlamak için, sözcügün kendisinden ise baslamak gerekir. Bu yeni türetilmis sözcük “varolus” (existence) ismin den, ilkin “varolussal” (existentiel) ve varolusla ilgili “existential” sifatlari türetilerek ve daha sonra “culuk” son eki eklenerek ortaya çikmistir. Varolusculuk, varolusun önceligini ya da ilkinligini benimseyen bir kuramdir. Varolusçulugun sözlük anlamina bakacak olursak; insanin varolusunu, somut gerçekligi içinde ve toplumdaki bireyselligi açisindan göz önüne alan felsefi ögretidir varolusculuk. Varolusçuluk felsefesinde, insanin varolusu anlamasi söz konusudur. Insanin kendini gerçeklestirmesi, insan varolusunun raslantilar içinde olusu, güvensizligi sözkonusudur; güçsüzlügü söz konusudur. Güçsüzlügü ve hiçligi içinde insan, ölüme mahkum bir varlik olarak insanin varolusu , hiçlik karsisinda insanin varolusu, insan varolusunun halisligi (authentique) olusu ve bu halis olmaya çagri, özgürlügü içinde insanin varolusu, topluluk içinde kaybolmus insanin, tek insanin kendisini bulmasi, kendi olmasi, dogruluk ve ahlaklilik karsisinda sahici davranisi-tutumu; bütün bu sorunlar söz konusudur varolusçuluk felsefesinde. Ayrica “insan, evreni asabilir mi asamaz mi?” “asarsa nereye dek varir bu asma?” gibi sorunlar söz konusudur. Yiginlasma içinde tek-insan, birey, gittikçe kendi özelliginden, kendi kisisel özgürlügünden çözülme, kopma durumuna geçiyor. Tek insan kayboluyor. Kitle içinde siradan bir insan oluyor. Tek kisinin kisisel sorumlulugu gittikçe herhangi bir parti, bir ortaklik, bir dernek, herhangi bir kolektif düzen içinde ortadan kalkiyor. Modern insan, bir devlet hastanesinin dogum kliniginde dünyaya geliyor, oradan yuvaya, yuvadan okula, sonra da ya bir fabrika ya bir büroya geçiyor. Modern insan artik kendi yasamini sürdürmüyor. Ölümü bile kendinin degil çogu kez. Bu gelisme nedensiz degil. Ilkin, bütün yurttaslarin esit hak istemesi, basta gelen bir nedeni bu gelismenin. Hiçbir üstünlüge, hiçbir olagandisiya katlanilamiyor artik. Bunlarin hepsi bir kalemde siliniyor. Bir baska nedeni: güçlü olma istegi, güce erisme istegi. Tek kisi güçsüz kalmistir günümüzde. Ama herkes “dayanisarak” toplu hale gelirse, yenilmez bir güç oluyor. Bir baska neden de, ekonomik bakimdan güven altinda olma çabasi. Ekonomik çöküntülerden, paranin inip çikmasindan, tek kisi, varolus savasiminda yorgun düsmüstür. Yasamini güven altina alabilmek için kitlelesme yoluna girmistir. Böylece her alanda bir toplumsallasma bir merkezlesme gittikçe artiyor. Giderek çogunlukla insanlar ekonomik güvenliliklerini saglamak ugruna, kendi kisisel özgürlüklerini birakmaya hazir duruma geliyorlar. Iste bu gelisme ortasinda varolusculuk felsefesi sesini yükseltiyor. Bu felsefenin getirdigi sinirsiz subjektiflik, bireysellik, topluluk düsmanligi, macera istegi, istedigini yapma özgürlügü, bütün bunlar yiginlasmaya karsi bu protesto açisindan anlasilmalidir. Bütün varolus felsefesi su biçim altinda belirir: “Insanin kendi kendini yitirdikten sonra bütün dünyayi elegeçirmesi neye yarar?” Bundan dolayi varolus felsefesi bir bunalim felsefesi olmustur, bu felsefe yeni bir dizge kurmak istemiyor, tam tersine insanlari karar verme durumuna getirmek istiyor; ögretmek istemiyor, yeni bir tavir alisa çagiriyor; çagi yeni bir biçimde açiklamak istemiyor, onu yargiliyor; sakinlestirmek degil, ürkütmek onun amaci; sentez de istemiyor, “ya o-ya o” karsisinda birakiyor. Iste bundan dolayi, geçen yüzyildaki devrimin bunalim zamaninda dogmus olan bu felsefe, yine son iki dünya savasindan sonraki bunalim zamanlarinda böylesine güçlü bir etki yapmis, güçlü bir felsefe akimi olmustur. Önce Almanya sonra Fransa’da bir felsefe yazin akimi olarak biçim kazanmis bulunan varolusçuluk, J.P.Sartre’a göre insanin bütün boyutlarini ele alan bir felsefedir. “Varolus, özden önce gelir” ve her bir kimseye bir öz kazandirmayi saglayacak özgürlükle özdestir; “insan ne ise o degildir, ne olmussa o’dur.” Insan kendini kendi yapar, daha önce kazandigi bazi belirlenimlerin el verdigi ölçüde kendine biçim verir,kendini olusturur. Varolusçulugun Fransa’daki öteki temsilcileri de sunlardir: A.Camus, Simone De Beauvoir, Merleau-Ponty ve Gabriel Marcel. Varolusçulugun ilkeleri: 1-Varolus Özden Önce Gelir; “felsefe terimleri ile anlatmak istersek, diyebiliriz ki, her nesnenin bir varolusu ve bir de özü vardir. Öz, bir nesnenin özelliklerinin degismez bir bütünüdür; varolusu ise evrenin içinde gerçek olarak bulunusudur. Bir çok kimse, özün önce, varolusun sonra geldigine inanir; bu fikir, dinsel düsünceden ileri gelir; gerçekten, ev yaptirmak isteyen bir kimsenin, ne biçim bir ev yaptiracagini bilmesi gerekir. Burada öz varolustan önce gelir. Bunun gibi, insanin tanrinin yarattigini sanan kimseler de böyle düsünerek, tanrinin bu isi, haklarinda daha önceden sahip oldugu fikirlere bakarak yapacagi sonucuna varirlar. Tanriya inanmayanlar ise ayni etkiden kurtulamayarak, bir nesnenin ancak kendi fikirleri ile uygun düsmesi durumunda varolabilecegini ileri sürerler. Bütün 18. yy, “insan dogasi” denen, herkeste ortaklasa bulunan bir özün varligina inanmistir. Varolusçuluga göre ise insan da -ve sadece insan da- varolus özden önce gelir. “Bu kisaca su anlama geliyor; önce insan vardir, su ya da bu olmasi daha sonra gelir.” (J.P.Sartre, Action, 27 Aralik 1944). Elbetteki biz, bizi insan türüne baglayan, evrensel ya da türsel özümüzü yaratamayiz; ancak, bize özgü olan, baska hiç kimse de bulunmayan bireysel özümüzü seçebiliriz. Bizim dogustan ve özgül özümüz -“hayvan”-ve-“insan”- biz olmadan belirlenmistir; biz insaniz, iste o kadar. Bizim bireysel ya da somut özümüz sadece belli bir belirsizlik gösterir: Bizler insaniz, ama hangi insan olacagiz? Iste ancak bu sinirlar içinde özgüle açik bir kapi kalir. Bununla birlikte seçme olanaginin yeri gene de önemlidir. Bunu anlamak için, baslangiçla esdeger olan bireylerin seçmis olduklari mesleklerin çesitliligine bakmak yeter. Bundan baska, içinde oldugumuz sinifi, boyumuzu, zekamizi biz seçemezsek de hiç olmazsa, bu ham veriler karsisinda takinacagimiz tavir bize baglidir. Bir isçi, “bütün varligi ile sinifi tarafindan kosullanmistir…” ama, “arkadaslarinin durumuna ve kendi durumuna bir anlam vermek; devrimci, ya da sinik olmayi seçmesine göre, isçi sinifina zafer ve kazanç saglayan ya da asagilik duygusu içine düsüren bir gelecegi, özgür olarak tanimak gene onun elindedir.” Seçmedigim halde sakat olabilirim, ancak “sakatliga bakis biçimimi seçmeden sakat olamam.” (onu çekilmez, küçük düsürücü, gizlenmesi gerekli sayilabilir, herkese açikça gösterebilir, kivanç konusu, basarisizliklarimin nedeni, v.b olarak görebilirim.) 2-Sinirsiz Özgürlük; Her gün yasantimiz içinde yapmakta oldugumuz seçmeler ya da icatlar, en küçügünden tutun da en büyügüne kadar, saptadigimiz ereklere, seçmesini kendimiz yapmis oldugumuz bir degerler hiyerarsisine baglidir. Bu ereklerin çesitliligi yüzünden, beklenmedik toplu bir para, kimi tarafindan gardrobunun eksiklerini tamamlamakla; kimi tarafindan basina gelebilecek bir kazaya karsi yedek akçe olarak saklanmakla, kimi taraftan da eglence yerlerinden de harcanarak kullanilir. “seçme, düsünüp tasinmaya bagli degildir: düsünüp tasinmaya koyuldugumuz zaman, olan olmus, is isten geçmistir.” Ancak, ereklerimizi özgür olarak seçmis bulunuyorsak da, hiçbir sey kaybolmus sayilmaz: çünkü ereklerimiz seçmelerimizin tümüne de kumanda eder, bu yüzden, ereklerimizin özgür seçimi, özel kararlarimizin tümünün özgürlügünü arkasinda sürükler. Varolusa ilk vardigimiz da ereklerimizi kesin olarak saptamadigimiz ölçüde özgürlügü de kurtarmis oluruz. Varolmayi sürdürdügümüz ölçü de, ereklerimizi de ereklerimizi de seçmeyi sürdürürüz; çünkü özgürlük, bizim varol
usumuzun özüdür. Herhangi bir özel seçme dolayisiyla, daha önce yapmis oldugumuz seçmelerden biri karsimiza çikabilir, bunun sonucu olarak, ona uygun bir biçimde alinmis her karar, onun bir yenilenmesi olarak karsilanabilir; nitekim, bütün istemli davranislarimizi özgür olarak görmek hakkimiz vardir; çünkü, onlara karar verirken kendilerini açiklayan erekleri de karara baglariz. 3-Sorumluluk; Sartre’a göre insanin sorumlulugu, sag duyuya kalirsa, özgür olarak seçebildiklerinin çok daha ötesine geçer, hiçbir sey ona yabanci degildir: ne kisisel iç etkenligimiz ne de disimizdaki olaylar: ben herseyden sorumluyum; “savasi ben ilan etmisim gibi, savastan sorumluyum.” Sartre ne dersin desin Polonya’nin istilasindan, Fransa’nin isgalinden, Stalingrad’in yikilmasindan kendisini sorumlu tutamayacagi ortadadir. Ama kendisine bagli olmayan bu olaylar karsisinda, pekala kendisine özgü bir tutum içine girmistir; savas içinde olan bir dünya da, özgür edimler ortaya atarak, bu dünya da olup biten her seyin sorumlulugunu üstlenmistir. Ya da daha çok; “dogmayi ben istemedim denir hep; ama dogumum karsisinda takinmis oldugum tavirla,” –utanç ya da kivanç; iyimserlik ya da kötümserlik… 4-İç Sıkıntısı; Sartre, bagimsiz kisiliginde fikrin duyguyu bastirdigi bir aydindir, bu nedenle, sikinti ve umutsuzluga, bunlarin bir Kierkegaard’in yasantisinda ve düsüncelerinde,ya da bir G. Marcel’in yazilarinda tuttugu yeri vermez: Insan tanrisal tüzüye inanirsa, islemis oldugu günahlarinin düsüncesi, hiçlikten gelmek ve oraya dönmek düsüncesinden daha çok bir iç üzgünlügü verir insana. Ona göre ise, iç sikintisi, seçmelerimizin kapsamindan dogar. “Herkes için geçerli bir kuralin varligini benimseyen düsünürler, bu kurali bir davranis kurali olarak bellemekle sikintiya düsmekten kurtulurlar.”diye düsünür; bir pismanlik ve dindarlik yasantisini seçen bir Hiristiyan, Descartes örnegi üzerine aklini yönetme tasarisi kuran bir akilci, insani duyarliga indirgeyerek tadimi (hazzi) seçen Epikurosçu, kararlarini dogru ve iyi bellediklerine göre verir ve belli bir güvenlik içinde yaşarlar

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

KÜÇÜK AVCI
Altay Türklerinin Mağday Kara destanı, 111 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2799
mod_vvisit_counterDün5366
mod_vvisit_counterBu Hafta26038
mod_vvisit_counterGeçen Hafta36008
mod_vvisit_counterBu Ay170940
mod_vvisit_counterGeçen Ay196053
mod_vvisit_counterToplam18622802

Şimdi: 53 misafir, 3 bots var.
IP: 18.210.24.208