Cenap Şehabettin Diyor ki :

Gençlik çabuk geçer derler, malesef ihtiyarlık da öyle!


Giordano Bruno

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

Giordano Bruno
GERÇEGE ADANMIS BIR YASAM
Rönesans’in dogumunu hazirlayan kisilerden biri olan filozof Giordano Bruno, 1548 yilinda Nola’da dogdu. On bir yasinda “beseri bilimler, mantik ve diyalektik” ögrenmek için Napoli’ye gitti. Dört yil sonra, kendisine Aristo felsefesi ve Aquina’li Thomas teolojisi ögreten Dominikenlere katildiginda, Filippo olan adini Giordano olarak degistirdi. Henüz 15 yasinda oldugu halde, aldigi dersler üzerine kafa yormaya ve kilisedeki egitim sisteminin eksık ve yanlis yönlerini görmeye basladi. Bir yandan Erasmus, Lucretius gibi yazarlarin yasaklanmis kitaplarini okuyor, bir yandan da kendi felsefi sisteminin ve bilimsel düsüncelerinin temellerini olusturacak olan ilk eserlerini kaleme aliyordu.
Bir arkadasinin, kendisini ihbar etmesi üzerine basi derde girdi. Çalismalarini ve okudugu eserleri bulan rahipler tarafindan, kilise adina savasirken ölmüs bir askerin oglu ve çaliskan bir ögrenci oldugu için affedildi. 1572 yilinda rahiplik ünvanini aldi. Özgürce çalisabilecegi, düsüncelerini aktarabilecegi bir yer ararken okulunu ve ülkesini terk etti. Kabul edilen dini esaslara aykiri düsünceleri, kisa zamanda önce Napoli, sonra Roma’da Engizisyon’un tepkisini üzerine çekti. Bu inançlar arasinda, entelektüel boyutta olanlar oldugu gibi, halka, hastalandiklarinda ancak paralarini rahipler yerine doktorlara verirlerse iyilesebileceklerini söylemek gibi kolayca uygulamaya hazir ve kilisenin zararina olanlar da vardi. Bruno, Dominiken yeminini inkar etti ve 1576’da Italya’dan kaçti. 1578 yilinda gittigi Cenevre’de de bekledigi ortami bulamadi. Kalvinizm’in engizisyondan pek de farkli olmadigini gördü ve buradan da kaçmak zorunda kalir. Fransa’ya gittiginde, yikimin korkunçluguyla yüz yüze geldi. 1579 ve 1581 yillari arasinda, Fransa’nin, yaklasık on bin kayitli ögrencisiyle, Paris’ten sonra en önemli üniversite sehri olan Toulouse’a gitti. Oradan Lyons ve Paris’e geçti.

1582 ve 1592 yillari arasinda Avrupa’da, Bruno disinda, Kopernik’in düsüncelerini açikça yayan bir hoca bulmak imkansizdi. Kisa süre sonra bu görevi Bruno’dan daha ünlü biri devralacakti: Galileo Galilei. Galilei, Bruno ile tanismadi ve eserlerinde ondan hiç söz etmedi, bazilarini okumus olmasi gerektigi halde. Bunun nedeni muhtemelen, Bruno gibi kötü üne sahip birinin, basini belaya sokacagindan korkmasiydi.

Bruno, yazdigi ilk kitap olan Idealarin Gölgeleri adli eserini krala adamisti. Platon’un Devlet adli eserinden yola çikarak yazdigi bu eser, evrendeki birligi açiklamayi hedefledigi ilk çalismasidir. Sirasiyla, Clavis Magna (Büyük Anahtar) ve Il Candelaio (Fener Tasiyan) adli eserleri yayinlandi.
1583’te Ingiltere’ye gitti ve bir süre de olsa Kraliçe Elizabeth’in destegi ve Sir Philip Sidney’in dostlugunun verdigi mutlulugu yasadi. Katolik Kilisesi’ne yöneltilmis en agir elestirilerinin bulundugu, 1584 yilinda yayinlanan Il spaccio de la bestia trionfante (Galip Hayvanin Kovulusu) adli eserini de bu dostuna adamistir.
1584 yilinda, Büyük Perhiz’in ilk günü, bir sair ve devlet adami olan Sir Fulke Grevil, bazi dostlarini, Bruno ile tanistirmak üzere Londra’daki evine davet etti. Bruno’nun daha sonra La Cena de Ceneri (Büyük Perhiz Yemegi) adiyla yayinlayacagi tartisma, bir dinsel bilgi dersine dönüstü. Konusmasina, uzayin kendi merkez günesi ve gezegenleri olan sayisiz günes sistemiyle dolu oldugunu açiklayarak basladi. Güneslerin, kendiliginden isıkli oldugunu, gezegenlerin ise yansiyan isıkla aydinlandigini söyledi. Sonra günes lekelerinden söz etti ve günes sistemimizin, uzayda ilerleyici bir harekete sahip oldugunu anlatti.

Sonsuz olanin disinda bir sey yoktur!
Kopernik’in sisteminin merkezinde günes vardi, Bruno’nunkinde ise din yer aliyordu. Bruno’ya göre Tanri, “Tüm hareketin iç prensibi, her seyi dolduran ve evreni aydinlatan, tek olandir.” Bruno, her seyin tek bir sebepte toplandigina duydugu inanci da açiklamaktadir: “Sonsuz olanin disinda bir sey yoktur.”
Tanri kavramini açikladiktan sonra, dogayi tanimlamaya koyulmustur Bruno. “Doga, her birinde bütünün gücü varolan canli birimlerden olusmus canli bir birimdir” demistir. Doga bize pek çok formda görünebilir, ama temel prensipte hepsi bir kabul edilmelidir. Doga, yaratilmis bir sey olarak degil, Ilksel Neden’in gözler önüne serilmesi olarak görülmelidir. Peki o zaman Tanri’yi nerede arayacagiz? “Doganin degistirilemez kurallarinda, günesin isiginda, toprak ananin gögsünden çikan kaynaklarin güzelliginde, uzayda parildayan, yasayan, hisseden düsünen ve bu Evrensel Prensip’in güçlerini öven sayisiz yildizin görünümünde.”

Bruno, görülür evrendeki her seyin “olusma” sürecinde oldugunu söylemistir. “Bu süreç, evrenin temel yasasi olan neden ve etki yasasi çerçevesinde ilerler. Bu devirlilik, kendini reenkarnasyonda da gösterir, böylece bizler ve bizim dedigimiz seyler ortaya çikar, kaybolur ve sonra yine geri döneriz.”
Bruno, tüm ruhlarin, Evrensel Üst-Ruh ile bir oldugunu da düsünüyordu. Sayisiz insan olsa da “sonunda hepsinin dogasi birdir ve felsefenin amaci, bu birligin bilgisine varmaktir.” Bu bilgiye ulasmak konusunda ise sunlari söylüyordu: “her insanin içinde, düsünce günesiyle tutusan bir ruhsal ates vardir. O, bize bilgi günesine ulasabilmek için kanatlar verir.”

Ayni yil yayinlanan Il spaccio de la bestia trionfante (Galip Hayvanin Kovulusu) adli eserinde, Bruno, dünyadaki firsatlarini kötüye kullanan bir ruhun durumunu tanimlar. Böyle bir ruhun baska bir bedene atilir. Önceki bedeninin yönetiminde basarili olmamissa, ruhu için daha iyi bir barinak beklemesi bosadir. Ama “ruhunun atesi” her enkarnasyonda daha parlak oluyorsa, mükemmellige giden yolda ilerliyor demektir. “Böyleleri, tanrisal olanin araçlari gibi konusmak ve hareket etmekle kalmaz, kendini yaratan sanatçilar ve kahramanlardir da. Ilk durumdakiler, tanrisal ruha sahiptir, ama ikinci durumdakiler tanrisal ruhlarin ta kendisidir.”

1585 yilinda Fransa’ya döndü ve o yili Paris’te geçirdi. Katolik Kilisesi ile arasini düzeltmek için çaba gösterdiyse de eski tarikatina dönmeyi kabul etmedigi için bu çabalari basarisizlikla sonuçlandi. 1587’de gittigi Almanya’da da Oxford’da basina gelenler tekrarlandi. Helmstadt’ta, Luther yanlilari, Bruno’yu aforoz ettiler. 1591 yilinda, Mocenigo’nun çagrisi üzerine Venedik’e gitti. Bruno’dan “dogal sihrin” sirrini ögrenemeyen Mocenigo, onu engizisyona ihbar etti. 1593 Subat’inda Bruno, Roma’ya yollandi ve alti yilini engizisyon hapishanesinde geçirdi. 1599 baharinda mahkeme basladi. 1600 yilinin Ocak ayinda Bruno suçlu bulundu ve 1600 yilinin Subat ayinda, Campo di Fiori’de, halkin önünde, kaziga baglanarak yakildi. Bugün Giordano Bruno’nun kaderiyle yüzlestigi yerde, onun için bir anit bulunuyor. Ama gerçek anit, Bruno’nun ve Bruno gibi cesur, asil ve gerçege bagli kisilerin kurdugu yikilmaz Dogruluk Aniti’dirCORDANO

Bruno ile ilgili farklı bir yorum….

BRUNO
filozof

Düşüncelerinden ötürü yakılarak öldürüldü

“16 yy da, o devirde bir büyük hadise var!.. (Kopernik) sistemi meselesi… (Kopernik) isimli müsbet bilgi adamı çok açık ve vazıh delillerle dünyanın döndüğünü ve güneş manzumesi isimli sistemini ortaya koymuştur. Ama neler çekmiştir bu adam!.. (Servetüs) ilk defa bunun müdafaası ile işe girer. Böyle bir fikir kilisece katiyen yasaktır. Uzun boylu bir macerası var. Nihayet engizisyon ve yıkılış… Ondan daha mühimi (Bruno)dur. (Cordano Bruno)… (Bruno) yine 16. Asırdan… Büyük kafa ve sanatkâr mizaç… Aklî tenkitçidir ve (skolâstik)in şiddetli düşmanıdır. Yani aparma (Aristoteizm)in, yani uydurma akılcılığın en büyük düşmanı… Şiirle karışık büyük eserler yazar. Aklın, hakkı içinde idamını isteyen, yani akılla akılcı olmayan bir (mistik) mizaç ifade eder. Aklın ilk haklarını ister. (Kopernik) ve tecrübe metodu ana dâvası… Şiirleri derin ve hummâlı… Hattâ (Şekspir)in “Fırtına” ve “Hamlet” isimli eserlerindeki büyük (melânkoli)yi harikulâde bir tarzda terennnüm etmiş adamdır (Bruno)…

Bu adamı da yakılmaya mahkûm ederler; tam yanarken salibi uzatırlar, eliyle iter haçı (putu) ve hâkimlere bağırır:

“Ben ölmekten korkmuyorum, siz bana bu cezayı verirken benden daha büyük bir korku içindesiniz!”… ”

Giordano Bruno, Kahramanca Delilikler adlı eserinde varlığın büyük zıtlıklardan yapıldığını,bunun duyguların gelişmesini ölçmeye yaradığını anlatır.Ahmak ,bulunduğu durumdan memnun olur; ne geçmekte olanı ve bulunulan durumun zıttını düşünür..Bu nedenden ,onun sevinci tasasız,korkusuz ve pişmanlıksızdır.Bilgisizlik ,duyumlu mutluluğun ve hayvansal cennetin annesidir.Bilgisini artıran elemini artırır. Bilgi arttıkça olabilirliklerin nicelikleri pek fazla artmış olur ve insane çok yüksek bir amaca bağlanır ki ,ulaşılması gittikçe güçleşir. Kahramanca delilik ,yüksek bir amacı kovalamaktan vazgeçilmediği zaman başlar.Zira bu kovalamada ızdırap ve tehlike vardır.Işığa koşan pervane böceği ,ölüme gittiğinin farkında olamaz.Kahraman insan ise ,bunu bilir ,fakat ölüm ,ışığını aramaya engel olmaz.Zira bu adam bilir ki ,elem ve tehlike ,ancak dar ve duyumlu gözlemler için kötülüktür,fakat ebedilik için asla..Bütün yüksek özlemlere ,elemin arkadaşlık etmesi zorunludur.Zira amaca doğru ilerlendikçe amaç yükselir.Seyahate başlamak için tasasızca gemiye binilir ,fakat sonra kendimizi uzakta ruh ve düşünceyi karmakarışık eden sonsuz denizde buluruz.Ereğe ulaşıldıkça ,mutlak kanmanın olamayacağını fark etmeksizin ,fazla görülür ,içtepi konusunun sonsuzluğu keşfedilir ve sonlu doğada çatışmalar ve şaşkınlıklar başlar.Fakat elem yaratmış olsa bile ,bu kadar asil bir ateşte yanmış olmaktan ruh,kendini kanmış hisseder.Bu ahengin kaybolmasına rağmen ,ülkü koşusuna devam etmeye zorlayan ,kişisel korunmanın en yüksek biçimidir.İradeyi zincirleyen ,her derecesinde bir aşktır;fakat bu aşk bireyin sonlu varlığını aşan bir konu da olabilir.

Bruno’nun ahlakı,mutluluk ve refahta arayan görüşlere ve ortaçağın ahlak anlayışlarına tamamen aykırıdır. Onun ülküsü ,sonsuz özlemler okyanusu üzerinde savaşmak ve yıkılmaktan ibarettir.Bruno ,inandığı gibi yaşadı ve bir pervane gibi ,ulaşmaya çalıştığı ışığın ateşinde ölmek mutluluğunu tattı.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

AVDA KAZANILAN DOST
Başkurt ve Kazak Türklerinin Kozı Körpeş Bayan Suluv Destanı, 120 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün864
mod_vvisit_counterDün5366
mod_vvisit_counterBu Hafta24103
mod_vvisit_counterGeçen Hafta36008
mod_vvisit_counterBu Ay169005
mod_vvisit_counterGeçen Ay196053
mod_vvisit_counterToplam18620867

Şimdi: 58 misafir var.
IP: 34.204.200.74