Apaçi Kızılderili Kabilesi :

Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım.


ÇELİŞKİ

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

Son günlerde, içimde bir boşluk vardı. Ne yaparsam yapayım, nasıl davranırsam davranayım o boşluğu dolduramıyordum. Günlük yaşamım, rutin bir şekilde devam ediyordu. Sabahları her insan gibi uyanıyor, en gerekli ihtiyaçlarımı yerine getiriyor ve yeni bir güne başlıyordum. Doğan güne, yaşayacaklarıma karşı ne bir heyecan, ne de bir merak vardı.

Uzun süren bir evliliğin ardından özgürlüğüne kavuşmuş bir kuşun heyecanını taşımam gerekirdi. Mutsuz bir evliliği bitirebilmiştim onca mücadelenin ardından. Yeni bir yaşam ilk başlarda korkutmuşsa da, bunalımlı günleri geçiştirmiştim. Beni hayata bağlayan kızım Zeynep vardı. . Zeynep, duygusal bir çocuktur. Kırılgan bir yapısı var. Tıpkı benim gibi… Mantıktan önce duygularıyla hareket eder. Ayrılığımızın ardından, o da benim gibi zor günler geçirdi. Babasını özlüyordu doğal olarak. Huzursuzluğunu farklı şekillerde hissettiriyordu.

Uzun bir süre kendimi suçlamıştım. Çoğu kadın benim durumumda olduğu halde boşanmıyordu. Büyük bir cesaret örneği göstererek “ Hayır “ Demiştim yazgıma. Çalışan bir annenin zorluklarını yaşıyorum. Tek başına bir kız çocuğunun sorumluluğunu almak kolay olmayacak, bunu biliyorum. Hem Anne, hem baba olmak, ergenlik vakti geldiğinde onun sorunlarına, psikolojisine göre hareket etmek beni şimdiden endişeye sürüklüyor. Uzun süredir kendime vakit ayıramadığımı fark ettiğimde, yıllık iznimi aldım. Zeynep, çok mutlu. Onunla eğlenmeye çalışıyorum. Ben evdeyken daha mutlu olduğunu hissediyorum.

Yaşadığım şehirde yalnızım. Ayrıldıktan sonra ailem çok ısrar etmişti. Fakat yanlarına taşınmayı kabul etmedim. Ara sıra yaşadığım sorunlarla bunalıp pişmanlık duyuyorsam da, mantığımı devreye soktuğumda doğru karar verdiğimi düşünüyorum.. Tek başına da hayatımı sürdürebilirim. Aciz biri değilim ve hiçbir zaman da olmadım. Özgürlüğüme düşkün biri olmamdan kaynaklanıyor sanırım bu davranışlarım. Zeynep çok heyecanlı yine. Hava günlük güneşlik. Kahvaltısını sabırsızlıkla yaptı ve beni bekliyor kapının önünde.

Dul bir kadının, nerede olursa olsun yaşadığı sorunlar hemen hemen aynı sanki. Çevreme yeni durumumu kabul ettirmek, inandırmak hiç de kolay olmadı. Sanki bir uzvunuz eksikmiş gibi bakıyor insanlar. Acıyarak ya da şüpheli bakışlar hakim. Aldırmıyorum. - Anneciğim. Gelmiyor musun? Hadi ama geç kaldık ? - Geldim kızım. Bekle.. Eve yakın bir park var. Malum, şehirde çocukların oyun alanları kısıtlı.Tek eğlenebildikleri, oynayabildikleri yerler parklar. Elinden zorlukla tutuyorum ve koşarcasına parka giriyoruz. Sevinçten göklere uçacak sanki. Bir an çocukluğumu hatırlıyorum. Gece yarılarına kadar oynadığımız sokağımız aklıma geliyor. Saklambaç oynadığımız metruk ev geliyor. Yoruluncaya kadar oyun oynadığımız sokaklar yok artık. Annemin bağrışları çınlıyor kulağımda…

Zeynep, elimi bırakıyor ve koşuyor salıncağa… Hemen etrafında bir sürü çocuk toplanıyor. Bir haftadır geliyoruz buraya. Her gelişte yeni bir çocuk katılıyor arkadaş hanesine… Benim ise bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar arkadaşım var bu şehirde. Çocuk olmayı özlüyorum. Saf, temiz duygular, zamanla kirleniyor, aşınıyor galiba. Kızımı seyrediyorum. Gülümsediğimi fark ediyorum. Onun mutluluğu, beni de mutlu ediyor. Kader arkadaşım oldu farkında olmadan kızım. Hayat arkadaşım aynı zamanda. On yılın sonunda, elde var sıfır artı Zeynep… Hepsine bedel. İyi ki var. Hayatıma anlam kazandırıyor minicik yüreği. Zaman ne kadar hızlı akıyor. Doğduğu günü anımsıyorum. Kucağıma almaya korkuyordum. Kokusunu içime çektiğimde mutluluktan sarhoş oluyordum. Zeynep yine koşuyor.

Bir sesle irkiliyorum. İç dünyama kapanmış olmalıyım. Beynimle konuşmayı adet haline getirdim son zamanlarda. Oysa, konuşabilsem, zırhımı çıkarıp atabilsem çok daha iyi hissedebileceğimi biliyorum ama elimde değil. Hemen yanımda dikilen biri var.Yerdeki anahtara gözüm kayıyor. İşittiğim ses anahtarın sesi olmalı. Gülümsüyor. Ben de gülümsüyorum. Neden gülümsediğimi bilmeden yapılan bir hareket. Tanımadığım bir erkeğe gülümsemek… Ne zararı olabilir gülümsemenin diyorum iç sesimle. Adam yerden anahtarı alırken beni süzüyor belli belirsiz. Baktığımı anlayınca bakışlarını parkın içindeki çocuklara kaydırıyor.

Uzun boylu, atletik yapılı ve oldukça da yakışıklı biri. Yine aynı düşünceler. Uzun süredir hiçbir erkeğe bu kadar dikkatli bakmıyordum. Bilinçaltıma gizlediğim duyguların dışa vurumu olmalı. Kafamı karıştırmamalıyım. Yine de parmaklarına bakıyorum. Sol parmağında alyans var. Olmaması da kaçınılmazdı zaten. Yakışıklı ve karizmatik bir erkeğin sahipsiz olması mümkün değil. Az ötemdeki oturağa oturdu az önce. Bakışlarımdan rahatsız olmuş olabilir. Aman Allah’ ım neler düşünüyorum böyle… Sanki az önce kendimi kınayan ben değilmişim gibi yine ona bakıyorum. Kalabalık içinde yalnız kalan bir insanın görüntüsü var sanki. Tıpkı benim gibi… Dalgın ve düşünceli parktaki çocukları izliyor. Bedeni burada, ruhu çok uzaklarda geziyor gibi.

Kızım Zeynep’ i hatırlıyorum. Yan tarafımdaki yabancı adamla o kadar ilgilendim ki kızımı unuttum. Kızım bir erkek çocuğuyla koşarak yanıma geliyor. Yeni tanışmış olmalı diğer çocuklardan biri değil… Soluk soluğa kalmış.

- Anne anneciğim bak bu yeni arkadaşım Mert…

- A öyle mi ? Çok memnun oldum Mert Diyorum.

Mert utangaç bir ifadeyle gülümsüyor fakat konuşmuyor benimle. Yanımdaki bankta oturan adamın yanına oturuyor; ona sarılıyor. Baba- oğul olmalılar. Ya da dayı- yeğen, amca -yeğen de olabilir. Çok sevimli bir çocuk. Tıpkı her kimiyse yanımdaki adam gibi…

Biraz oyalandıktan sonra koşarak uzaklaşıyorlar yanımızdan. Ortak bir noktada buluştuk en sonunda. Bu duruma seviniyorum. Bende merak uyandıran yabancıyla tanışma fırsatı yakalayacağım nihayet. Fakat ilk adımı ben atmamalıyım. En iyisi ondan gelecek adımı beklemek…

Sessizlik uzadıkça uzuyor. Sessizliği şen çocuk kahkahaları bölüyor. Ayağa kalkıyor. Tedirgin bir hali var.. Bir yerden başlamak istiyor konuşmasına…

- Merhaba - Merhaba - Çok tatlı. Kızınız değil mi ?

- Teşekkür ederim.Evet kızım. Mert de sizin oğlunuz sanırım

- Evet benim oğlum.

- Allah Bağışlasın.

Konuşmamız bir süreliğine kesiliyor. Merak içimi kemiriyor. Onun kimliği kurcalıyor beynimi. Sanırım o da benim için aynı merakı taşıyor.

- Özür dilerim. Kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Metin.

- Memnun oldum Metin Bey. Ben Cemre.

Konuşacak başka bir şey bulamıyoruz. Ses tonu ve hitap şekli çok etkiliyor beni. Şiir dinlerken nasıl mutlu oluyorsam öyle mutluyum. Birden içimdeki sıkıntıların olmadığını fark ediyorum. Konuşmasa da yanımda soluk alış verişi farklı bir tınıyla kulaklarımı okşuyor. Bin yıldır beraberliğimiz varmış gibi yakın ve tanıdık geliyor bana. Halbuki yarım saatten fazla olmadı tanışalı. Ona da tanışmak denirse tabii. Başım önümde, genç bir kızın mahcubiyeti gizlenmiş sanki bakışlarıma.

Masalsı bir dekor içinde hissediyorum kendimi. Vücuduma, kalbime sıcaklık yayılıyor. İnsanların konuşmadan da yakınlaşabildiğini okumuştum kitaplarda. Sanırım öyle bir durumdayım. Anı yaşamak istiyorum. Hüzünlü bakışı var Metin’ in. Sanki yıllardır tanıyorum fakat yine de merak ediyorum. Suskunluğu bozup saatlerce arsızca konuşmak istiyorum.Zevklerini, nefret ettiği şeyleri, yediği yemeği, gittiği mekanları… Geçmişini, hayallerini merak ediyorum. Yüzüne bakma gereği duyuyorum ve onu bana bakarken yakalıyorum. İkimiz de başımızı başka yöne çeviriyoruz. Gözlerindeki anlamlı bakış etkiliyor beni.

Dikkatimi çektiği andan beri beni kendine çeken güç, ne yakışıklılığı, ne boyu, ne atletik vücudu. Adlandıramadığım farklı bir etkileşim. Görünüşte cinsellik olarak adlandırılabilecek bir olgunun dışında yakınlaşma isteği duyuyorum. Onu tanıma isteği duyuyorum. Onu görme isteğiyle birlikte… Nasıl ifade edebilirim kendisine bilmiyorum. Gururumu kırmadan, incinmeden…

- Cemre Hanım, yakınlarda mı oturuyorsunuz diyor

- Evet iki sokak ötede oturuyorum. 

-Siz?

- Ana caddede.

Konuşurken parmaklarıma bakıyor hissettirmeden. Sormaya çekindiği soruyu tahmin edebiliyorum. O da beni merak ediyor. Seviniyorum. Yıllardan sonra kadın olduğumu anımsıyorum. Körelmiş kadınlık vasfını kaybettiğimi sandığım duygularım derin bir uykudan uyanır gibi mahmur…

- Evli misiniz Cemre Hanım

- Boşandım -

Af edersiniz. Çok özelinize girdim farkında olmadan.

- Önemli değil Metin Bey. Uzun zaman oldu. Etkilenmiyorum artık.

- Siz evli misiniz ?

- Evet evliyim.

- Kaç çocuğunuz var?

- Tek çocuğum var.

En can alıcı soruyu sormak istiyorum. Sormalıyım. _

-Mutlu musunuz? Yani karınızla ?

Susuyor bir müddet. Sanki dünyanın en zor sorusunu sormuşum gibi düşünüyor.

- Mutluluk, soyut bir kavram aslında…. Zaman zaman kendimi mutsuz hissettiğim oluyor elbette. O yüzden de bu soruya çok net cevap vermek mümkün değil. Sizin kadar… Boşandığınız için hiç pişman oldunuz mu? Diyor.

- Asla pişman değilim. Kangrenleşmiş bir yaraydı bizimki. Geçici tedavilerle ayakta tutmaya çalışıyorduk yuvamızı. Bazen, bencillik mi yaptım diye sorguluyorum kendimi. Kızım için katlanmalı mıydım diyorum. Ayrıldığımızda çok küçüktü. Sonra da bu düşüncelerime kendim cevap veriyorum. Doğrusunu yaptım. Huzursuzluk ile büyüyen kızıma daha fazla zarar verecektim.

- Yalnız mı yaşıyorsunuz ?

- Evet kızımla yaşıyorum.

Yine susuyoruz. Kızım koşarak yanıma geliyor. Ağlıyor. Uykusu gelmiş olmalı. Arkasından Mert geliyor. Ayrılma vakti. Yine gözlerinde hüzünlü bakışlar saklanmış. Tıpkı benim gibi ayrılmak istemiyor anın büyüsünden. Elini uzatıyor tokalaşmak için. Elim titriyor… Diğer elindeki beyaz nesneyi fark ediyorum heyecanımın arasında. Kalbim hızlıca çarpıyor. _

-Sizi yakından tanımak isterim Cemre Hanım

- Ben de sizi tanımak isterim. Diyorum.

Kartviziti uzatıyor,alıyorum. Çantama atıyorum. Gençliğimde ilk flörtümle yaşadığım buluşma geliyor aklıma… Çocuklara bakıyorum. Onlar bizden önce programlarını yapmışlar sanki. El sallıyorlar birbirlerine… Ben onlardan daha sevinçliyim. Yeni doğmuş bir bebek kadar taze duygularla bakıyorum hayata…Yüreğim kıpır kıpır. Kelebekler uçuşuyor rengarenk...

Nermin KAÇAR

Son Güncelleme: Perşembe, 22 Mart 2012 18:39

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

KÜÇÜK AVCI
Altay Türklerinin Mağday Kara destanı, 111 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1516
mod_vvisit_counterDün4681
mod_vvisit_counterBu Hafta1516
mod_vvisit_counterGeçen Hafta40012
mod_vvisit_counterBu Ay150303
mod_vvisit_counterGeçen Ay161449
mod_vvisit_counterToplam20673806

Şimdi: 54 misafir var.
IP: 18.215.33.158