Kızılderili Atasözü:

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer. Sular çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine, "suyun akışı" karar verir.


İKİ AYLIK ÖMRÜM KALMIŞ

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

Herkes dünyaya gözünü açtığı gibi bir gün kapayacağını bilir fakat inanmak istemez. Ve o şekilde yaşamını sürdürür.

Doktor ‘’son iki ayın kaldı’’ dediğinde yaşamaya başladım.

Ne çok yapmak istediklerim varmış hayatta, farkına varmadığım. Sanki bin yıl yaşayacakmışım gibi ertelemişim…

Yazmaya nereden başlayacağımı bile şaşırdım… Söylemek istediklerime zaman yetecek mi ki, görmek istediklerime, yapmak istediklerime… Yaşam bu kadar kısa mıydı?

İlk anda tüm sevdiklerimle helalleşmek ve durumu anlatmak geliyor aklıma… Yüreğim dur diyor, acele etme, koskoca iki ay var önünde. Her zaman olduğu gibi yüreğimin sesine kulak veriyorum ve başlıyorum iki ayı yaşamaya.

Ellerim- ayaklarım, kulaklarım- dilim, gözlerim ve yüreğim işbirliğine geçmiş sanki, birbirini tamamlamakta.

Dostlarıma, arkadaşlarıma, aileme  uzattığım ellerimi çekmek istemiyorum ellerinden, daha bir samimi tokalaşıyorum. Gözlerine en son bakar gibi, en içteninden bakıyorum şimdi.

Ayaklarım bir an evvel ihtiyacı olanlara koşuyor, sevdiklerime, hastalara, muhtaçlara, en son adımı atar gibi.

Çok uzaktan bir çocuk ağlaması duyuyorum ve üzülüyorum. ‘’Neden ağlar bu çocuk’’ sorusu beynimde yankılanıyor, suçlamadan hiç kimseyi.

İnsan sesleri, çalışan aletlerin sesleri, daha önce kızdığım tüm sesler ne kadarda değerliymiş meğer… Doğadaki tüm hayvanların sesi geliyor, daha önceleri nerelerdeydi ki? Ya sabahın seher vaktinde öten kuş sesleri  ne güzel, konuşur gibi…

Gözlerim hiç böyle güzel görmemişti dünyayı. İlkbahar geliyor ondan mıdır bilmem amma bu renklerin tonlarını daha önce görseydim tuvalime geçerdim, binlerce tablo çıkardı karşıma… Ne çok istedim resim yapmayı, yapamadım. Neden mi? Bu soru bile yersiz artık. İnsanlar gece uyur gündüz uyanıktır. Oysa benim resim yapmak için gecelerim vardı fakat güneş sabah gelip akşam gidiyordu. Güneşsiz resim yapamam ki, insanları bensiz bırakamam ki…

Ne çok bahanelerim vardı yapmak isteyip de yapamadıklarım için; kendimde değil hep başkalarında aradım suçu. Ne büyük hataymış…

Bir dilim ekmek ve beyaz peynir ne kadar lezzetliymiş… Su, hayat demekmiş. Nefes alabilmek ne kadar güzelmiş…

Daha bir özen gösteriyorum yaşadığım yere, benden sonra yaşayacaklar rahat etsin diye…

En çokta yüreğimin sancısı seccadem de atıyor. Şeytan bırakmadı deyip üzerine secde etmediğim seccadem. Geçenlerde ablamın evindeki seccadeyi görünce ağlamak gelmişti içimden. Ayak ve alın koyulan yeri,  eskimiş rengi solmuştu, oysa benim seccadem yepyeni duruyordu. İki ayda eskitebilir miyim ki seccademi?

Ne çok yapraklı kitap okumayı sevdim ömrümde, ne de uzun uzun konuşmayı yazmayı… Yaşamaya gelince, yadırgadım kısa ömrü…

Bir an için düşündüm bu hikayeyi, sanki gerçekmiş gibi…

İki aylık ömrün kalmış gibi yaşayacaksın ki

Duyabilesin, görebilesin, düşünebilesin… Kısacası, verilen ömrü yaşanması gerektiği gibi yaşayasın.

 

Nilgün KURT

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 31 Mart 2012 20:41

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ÇİZMEDEN ÇIKAN ÇOCUK
Tatar Türklerinin Edigey Destanı, 110 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün759
mod_vvisit_counterDün3715
mod_vvisit_counterBu Hafta4474
mod_vvisit_counterGeçen Hafta33598
mod_vvisit_counterBu Ay140101
mod_vvisit_counterGeçen Ay116058
mod_vvisit_counterToplam18002585

Şimdi: 92 misafir, 3 bots var.
IP: 34.204.189.171