Bailey Diyor ki :

Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir.


Sosyete Kazım

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

Mutluluk  arayanların  üzerlerinde durdukları  konuların başında  günler  gelir. Bu günlerde eşini mutlu  edebilmenin çarelerini arar  kocalar. Anneler gününde kendi annesinin  gönlünü  alamayan koca , sırf  eşi memnun olsun diye  kayın validesini  düşünür gibi  görünmek  zorunda  hisseder kendisini. Kayınpederini kaybetmiş  bir damat , ilaçlar sayesinde 70 yaş sınırının çok   daha  altında  görünen  kayınvalidesine  telefon ederek

 “Annecim Anneler Günün kutlu olsun” der.Yokluk sınırının içindeki  vatanım insanı  kendisini  ilgilendiren  günleri  işte  bu nedenlerden dolayı kaçırmaz.

            Memleketimizdeki insan manzaralarını incelediğimizde ; acısı bol bir muıtluluk tablosu çıkar karşımıza.  Açlık sınırında yaşayan  ve  gelirleri  asgari ücretin de  altında  bulunan  vatanım  insanı  mutluluğu  televizyon izlemekte  bulur.

            Satılmış 37  ekran televizyonunun karşısına kurulmuş haberleri izlerken , ‘Anneler Gününün’ kutlanıldığını işittiğinde

 “Yav garı,  bah bu gün  analar  günüymüş, oda neyse. Her zaman  bir gün çıkarıyolar besbelli” der.Hemen kanal değiştirerek , koca şiddetine maruz kalmış bir kadının  gözyaşları içersinde  ağza  alınmayacak kelimelerle kocasına  hakaret  etmesini  gördüğünde

 “aha  bizim  ganal burası” der. Açlık sınırında  yaşayan  Satılmış gibiler şiddeti, itilip kakılmışlığı, mutluluk sınırları içersinde  göredursun biz  bir de   mutluluğu  yakalamış  mutlu  azınlıktan  bahsedelim  biraz da. Onlar kocalarını mutlu  etmek için  sürpriz olsun  diye  doğum  günü  pastasından dansöz  çıkaranlardır. Üzüntüleri günün  birinde buluşlarında  tıkanıp kalmalarıdır. Ne yapsınlarda  kocalarını  mutlu  etsinler…

 

            Binlerce  çarpan kalbin, binlerce  alınan nefesin ücra ve  kuytu bir köşesinden, çılgınca  dans edenleri  seyreder Kazım. Kendi kafasından Lailada   çılgınca  dans edenlerden  nasıl bir kazanç kapısı  çıkarırım diye  düşünür.. Bunlar geç vakit  evlerine varacaklar. Kiminin  ertesi gün  daveti,  kiminin yakın bir zamanda düğünü  nişanı  vardır.

            Kafasından o an  düşündüğü ile ilgili olarak  yapacağı işin tutacağını bilen sosyete  Kazım para harcamada  sınır tanımayan hanımların imdadına yetişir.. Şayet çiftler  evleneceklerse, gazete sütunlarına ‘sosyete Kazımın’ buluşları ile  geçmeleri  lazım. Kimi  evlilerin nikahını helikopterde kıydırır, kimininkini  denizde, sandalda. Örneğin birisinden hoşlanmıyorsanız seçeceğiniz hediyede , Kazım  yardımcınızdır. Kimine  akrep aldırır  kimine  fare  maskotu, kimine  ayıpladığınız bir koku.

            Hediye  paketleri açıldığında  kiminde  mutluluk  gülücükleri  belirirken  kiminde  korku  çığlıkları.

            Mutluluk hiçbir  zaman bekleyerek kişinin  ayağına  gelmez. Mademki  mutluluk  sizin  ayağınıza  gelmiyor  o halde  sen mutluluğun  ayağına  git. Onun için nemi yapacaksın ? Kazıma  müracaat edeceksiniz, Kazıma.

            İşte  bizim komik ve espiri  anlayışı sınırsız  Kazım kardeşimizin karşısına  gelip de  bir parti, bir davet, nişan, düğün herhangi bir  etkinlik, bir akşam yemeği gibi aklınıza gelen veya  gelmeyen kutlamalarda yardımcınızdır. Öyle çılgınlıklar düşünen  kişilerde  işin parasal yönünde  pek fazla  durmazlar.

            Mesela otobüsteniz, Kazım en önden herkesi görecek bir seviyeden hayırlı yolculuklar diler. Gurupla  samimiyet duygularını pekiştirir. Ve  arkasından her yolculuklarında  söylediği  

“Erkekler uzun yaşamak istiyorlarsa kendilerinden genç bir kadınla, Mutlu  bir evlilik  istiyorlarsa  kendilerinden yaşlı  bir kadınla  evlenmelidirler” (Pery W.Buffinton) sözünü  yüksek  sesle  söyleyip  herkesten alkış almasını  bilir.

            İşte sosyete Kazım dünyanın çeşitli yerlerini dolaşmış en çok heyecan yaşanılan yerde  Türkiye.  Düşünün  bir kere  tam doğum  gününüzde  Galata  kulesindesiniz. Sinagok’ta  bir patlama  oluyor.Sizin  partinizdeki  gezinizden onlarca  kişi  koşar  adımlarla  kaçışırken peşinizdeki  sosyete habercilerinin  flaşları patlıyor. Gazetelerdesiniz. Örneğin  bir gün  deprem oluyor, dörtlük  bir sarsıntı  geçirdiniz.  Bu rahat  sizde  ve konuklarınızda  7.7 lik bir heyecan yaratır.  Kazım  gene  iş başındaysa  gene  gazetelerin  sosyete sayfalarındadır. Korkunun kimyasına  karışmış  aşkların  gölgesinde  bir gece  geçiren  misafirlerinizi  ertesi gün  bir Kapadokya  gezisine rahatça ikna  edebilirsiniz.

            Kazımın bir başka  ustalığı da  Bulunduğu ortama  göre  Türkçesini  ayarlar. Kimi  davetlerde  Türkçesini  İngilizciye  kaçan bir  lehçeyle  anlatır  kimi  davetlerde  Almanca. Biz işte o zaman  davetlerdeki  yabancı misafirler arasında  İngilizler mi  ağırlıkta  yoksa  Almanlar mı   hemen söyleriz. Bay Kazım için  Türkiye’de keşfedilmemiş bir köşe yok. Meryem Anadan, Antalya’daki  Düden Şelalesine, Trabzon’daki  yayla  şenliklerine  kadar   ilginç kutlamalarda  ilginç mekanları hemen bulur..Onun için yurdun  ve  dünyanın  muhtelif yerlerinden de  davetler  alır. Onun  dağarcığındaki  kelimeler  ve  anlatım  teknikleri çok farklıdır. Seçkin yabancı misafirleri  ağırlaması  bazı yabancı dillerde tarzancadır.  Herkes kahkahadan kırılır. Kendilerini  renkli  bir  sosyal hayatın içinde  bulanlar buradaki  arkadaşlıklarından dolayı birbirlerini yakınen tanımış olurlar..Birde bakarsınız  bu gezinin sonunda  evlenmeye  karar vermişler..

Tiyatro ,müzik, veya şiir grupları içersindeki  bir etkinliğe katılmışsanız şayet sizin güzelliğinize beste  yapacak kişiler çıkıverir karşınıza.

 

            Kazımın partisini  renkli bulanlar

“Binlerce  partiye  gittim bu kadar  insanlar için şaşırtıcı  olanı yok” derler..Herkes bir şeye  hayret eder partide  muhakkak. Belirli  bir refah seviyesinde yaşayan azınlığın  gardorabında hapis kalmış giysiler  gibi hissederler kendilerini,  Kazımın partisine katılmayanlar.

            Bir defa  Kazım herkesin  rüyasını  keşfeder. Dört kez bıçak altına yatmış ve  sonra bu benim yüzüm  değil diye  estetik  ameliyattan feryat eden bayan G.Y yi  yatıştırır  ve  kendisinin de  avantasını  alacağı  estetik doktoruna  havale ederek  hayır dualarını alır. Onun için insanların rüyalarını  gerçeğe  dönüştürmesini  sağlar. İnsanların  zihinlerindeki  rekleri,  burunlarına  gelen kokuları  anlar. Gözlerindeki ışığın  güneş mi,ay mı olduğunu  bilir. Daveti veren kişinin  süslenmesine ,  hazırlanmasına  yardımcı oluyor diye  beylerinin de Kazım  pek bir hoşlarına  gider.

 

            Kazım  bir gün gök kuşağının  altında  bir davet yapacağım  demişti. Yağmur yağdığı  zaman en güzel gök kuşağı  nerede oluşur diye  kafasından düşünüp keşfettiği  bir mekanda .Metorolijiyi  dinleyip yağmurun yağacağı  bir günü  tespit  etmiş  ve o gün  hemen ‘Mutlu çiftler yemeği’ adı  altında bir  gezi düzenlemişti.  Hem güneşli,  hem yağmurlu  bir ortam olacak. Böyle  bir ortam  ancak  baharda  olabilirdi. Üzerlerinde de  gök kuşağı  oluşacaktı  üstelik. Etrafı hırçın dağlarla  çevrilmiş küçücük  bir dağ lokantasının  taraçasındaki  o muhteşem  günü  kimse unutamamıştı..Geziye katılan bayanlardan  şık kostümler içindeki  kusursuz fiziklerinin  nimetlerini  toplayabilmek için,   bekar zamparaların zuladan kendilerine  bakmalarında  bir sakınca  görmeyenler ve hatta  buna  fırsat verenler  gezinin  en renkli  simalarıydı. Saçlarından tırnaklarına kadar süzülüşlerinin  farkında olmasını isterlerdi  bayanlar  erkeklerin. Çokları pahalı markaların  koleksiyonlarını  üzerlerinde  toplamanın  avantajlarını  bile kullanıyorlardı.

 

            İnsanları şok  etmek Kazımın işiydi. Kazıma  sorsanız

 “bir programınız  var mı?” diye o...

 “Benim  deliliklerimin programı olmaz   her zaman her yerde  her şey  olabilir” derdi.  Herkes  Kazım için.

“Kazımın  yapacağı her türlü  sürprize  hazırlıklı  olun”  derlerdi.

Havuz kenarında  masalara kurulmuş  davetliler  bir  ağustos  sıcağında 

 “ah şu  havuza  girsek te  bir  serinlesek”  demeye  fırsat kalmadan  birde bakarsınız  bir itfaiyenin hortumundan  sular  gökten yağmur gibi  inivermiş başınıza  sizin kalbinizi okumuşcasına.  Kalbinizin fırtınalarından dağılan yağmur bulutlarını  keşfeder ön sezileriyle. Hayatınızın  gerçeklerini  yüzünüze karşı  söyleyerek  herkese pes  dedirtir.

            İşte  mutlu  azınlığımızın  kendisini, hayatın acı gerçekleri  arasına  duvar çekerek  soyutlamalarının  örneklerini  görmüyor muyuz yaşamımızda. Memleketimin mutlu  azınlığından mutluluk manzaraları  sunduk. Kim bilir yaşam yelpazemizin  grafiğinde   yüzde kaçlık bir  açı ile  göstereceğiz böyle  mutluluk  tablolarını.  

Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Nisan 2012 13:33

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ALTAYLARDA BİR YİĞİT
Altay Türklerinin Alıp Manaş Destanı, 92 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3588
mod_vvisit_counterDün5239
mod_vvisit_counterBu Hafta19033
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay81007
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18179573

Şimdi: 63 misafir, 4 bots var.
IP: 35.175.180.108