Apaçi Kızılderili Kabilesi :

Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap! Eğer onu yenersem utanç duymayayım.


İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR 3.BÖLÜM

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

                  Sevdiğim kıza gelince İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Arap Dili Ve Edebiyatı bölümü okuyor.Babası Musa bey kırtasiyeci,annesi ise ev hanımı.Elif'in bir abisi ile bir ablasıyla aynı evde yaşıyordu.Abisi ve ablası evlenmiş evde tek başına kalmıştı.Babası Musa Bey kızını  sanki ilköğretim birinci sınıfa gider gibi hergün okuluna bırakıyor ve alıyor.Elinde kalan son oyuncağını kaybetmek istemiyor belliki.

                   Elif ile tanışmam bir dost meclisinde olmuştu.Dost meclisi dediğim yer;eskşden Üsküdar'da birkaç kişinin insanlara din eğitimi verdikleri yerdi.Nedense benim içinde o gün bir sıkıntı vardı.Dışarıya çıkmıştım.Ve ilk orada gördüm O'nu.Evin bahçesinde durmuş ellerinde kitaplar.Hüzünlü ve derin bir bakışın iç göstergesi.Evet Elif'e vuruldum.Vurdu beni..Gözleri bir kara bulut.İmam Hatip Lise'sini yeni bitirmişti o yıl.Ah o tanışmamızı nasıl unutabilirim.Unutursam zaten Ömer yazıklar olsun sana.Sevmiyormuş desinler.Kara toprağa gömsünler beni.Ey yüzüne bakıp saçının bir teline kurban olduğum yar...

                  Tak!Tak!Tak!Sabah ezan'ından sonra Niyazi'lerin evinin kapısını çalıyorum.Niyazi hışımla çıkıyor dışarı.Korkutuyum belki de. Ne yapayım? Niyazi bir esnemeyle:

                 " -Hayırdır,bu saatte?'' Bende:

                  "-Seviorum be abi.Seviyorum be.Var mı ötesi?'' Sonra bulunduğum yere çöküp ağlıyorum.Tutup ellerimden kaldırıyor.

Bakıyor, gözlerimin ta içine .Gözlerimde Niyazi'nin  yüzünün ışıldaması.İçeriye:

                " -Hanım,ben Ömer ile çay içmeye gidiyorum.''

                     İstanbul.Canımın içi İstanbul.Güzel İstanbul.Sabah güneşi doğuyor işte.Kız Kulesi,Sultan Ahmet,Ayasofya...Günaydın be...Günaydın.Bak;ne güzel'de doğuyor Güneş.Uyanın...

                    Meyhane'de dışarıda oturup çaylarımızı yudumluyoruz.Bir elime kağıt diğer elime kağıt tutuşturuyor,Niyazi.Hafiften bir plak koyuyor Meyhaneci:

                   "İncecikten bir kar yağar"

                    "Tozar Elif Elif diye"

                  Yüzümde tatlı bir gülümseme oluşuyor.Kağıdı önüme alıp başlıyorum,aşkımı Elif'e itiraf etmeye.Belki de hiç bitiremeyeceğim mektuba...

                  "Pek Muhterem Elif Hanımefendi"Muhterem mi?Benimki de iş ha?Ömrümde hiç mektup yazmamışım ki...Sanki askerlik arkadaşıma düğün davetiyesi gönderiyorum.Bakıyorum bir daha yazdığım kağıda.İyice buruşturup yere atıyorum.Yan gözle bana bakıyor,Niyazi.Ben'de "ne yapayım" dercesine elimi kaldırıyorum.Bir daha yazarız arkadaş.Peşimizden atlı kovalamıyor,sonuçta.Tekrar yazmaya başlıyorum.Acele etmiyorum.Kelimelerimi ve harflerimi özenle seçmeye gayret edip;Elif2in beğeneceği bir mektup olmasını hayal ediyorum.

                Mektubu bitirince meyhane'den ayrılıyoruz.Uygun adımlarla Postahane'ye yaklaşınca içeri göz gezdiriyorum.Mahşer yeri gibi kalabalık.Otobüs birden gelir ve herkes otobüse çuvallanır ya işte öyle.Maşşallah koca İstanbul ;Postahane'ye toplanmış.Daktilo sesleri durmak bilmiyor.Çat!Çat!Çat!Beynim adeta zonkluyor.Sıraya giriyorum.Niyazi kapı'nın yanındaki sandalye'ye elleri ceblerinde çökmüş,derin bir sessizlik içerisinde günün gazetesini okuyor.Şu sıra bana gelse işimi halledip çıksam şu Cehennem'den derin bir "oh"çekeceğim.Siyah saçlı ,zayıf kız elimden mektubu alıyor:

                "-Nereye gönderilecek,Efendim?"

                "-Üsküdara."

                 "-Peki."

                Çıkıyoruz,Postahane'den.Ve Niyazi yanımdan ayrılıyor.Bir kurt sarıyor,içimi.Ne yabtın be Ömer?Dertsiz başına dert açtın durduk yere.Ne güzel kendi kendine yaşıyordun aşkını?Ne bilen vardı ne de soran.Kendi işine başkasını karıştırdın.Gör bakalım,gününü.Şimdide bambaşka sorular kafamda...Ya mektup yerine ulaşmazsa?Ulaşır,ulaşır.Eyvah!Eyvah ki ne Eyvah!Mektup evin önüne ulaşırsa...Ulaşsın daha iyi.Ömer sende kafa yok ."Elif Öztürk"adına bir mektup.Postacı kıza elden vermeyecek ya mektubu?Kapısının önüne koyup hızlıca oradan uzaklaşacak.Mektubu işten geldiği zaman babası görürse ilk başta şaşırır.Açar,okur,sinirlenir.Elif'inde bir suçu yokken durduk yerde evde kavga başlar.Sonra seyreyle çümbüşü...Ömer diyorum kendime...Aklımı kurcalayan sorular.Hemen aklıma kötü kötü şeyler getiriyorum.Birazda olumlu düşün.Boşu boşuna kötü düşünürsen kötü olur dememişler.Tamam,iyi düşünelim.Mektubu Elif aldı.Mektubu alır almaz kollarına hışımla atlayacağını düşünecek kadar aptal değilsindir,herhalde.Peki ya cevap atmazsa?Haklı,elbette.Kendimi O'nun yerine koyuyorum,vallahi ben bile atmazdım.Güneş'in yakıcı sıcaklığını İstanbul'dan sonra "ben"çekiyorum,iyi mi?

                                                                3.BÖLÜMÜN SONU

                                                                  -DEVAM EDECEK-       

                                                                   YAZAN:ONUR ÇETİN

 

Son Güncelleme: Perşembe, 21 Haziran 2012 21:23

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ÇANAKKALE İÇİNDE
Türkiye Türklerinin Çanakkale Destanı, 128 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün537
mod_vvisit_counterDün2359
mod_vvisit_counterBu Hafta2896
mod_vvisit_counterGeçen Hafta29687
mod_vvisit_counterBu Ay94557
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18193123

Şimdi: 53 misafir, 9 bots var.
IP: 3.93.75.242