Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


Bayramı Kutlamak - Bayramı Yaşamak

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

“Bayramınız kutlu olsun!”

Maalesef bu sözleri söylerken -özellikle bu bayram- sanki karşı taraftan bir itiraz gelecek diye korkar olduk. Tıpkı “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünün sanki suçmuş gibi “Ne mutlu Türkiyeliyim!” Demek modasına uyulmaya çalışıldığı garabetlik gibi. Kendilerince bir sürü gerekçeler ve görüşler öne sürerek“Neyi, neden kutluyorsunuz? Bayramı kutlamak neyimize?” vb. söylemlerle haklılıklarının kabulünü bekleyen kişiler artar oldu. Onlara kızmıyorum, haksızsınız da demiyorum, ama bir şeyin ayırdına varmalarını istemek de benim hakkımdır diye düşünüyorum. Bu amaçla bu haftaki yazımı bu konuya ayırma gereği duydum. Umarım yadırganmaz.

Elbette herkesin görüşüne saygı duyarız. Duymak zorundayız, ama anlamsız, içeriksiz ve dayanağı olmayan, sırf laf olsun hesabı söylemler karşısında da susmamız beklenmesin. Susarsak haklılıklarını onaylamış oluruz. Bu nedenle hiç kusura bakmasınlar, bu tür söylemlere karnımız tok, verecek cevabımız da çoktur. Herhangi bir konuda eleştiri yapılıyorsa, ya da birileri doğrudan suçlamaya varırcasına kınanıyorsa, öncelikle işin aslını, özünü öğrenmek, bilmek ve o doğrultuda tavır takınmak, yorum yapmak gerekir. Aksi halde gülünç ve cahil konumuna düşebiliriz. Nitekim “Bayramınız kutlu olsun!” diyenlere de maalesef işin özü düşünülmeden fevrî ve duygusal yaklaşımlarla çıkışlar, anlamsız eleştiriler yapılmaktadır. Oysa bu söylemin altında yatan gerçeği, özü, maneviyatı görmek ve o bilinçle değerlendirmek gerekir. Neden bayram kutlanır? Neden “Bayramınız kutlu olsun!” denir? Çok kısa ve öz olarak açıklamak gerekirse bunun nedeni; ramazan ayına özgü ibadetleri gereğince yerine getirebilen, ya da yapamasa bile onu kendi iç dünyasında yaşayabilen, saygıyla değerlendiren kişilerin şükranlarını, sevinçlerini dile getirmeleri, bu mübarek günlerin maneviyatını paylaşma duygularıdır. Yoksa bayram kutlamak demek illa ki zevk-ü sefa içerisinde asla gününü gün etmek demek değildir. Dolayısıyla bayramların idraki ile bayramlaşmak ve bayram kutlamak başka, bayramları bayram tadında yaşayabilmek ise bambaşka şeylerdir. Biz ki -özellikle gurbetçiler olarak- yıllardır bu yaşamı özleyip de yaşayamayanlardanız, ama en azından bu mübarek günün anlam ve özelliğini idrak edebiliyor ve gönül dolusu “Bayramınız kutlu olsun!” diyebiliyoruz. Kimin sorunu yoktur ki? Taşa sorsanız, dile gelse dertleri ve sorunlarıyla dayanamaz çatlarsınız. Varlığımızın mayasında çile ve sabır yan yana değil midir? Şükretmek varken, sabırla, hayır-hasenatla paylaşmak varken bencillik, her şeyde bir çıbanbaşı olmak, maraza çıkarmak niye?

Bırakın efendim, bırakın herkes birbirinin bayramını kutlasın, bunun nesi kötü? Kime ne zararı var? Aksine bu bir sosyal paylaşım, kaynaşma vesilesidir. Kaldı ki son günlerde yurdumuzda, toplumumuzda yaşananlardan sonra hangimiz, onca “Bayramınız kutlu olsun!” söyleminden sonra içimizdeki burukluğu, yaşanan acıları silip atabiliyoruz. Bu mümkün mü? Hani nerde o bayramları bayram tadında yaşayabildiğimiz günler? Hani nerde büyüklerimizin ellerini öpmek için sıraya girdiğimiz, sabırsızlıkla onların camiden gelmesini beklediğimiz günler? Hani nerde alınan bayramlıkları giyebilmek için bayram sabahını uykusuz bir gece geçirerek beklediğimiz günler? Ya da o heyecanla sabaha karşı daldığınız tatlı uyku anında başınıza dikilen annemizin “Hadi kızım/hadi oğlum, baban nerdeyse camiden gelir, kalk hazırlan!” diyerek saçınızı okşadığı günler nerde, hani? Daha sayayım mı? Bitmez… Eminim ki şimdi sizler de kendinizce bu tür anılarla avunuyorsunuzdur. O tatlı, doyumsuz bayram günlerini anıp, sevdiklerinizi yüreğinizde yaşatarak biraz da burukluk içerisinde maziye dalıp gitmişsinizdir. Anmak, anılarla yaşamak bile bir başka güzellik, bir başka mutluluk değil midir? Buna benzer mutlulukları yaşamak ve ileride anabilmek için lütfen vakit geç olmadan dört gözle yollarınızı bekleyen büyüklerinizi ziyaret ederek bayramlarını kutlayınız. Öpünüz, öpülesi ellerini. Her ne kadar “Bayramı bayram tadında yaşayamam.” diyorsanız da en azından bayramlaşın. Bırakın bayram demek tatil demek anlayışını. Bırakın bayramı izin günü olarak kabul etmeyi. Bırakın Allah aşkına telefonlarla toplu mesajlar çekip ardından da “Ben mesaj çekip bayramlarını kutladım.” diyerek aklınız sıra vicdanî huzur arama saçmalığını. Bayram büyükleri anmak, küçükleri sevmek, sevindirmek, güzellikleri, maneviyatı paylaşmaksa dolu dolu yaşayın ve paylaşın. Aksi halde bilin ki bir gün çok büyük pişmanlıklarla yüz yüze kalabilirsiniz. Neden mi? Çünkü eli öpülecek kimseniz kalmayacaktır. İşte o zaman yüreğinizde el öpme özleminin burukluğunu hissedeceksiniz. Bu er veya geç yaşanacaktır. Bu işin dahası, madalyonun bir de görünmeyen acı tarafını da unutmamanız gerekir. Hani derler ya: "Balta döner, sap döner, gün gelir hesap döner." Bu misal, devran dönecek siz elinizi öpecek birilerini hasretle bekleyeceksiniz. Bekledikleriniz de ektiklerinizin sonucu olarak sizden gördüklerini yapacak, bayramı tatil gibi değerlendirip bayramlaşmak yerine bir yerlere kaçmayı tercih edecektir. Bu döngü acı ama kaçınılmaz bir son olacaktır. İşte bu da geleneklerin, göreneklerin, başka deyimlerle örf ve adetlerin dumura uğraması, yok olması anlamına gelecektir ki vay halimize. Bu yaşam tarzı, bu paylaşımlar toplumun kaynaşmasında en etken sosyal olgulardır. Toplumun en küçük yapı taşı aile olduğuna göre gerisini siz düşünün. Aile dağılırsa…

Efendim, konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum. Malumunuz bu konu uzadıkça uzar ve sözün arkası gelmez. Kıssadan hisse diyerek nokta koymanın zamanı geldi. Her ne kadar bayramı yaşayamasak da en azından idrak edebilenlerden olmanın tesellisiyle tüm dostların bayramını kutlar, gelecek bayramların daha güzel ve anlamlı yaşanılması, sağlık, mutluluk ve başarılarla bezenmesi dileklerimi sunuyorum. Sürç-i lisan ettimse affola.

Lütfen sevmek ve sevilmek konusunda geç kalmayınız. Sevginizi saklamayınız. Sevildiğinizin de kıymetini biliniz.

Nice sağlıklı bayramlara.

Kabulü ricasıyla benden siz değerli dostlarıma küçük bir bayram hediyesi:

HİSSETTİR
Bayramı seyranı beklemek niye
Sevgiyi gizlemek yakışmaz sana
Bu mübarek günde en
güzelhediye
Seviyorum deme hissettir bana

Tahsin MELAN

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Ağustos 2012 11:17

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Manas'ın Oğlu
Kırgız Türklerinin Manas Destanı'nın ikinci bölümü, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün270
mod_vvisit_counterDün2117
mod_vvisit_counterBu Hafta25160
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay87134
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18185700

Şimdi: 58 misafir, 5 bots var.
IP: 35.175.191.72