Cenap Şehabettin Diyor ki :

Gençlik çabuk geçer derler, malesef ihtiyarlık da öyle!


Olimpiyatlarda Neden Başarılı Olamadık?

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 
Türkiye Olimpiyatlara Geniş Bir Katılımla Katıldı Ancak Aradığını Bulamadı
Türkiye tarihinde ilk defa yüz küsur sporcu ile katılmış Devletimiz en üst düzeyde sporcuları yalnız bırakmamış. Olimpiyatlarda madalya alan 79 ülke içinde Türkiye 2 altın iki gümüş bir bronz madalya ile 32 sırada yer aldı. Ancak yine de psikolojik desteğin yetersiz kaldığı görülmüş ve sorunun temelden sorgulanması ve araştırılması kaçınılmaz görülüyor. Madalya alan sporcular genelde bayanlar ve bugüne kadar bildiğimiz geleneksel güreş ve boks gibi birazda kaba güce dayanan alanlar değil de strateji ve planlı çalışmayı gerektiren atletizmde alınması ülkemizde eğitimin öneminin yaşamın bütün alanları ile doğrudan ilintili olduğunu düşündüğümden konu üzerinden yeniden düşüncemiz gerektiğini hissediyorum. Başta bayan sporcularımız olmak üzere bütün yarışmacıları kutluyorum.
Madalyalar Ekonomik ve Eğitim Yönü Güçlü Devletleri
Spor en az yaptığım ancak spor kültürü ve onun toplum üzerindeki etkisi ilgimi çeken konulardan biri. Olimpiyatların tarihi ve bugüne kadar geçirdiği evrimi çok yazıldı. Üzerinde yaşadığımız Dünyanın birkaç bin yıllık tarihinde insanlığın birikimli kültüründe ulusları, devletleri bir araya getiren ve eşit koşullarda yarışmacılara eşit fırsat tanına ortamda genelde kişisel yetenekler kadar ulusların yarıştığı açık bir gerçektir. Dünyanın en eski gençlik aktivitesi olan olimpiyatlar aralıklarla ulusların en başarılı genç sporcularını bir olimpiyat köyünde eşit koşullarda yarıştırması ile bir şekilde ulusları da yarıştırıyor. “Delikli demir” çıkmadan önce güç insan bedeni üzerinden tanımlanıyordu. Tabii teknolojinin gelişimi ile sporcular güçleri kadar eğitim, bilgi, strateji, beslenme, karşı rakibin her davranışını bilme gibi birçok faktör işin yönünü değiştirdi ve “mertlik” bir şekilde ikinci plana düştü. Olimpiyatlarda 960 madalyanın olduğu ve çoğunluğunun ekonomik olarak gelişmiş ve eğitim düzeyi de ileri ülkeler tarafından alınmaktadır. Türkiye ile aynı nüfus büyüklüğündeki ülkelerin aldığı madalya sayısına bakıldığın da olimpiyata iyi hazırlanmadığımız anlaşılıyor. 
Olimpiyatların yakın geçmişine bakıldığında sporculara çok ülkelerin arka planda yarıştıkları görülecektir. Doğal olarak olimpiyatlar ulusların genç güçlü yetenekli kişilerini yarıştırmaktadır. Ancak yine de bir şekilde ulusların güç gösterisine dönüşmüştür. Aksi takdirde yarışma olmaz, arka plan motivasyonu görülüyor. Bu motivasyonu önemsiyorum, yeter ki ırkçılığa varacak boyuta kadar tırmandırılmasın.
Olimpiyatlar Yalnızca Ülkelerin Sağlıklı ve Güçlü Gençlerinin Yarışı mı?
Mustafa Kemal’e atfen belirtilen “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözü aslında birazda sağlıklı ve eğitimli bireylere sahip bir toplum inşası için belirtilmiş ve orada da var olma güçlü olma duygusu işlenmektedir.
Yakın geçmişe kadar SSCB (Şimdiki Rusya Federasyonu) ile ABD arasından geçen yarışın bugün Çin dahi yine güçlü ekonomik yapı kadar bilimsel araştırma kapasitesine sahip ülkelerin geri planda etkisini görmek gerekir.  Çin her alanda olduğu gibi 2012 Londra Olimpiyatlarında önemli ölçüde madalya almıştır. Bu ülkelerin genelde ekonomik düzeyi ileri olduğu kadar eğitim ve bilimde ileriler ve sporcu ve sanatçı yetiştirme kapasitesi de yüksektir. Bu ülkelerde işler lafla değil disiplinli emek ve çalışma ile sağlanmaktadır. Aksi takdirde başarılı olmaları mümkün olmayacaktır.
Olimpiyat Bir Kültür
Olimpiyatlar dünya barışı için önemli bir kültür. Değişik uluslardan insanlar olimpiyat köylerinde bir araya geliyor, aynı sahada yarışmakla kalmıyor, birbirlerini de tanıyorlar. Adayların dil bilgisi kültürü iletişimi sağlamda önemli bir kazanım olacaktır. Katılımcılar ülkelerin konuya verdiği önem, birbirlerinin kapasitesini ve adayların hazırlanma stratejilerini öğrenmeleri bakımından önemli katkıda sağlayacaktır. Aynı koşularda kalan adayların bir birine katacağı etki dünya barışı içinde önemsenmelidir. Aynı derecede doğal olarak her ülke madalya alarak göklere bayrağını çektirmek milli marşını okutarak milliyetçi duyguları da gelişiyor ancak yine de olimpiyat disiplini ve yaratılan ortam yarışmacıları aynı zamanda birer dünya vatandaşı olarak eşit koşullarda yarıştıklarını gösteriyor.
Neden Başarılı Değiliz? Neyi Planlayamıyoruz?
Olimpiyatlar biteli iki hafta oldu başarılı beş sporcu devlet yetkilileri tarafından kabul edildi ve ödüllendirildi. Yetkililerin ve basının son haberi o oldu biti maşallah. Geleceğe ilişkin hiçbir açıklama ve ön görü yok. Tabi bir sonraki Rio Olimpiyatı öncesine kadar defter kapandı. Şimdiden söyleyelim gelecek olimpiyatlarda ülkemizin alacağı madalya sayısı bundan daha fazla olmayacak eğer ek önlem alınmasa. Bu doğal olarak bu da bir irade işi ve bizde var mı? Diye sorulabilir. Şu ana kadar bu irade görülmedi. Bunun nedeni her yönü ile ülkemizin işleyiş mekanizması ve yaşam biçimimiz ile paralellik göstermektedir. Mevcut hali ile ülkemizin olimpiyat yapma irademiz var mı yok mu sorgulama yapabiliriz ancak mevcut spor eğitimimiz, ekonomik yapımız bu konuda hazırlıklı olmadığımızı gösteriyor. Öncelikle olimpiyatlara hazırlanacaksak güçlü bir irade ve kararlılıkla eğitim sistemimizi güçlendirmek ve spor okullarını ve insanımızı uzun erimli hazırlamamız gerekir. Mevcut eğitim ve sınav sistemi ile bu süreci aşmak zor görülüyor. Çünkü sınava endeksli eğitim ülkemiz gençliğinin her alanda hayata hazırlanmasını ve yetişmesinin önünü kesmiş ve ülkemizi her alanda verimsizleştirmiştir. Ülkemiz eğitim sisteminde şimdilik sınav endeksli yapı elişi, spor ve sanat dersleri ya ilgisiz ya da önem verilmediği için öğrenci bulamıyor. Çünkü sanat ve spor dersleri sınava katkı sağlamadığı için öğrenciler ilgisiz kalmaktadır. Doğal olarak edebiyat ve diğer sosyal alanlarda ilgisiz. Yalnızca sporda değil sanat, eğitim, bilimle ve sosyal alanda da yetersiz olduğumuzu ve ülkemizi ciddi bir irade göstererek ülkemizi geleceğe hazırlamamızı gerekir.
Eğitim ve Bilimsel Gelişmişlik ile Spor Başarısı Paralel Gidiyor
Genelde eğitimi ileri ülkelerde temelde işi çok sıkı tutmakta ve erken yaşlarda ülkenin stratejilerine uygun olarak olimpiyatlara insan yetiştiriyorlar. Son Avrupa Futbol maçlarında Almanya, İtalya ve İspanya milli takımlarının arka planda geniş bilim ve araştırma ekiplerince yönlendirildiğini okumuştum. Alman Milli takımı bir Alman Üniversitesi spor profesörü başkanlığında 600 kişilik bir ekip karşı takımın maçlarını izliyor ve oyun yapısı ve reflekslerini ve hangi durmada nasıl davrandığını bilgisayar modelleri ile çözmeye çalıştıkları belirtilmişti. Olimpiyatlar için ülkelerin benzer faaliyetler yürüttükleri ve sporcuların kondisyondan beslenmeye kadar kişileri eğittikleri biliniyor. Ancak yine de kişisel başarı kadar gurup başarısı ve kitlesel başarı da önemlidir. Kişisel başarı bir yere kadar ancak arkasında sürdürülebilir başarı varsa anlamlı olacaktır. Başarı bir süreç ve dinamizmi gerektirir. Bu süreç tamamen bir toplumun gençliğini nasıl yetiştirdiğine bağlıdır.
Peki, Ne Yapılabilir?
Bu bağlamda gelecek olimpiyatlarda başarılı olacaksak önce eğitim sistemimiz çağcıl yapalım. Gençliğimizi her yönü ile yaratıcı ve zinde anlayışlar ile yetişecek şekilde her yönü ile donanımlı yetiştirelim.
Yaratıcı düşünceye sahip olmayan analitik düşünemeyen ve devingen olmayan ne birey ne de toplumların başarılı olma şansı yoktur. İşin doğası sürekli yenilenmeyi ve yaratıcı olmayı gerektiriyor. Çağda yaratıcı olana şans tanıyacaktır.
Bu anlamda başta Gençlik ve Spor Bakanlığa ciddi bir hazırlık yapmalı ve bu anlayışa uygun plan proje üretmeli ve gençlerimizi ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim ve spor kültürü ile yetişmesini sağlamalıdır. Bu tabi liyakat ve ön görü sahibi insanlar ile olacak bir uzun erimli iştir.
İlgili Bakanlıkların bu konu ile ilgili bir birim kurması araştırma kuruluşları ile ortak çalışılmalı, spor kültürü topluma aşılanmalı. Önce sağlıklı, çevresini ve dünyayı algılayan, yaşamı analiz eden, bedenini tanıyan, beynine değer veren bir toplum yetiştirmek hedeflenmeli. Sağlıklı toplum içinde spor yeteneği olanların ayrıca seçilerek ve eğitilerek ülkemizi temsilen uluslararası yarışmalara katmaları hedeflenmelidir. Bunu başarmanın yolu üniversiteye giriş eksenli sınav sistemine bir çözüm bulunmalı. Sınava değil eğitim kalitesine önem verilmeli. Geleceğin sağlıklı nesilleri beyinleri kadar vücutlarının da sağlam olması benimsenmelidir. Olayı bir bütün olarak görmeden ve bunun felsefesini yapmadan başarılı olmayayız.
Bunun için konuyu ciddiye almak ve amaca yönelik liyakatli kişiler ile işe başlamak gerekir. Başlamak önemli. Tabii Türk gibi başlayıp İngiliz gibi bitirmek gerekir.
Yeni bir başlangıç şart.
24 Ağustos 2012 Adana
 

Yorumlar  

 
#1 Kederli 24-04-2013 06:31
Fevkalade anlamlı ve bilimsel bir makale. Aynen katılıyorum. Selam ve saygılar
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

AVDA KAZANILAN DOST
Başkurt ve Kazak Türklerinin Kozı Körpeş Bayan Suluv Destanı, 120 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün6561
mod_vvisit_counterDün33907
mod_vvisit_counterBu Hafta53156
mod_vvisit_counterGeçen Hafta37795
mod_vvisit_counterBu Ay90951
mod_vvisit_counterGeçen Ay157243
mod_vvisit_counterToplam18346760

Şimdi: 54 misafir, 7 bots var.
IP: 34.225.194.144