Beethoven Diyor ki :

Hayatı sevmiyor musunuz..? Öyleyse zamanı israf etmeyiniz, çünkü hayat ondan yapılmıştır.


Üniversitelerin Açılışında İlk Ders Ne Olmalıdır?

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

Prof. Dr. İbrahim Ortaş,

Çukurova Üniversitesi, Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Eğitimin günümüzdeki temel amacı genç insanı topluma işine yararlı kılacak şekilde yetiştirmektir.

İlk Ders Heyecanı Öğrencilere Yaşatılmalıdır

Önümüzdeki hafta çoğu üniversitemizde yeni eğitim ve öğretim dönemi başlıyor. Hayırlı olsun. Ciddi bilimsel, idari ve ekonomik sorunun yaşandığı üniversitelerde, akademik heyecanın zayıflaması yanında üniversitelerin açılışındaki ilk gün heyecanın yeni gelen öğrencilere yaşatmak geleneği de yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Her yıl giderek artan üniversitelerin sorunları artık taşınamaz duruma gelmiştir. Her taraftan kuşatılmışlık ve ilgisizlik öğrencilere kadar yansımış durumadır. Yetersiz alt yapı, kısıtlı bütçe, öğretim üyelerinin maaş yetersizliği, ikili ve paralı eğitim, paralı yüksek lisans, yenilenemeyen araştırma görevlisi kadroları, vizyonsuzluk, misyonsuzluk ve politikasızlıklar artık üniversitelerde şevki ve heyecanı önemli ölçüde kırmış durumdadır. Bilindiği gibi heyecanın ve aşkın bittiği yerde nitelikli, her yönü ile coşkulu insanların yetişmesini (yeni tohumların çimlenmesini ve bitkilerin yeşermesini) beklememek gerekir.    

Biz akademisyenler her türlü sorunu yaşıyoruz. Ancak vicdanımız ülkemizin geleceği olan gençlerin üniversitelere heyecansız başlamasına razı olmuyor. En azından yöneticilerin ilk gün yeni gelen öğrencilere üniversite gibi bilim-sanat ve felsefenin yapıldığı ortamda hayata ve geleceğe coşku ile sarılmaları ve kendilerini üniversite ortamının sunduğu olanaklardan yararlanmasını önermesini önemsiyorum.

İlk günlerde yeni gelen öğrencilere üniversite geleneklerini yaşatmak, gençlere yeni bir başlangıç yaratmak gerekir. Giderek kaybolmaya başlayan üniversite geleneklerini sürekli canlı tutmak, gençlerin geleceğe güven ile bakmalarını sağlamak, ülkelerini ileriye taşımak için kendilerini de çorbada tuzu olan insanlar olarak görmeleri için motive etmek gerekir.

Üniversitelerin açılacağı bu ilk günlerde öyle bir ilgi uyandırmak gerekir ki, kişi kendisini zenginleştirecek yeni bir ortamda bulunsun. Aynı zamanda kişi kendisini önemsemeli. Eğitildiği ortamın kendisine kazandıracağı, niteliklerle toplumun geleceğine yön verecek sınırlı sayıda kişiden biri olduğu öz güvenine kavuşmalıdır.

Her şeye rağmen ilk derslerde öğrencilere sahip çıkmak, onları şevkle kucaklamak gerekiyor. Hatta öğretim üyeleri olarak üniversitelilik bilincimiz içinde öğrenme becerilerimizi, öğrendiğimiz hayat derslerimizi ve yaşamdan beklentilerimizi objektif ölçüler içinde ilk derslerimizde öğrencilerimiz ile paylaşalım. Öğrencileri düşündürmeye yönlendirelim. Özellikle de okuma alışkanlığının kazandırılması için biraz hayatı anlamaları için bizde teknik geliştirerek öğrencilerimizi üniversite ortamının içine çekebiliriz.

 

Eğitim cazip hale getirilmelidir.

Ders eğitimi kadar genel kültür, popüler bilim ve yaşama dair bilgilerin de verilmesi gerekir. Maalesef bugün üniversitelerimizde teknik bilgi veriliyor ancak kişinin hayata hazırlanması için mutlaka bilimsel düşünme alışkanlığı, okuma alışkanlığı ile kültürel alt yapılarını geliştirmeleri gerekir. Sık sık eleştiri konusu olan ders dışı yaşanan birçok konuda mezunların yetersiz bilgiye sahip olması geleceği hedefleyen bir toplum için ciddi olarak dikkate alınmak zorundadır. Dışarıda olup bitenin bilinmesi durumdan vazife çıkarılması ve karşılaştığı sorunlara çözüm üretebilsin. Eğitim bu süreci dikkate alarak kişiye düşünmeyi, hayata hazırlanmayı kazandıracak ortamlar sağlamalıdır, üniversitelerin başta sanatsal faaliyetler ve kültürel faaliyetlere ağılık vermelidir. Bir şekilde öğrenciler mutlaka hayatı her alanda sorgulamayı benimsemelidir.  

 “Nehir yatağında, ağaç toprağında, demir kalıbında şekillenir” özdeyişine uygun olarak insanda yetiştiği ortamda şekillenir. Mırıldanan değil, sebep sonuç ilişkisi kurabilen, sorun çözmesini bilen insan yetiştirerek yarınlara gelişmiş insan potansiyeli yetiştirmemiz gerekir.

 

Üniversiteler İtiraz Etmeyi de öğretmelidir

Üniversiteler açılırken öğrencilere yalnız ders çalışın, oynayın zıplayın başka da bir şeye karışmayın demek yerine, tam tersinden geleceği görerek ülkenizin sorunlarını da bu sıralarda öğrenin, geleceğe sahip çıkın demeyi de üniversite ortamı öğretmelidir.

Yaşamı Sokrat’ın ifadesi ile sorgulamayı ve eleştirel bakmayı bilmeli. Üniversitelinin kritik düşünme, eleştirel yaklaşımı üniversitede teknikleri ile öğrenmeli.

Yerine göre HAYIR diyebilmeli.

Başkasının şemsiyesinin altında dolaşmayı, bir yerlere gelmek için birilerine yağ çekerek kendisine makam, mevki edinmeyi öğrenmenin bedelinin ileride ağır olacağını öğrenmelidir. Kendisi olmamış kişiliğin her zaman yarar getirmediğini, çoğu zaman yalnız kaldığını ve sorunların altında ezildiği anlatılmalıdır.

Bunu için üniversite yöneticilerinin ve biz hocaların ilk mesajları önemli.

 

Üniversite Yarını Öngörerek Öğrencisine Bugünden Sahip Çıkmalıdır

Bugün ülkemizde en çok eleştirilen ve hedefteki kurumların başında üniversiteler gelmektedir. Üniversiteler hakkında yapılacak eleştiriler hepimizi rahatsız etmekte ve edecektir. Bugünden yarını görüp, kendimize yakışır bir anlayış ile daha ileri bir üniversiteyi yaratabiliriz.

Eğer bunu yapamasak, üniversiteyi okulun ötesine taşıyamasak ileride üniversiteye olan güven sarsılır, bazı birimler için ne araştırma yapacak ortam bulabiliriz, ne de okutacak öğrenci bulamayabiliriz.

Üniversiteler kendi yasal sorumlulukları içinde en ulvi görevi olan öğrencilerini tarihe ve geleceğe karşı her yönü ile felsefi boyutta eğitmek zorundadır. Bir tür hayat okulu olan üniversite eğitimi öğrencinin üniversiteye ilk ayak bastığı günden başlamalıdır. Üniversite yıllarında kendi yol haritasını kendisinin çizmesi gerektiği ve geleceğin sorumluluğunu alabilmeyi öğrenmelidir.

Muasır medeniyetler seviyesinde bir Türkiye yaratmanın tek çıkış kapısı nitelikli bir üniversite eğitimi vermekten geçmektedir. Bunu yapacak güçte ve iradede olduğumuzu düşünüyorum. Ancak giderek üniversiteler üniversite bilincinden ve olgusunda uzaklaştığını da unutmayalım. Saygın bir hocamızın ifadesi ile “üniversitecilik” oynadığımızın farkına vararak bir an önce evrensel ölçekte üniversite kavramını ülkemize yeniden kazandıralım.

 

Üniversitede İlk Ders Ne Olmalıdır? Bu Derslerde Öğrenciler Neyi Öğrenmeli?

 

Üniversitede ilk ders üniversite tarihi öğretilmelidir.

Üniversite neden özerk olmalı?

Özgür birey olmanın üniversite hayatı için önemi nedir?

Bilim hangi ortamlarda daha iyi gelişir?

Bilim tarihinde bilim özgürlüğü konusunda verilen çabalar nelerdir?

Ülkemiz ve üniversitemizin bilimsel düzeyi nedir?

Bilimin bugünkü sorunları nelerdir?

Yarınlar için bilim ne öngörüyor?

İnsanlığın sorunlarının üstesinden gelmek için üniversitelerin ve bilimin yapması gerekenler nelerdir? Bizlerin bundaki sorumluluğu nedir?

Üniversite hayatında sorgulamanın öneminin anlatılması yeni öğrencilerin üniversiteyi benimseme ve yaşama sevincini aşılamak anlamında çok yararlı olacaktır.

 

Üniversiteler Kendi Sorunlarını Açık Yüreklilikle Gündeme Getirmeli ve Öğrencilerine de Sahip Çıkmayı Öğretmelidir.   

Yöneticilerin çoğunluğu üniversitelerin omuzundaki yükün farkında diye düşünüyorum. Ancak farkındalığın ötesinde üniversitelerin üzerindeki o görünmez otoritelerin baskısı nedense üniversiteleri konuşturmamakta ve sorunlara doğrudan değinmeyi frenlemektedir.  Gördüğüm kadarı ile özerk olmayan üniversiteler sorunlara daha çok ekonomik ve idari yönden ele almaktadırlar. Üniversitelerin bilimsel sorunları ve ülkenin sorunları nedense cesaretle işlenmemektedir.  Bugün artık yoksulluk sınırındaki maaşlarımızın durumunu bile yüksek sesle dile getiremiyoruz. Üniversiteler doğaları gereği hiçbir iktidar ve otoritenin etkisinde kalmadan mevcut durumu analiz etmeleri yanında yarına da ufuklar çizmeli topluma yol göstermeli ve umutlar yaratmalıdırlar.

Yaklaşık 3 milyon insanın üniversitelilik bilinci ile aydınlanması ve ülkesinin sorunlarına omuz verecek düzeyde eğitilmesi en büyük arzumuzdur. Bu bağlamda üniversitelerin açılışında öğrencilere verecekleri ilk mesajlar kalıcı nitelikte olması nedeniyle önemsenmektedir.   

21 Eylül 2012, Adana

 

 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

Manas'ın Oğlu
Kırgız Türklerinin Manas Destanı'nın ikinci bölümü, 110 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün120
mod_vvisit_counterDün5709
mod_vvisit_counterBu Hafta24905
mod_vvisit_counterGeçen Hafta36736
mod_vvisit_counterBu Ay123293
mod_vvisit_counterGeçen Ay116058
mod_vvisit_counterToplam17985777

Şimdi: 75 misafir, 18 bots var.
IP: 3.228.21.186