Albert Einstein Diyor ki:
 
Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır.

 

 


Yazarlar Nasıl Yazarlardı?

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

                                 alt

                                   Yazarlar Nasıl Yazarlardı?

 

"-Çok uğraşırım. Epeyi çalışırım. Mevzuu uzun boylu kafamda işlerim..nihayet kağıt üzerine naklederken de hayli yorulurum.."

Mehmet Akif  ERSOY

***

Yazmadan önce konuyu zihnimde canlandırırım, hatta kendi kendime konuşurum. Konunun olgunlaştığına karar verirsem, bir çırpıda yazıp bir köşede birkaç gün dinlenmeye bırakırım. En sonunda, dinlenmiş yazıyı bana değil de bir başkasına aitmiş gibi okurum ve düzeltmelerini yaparım.

      Ömer Faruk HÜSMÜLLÜ

          ***

Gönlüme, gözüme, ülkeme, ilkeme, dokunan her şeyi yazarım ben.

       Firdevs BÜYÜKATEŞ

        ***

Foton siklon teknikle yazıyorum... Beta novalıyım ben. Kozmik dalgalar. Güneş patlamaları benim kaynağım... Yani ben  kainatın enerjisini çekip kendi potamda eritip kaleme döküyorum...

Hicabi TÜRKOĞLU

***

Önce notlar alırım. Çevredeki görüntüler, okuduğum kitaplar, seyrettiğim filmlerden aldığım ilhamları notlarımı birleştirir, yazıya dökerim. Yazımı yayınlamadan önce bir daha okur, düzeltirim, ekleme ve çıkartmalar yaparım.

Erhan TIĞLI

***

Tümceler üzerinde saatlerce düşünerek vaktini harcayan, hiç de üretken olmayan biriyim. Konuyu kurgulamak bir haftamı alır, onu yaşamaya, usuma, içime sindirmeye de yine o kadar vakit harcarım. Yazarken acele etmem. Uygun deyim ve sözcükleri bulmak için didinir, çırpınırım. Önce karalama biçimiyle çıkar öykü karşıma. Sonra her tümce üzerinde derinleşerek öyküyü okurum. Yersiz sözcükleri uygun olanlarla değiştirir, fazla tümceleri atar, öykünün geliştirilmesi gerekli yerlerine tamamlayıcı öğeler ilave ederim. En az bir hafta daha okuyarak üzerinde düzeltmeler yaparım. Öykünün öykü olması neredeyse bir ay sürer. Yazının zor bir sanat dalı olduğunu yazmıştım bir yazışmamızda ve düşmanımın bile bu yazma işiyle uğraşmasını istemem. Anlatabildim mi Mercan öğretmen?

Ahmet TÜRKAY

***

İlhamına göre olur bu. Alırsın kalemi dökersin sayfaya. Bazı ilhamlar kısa solukludur, bazıları uzun soluklu. Buna göre de yaratıcı kişi, yazar ise öyküye sarılır, şair ise şiire. İlhama gelince, bu bir manzara, bir anı, bir bakış, bir deyim, bir yazı olabilir, değişik yollarla gelebilir. Bu da yaratıcıya göre değişir.

Emel BALIKCİ-ŞAKİR

***

Yazdığımız her türlü edebi yazı gelecek kuşaklara bir mesajdır öncelikle. Tarihi büyüklerimiz kendi zamanlarının şimdiki zamanı olan geçmiş zamanı bile doğru dürüst yazmamışlar. Bu büyük bir kayıp.

 İyi bir yazı üç öğeden oluşur. Geçmiş çizgisi-gelecek çizgisi ve şimdiki zamanda bu çizgileri birleştiren yazar.

Yazar geçmişi daha kolay ve anlaşılır yazar. Geleceği yazacaksa eğer bu hayal gücünün ve yaratıcılığının kuvvetine bağlıdır. Diyelim ki geleceği, geçmişi ve şimdiki zamanı birleştirip noktayı koyduk. Her şey bitti mi sizce. Hayır. Bitmez. Usta bir kemancı gibi yazar gözlemlerini ve bilgilerini yorumlar yazdığı eserde. Eğer kemanı bir virtüözün eline vermez iseniz çalınan müzik işkencenin ta kendisidir. Edebi yazılar da böyledir. İyi ve birikim sahibi sağduyulu bir yorumcunun elinden çıktıysa zevkle okunur. Yok eğer, dünyayı kendi gözleri ile göremeyip, anlatılanlarla yorumlayan bir yazar ise onun yazdığı tüm eserler çok sıkıcı ilahiler gibi gelecektir size.

Celal ÇALIK

***

Çok hüzünlüydüm. Duygularım beni rahatsız ediyordu. Bir türlü anlatamadım içimdeki hisleri. Kaleme kağıda sarılmakta buldum tek çareyi…Sevgi dolu yüreğinize selamlar olsun…

Ayşe Akdoğan

***

Ama konuyu en az iki bölüme ayırmamız gerek. Şiir nasıl yazılır, öykü nasıl yazılır. Şiir bilindiği gibi duygular yanar dağlarından lavlar gibi akar geliverir ansızın. İlk hissettiğin gibi kağıda kaydetmek şiirdir, ama bu duyguları beyin mahzeninde biraz bırakarak, rafine edilmiş şekilde okuyucuya sunmak daha da güzel olur. Öykü ve romana gelince, önce yazar konunun derinliklerine inmeli, orada yalnız kahramanları değil, yaşadıkları muhiti iyi tanımalı, temayı işlerken de tat verici renkleri kullanarak olayı okuyucunun beğenisine sunmalı. Yani, benim nacizane fikrince, nesir de bir nevi şiiriyet taşır, hele de bizim Türk yazınımızda! Ben böyle düşünüyorum kısacık! Selam, saygı ve başarılar dileklerimle!

Naim BAKOĞLU

***

Bir yazar, çalıştığı alanda kendisinden önce kimler eser vermişse onları tanımak, görüşlerini bilmek zorundadır. Evvelce ortaya konmuş, üzerinde tartışmalar yapılmış teorilerle ilgili görüşlerden habersiz olup, yıllarca önce söylenen iddiaların gerisinde kalmak bir yazar için talihsizliktir. Ancak hiçbir teori kusursuz da değildir. Araştırmacı, yazmak istediği alanın başarısını özgün buluşlarıyla bir adım ileriye taşıyabileceğine, yazdıklarının bilimsel çevrelerce ilgiyle karşılanacağına inanıyorsa, bunun heyecanını ve sorumluluğunu yüreğinde hissedebiliyorsa yazmalıdır. Ayrıca, yazdığı alanın insanlarına saygılı, bu alanın sevgisine layık, saygın, çağdaş bir insan olmalıdır.

                                                                        Hüseyin DALLI

                                                                       ***

"Konuyu sevmem yazmış olmam ile aynı. Kalemi elime aldığım gibi yazabiliyorum. Roman yazmak hikayeden daha kolay... Masal yazmak çocuk oyunu yazmak kadar eğlenceli. Şiir yazmak duygusallığımda kolay, zorladığımda imkansız... Okuyucu beğendiyse tek söylediğim "İyi ki yazmışım..." Yazmasaydım kendimle baş edemezdim. Boş durmak bana göre değil..."

Fatma Çetin KABADAYI

***

"Ben ilk şiirimi öğrencilerim için yazdım. Daha önceden onlar bana bir sürü şiirler yazmışlardı, beni çok mutlu etmişlerdi ve bir sabah uyandığımda "Öğrencilerim" şiirimin dizeleri birden dilime gelmeye başladı...oysa bu olaydan birkaç yıl önce Kırcaalili şair Haşim Semerci beni sürekli şiir yazmam için teşvik ediyordu, "Şiir yazmayı denesene, sen çok duygusalsın, başaracaksın!", falan filan şeklinde. Fakat ben ikide bir "Şiir okumayı bile beceremiyorum, yazmak neyime" deyip, konuyu kapatıyordum. İlk şiirimden sonra beni duygulandıran her konu ve olaylardan esinlenerek, elime kalemi sık sık almaya başladım".

Resmiye MÜMÜN

***

Çoğunlukla şiirlerimi serbest ölçüde ve ağırlıklı olarak duygusal şiir yazarım. Ve şiirlerimde yazdığım gerçek yaşanmış duygularımdır. Nasıl yazdığıma gelince; Hiçbir zaman şiiri yazdıktan sonra o şiirin adını koymam. Şiirin adı, o şiirin temasını belirler. Belirlediğim bu temaya göre, özet olarak, yaşanmış olan duygulardan yaşatmış olduğum duyguları düşünce gücüyle çıkarırım. Sonuç olarak da yaşamak istediğim, yaşattıklarımdan daha az ise mutsuzluk, özlem ve sevgide açlık hissi uyandıran dizeler, eğer ki daha çok ise mutluluk dolu dizeler ortaya çıkar. Saygılarımla…

Birol YİĞİT

***

Ben bir şairim... Deneme ve makaleler de yazarım.

İçimde birikenleri yazarım. Kelimeleri ilmek ilmek işlerim. Yarım kalan sözlerimi tamamlar onlar, yarım kalan gülüşlerimi büyütmeye yetmese de…

En çıkmazda hissettiğim anlarda bir elimden hüzün tutmuşsa bir elimden de kelimeler tutar.

Yazdıklarım hayatadır,

Sevdayadır, sevdalıyadır…

Sesimin hiç çıkmadığı anlarda

 Avaz avaz bağırmaktır…

 ÖZLEMdir,

 “ Unuttum ! “ diyerek öc alandır…

 “ Hiç sevmedim ki seni “ diyen

 Bir YALANcıdır.

 karasevdadır…

 başa beladır.

 Gözümde sevgiliye kalan son DAMLA yaş,

 Ve SİTEMli bakıştır.

Müşerref ÖZDAŞ

***

Tamamen anlık yazıyorum. Kendimi duygularıma teslim ediyorum. Müziği açıyorum çoğunlukla müzik bende ne çağrıştırıyorsa…Gözlerimi kapatıyorum, içimden ne yazmak geliyorsa onu yazıyorum…Sevgiler.

Müzeyyen AVCIĞLU

***

Merhaba Saygıdeğer kardeş, ben kim bilir bir yazar değilim ama yine de beni öyle saydığınız için teşekkür ederim! Ben her karşılaştığım günlük olayını akşamları bir sükünet içinde değerlendiririm ve uygun olanı hemen kaleme alırım. Eğer önceden planladığım bir makale ve ya edebiyat eseri ise ne kadar olabilir ise onu basit bir halde yazmaya çalışırım ki, daha çok kitlelere ulaşsın diye! Bir de belki yadırgamışsınızdır ben daha çok halk dilini kullanmayı tercih ederim- Türkçe, Bulgarca olsun. Saygı ve Selamlar!

Habil KURT

***

"Yazmak yeniden var olmak gibi bir şey. İnsan hem yaşadığı dünyayla sürekli etkileşim içinde hem de o dünyadan kopuk, kendini inzivaya çekmiş bir ruh şekline bürünebiliyor. Bu da ilginç ve bir o kadar da güzel tabi. Yazmak bir rahatlama işlevidir bir nevi benim için. yazdıkça ezilen halkların acılarına merhem sürmüş, ayrılan aşıkların ellerini soğuk bir kış günü bir araya getirmiş ya da açlıktan inleyen bir kediyi doyurmuş gibi hissediyorum. her şeyden öte, kalbimi çıkarıp bu dünyanın ortasına koyup; insanlara, hayvanlara, çiçeklere, taşlara, gökyüzüne ve denize bırakmış oluyorum sonsuza dek..."

Cihan Barıs BUDAK

***

Ben, yazacağım konu hakkında birkaç gün ve ya daha fazla düşünür, üzerinde kurgular yaparım. Hatta kendi kendime konuşurum. Taslak kafamda oluşunca oturur yazarım. Yazdıklarımı öylece bırakır, daha sonra tekrar okurum. Okurken yazı beni sıkmıyor, dilime takılmıyorsa, gözüme takılan yerlerin düzeltmelerini yaparım. Artık yazı oluşmuştur.

                                                                  Emine Uysal

                                                                   ***

Aslında ben oldukça görselim galiba. Herkes böyle midir bilmiyorum. Ama mesela ben öyküyü kafamda yazıp bitirmeden yazmaya başlayamıyorum. Öykü kafamda yazıldıktan sonra, asıl önemli kısmları hazır olduktan sonra aradaki boşlukları yazarken dolduruyorum ama ilk önce öykü kafamda bütün can alıcı öykü sahneleriyle hazır olmalı.                                                                    

                                                                   Levent Ölçer

                                                                    ***

Son zamanlarda nedense tuhaf isteklerle yüklüyüm. Kötülüklerle savaşarak iç dünyamdaki mutluluğa yelken açmak istiyorum. Öyle ki, bazen bir tiyatro sahnesinde hissediyorum kendimi. O esnada duygularım çarpışmaya başlayınca olgunlaşmaları için sabır gösteriyorum kendimde. Sonra kalemim kendiliğinden döküyor onları defterime.  Bazen beğenisiz, bazen de hoşnut olduğum sözler çıkıyor taslağımda . İyiler bir yana, kötüler bir yana deyip yazıyorum işte. Yazarken, elimin altında bir de Brezilya kahvesi bulunursa, mutluluğuma diyecek yoktur o zaman. Bu kahve benim iksirimdir her zaman. İşte böyle bir ortam içinde yazıyorum. Zaten, yazmak dışında başarılı bir şairin güzel şiirini okurken, güzel bir şarkı dinlerken, içimde bir şeylerin titreştiğini, tüylerimin ürperdiğini hissediyorum. Böyle anlarda insanda motivasyon da yükseldikçe yükseliyor. Aslında ben hayalleriyle yaşayan yaramaz bir kız çocuğuyum. Hiçbir yazımı içimde, düşüncelerimde birkaç gün yaşatmadan yazmaya niyetlenmem. Eminim, bu şekilde yazmaya devam edersek, bir gün istediğimiz aşamaya erecek ve ümit ettiğimiz başarılar gerçek olacaktır. Bir de şunu itiraf edeyim: Bazen, okurumun karşısına nahoş bir yazıyla da çıkabilir veya hoşuma gitmeyen yazılar okuyabilirim ama yazar-çizer kişilerin bir birleri aleyhine yaptıkları dedikodulardan hiç hoşlanmam. Ben, insan kardeşlerim arasında sonsuz huzur ve mutluluk görmek istiyorum.

 

                                                                           Mercan CİVAN

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 13 Ekim 2012 14:10

 

Yorumlar  

 
#1 Müşerref Özdaş 08-10-2012 21:25
Mercan Civan ile bu konuda kısa bir iki yazışmamız olmuştu hatırlıyorum. Konu hakkında fikrimi sorduğunda az daha geniş ifade etmiştim aslında, buraya aktarırken oldukça azalmış. soy adım da Özbaş değil Özdaş... Teşekkürler... :)
Alıntı
 
 
#2 Ömer Faruk Hüsmüllü 08-10-2012 22:08
Müşerref Hanımefendi merhaba.
Soyadınızdaki yanlış düzeltilmiştir.
Benim de dikkatimden kaçmış. Kusura bakmayın lütfen.
Selam, sevgi ve saygılarımla...
Alıntı
 
 
#3 Emine 17-10-2012 15:48
Mercan öğretmenim size buradan ulaşabildim çok duygu yüklüsünüz sizde kendimi bulduklarım var kader diye birşey yoktur herşeyin belli bir zamanı ve sırası vardır sizinle karşılaşmamız bir rastlantı değil bunu biliyorum sizden öğreneceğim çok sadece bunu biliyor tevekkül ediyorum
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

KAYADAKİ KURT
Göktürklerin Ergenekon Destanı, 80 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün683
mod_vvisit_counterDün5012
mod_vvisit_counterBu Hafta10664
mod_vvisit_counterGeçen Hafta40899
mod_vvisit_counterBu Ay67669
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18166235

Şimdi: 95 misafir, 3 bots var.
IP: 18.207.249.15