ATSIZ DİYOR Kİ:

Taviz verene başkaları, kavga çıkarmadığı için belki "aferin" der ama kimse onu şerefli ve haysiyetli saymaz.


Yeni TYÖK Yasa Taslağı İhtiyaca Cevap Verecek mi?

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 
 
 
Prof. Dr. İbrahim Ortaş,
 
 
1981 yılında 2547 sayılı YÖK yasası çıktığı günden bu yana sürekli siyasilerce bunun değiştirilmesi konu edildi. Nedense hep gücü eline geçiren yasayı kendi istediği doğrultuda kullandı. Çoğunlukla da üst yönetim ve rektör değişimi ile sitemin kontrolü elde tutulmaya çalışıldı.
Ancak yeni taslak yasada YÖK ismi değiştirilerek TYÖK oluyor.
Yeni taslakta TYÖK üyeleri eskiden olduğu gibi Cumhurbaşkanı, Hükümet, TBMM, YÖK’ün belirlediği üyelerden oluşacak.
Yasa ile Devlet üniversiteleri sınırları tam çizilmemiş birkaç kategoride sınıflandırıyor. Bir kısmı konsey üniversitesi oluyor. Üniversite konseyleri üniversitenin seçeceği, hükümetin ve YÖK’ün önereceği üyelerden oluşuyor.
Yasanın bu hali, konsey ile üniversitelerde ikinci bir YÖK oluşturuyor. Doğrudan üniversitenin başucunda bir Konsey (İkinci YÖK) ile üniversitenin rahat çalışması mümkün değil. Başta mevcut yönetim kurulu olmak üzere ciddi çatışma alanları doğacaktır.
 
YÖK Anlayışının Temel Felsefesi Değişmiyor
Temelde yükseköğretim sistemimizin felsefesi değişmiyor, atanmış bir mütevelli ile sistem kontrol ediliyor. Üniversitelerin aykırı bir düşünce oluşturması istenmiyor ve bilinen refleksler ekseninde bir devlet dairesi gibi işlev görmesi isteniyor.
Vakıf üniversiteleri nerdeyse tümden sahiplerin inisiyatifine terk ediliyor.
Yeni Türk Yükseköğretim Yasası taslağı da nitelikli bilim ve eğitimle akademik özgürlüklerden daha çok iktidar, konsey ve Bakanlar kurulunun atayacağı üyeler üzerinden kontrol arayışını benimsiyor.
Basında okuduğumuz özerklik, çeşitlilik ve esneklik ifadelerinin taslağın işleyişi ve önerilen yöntemler ile uyuşmadığı görülüyor.
 
Üniversiteler Ticarileşiyor mu?
Yasa taslağının ilgili 2, 10, 29, 33. maddeleri üniversitenin toplumsal sorumluluk anlayışını devre dışı bırakmakta; yerine paralı eğitim, özel ve yabancı üniversite kurmayı ve ticaret yapmayı teşvik etmektedir.
Yeni tasarı şirketleşme mantığını fazlası ile benimsemiş gibi görülüyor. Dünyada son yıllarda birçok ülkenin Amerikan modellerine öykünmesi ile başlayan kurumun kendi gelirini yaratma ve özel sektörün hizmetinde hizmet üretme anlayışı yaygın. Bu anlayışın üniversitelilik anlayışı ile bağdaşmadığı açıktır ve bizim gibi Ar-Ge faaliyeti gelişmemiş ülkelerde çok olumsuz etkiler yaratacağı kaçınılmazdır.
 
Bu anlayış aslında Sayın Gürüz döneminden beri düşünülen ve dillendirilen bir konuydu.
YÖK ve yeni önerilen taslaktaki görüşe karşı çıkan kesimler üniversitenin toplum için bilim ve felsefe yapması ve bilgi üretmesini savunurken, yasa taslağı paralı eğitimi ve eğitimi özelleştirmeyi savunmaktadırlar. Paralı eğitim önerisi Dünya Bankası uzmanlarından George Psacharopulos’un eğitimin paralı olması gerekir önerisi ile başlamış bir dönüşüm operasyonudur. Paralı eğitimin yapıldığı hiçbir ülke ve üniversitede aslında başarı da sağlanmamıştır.
 
YÖK’ün Özerklik Kavramı İle Evrensel Özerklik Kavramı Bir Birine Uymuyor
Üniversite kurumsal özerkliği ve akademik özgürlükleri görmeyen ve kavramları yeni tasarı üzerinden içini boşaltan ve tüketen bir yapıyı öneriyor. Yasayı hazırlayan YÖK sık sık özerklik ve çeşitlilik ve rekabetten bahsetmekte. Ancak taslaktaki temel olgu olan üniversitenin kendi otonom yapısı yerine atama ile kontrol altına almayı doğrudan amaçlıyor.
Yasa konusunda en ciddi konu “ÖZERKLİK“ kavramı konusunda bir anlaşmazlık yaşamaktayız. Yakın geçmişte Çukurova Üniversitesinde bir konuşma yapan YÖK üyesi hocamız samimi bir şekilde yeni taslağın özerklik önerdiğini belirttiler. YÖK Başkanı sayın Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya yeni sitemle üniversitelere özerklik getireceğini belirtiyor.
Asıl sorun özerkliğin tanımlanması ile başlıyor. Özerklik kelimesinin karşılığı herhangi bir sözlükte şöyle ifade edilmektedir:
1. isim. Bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı, muhtariyet, otonomi, otonomluk. Örnek olarak; "Bilimsel özerklik. Üniversite özerkliği."
2. felsefe, Bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması, yad erklik karşıtı
Temelde özerklik bağımsız, kendi kendini yöneten anlamına gelmektedir. Özerklik dış otoritelerin etkisinde bağımsız çakışılmayacağı için mutlak bağımsızlık gerektirir.
Özerklik tanımı ile Konsey ve YÖK yapılandırılması bağdaşmadığı için yeni taslak üniversite ruhuna hitap etmemektedir.
Kaldı ki taraf olduğumuz Avrupa Birliğinin resmi sitelerinde özerklik kavramı tam da yukarıda belirttiğimiz kendi yönetim organını kendisi oluşturan ve karar veren otonom bir yapı olarak tanımlamaktadır.
Yasa taslağında kamusal özerklik, bilim, sanat ve toplumun sağlıklı geleceğine yönelik nitelikli çağını anlayan ve yaşama yön verecek evrensel anlamda düşünebilen ve düşünce ve bilgi üreten nitelikli insan yetiştirmek gibi bir anlayış ve ibare görülmemektedir. Daha çok sanki üniversiteleri birer şirket gibi teknolojiye katkıda bulunmak ve Türkiye’yi bu eksen üzerinde 2023 vizyonuna hazırlamayı hedefliyor. Konu çok yönlü felsefi ve stratejik bir anlayışı gerektiriyor. Ancak temel bilimleri ve kurumsal özerkliği olmayan hiçbir yapının bu anlamda başarılı olması beklenemez. Aksi eşyanın tabiatına aykırı düşer.
Yasa taslağı yasa yapma tekniği bakımından da sorunlu görülüyor. Taslağın yansıttığı temel mantık iki başlı bir hukuki yapıyı ortaya koymaktadır. Bu bağlamda devlet üniversiteleri ve diğer vakıf, özel ve yabancı üniversiteler ayrı hukuksal eksene oturtulmuş. Devlet üniversitelerinde denetim ve kontrolü artırırken vakıf ve özel üniversiteler daha rahat bırakılmıştır. Dikkat edilirse Vakıf üniversiteleri taslak hakkında en küçük bir görüş belirtmediler. Vakıflarda akademik özgürlüklerden de söz edilememektedir. Sayıları 60’ı geçen ve yirmi yılı aşkındır örnekleri olan bu tip üniversitelerin Türkiye’de ne tür başarı gösterdikleri de bilinmemektedir.
 
Temel Sorun Konsey Oluşumu ve Görevlerinde Düğümleniyor
Yeni taslakta; “Üniversite Konseyi, mevcut öneride, 11 kişiden oluşur. 5 üye üniversitenin; 2 üye Bakanlar Kurulu tarafından; 2 üye Yükseköğretim Kurulu tarafından. Bu 9 üyenin seçeceği 1 üye ilgili üniversitenin mezunları arasından; 1 üye üniversitenin bulunduğu ilde en çok vergi verenler arasından ve/veya üniversiteye en çok bağışta bulunanlar arasından seçilir” ifadesi bulunuyor.
“Üniversite Konseyi” süper yetkilere sahip. Konsey, rektör ve dekanları seçer ve atar; Üniversite stratejik planını ve performans programını onaylar; üniversite yatırım programını karara bağlar; Üniversite adına kamulaştırmaya, gayrimenkul satın alınmasına ve üniversitenin mülkiyetindeki gayrimenkuller üzerinde üçüncü kişiler lehine ayni hak tesisine karar verir (yani devredebilir); öğrenci kontenjanlarını ve öğrenim ücretlerini Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde belirler; sözleşmeli öğretim elemanlarına ve idari personele yapılacak ücret ve diğer ödemeleri belirler; senatonun ve üniversite yönetim kurulunun bazı kararlarını onaylar.
 
Üniversite Konseyleri Üniversitelerde Çok başlılığı Yaratacak Ve Üniversitelerde Yerel YÖK oluşacak. Üniversiteler Dolaylı Olarak Konsey Üzerinden Siyasallaşacak Kaygısı Oluşuyor
Yeni taslaktaki Konseyüniversitenin birimleri ve akademisyenlerin özellik ve atama şekilleri belirlemekle kalmıyor, üniversiteyi her yönden kontrol ediyor ve kuşatıyor. Bu anlamda konsey’in görevleri rektör ve üniversite bileşenlerini kontrol etmekte ve daha da önemlisi, üniversite öğretim üyelerinin yönetim organı belirleme ve demetim mekanizmasını elinden alan ve öğretim üyelerini adeta birer ücretli memur yapan bir konuma düşürmektedir.
Konseyin görevlerinin bunca kritik oluşu her üyesinin bir rektör konumuna geleceği endişesi genel olarak üniversiteleri kaygılandırıyor. Konsey üyelerinin her biri üniversitede rektör belirleme yetkisini kendisinde görmesi beraberinde bir rektör havası estirecektir. Bu durum üniversite entelektüelliğine ve aydın anlayışına karşı bir haksızlıktır. Kabul edilemez.
Yasa taslağında bir biri ile çelişen ve anlaşılmayan kısımlar da bulunmaktadır. Dekan seçimi ile ilgili olarak kimi ibarede konsey belirleyecek deniyor ancak dekanlık bölümünde seçimle gelinecek denilmektedir. Bölüm başkanlığı seçimle gelecektir denilmektedir.
Taslak bu hali ile üniversitede tabanda yönetimi üniversitenin kendisine bırakırken, üst yönetimi yani konsey ve rektörü doğrudan veya dolaylı yoldan iktidarın belirlemesine bırakmaktadır.
Taslak performansa ve öğretim üyesi akademik başarı puanlamasına ciddi bir yer vermekte. Özlükleri yok etmeyip çalışanları özendirebilirse düşünülebilir. Sınırları iyi belirlenirse ve liyakate uyulması durumunda yararlı olabilir. Ancak yasadaki hali çalışanları güvencesizleştirme arayışı taşıyor.
 
Özel ve Yabancı Üniversite Açmanın Önü Açılıyor.
Yabancı üniversitenin açılmasına edindiğimiz izlenim kadarı ile Türkiye’nin büyük üniversiteleri ve Vakıf üniversiteleri de sıcak bakmıyor. Basit bir bakış açısı ile marka üniversitelerin ülkemizde şube açması durumunda tercihen öğrenci vakıf yerine yabancı üniversiteye kayacağı kaygısı ile istenmiyor. Ancak temelde de yabancı üniversite açılması sakıncalıdır.
Önerim belirli bir oranda yabancı öğretim üyesi çalıştırma ve yabancı öğrenci alımı devlet üniversiteleri içinde sağlanmalıdır.
 
Denetleme ve Değerlendirme
Yasa taslağı yeni bir denetim ve değerlendirme dairesi oluşturmakta. Mevcut hali ile YÖK’ün bir yan kuruluşu iken YÖK denetleme yeni taslakta doğrudan başkanlığa bağlı bir birim.
YÖK’ün atadığı ve koruduğu rektörlük ve birimlerin denetimi ve değerlendirilmesi şimdiden çalışmayacak ve üniversiteleri denetimsiz bırakan kayırmacı bir yapıya sürükleyecektir. Bağımsız kamu denetimi yanında esas olarak demokratik özdenetim ve değerlendirmenin yapılması alternatif olarak önerilebilir.
 
Siyasiler YÖK’ü Değiştim Sözü Veriyor Ancak Değişim Gerçekleşmiyor
Evet, 12 Eylül’ün mirası olan ve Sayın Doğramacı’ya o dönemin koşullarında sipariş üzerine hazırlatılan YÖK o gündür bu gündür hep tartışıldı. Ancak küçük rötuşlara rağmen bir türlü temel felsefesi değiştirilmiyor ancak yönetim organları üyeleri her üst yönetim değişimi ile değişiyor. Siyaset uzun zamandır YÖK yasasını değiştireceğini söylüyor. Her seçimde hemen her partinin değiştireceği belirtilen YÖK yasasının kaldırılması hiç gündeme gelmedi.
Bu kez geçekleşecek mi? Şüpheli. Yasal değişiklik için öncelikle Anayasanın 130. ve 131. maddelerinin değişimi gerekiyor ki, bu ortamda hele seçimlere gidildiği bir dönemde bu hiç de kolay gözükmüyor.
Gerçekleşse de üniversitelere özgürlük gelecek mi? Şimdiden evet demek çok zor ve daha da sorunlar ağırlaşacak gibi görülüyor.
Yasa taslağı şu ana kadar ciddi eleştiri aldı ve son iki ayda tasarıya YÖK üyeleri dışında sahip çıkan olmadı.
İlginç olan ve hiç dile getirilmeyen bir husus 12 Eylül hukuku yargılanırken onun “marifeti” olan YÖK yasası yeniden zımparalanıp cilalanarak toplumun önüne konulmak istenmektedir. Bundan daha da garip ve tuhaf olan durum da Türkiye üniversitelerinin sanki “12 Eylül” ortamındaymış gibi sessiz ve tepkisiz kalmasıdır. Allah cümlemizin sonunu hayır etsin!
 
Özet olarakyeni taslak temelde üniversite üst yönetimi değişimini kendi kontrolünde merkeze almış, bir YÖK yerine biri merkezi diğeri yerel YÖK önerilmiş. Üniversite özerkliğinden yoksun bir anlayışla hazırlanana taslak şekil ve içerik olarak sorunlu. Üniversiteleri toplumsal sorumluluk ve beklentilerden arındırarak ticarileştirmeye önü açılıyor. Sonuç olarak yasa taslağı Türkiye gibi genç nüfusu olan büyümek isteyen bir ülke için ihtiyaca cevap vermekten uzak görülüyor. Bu hali ile geçeceğini sanmıyorum. Ancak geçmesi halinde üniversiteler daha da huzursuz olacaktır.
Önerim kısa sürede oldu bittiye getirmeden, konuyu bilen üniversite temsilcileri, üniversite tarihi ve reformları konusunda çalışan, araştırma ve yazıları bulunan önemli bilim kişileri, eski rektörler, ilgili tarafların uzmanlarından oluşan bir komisyonun ülkemizi 2023’de şanına yakışır şekilde temsil edecek evrensel bir üniversite yasa taslağı hazırlamasıdır. Yasa taslağı bu hali ile sorunlu bulunuyor ve üniversitelilik anlayışına hiç yakışmıyor.
 
 
 
15 Kasım 2012, Adana
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ÇİZMEDEN ÇIKAN ÇOCUK
Tatar Türklerinin Edigey Destanı, 110 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3771
mod_vvisit_counterDün4654
mod_vvisit_counterBu Hafta66792
mod_vvisit_counterGeçen Hafta39139
mod_vvisit_counterBu Ay111166
mod_vvisit_counterGeçen Ay157243
mod_vvisit_counterToplam18366975

Şimdi: 33 misafir, 10 bots var.
IP: 3.94.129.211