Cenap Şehabettin Diyor ki :

Gençlik çabuk geçer derler, malesef ihtiyarlık da öyle!


Bir Kahve, Bir Ömür - 2

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

          Mleçino’da öğretmenim daha sonra. ‘Brigada’ diye adlandırılan gönüllü hizmet vardı. Topallar’daki çam ormanı benim ve öğrencilerimin diktiği ağaçlardan meydana gelmiştir

         Bir gün teyzemin oğlu Mehmet, arkadaşını adamakıllı dövmüş. Enişteme dedim: ‘Bunu terbiyeye ver! Başkalarının çocuklarıyla sorunum yok, lakin bizimkiyi yola getiremedim.’ Hırslıydım ama hiçbir zaman şiddet kullanmadım. Ne yapsan, ne etsen, çocuğun seviyesine inemezsen asla başarılı olamazsın bu son derece müşkül meslekte. Dersler bitiyor, ben  Mehmetle çalışmaya devam ediyorum okulda öğleden sonra. 4. sınıfa geldi nasılsa, Mehmet hâlâ yazamıyor. İnanır mısın, askere gitti. Ondan önce de evlenmişti. Mektup geldi kendisinden, eşine yazmış. İnanamadım, benim 4 senede öğretemediğimi askerde öğrenmiş, eşine mektup yazmış. Sonra şoför kursu bitirdi, meslek sahibi oldu.”

Unutamadığınız öğrenciniz vardır muhakak, diye soruyorum.

“Alkaya’lı Halil’i hiç unutmam (Sali Çavuşoğlu). Kitabın elinden düştüğü bir tek gün bile olmazdı. Malum, sonra büyük doktor oldu, cerrahlıkta  Bulgaristan’daki ünü buraya da intikal etti.”

Öğrencilerinden bahsederken çocuklara sevgisi ses tonunda yakalanabiliyor. Sevgisiz eğitimi kim tasavvur edebilir, bunun farkına naciz tecrübemle ben de varmış sayıyorum kendimi.

Günümüzde yetişmekte olan gençlerden bahsediyoruz,  üzülüyoruz birçoklarının kendilerini mutsuz hissetmelerine, değer ölçülerindeki tahribatlara, tüketim kültüründen aldıkları olumsuzluklara.

Eğitimi konuşurken Başöğretmenimizden bahsetmeden geçilir mi? “Ben Atatürkçüyüm” derken gözlerindeki parıltı, yüzündeki aydınlık artıyordu sanki. Geleceğimiz için endişeleniyor. Yine de her şeyin daha iyi, daha güzel olacağına umut ve inanç bağlayarak devam ediyoruz sohbetimize.

Salih öğretmenim öyküsü ilginç olduğu kadar ibret vericiydi.

“1978-de İstanbul’a göç ettik. Nüfusum 7 senede çıktı. Öğretmen olamadım. Seksen dokuz’da  gelenler hemen öğretmenlik, doktorluk vb. mesleklerinde çalışmaya başladılar. Beni yedi yıl sonra aradılar. Yaşım 60 olmuştu, buradan öte yolum nereye, belli mi …Kabul etmedim.

Göçmen gelirken birkaç ‘öteberi’ getirmiştim. Topkapı’da,  bir koli üstüne dizdim onları, heyecanlı mı heyecanlı oturdum, müşteri bekledim. Gün geçti, gelen giden yok. O zaman dedim: ticaret dediğin, bana göre değil besbelli. Şimdi nereye gideceğimi bilmiyorum. Bir şirkette bekçi arıyorlar diye ilan okumuştum. Daha ilk başvurumda işe alındım. Bekçi olarak başladığım  işte yöneticiliğe kadar yükseldim. Depo sorumlusu olmuştum. 1989 yılında, 80 göçmen işçiye, çalıştığım şirkette kefil oldum.  Hepsinin SSK işlemlerini  hızlandırdım. Bugün emekliler.”

Bir müddet mola veriyoruz. Eşimle kısaca politikaya değiniyorlar. Erkek milletti bu – bir araya gelecek de spora – politikaya uzanmayacak ...

“İşte, Kızım, dün-bugün, derken ömür geçti, bu yaşıma geldim. Ama mutluyum, istediğim her şey gerçekleşti. Çalıştım, çabaladım, kazandım. Şimdiki gençlere iş seçmesinler, çalışsınlar diye seslenebilirim. Mutluluğun yolu çalışmaktan geçer”  diyerek toparladı ev sahibimiz.

Sohbetimizin sonunda birbirimize baktık. Türlü iltifatlar dilimin ucunda, hani “Ne kadar keyifli, ne kadar rahat ve ne kadar ilginç bir beraberlikti Sizlerle konuşmak Saygıdeğer Salih Öğretmen” gibi bir şeyler diyemeden masada bir dergi gözüme ilişti. Kapağında bir Hanımefendi fotoğrafı. Salih Öğretmen “Benim torunum” demez mi? Hayret içinde olduğumu kolayca gördü tabii ve devam etti: “Berna bu, benim en küçük torunum”. Çalıştığı adresi hemen ajandama not düştüm. Salih Öğretmenin torunu Berna ile gurur duyduğunu anlatmaya söz mü yeter.

     Ayrılmak vakti gelmişti. Merdivenler başında Salih Öğretmen ısrarla:

         –  En  kısa zamanda  yine beklerim Evlatlar, sakın uzatmayın! – diyor bize.

Eşimle kendisine teşekkür ederek vedalaşıyoruz. Taksiye bindiğimizde ve yol  boyunca bu güzel insanı tanımış olmaktan mutluluk duyuyorduk.

                                                                  ( Devam edecek)

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

ÇİZMEDEN ÇIKAN ÇOCUK
Tatar Türklerinin Edigey Destanı, 110 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1267
mod_vvisit_counterDün7328
mod_vvisit_counterBu Hafta24040
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay86014
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18184580

Şimdi: 31 misafir, 2 bots var.
IP: 35.175.191.72