Albert Einstein Diyor ki:
 
Genelde insanlığın kaderi, hak ettiği olacaktır.

 

 


DİN BU

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

alt

 

Asık suratlı bir din anlayışından, sevecen, şefkatli, sevgi dolu, hatta eğlenceli bir din anlayışına geçemediğimiz sürece biz Müslümanlardan ne köy olur ne de kasaba.  Şaşırdınız değil mi? Bunu yadırgamadım. Ama bize dayatılmış, öğretilmiş öyle bir din ki İslamiyet, hep ağlamak, hep acı çekmek, hep karabasanlar görüp kendimizi hayatın arkasına gizlemek gerekirmiş gibi düşünüyoruz.

Kuran-ı Kerim’in ve Peygamberimizin öğretileriyle çıkıyoruz yola. Yüreğimiz elimizde. Neden? Arzın dönüşü  sevgiyle kurulmuş Hz. Muhammed aşkına. Bir nur denizinde yıkanmış gönüllerimiz boydan boya. Hayat bize görmek istediğimiz güzellikleri sunmuş; sakının, korunun, öğrenin, yaşayın ama adam olun(!) demiş. Duygularımız bizi arileştiren, aklımız rehber. Peki biz ne yapmışız?

İşimize gelenlere günah işimize gelenlere mubah deyip kandırmışız kendimizi. Değiştirmişiz İslam’ın bize güler yüzle bakan, sıcacık duyarlılığını. Karabasanlar oluşturmuşuz kendi kendimize. Erkek egemen bir dünya kurmuşuz kendimize. Kadınları korumak, kollamak, onlara şefkatle yaklaşmak yerine ezmişiz, horlamışız tatmin etmişiz egolarımızı. Sonra erkek egemen bir dünyada erkeklerin yanlışlarını sahiplenen kadınlar üretmişiz hafızamızda. İsyankar, maddeci, kadınlığını kullanan.

Eminim girişte bahsettiğim ‘eğlenceli’ sözcüğü rahatsız etti sizi. İşte kavramlara anlam yükleyen biziz. ‘Eğlenceli’ sözcüğünden çıkardığımız anlam göreceli. Örneğin, çocuğumuzla sinemaya gitmek, şakalaşmak, müzik dinlemek, bir resme heyecan duyarak bakmak, spor yapmak… daha yüzlerce sayacağım güzelliği günahla beslemişiz. Müslüman’ın yemek içmekten, para kazanmaktan ve ibadet etmekten başka hiçbir görevi olmadığına inanmışız. Belki de doğu ve batı konusunda asırlardır süren çelişkilerimiz bundan.

‘’Öfkelendiğinde öfkesine hâkim olan halîm kişi, dünyada da efendidir, âhirette de efendidir. ‘’ (Câmiü's-Sağîr, No: 2016) Hadisi şerifinde de Peygamberimizin buyurduğu gibiöfkenin tüm duygu ve düşüncelerimizi silip süpürdüğü bir anlayışta sevgiden söz edebilir misiniz? ‘’Din kardeşini güler yüzle karşılamak gibi (tabiî) bir iyiliği bile sakın küçük görme!” (Müslim, Birr 144.). diyen bir Peygamberin dinine inanırken bunca asık surat niye.

Doğu batı deyince aklıma geldi bu. Bazen içerliyorum kendi kendime. Yolda gidiyorum, annesinin kucağında sevimli mi sevimli bir yavru. Tebessüm ediyorum, çoğu kez çocukların tepkisi önce şaşkınlık sonra tebessümüme karşılık vermek oluyor. Eğer bizden biriyse anne tebessümümü donduruyor: ‘’ Şimdi nazar değeceksin çocuğuma!’’, ‘’ Sana ne benim çocuğumdan?’’ ya da ‘’ Bak, işte benim böyle çocuğum var! Hadi hadi uzaklaş çocuğumdan!’’ gibi negatif mesajlar alıyorum tavırlarından. Ama bir yabancıysa tebessümle karşılık veriyor tebessümüme. Bir sevgi alış verişi oluşuyor anne, çocuk ve benim aramda. Üzülüyorum!..

Ruhlarımızı öyle büyük bir cendere altına almışız ki, karıştırıyoruz nezaketle ezikliği; çağdaşlıkla ahlaksızlığı, sevgiyle saygısızlığı ve asık suratlı bir dünya kurmuşuz kendimize. Paraya takmışız, karşımızdakinden beklemişiz hep şirinliği, güvenimizi yitirmişiz birbirimize, kendimize güven duygumuzu pekiştirememişiz ve gelmişiz bu günlere. “Allah sizi, analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi” ( Nahl/ 78) diyen bir dinden ‘kalp’ sözcüğünü çıkarıp yerine ‘hırs’ sözcüğünü yerleştirmişiz.

Hz. Ali: ‘’“Peygamber Efendimiz her zaman güler yüzlü, yumuşak huylu ve engin gönüllü idi. Asla asık suratlı, katı kalpli, kavgacı, şarlatan, kusur bulucu, dalkavuk ve kıskanç değildi." , Hz. Aişe: “Ne kötü söz söyler, ne de kimseye kötülük etmek isterdi. Resulullah konuşurken sözleri birbirine ulamaz, uzatmazdı. Sözü ayıra ayıra söyler, dinleyenlerin gönüllerine sindirirdi. Bir şey anlatırken de kelimeleri tane tane söylerdi. O kadar ki, isteyen onları sayabilir, ezberleyebilirdi.”, Hz. Hatice (ra)’nin ilk kocasından olan oğlu Hind bin Ebi Hale: “Dünya işleri için kızmazdı. Fakat bir hak çiğnendiği zaman öyle bir kızardı ki, o hak yerini buluncaya kadar öfke ve gazabını hiçbir şey, hiçbir kimse önleyemezdi. Buna karşılık, Resulullah, kendi şahıslarına ait bir mesele hakkında kimseye kızmaz ve intikam almayı düşünmez, aksine hilm ve kerem sahibi olarak, kötülük edene iyilikle mukabele ederdi."Diyorken neden bunları yaşamak/ yaşatmak yerine yok saymayı tercih ederiz, bir türlü anlayabilmiş değilim.

Bu konuda yazılacak o kadar çok şey var ki, hepimizin zaman fakiri olduğumuzu bildiğim için lafı daha fazla uzatmak istemiyorum. Hepinize güler yüzlü, sevgi dolu, sıcacık, şefkatli, eğlenceli, nurlu bir ömür diliyorum. İslam’ın kaoslardan, bid’atlardan, karabasanlardan kurtulduğu nice günlere..

 

22.12.2012

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Nisan 2014 06:24

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

KAFKAS BAHADIRLARI
Karaçay Türklerinin Nart Destanı, 112 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1257
mod_vvisit_counterDün7328
mod_vvisit_counterBu Hafta24030
mod_vvisit_counterGeçen Hafta38588
mod_vvisit_counterBu Ay86004
mod_vvisit_counterGeçen Ay236082
mod_vvisit_counterToplam18184570

Şimdi: 22 misafir, 2 bots var.
IP: 35.175.191.72