Alphonse Daudet Diyor ki:

Birini sevindiren iş, diğerini ağlatır, yaşamak işte böyledir.


Aklın ve Duygunun Lezzetli Sentezi

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

alt

 

Yazılarımda mümkün olduğu kadar nesnel olma mücadelesi veriyorum. Neden mi ? Evrensel olmanın ana koşullarından birinin tüm insanlığı kucaklamak olduğuna inananlardan biriyim. Yalnızca kişisel yazılarımda öznel olup,  inançlarım ve duygularımı açığa çıkarıyorum. Ancak konu cinsiyet olunca bunu  ne kadar başarabilirim ? Bilmiyorum. Öyle bayan olduğum için: ‘Her zaman bayanlar haklıdır ‘ diyenlerden de olmadım; ancak yazdıklarımı okuduktan sonra neden bu konuda kendimden emin olmadığımı da anlamış olacaksınız.

 

Şöyle bir zaman tüneline yol alalım ve insanlık tarihini baştan bugüne getirmeye çalışalım. En ilkel toplumlardan -ki geçmişte varlığını sürdüren medeniyetlere baktığımız zaman ilkellik konusunun bile göreceli olduğunu düşünüyorum- bugüne kadar kuralları ve dayatmaları ortaya koyanın erkek olduğunu görüyoruz. Erkek, hep güç ve kudretin sembolüyken  kadın hep şefkatin ve itaatkarlığın sembolü olmuş. Bunu yazarken elbette bu düşünceye karşı çıkmak için yazmıyorum. Bunun doğruluğuna ben de katılıyorum. Ancak bize yüklenen bu vasıfları nerede, nasıl, ne şekilde kullandığımız çok önemli.

 

Maalesef güç zayıf olanı ezmekle ya da itaat kölelikle müsaviyse  orada sorun var demektir. Güç sahiplenmedir, güç  sorunlar karşısında çözüm üretebilmedir, güç  dışarıdan gelebilecek her türlü saldırıya karşı duvar olabilmektir. İtaatsa körü kürüne değil, gücün yanında ona sorun çıkarmadan omuz vermeyi bilebilmek, altıncı hissin katkısını sunabilmek, dört duvar arasında ışık olabilmektir… Burada bence en önemli detay her iki tarafın da ehil olduğu konularda karşısındakine güvenmesi ve fikirlerinden yararlanması, birini diğerinden üstün kılmadan dengeyi sağlayacaktır.

 

Gücün despotlaştığı ya da adaletsiz/ haksız olduğu durumlar varsa itaat köleleşmekten öteye geçmeyecektir. Şefkatin  boyutlarında gücün zaaflarından yararlanma  zaafı varsa bu da elbette daha tehlikeli olacaktır. Doğru, aklın ve duygunun lezzetli bir sentezi olmalıdır. Karmaşık görünen; ancak uygulamaya koyduğumuz zaman  tıkır tıkır yolunda giden bir sistem bu.

 

İnsani değerlerin başında önce kendimize karşı dürüst olmamız gelir. Sorumluluk, vicdanımızla dost olmak zorundadır. Kendimize açıklamasını yapamayacağımız hiçbir şeyi başkalarına yapamayız. Kendimize güven duymamızın tek ve ana yolu başkalarına güven vermemizden geçer. Tali yollarsa  kaos yaratır. Ahlaki öğeler toplumdan topluma değişirken etik değerler evrenseldir.  Bunun anlamı,  insanların birlikte yaşarken kural ihlali yapmadan,  birbirlerinin alanlarına girmeden  ‘adam gibi’ yaşayabilme fırsatı sunmaktır.

 

Septik davrandığımız her şey zedelenmeye açıktır, sineye çektiğimiz her şey bir gün infilak eder, adil olmayan her şey  karşılığını adalet terazisinde bulur,  saygı duymadığımız her şey  bumerang hızında kendimize döner. Uzun lafın kısası her varlık misyonunun , kimliğinin farkında olduğu sürece değeri artar….

 

23.12.2012

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Nisan 2014 06:23

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Destan Romanlar

AVDA KAZANILAN DOST
Başkurt ve Kazak Türklerinin Kozı Körpeş Bayan Suluv Destanı, 120 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1156
mod_vvisit_counterDün3496
mod_vvisit_counterBu Hafta9656
mod_vvisit_counterGeçen Hafta36559
mod_vvisit_counterBu Ay191117
mod_vvisit_counterGeçen Ay196053
mod_vvisit_counterToplam18642979

Şimdi: 13 misafir, 13 bots var.
IP: 35.175.201.14