Aristo Diyor ki :
 
Her insan öfkelenir, bu kolaydır; fakat tam adamına, tam ölçüsünde,tam zamanında, tam yerinde ve tam usulünde öfkelenmek, ne herkesin kudretindedir, ne de kolaydır.


GÜNDEF’E MEKTUPLAR:YAŞAMIN YARIM BIRAKTIĞI BİR ÖYKÜCÜK

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 
 
 
 
GÜNDEF’E   MEKTUPLAR:

                                                                                                    3 Ağustos “1992 / İskenderun

                        YAŞAMIN  YARIM  BIRAKTIĞI  BİR  ÖYKÜCÜK 

 

Hayat bu mu? 

 

Zehra kız, çok şeker bir kız.

Sanırım bugüne değin Zehra’dan pek söz açmadım ben sizlere. Bugün de açacak değilim zaten. Çünkü Zehra’dan söz açmak demek, doğrudan doğruya o tertemiz Zehra kızın kanına girmek, etini çiğ çiğ yemek demek olur. Bu da doğrudan doğruya dedikoduya girer ki, bunu hiç SEVMEM ve yapamam...

Dedikodu bir çeşit sanattır; bir çekiştirme  sanattır. Öyle kafir bir tadı vardır ki bu  zıkkımın,  o tuzağa tutulan değme  insan bu rezil zevkten kendini kurtaramaz.  Hele kadınlarımıız.. ve hele kadınlarımız...! Bayılırlar kadınlarımız bu  dedikodu zevzekliklerine!...

 Zehra kız, on üçüne yeni girmiş fidan boylu bir insan güzelidir. İki dolgun dudağı var. İki, “Dereçine (*) kirazı zor sığar bu dudakların arasına. Kov bilmez, gıybet bilmez; dedikoduyu tanımaz. Gül-kırmızısı iki de  yanagı var. İki dudak, iki yanak birleşince, bir dirhem çiçek oluyorlar..! İkisi, iki cihan değer...

 Ağzı yoktur Zehra kızın. Ağız yerine, iki dudak arasına çekilmiş kıpkırmızı bir çizgicik görürüz. Yahut da, bir Dereçine kirazının zor sığacağı, yan-yana dizilmiş üç noktacık....  

Kadın gevezezeliklerinin  zerresi yoktur onda. Konuşmayı pek sevmez. Sorarsak iki, üç sözcükle yanıt verir,   sormazsak  o da yok...! Susar...

 

“Kız Zehra!” Dedim; “seni konuşturmak için dudaklarını ağzımıza alıp da Dereçine kirazı ezer gibi ezmemiz  mi gerekecek kııız...!?”

Yüzü kıpkırmızı oldu.

Utandı; şaşaladı...

Ne diyeceğini şaşırdı.

Cansız, keyifsiz, ama insanın içine işleyen müzikli bir sesle:

“Amaan Aslan ağabey  sen de!” dedi. “Atalarımız: “Söz gümüşse sükut altındır!” demişler. Hem de bu altın sözü salt bizim için, kadınlar için söylemişler...!”.

Doğru söze ne denir?

Susulur!

Sustum...!

Konuşmaları  çok hoştu. O konuştukça, turfanda kayısı tadı gibi, tadlı bir kız kokusu yayılıyordu havaya.  

Ama... Aşkolsun O’nu konuşturabilene!...

 

Eski, kağıt beş liralıklar vardı, bilir misiniz?

Yeni yetme gençleri bilmem ama eski kuşaklar bilir:

Üstünde, fındık toplayan üç Rize’li kızın resimleri vardı. İşte tam o fındık toplayan kızlar  kadar güzelleşirdi Zehra kız konuşmaya başlayınca...

 

Bu kez de şaşalama sırası bana gelmişti...

Ne diyeceğimi , nasıl davtranacağımı bilemiyordum.

Bilinçsizce, tam bir kendiliğindenlikle kalkmışım yerimden, sokulmuşum Zehra kızın yanağının sağ yanına. Dudaklarımı,(dudaklarına, o Dereçine kirazlarını andıran dudaklarına değil de) yanağının kulağına en yakın olan yerine yaklaştırdım. Bir fısıltı halinde:

 

“- ‘Ay kız senin bir gececik işin var!’ demiş Karacoğlan’ımız, sevdiği kıza...! ” Dedim.

“- Bu da nerden çıktı şimdi...!?” der gibi, bön bön baktı yüzüme.

Elleri, dudakları hafifçe titriyordu.

Cennetten kovulan Havva Ana’mızın o utangaç, o çocuksu gülümsemesi  yayıldı Yüzüne. Yanıt vermedi. Tek sözcük söylemedi; o çocoksu gözlerini yere indiriverdi...  

 

Bağışlayın beni Sayın okurlarım; Bağışlayın! Ötesini anlatamayacağım!...

Hoş; ben anlatmasam da, zaten siz anladınız öykümüzün içindeki can alacak öykücüğü yaa... Ha, laf olsun işte...!

Utangaç, çocuksu bakışlarını güç-bela yerden kaldırdı Zehra kız; yüzümde gezdirdi. Belli-belirsiz bir gülümseme tomurcuklandı o “Napolyon Kirazı” gibi kızaran dudaklarının kıyıcığında...

Amaan Yarabbi!... Ne gülümsemeydi o gülümseme beee; ne günlerdi  o günler...!?

 

Günleer.. aylaar.. yıllar geçti aradan... Çoook gerilerde kaldı o mutlu günler! Moğol atlısı gibi geçip gidi-vermişti zaman...

Aradan tam yirmi bir yıl geçmiş...

Gün dönmüş, yıllar devrilmiş...

Güzeller de “Çağ atlamış” güzellikler de...

Değişmiş zaman...

Değişmiş insanlar...

Dünya değişmiş, Dünya...!

İnsanlar değişmiş...

Küçükler büyümüş, büyükler unutmuşlar büyükllüklerini...

“Değişmeyen tek, bir tek o değişmeyen sevişmenin, o değişmeyen tadı kalmış!” diyeceğim; ama  ne yazık ki onu da diyemiyorum bugün için ben!...

Bugünün dünyasında sevişmenin de o eski, o yasak, o doğal tadını bulamıyor insanlar artık. O da değişmiş...

Heyhaaattt...! Hayat bu mu olmalıydı  Zehra kız...!?

 

Yirmi bir yıl sonraydı. 2013 yılının 21’inci gününde, bu kez de Antalya’da karşılaştık Zera kızla.

Pardon!

Zehra kız, atrık kızlığını yitirmiş, ana olmuş...

Yanında, kendi kızlığının kopyasından daha yakışıklı, kıpır kıpır, on üçlük bir kız çocuğu. Tıpkı tıpkısına 21 yıl öncesinin o Zehra kızı...

İşte yaşam bu idi...

İkimizin de dillerimiz tutulmuştu.

Konuşamıyorduk, ikimiz de...

Ne Zera konuşabildi, ne ben.

Birbirlerimize bakışa kaldık...  

 Yıllardır altında ezildiği “o on üç yaşındaki  gönül borcundan”  kurtulmak istiyormuş gibi ezik bir gülümseme yayıldı yüzüne. Yarı-utangaç bir gülümseme ile yüzüme bakarak, kırık, özlem dolu  bir sesle:

“Kızım! dedi. Kızım Fulya!

“On üçüncü yaş gününü kutlamak için Antalya’ya gelmiştik dee!.....”

                                                                                                          (m.a.a.)

---------------------------------------

*) Dereçine: Kütahya’da, kirazlarıyla ünlü, merkez köylerinden bir köy adı.

 

 

Destan Romanlar

YA BEN İSTANBUL’U ALACAĞIM
Türkiye Türklerinin İstanbul’un Fethi Destanı, 125 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3626
mod_vvisit_counterDün6868
mod_vvisit_counterBu Hafta38064
mod_vvisit_counterGeçen Hafta24443
mod_vvisit_counterBu Ay27454
mod_vvisit_counterGeçen Ay149815
mod_vvisit_counterToplam19896832

Şimdi: 53 misafir var.
IP: 3.236.112.98