Bacon Diyor ki :

Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır...


DÜŞÜN, ARAŞTIR VE BUL !

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

1 Kasım 2012, Perşembe/ Antalya:

 Ev onarımı yüzünden, dünyanın en hayırlı “Ablası”na yatı konuğu oldum üç gündür.  Aman Allahım, ne iyi insanlar var şu şen olası dünyamızda yarabbi...! İnsan değil de bunlar, ha bir melaike...

Şu bizim ablamız, melaikelerin de melaikesi... Elinden de gelmeyen, dünya hüneri yok hani. Bir tarhana çorbası yapmış ki, taa bundan seksen iki yıl önceki Ermenek kasabasından köyümüz Uğurlu’ya gelin gelmiş anacığımın bize içirdiği çorbalarını anımsattı bana, ablamın bu çorbası... 

Hani, derler ya: “Salt çorbayı değil, çorbasıyla birlikte parmaklarımı da yedim!” diye,  işte öylesine yenek, öylesine tadlıydı Abla’nın çorbası...

Şu Hz. Muhammed, dünyanın gelmiş-geçmiş en büyük eğitimcisi imiş. 1400 yıl öncesinin insanlarına Koyduğu, ya da önerdiği kurallar, bugünkü bizim yaşadığımız ve bundan sonraki yaşayacak kuşaklar için de aynen geçerli olan temel yaşam kurallarıdır her hepsi de. Hap yapmış sunmuş İNSANLIĞA... Alabilenlere ne mutluk...!

Duvarda bir   “Fazilet Takvimi” var.  25 Ekim 2012 gününden beri, bugüne değin geçen 7 yaprağı koparılıp, takvim tomunun üzerine kıstırılmış. Şu benim, ne görürsem üzerine atlayıp OKUMA tutkum, dürttü gözlerimi:

“Haydi bakalım Aslan Beyim! Bak takvimdeki dünkü yaprak koparılmamış. Yürü. Kopar. Takvimin hakkını takvime, insanların hakkını insnlara ver...!” dedi. Durur muyum gayrı ya; koştum, dünkü günün yaprağını da ben kopardım. Başladım “25 Ekim 2012 günlü takvim yaprağını” okumaya. Bu okuduklarımı siz insan kardeşlerimle paylaşmadan geçebilir miyim gayrı ya ben? Geçemem...!  Buyurun öyleyse birlikte okuyalım:

“1- Namaza gitmeden önce, misvak kullanın!  (Diş temizliği...)

2 – Yıkanın! Boy abdesti alın! (Beden temizliği...)

3- Güzel kokular sürünün! (Çevreyi rahatsız etmeme önerisi ve önlemi...)

4-Temiz ve helal giysiler giyinin! ( Sade giyinim. Saygınlık kazanın önerisi. ..)

5- Bayram sabahlarında erken kalkın! (Görüşçüleri “Sağlıklı ve Uyanık” karşılama töresi...)

6- Kurban Bayramında, şafak sökmeden önce başlayıp, namaz kılınana dek oruçlu davranın! (Kurallı davranış alışkanlığı kazandırma ve sabır...)

7-İlk yediğiniz lokma, Kurban eti olsun! (Kurbanın erdemine saygı ve sabır...)

8-Namaza yürüyerek gidin! (Spor...)

9)Namaz dönüşü, aynı yoldan değil, bir başka yoldan gelin! (Değişkenlik, gelişkinlik, başka başka insanlarla bayramlaşma, buluşma kuralları...)

10- Şen ve neşeli olun! (Çevreye gam değil, yaşama sevinci sunma kuralı...)

11- Yoksullara sadaka vermeyi unutmayın! (Bencilliği yıkma, vericiliğin şevkini yaşama ve yaşatma kuralları...)

12-Allah, Allah yolunda bulunanlardan razı olsun!” diye dualarda bulunmayı ihmal etmeyin! (İyi yollara, iyi davranışlara özendirerek, örnek insan olma erdemine ulaştırma kuralı...)

13-Kurban Bayramı namazına giderken tekbir getire getire gidin...!(Bayramı kutsama ve duyurma kuralı...)

Böylece 13 kural koymuş bu büyük insan... İnsanların hem iç temizliği ile, hem de dış temizliği ile arınmalarını sağlamak istemiş... Değil 1400 yıl öncesinin insanlarına, günümüz insanları için bile yapılması gerekli  olan, ap-açık var-olma kuralları koymuş. Demek gelişen zaman bile o günkü kuralları eskitememiş. Bugünün insanları ve hatta geleceğin insanları da bu altın kurallara ekmek-su kadar muhtaç değil midirler...?!

İnsan demek, içiyle de, dışıyla da tertemiz olması gereken CAN demektir. Bu ayrıcalıklar, tüm canlar içinde sadece ve sadece insanlara vergidir. Kutsallıklı ve sağlıklı kurallardır... Bu insan olma kurallarını, inanlara benimsetmeye ve insanlığa yerleştirmeye çalışmış, 1400 yıldır Hz. Muhammed. Daha hala yanıbaşımızda bizlerle beraber capcanlı yaşayışı da, işte salt bu ve benzeri binlece önerilerinin hiç eskimeden, hala dipdiri yaşamaları yüzünden değil midir...?

Sabahın 06.30’unda kalktım. Ortalık sessiz ve dingin. Yıkandım; yenileştim. Oturdum uç koltuğa, zamanı değerlendiriyorum. Sağ olasın, var olasın benim canımın içi, yüzümün akı “GÜNLÜK DEFTERLERİM” günlük emeklerim...!

Buraya gelmeden önce, yanıma bir kitap alayım diye düşünmüştüm. Mızmız davranışlarımı atamıyorum üstümden. Bunun, çok yerde, çok zaraını da gördüm; ama nedense davranı-verip te bunu üstümden atma yiğitliğini göteremiyorum. Ama ne olursa olsun, atmalıyım, atacağım bu mızmızlığımı üstümden. Buna zorunluyum: Hem insanlık, hem Toplumumuz bekliyor çünkü bunu benden... Bu ters bir istek belki ama, böyle işte. Bunun suçu da bizim. Böyle eğitmişiz insanlarımızı: “Hot-zot” ister gibi bir halimiz var hemen hepiciğimizin. Ne denli alçak-gönüllü iseniz, o ölçülerde hiçimseniyorsunuz çünkü...! Bilgiliyseniz, özveriliyseniz, alçak-gönüllü iseniz, gerekli etkiyi gösteremez oluyorsunuz... Başarınız yüzde kırka, kabul görmeniz yüde yirmiye düşüyor. Yitiren siz olmasanız bile, sunduğunuz sunu yitiriyor etkinliğini, önemini, kabul edilirliğini... En büyük yitik te bu değil mi...?

Bu, bu yönde alınmış ilk kararım da değil “Dostlarım” benim. Aslında, bu yönüyle de suçluyum. Aldığım kararı bile uygulama kararlılığını gösteremiyorum. Gelin, bilin ki bu da nedeniz değil. Böyle bir tavır takınmak, temelde hem benim ıralarıma ve yetişme durumuma aykırı ve hem de İNSANLİĞA ters bir davranış olur kaygısı yatıyor bu yanlış davranışımın altında... Kolay mı bunu uygulamak?  Seksen dört yıldır böyle yapılmış yapım. Doğru bilmiş, uygulamışım. Özünde doğru olan kuralı, uygulamada etkisiz kalıyor diye değiştirmeye kalkışmayı da tam doğru bulamuyorum... Bunun üzerinde, çok-yönlü düşünme gereğini –şu anda bile- içtenlikle duyuyorum. Özellikle, bana kaybettirdiklerini de hiç önemsemiyorum aslında, önemsemiyeceğim. Gelgelelim, acaba İNSANLIĞA + TOPLUMA + BİLİME karşı bir kayıp mıdır bu, kaznanç mı, yoksa (nötr=yansızlık) mı sorusunu, doğru düzgün bilemiyorum; yanıtlayamıyorum... Beynimin Tedirginliği, işte salt bu yöndendir... Her ne olursa olsun,“Kişi, düşüne düşüne, araştıra, soruştura varabilir DOĞRULARA ancak Aslan’ım . Düşün araştır ve bul!” diyorum; gönlüme teselli veriyorum... Bunun yanıtını da, “Bir bilenden” değil, her bilenden bekliyorum... Saygılar tüm insanlığa...! 

                                                                                                                                                                            m.a.a.

 

Destan Romanlar

ÇANAKKALE İÇİNDE
Türkiye Türklerinin Çanakkale Destanı, 128 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 
 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2167
mod_vvisit_counterDün6868
mod_vvisit_counterBu Hafta36605
mod_vvisit_counterGeçen Hafta24443
mod_vvisit_counterBu Ay25995
mod_vvisit_counterGeçen Ay149815
mod_vvisit_counterToplam19895373

Şimdi: 65 misafir var.
IP: 18.232.186.117