Bernard Shaw Diyor ki :

Aptallar, utanılacak bir şey yaptıkları zaman mazeret diye o işi her zaman yaptıklarını söylerler.


EHLİLEŞTİRME

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

                                                Ehlileştirme 

                              Çevrelerine uymak için kendilerini yontanlar,tükenip giderler. R.Hull

 

      Yeni bir insan doğduğunda tüm insanlık bu insanı kendi kurallarına uyarlamak için âdeta seferber oluyor. Tüm kuralları onun zihnine   empoze etmeye  çalışıyor. Bunu da başarıyor.

    

 Ne iyidir ne kötüdür, ne güzeldir ne  çirkindir, ne  doğrudur ne  yanlıştır,.. gibi  binlerce  kavram, kural. Önce  çocuğa  şeylerin -eşyaların, cisimlerin-  ismi  öğretilir ; Anne, baba, mama , süt,  ...  vs. Sonra  ev bireyleri, okul ve televizyon aracılığı ile nasıl yaşamamız gerektiği  öğretilir. Tüm bunların hepsi, biz  doğmadan önce toplumda hazır  bir halde vardı . Toplum bunları öğretebilmek için anne babayı, okulu, dinleri  kullanıyor.

   

  Okula gittiğimizde, tüm dikkatimiz  öğretmenin bize verdiklerine odaklandı. Evde  anne babamız , abla ve  abilerimiz, diğer  akrabalarımız tarafından  bizim zihnimize,  âdeta çengel atılarak, tüm bu kavram ve kurallar bize  doğru olup  olmadığını sorgulama  fırsatı, seçeneği bile  verilmeden  zihnimize  adeta  kazındı.

 

Anne babamızı biz seçmedik, ırkımızı biz  seçmedik milliyetimizi biz  seçmedik, dilimizi, dinimizi biz  seçmedik hatta ismimizi bile  biz  seçmedik.

   

Toplum tarafından çocukluk çağında bize  verilen bilgileri  zihnimizde  depoladık ve bu bigilerin  doğru olduğunu  otomatikman kabul etttik ve bu bigilerle  anlaşma  imzaladık. Bu bilgiler bizim inançlarımızı oluşturdu. Çocuk olarak yetişkinlerin söylediği herşeye tartışmasız  inanırız. Bunlara karşı  çıkmak olanaksızdır. Belki zaman zaman direnmek istemişizdir ama  yeterince güçlü değilizdir ve karşımızdaki bu inanılmaz güç karşısında  boyun eğmekten başka seçeneğimiz  ne  yazık ki yoktur. Bu sürece  ehlileştirme  süreci adını verebiliriz.

Ehlileştirme  sürecinde,  tıpkı hayvanların ehlileştirilmesinde olduğu gibi ceza ve  ödül yöntemi kullanılır. Çok sevdiğimiz  çocuklarımıza da  aynı kedilere, köpeklere uygulanan yöntemi uygularız. Şu anda  bu gerçeği kabullenmekte zorlandığınızı hissediyorum. Hayvan kelimesi  bizi rahatsız  ediyor. Ama ne yazık ki gerçek bu, hoşumuza gitsin gitmesin. Yetişkinlerin istediği  gibi  davrandığımız da “iyi  kızsın”, ”iyi çocuksun”,”aferin” diye ödüllendirildik. Onların istediğini yapmadığımızda “kötü kız”, “kötü çocuk”olduk. Bir süre sonra bu ödül ve ceza sistemine o kadar alışırız ki artık kendimiz olmaktan çıkarız. Ödül almak için veya cezadan kurtulmak için,  insanların bizden beklentileri  doğrultusunda davranmaya başlarız. Yıllar boyunca  süren bu durum yetişkin olduğumuzda  da devam eder. Sonuçta  kendimiz olmayan bir kişiliğe  bürünürüz. Tek amacımız  vardır artık,  oda yakın çevreden başlıyarak  başkalarını memnun etmektir.

 

 Kendimiz olmaktan korkarız,  çünkü kendimiz olunca reddedilmekten  korkarız. Annenin inançlarının, babanın inançlarının,  toplumun inançlarının , dinin inançlarının bir kopyası oluruz.

    

Ehlileştirme  okadar  güçlüdür ki, artık hayatımızın bir parçası olmuştur. Artık bizi kimsenin ehlileştirmesine  ihtiyaç duymayız. Öyle iyi eğitiliriz ki, artık kendi ehlileştiricimiz  kendimiz oluruz. Kendimiz  üzerinde de  aynı  ödül , ceza  sistemini uygularız. İçimizde ki yasa kitabına, inançlarımıza ters bir  şey  yaptığımızda kendimizi cezalandırırız.

    

Şimdi  şöyle bir arkanıza  yaslanın ve de  gözleriniz kapayarak düşünün. Kendimizi  ödüllendirdiğimiz veya  cezalandırdığımız anları  düşünün. Sizce  hangisi daha  fazla? Sanırım  ödüllendirme oldukça  az sayıda. Kendimizi nekadar çok sık cezalandırdığımızı farkedersiniz. Burada somut bir örnek vermek istıyorum.İ şinize gitmek üzere   evinizden  çıktınız otobüse veya  minübüse bindiniz  , bir bakıyorsunuz  cüzdanınızı evinizde   unutmuşsunuz. Hemen kendimize söylenmeye  başlarız,” aptal kafa”,” salak “ nasıl unutursun diye  kendimizi cezalandırırız. Halbuki belki yıllarca  hergün cüzdanınızı yanınızda taşıdınız. Ama  kendinizi hiç  ödüllendirmediniz. Tek bir hata yaptığımız  zaman ise, hemen  kendimizi cezalandırdık.

   

 Acaba  zihnimize yüklenen bu yasa kitabı ne kadar doğrudur. İşte bunu yetişkin olarak düşünmeye  başladığımız  zaman,  hastalığa  teşhis  koymaya başladık demektir. Yasa kitabı yanlış olsa bile, bize güven içinde olduğumuz  hissini verir. İnançlarımızın doğru olmadığını düşünmeye  başlasak dahi, kurallara  karşı gelmek bizde suçluluk  duygusu ve utanç yaratır.

    

Istırap, intikam, kızgınlık, şiddet, adaletsizlik, savaş, terörizm  dünyamız daki  altı milyar cıvarındaki insanları ve  oluşturdukları toplumları sarmış durumdadır.

Ülkelerde bunlar  farklı boyutlarda olabilir. Ve hemen hemen her toplumda insanlar bir  arayış içerisindeler. Mutluluk arayışı ! Bu mutsuzluğumuz, huzursuzluğumuzu yaratan bu ehlileştirilme süreci midir ? Acaba  ehlileştirildiğimiz sırada  uygulanan kural ve kavramlar yanlış mı ? Ne dersiniz?

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 27 Kasım 2013 09:50

 

Destan Romanlar

DEDE KORKUT’UN DİLİNDEN
Oğuz Türklerinin Korkut Ata Destanı, 172 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün379
mod_vvisit_counterDün10577
mod_vvisit_counterBu Hafta35584
mod_vvisit_counterGeçen Hafta33116
mod_vvisit_counterBu Ay114730
mod_vvisit_counterGeçen Ay249870
mod_vvisit_counterToplam21219148

Şimdi: 112 misafir var.
IP: 18.204.42.98