Alain Diyor ki :

Büyük başarılar kişiyi aptallaştırmadığı takdirde kişi alçakgönüllü olur.


OSMANLI ADALETİNDE ABD'SİZ BİR DÜNYA --1--

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

alt

 

Yavuz, Selim ve Mustafa yaşları bir birine çok yakın üç kardeştiler.

En büyükleri Yavuz’du, fırtına öncesini andırır bir yapısı vardı; sessiz, sakin görünüz ama ne zaman patlayacağı belli olmazdı.

Mustafa en yaramazlarıydı, asi bir küheylan gibiydi, kaptırınca kendini bildiği yola onu kimse alıkoyamazdı ama yufka yürekliydi.

Selim ortanca kardeşti, akıllıydı ama bir o kadar da uysal ve saftı.

Üçü de güzel memleketimizin başka başka illerinde üniversite okuyorlardı. Birkaç gün önce yaz tatili dolayısıyla memleketlerine gelmişlerdi. Şehrin sıkıcılığından kurtulup kimsenin olmadığı, fazla lafın kafa ütülemediği bir ortamda birbirleri ile hasret gidermek istiyorlardı. Tabii ki bunu yapmanın en güzel yolunun tabiatla kucaklaşmak olduğunu üçü de çok iyi biliyordu.

Bunu gerçekleştirmek için bir gün önceden planlarını yapmış; günün ilk ışıkları ile birlikte balık tutma bahanesiyle Karasu Nehri’nin kenarına gidiyorlardı. Yavuz Mustafa’ya seslendi;

-               Piknik sepetini de al. Balık tuttuktan sonra piknikte yapacağız.”

Bütün hazırlıklar tamamlanmış üç kardeş yavaş yavaş yola koyulmuştu.

Onlar piknik hazırlıkları ile uğraşırken ülkede de önekli gelişmeler oluyordu. Bunların başında da başta ülkemizde olmak üzere tüm dünyada barışı sağlamak için kurulan bir örgütün Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (BAK)  Yürütme Kurulu Toplantısı birkaç gün önce yapılmıştı. Üçkardeş hem bu toplantı hem Küresel Barış ve Adalet Komisyonu hem de dünya barışı hakkında konuşarak yollarına devam ediyordu. Görülen o ki bu konuda en bilgilileri Yavuz’du. Yolda ilerlerken bildiklerini kardeşlerine aktarıyordu.

-    2003 Yılında, dünya savaş karşıtı aydınların Irak işgaline karşı durmak için açtıkları küresel imza kampanyası sonrasında,  Türkiye’de savaş karşıtı bir platform olarak Haziran ayında Küresel BAK kuruldu.

 Diye söze başladı ve ders veren bir öğretmen tonlaması ile devam etti.

-     Üç öncelikli hedef gözetildi:

1.    Tüm Türkiye’de savaş karşıtı bir kampanya birliği inşa etmek.

2.    Örgütsüz kesimleri bu kampanya çerçevesinde harekete geçirmek.

3.    Küresel anti-kapitalist savaş karşıtı hareket ile bağlar kurarak küresel bir savaş karşıtı hareketin inşasına katkıda bulunmak.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu yani kısa adı ile BAK bugüne kadar yürüttüğü tüm kampanyalarda bu hedefler doğrultusunda hareket etti. Koalisyonun ilk metnine sadık kalındı ve geçen 6 yıla yakın sürede Türkiye’nin en geniş tabanlı savaş karşıtı hareketi haline geldi.   Dedi.

 Selim;

-    Evet biliyorum. Bizim okulda da birçok arkadaşımız destekliyor. Hatta Türkiye’de 40 ilde Küresel BAK aktivistleri savaş karşıtı kampanyalar örgütlemişler.  Ayrıca bugüne kadar Paris'te, Kahire'de, Yunanistan’da yapılan Dünya Savaş Karşıtları Konferansı'na, ülkemizden gidip katılanlar bile olmuş.

Mustafa söze atıldı;

-   Abi bunların hepsi boş uğraşlar. Bu kadar kafa yormaya, insanların kendilerini parçalamasına gerek yok. Amerika Birleşik Devletlerini dünyadan atabilsek küresel barış otomatik olarak gelecek. Tabi eğer uzaya falan atarsan ya da Mars’a bu kez de kavgalar ve savaşlar oralarda devam eder, o yüzden çok sağlam bir yere atmak lazım. Dedi.

Üçü birlikte gülüştüler, ardından Yavuz devam etti;

-   Sadece bu kadarla olmaz ki; bence savaş suçu işleyenlerinde din, dil, ırk, yaş ve mevkisine bakılmadan hepsinin yargılanması gerekir. Dedi

 Güneş yavaş yavaş kendini göstermeye başlamış, gerek Temmuz ayının sıcağı gerek ise uzun zamandır bu kadar yürümemiş olmalarından dolayı yavaş yavaş terlemeye başlamışlardı bile, kan ter içinde derler ya bizimkilerin kansız ter içindeki bu konuşmaları uzayıp gidiyordu. Üçkardeş memleketi kurtarmış, dünyayı kurtarmaya başlamışlardı bile. Alınlarından bulgur bulgur ter damlaları süzülürken, savaş kazanmış komutan edasıyla yürüyorlardı. Şehrin çıkışına yakın yerde oturan teyzelerinin çocukları da yolda kendilerine katıldı. Katıldı katılmasına da Teyze çocuklarının biri küçüktü hem de oldukça küçüktü ve kendisine dikkat edilmesi gerekiyordu.  Bu nedenle de teyzeleri sıkı sıkıya tembih ediyordu;

-               Bak Eren’e dikkat edin.

Bu ses yol boyu kulaklarını tırmalayacaktı. Eren’e dikkat edilecekti çünkü eren daha 5 yaşındaydı. Şimdi bizim kafadarlar dünyayı kurtarma faslına ara verilmiş, bu kez teyzeyi taklit etme yarışına girmişlerdi. Büyük teyzesinin oğluna Yavuz seslendi;

-               Eyüp; bak Eren’e dikkat et akşam annen eve almaz  

Gülüşmeler arasında yola devam ettiler. Şehrin çıkışındaki köprüyü geçip az aşağıda bulunan ağaçlıkların arasına kamp kurmaya karar verdiler ve bir ağaç dibine eşyalarını bıraktıktan sonra vakit geçirmeden oltalarını yemleyip suya saldılar.

Misinaların ucundaki yemleri almak için balıklar birbirleri ile mücadele ettikçe onlar da tekrar dünya barışından ve çıkar kavgalarından konuşmaya başladılar.

“aslında” dedi Selim;

-               NATO gerçek görevini yapmıyor. Bence O’da taraflı; Amerikan ve İsrail saldırılarına hiç müdahale etmiyor.  Asıl suçlu belki de NATO. Dedi. İtiraz etti Yavuz;

-               Hayır, tek suçlu var; Oda Amerika Birleşik Devletleri.

-               Ya İsrail? Dedi Eyüp. Dedi demesine ama Mustafa bir çırpıda ağzına lafını tepiverdi;

-               Arkasında ABD olmasın İsrail hiçbir şey yapamaz. Onları azdıran ABD’dir. Dedi

  Konuşma böylece uzayıp gidiyordu. Bu arada balıklar tutulmuş mangal yakılmış, semaverde fokurdayan sudan çay demlenmişti. Gençler karınlarını doyurmuş, her biri sırtını bir ağaç gövdesine dayamış, rehavet içerisinde gözleri ağırlaşmaya başlar vaziyette konuşmalara devam ediyorlardı. Ama ağızlarını zor açıp kapıyorlardı, sanki gözlerinin kapaklarını birileri tutup aşağı doğru çekiyordu. Birden Eren’in olmadığını fark ettiler. Hepsinin uykusu ve halsizliği gitmişti. Ereni aramaya başladılardı. Yavuz;

-               Siz dünyayı kurtaracağınıza Eren’i bulunda bizi teyzemin elinden kurtarın. Dedi.

  Dört kafadar Eren’i aramaya başladılar.

 

-----------------------DEVAM EDECEK---------------------

Son Güncelleme: Perşembe, 22 Mayıs 2014 01:02

 

Destan Romanlar

DEDE KORKUT’UN DİLİNDEN
Oğuz Türklerinin Korkut Ata Destanı, 172 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün600
mod_vvisit_counterDün3344
mod_vvisit_counterBu Hafta600
mod_vvisit_counterGeçen Hafta27536
mod_vvisit_counterBu Ay126226
mod_vvisit_counterGeçen Ay201974
mod_vvisit_counterToplam20851703

Şimdi: 39 misafir var.
IP: 18.213.192.104