Oruç Baba Der ki:

Ellerimin ne kadar soğuk olduğunu söylediğinde onun beni, benim de onu sevmediğimi anladım. Çünkü eğer ortada bir kusur varsa; yanmayan ateş kadar, ateşi yakamayan da kusurludur.


OSMANLI ADALETİNDE ABD'SİZ BİR DÜNYA --6--

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta
alt
 
----------------------------  Lütfen ilk bölümlerini de okuyunuz ------------------------------------------
 
 

Yavuz emir erinin tüm hazırlıkların tamam olduğunun işareti vermesi üzerine konuşmasına başladı:

 

“Vezirlerim, beylerim:

Allahın izni ile bu büyük devletin yönetimine talip olduk. Büyük bir sorumluluk alarak devletin yönetimine yükselme başarısını göstererek bu uğurda çekilecek her türlü sıkıntıya ve çileye kendilerini can siper etmeye hazırlanan değerli kader arkadaşlarım. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Bir cihan devleti olan Osmanlı Devleti diğer bütün büyük Türk devletleri gibi zamanla duraklamış, gerilemiş ve nihayetinde dağılmıştır. Bununda birçok nedenleri vardır. Ama en önemli nedeni millet olarak uyuşukluğumuz, hep başkalarının lafına göre hareket edişimiz, sağduyulu düşünemeyişimiz ve çalışmak yerine yatmayı tercih edişimizdir. Sonunda gün oldu uzun süre sefere çıkmayan askerin secaatine, reislerin ve kumandanların bilgi, tedbir ve malumatlarına ağırlık ve noksanlık geliverdi. Böyle sefer işlerini bilenler ölüp gidince de yerine tecrübesiz kimseler getirildi. Bu yüzden de birçok hatalar meydana geldi; Beytü'l-mal korunamadı. Devletin serveti çoğalacağı yerde her geçen gün azaldı... Yetkili ve görevli olanlar Şer'i şerifin ölçüsüne göre kendilerine ait olanlarla kanaat etmek yerine, ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz harcamalar yaptılar. İsraftan kaçınmadılar.

 Nihayetinde üç kıtaya yayılan koca imparatorluk parçalara ayrıldı. Neyse ki bizim gibi yatmayan, yatmayı kendine yakıştıramayan ve bu güzel memleket için canını ortaya koyan birileri çıktıda batmakta olan o koca devletten kendi yurdumuzu kurtarabildi. Allah onlardan razı olsun. Fakat milli mücadelede tek yürek olan o kocaman ruh tıpkı o cihan devletinin yıkılışında olduğu gibi zamanla çözülmeye ayrışmaya başladı. Artık aynı evdeki 3-5 kardeşin bile birbiri ile ortak yönleri kalmadı.

Bizler kendi kendimizi etnik kökenlerimize göre tasnif edip, şahsi tercihlerimizle edindiğimiz bu farkın yalan veya yanlış olup olmadığını araştırmadan ayrımcılığın temellerini attık. Atalarımız yıllarca savaşırken karşılarında bulunanların ortak adları hep düşmandı ve onlara karşı Osmanlı ordusu adı altında Niğbolu’da, Zigetvar’da, Varna’da, İstanbul’un fethinde hatta Hicaz’ın fethinde yer aldılar. Türk, Kürt, Laz, Abaza, Çerkez … vs hepsinin ortak adı kardeşti. Onlar bu kardeşliği hiçbir zaman bozmadılar ve yıllarca düşmanında bozmasına müsaade etmediler. Çünkü yıllarca düşmanda onlara etnik kökenlerine ayırmadan Türkler diye hitap etti. Bu ordunun içerisinde ne kimse etnik kimliğini merak ediyordu nede etnik kimlik derdine davasına düşmüşlerdi. Şimdide aynısını yapacağız. Tek düşünce tek fikir bu devletin birliği ve dirliği ile tıpkı yıllar önce olduğu gibi bu devlet sınırları içerisinde bulunan yukarıdaki kardeşlere yenilerini ekleyip, Türklüğü ve İslamiyeti layık olduğu yere getireceğiz.

Yeni yetişen genç nesiller her ne kadar bunların farkında olsa da umursamaz tavırları ile geleceklerine yön vermekten çok uzak görünüyorlar. İki el bir baş yapıp bu sorunları, sıkıntıları ve koskoca bir devletin bitişinin nedenleri araştırmaktan ve tedbir almaktan ziyade diskolarda, barlarda, kahvehanelerde ya da bilgisayar, televizyon karşısında vakit öldürüyorlar.

 

Yazık; bize yazık, gençliğimize yazık ve dahi bize güvenenlere yazık…

 

Türk milletinin adı da, Türk töresi de hiçbir zaman yok olmayacak. Gündüz oturmayacağız, gece uyumayacağız, gözümüzden yaş gelse önleyeceğiz, gönlümüzden çığlık gelse geri çevireceğiz. Milletimizi kalkındıracağız. Aç olanı doyurup, çıplak olanını giydireceğiz. Kimsenin dinine ve inancına karışmayacağız. Vatandaşlar arasında hiçbir zaman ayrım yapmayacağız. Az uyuyup, az konuşup, az yiyip çok çalışacağız…

 

Biz Türkler burada oldukça bu topraklarda sıkıntı olmayacak. Üstte mavi gök çökmedikçe, altta kara yer yarılmadıkça bizim ilimizi ve töremizi kimse bozamayacak. Biz Orta Asya'dan Anadolu'ya oradan da bu yaban illerine diskolarda, barlarda eğlenerek, kahvelerde, kumar köşelerinde, meyhanelerin mey kokularıyla ve dahi düşmanımızla kol kola kardeşlik türküleri ile değil; ucundan kan damlayan bozkurt başlı kılıçlarla geldik.” Diyerek söze başladı.

 

Masada kimseden çıt çıkmıyordu. Herkes susmuş kendisi ile ilgili kısımlarım notlarını alıyordu. Herkesin gözleri sevinçten ışıldıyor, Yavuz anlattıkça herkes türlü hayallere dalmış, herkes kafasındaki ülkeyi ve yönetimi şekillendirmeye başlamıştı bile.

 

Kısa bir sessizlikten sonra Yavuz tekrar devam etti:

-               “ Ben hepinizin canı gönülden üzerine düşen görev ne ise layığı ile yapacağına eminim. Ancak nerede ne görev yaparsanız yapın, dikkat etmeniz gereken bazı hususlar bulunmaktadır ki: bu hususlara kesinlikle ve kesinlikle riayet edilsin. Gerek emir, gerek talimat ve gerekse rica olarak algılayın ama bu hususları herkes çalışma odasında her zaman göreceği bir duvara assın ve her daim gözünüz üzerinde olsun.” Dedi ve emir eri elinde bulunan kâğıtlardan masadakilere birer suret verdi.  Son olarak:

-                    Biz ki, Mülûk-ı Tûrân, Emîr-i TürkistânızBiz ki Türkoğlu TürküzBiz ki milletlerin ve kavimlerin en ulusu Türküz ve Allah katındaki dinlerin en güzeli olan İslamla şereflenmişiz. Ey islamla şereflenen Türk titre ve kendine gel.” Dedi eli ile toplantının bittiğini ve katılanların dışarıya çıkabileceklerini işaret etti.

 Toplantıya katılan herkes ellerinde duvarlarına asmak üzere dağıtılan talimatları ile birlikte yavaş yavaş masadan kalktı. Çıkış kapısına yönelirken hepsinin kulaklarında Yavuz’un son sözleri çınlıyordu.

 

EY İSLAMLA ŞEREFLENEN TÜRK TİTRE VE KENDİNE GEL,

TİTRE VE KENDİNE GEL

TİTRE VE KENDİNE GEL

TİTRE VE KENDİNE GEL

 

 

-----------------------------İNŞALLAH DEVAM EDECEK------------------------------ 

Son Güncelleme: Çarşamba, 28 Mayıs 2014 05:47

 

Destan Romanlar

KAFKAS BAHADIRLARI
Karaçay Türklerinin Nart Destanı, 112 sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1365
mod_vvisit_counterDün3938
mod_vvisit_counterBu Hafta20118
mod_vvisit_counterGeçen Hafta32421
mod_vvisit_counterBu Ay118208
mod_vvisit_counterGeçen Ay201974
mod_vvisit_counterToplam20843685

Şimdi: 45 misafir var.
IP: 18.232.146.10