Bacon Diyor ki :

Okumak bir insanı doldurur, insanlarla konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır...


TARAF TUTMAK / TARAFTARLIK

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

 

TARAF TUTMAK / TARAFTARLIK

Kendi kendinin efendisi olmayan bir kimse özgür değildir.A.Calaudius

 

Çeşitli anlamlarda kullanılsa da, biz burada  TDK nın” Büyük Türkçe Sözlüğü”nün verdiği anlamlardan birini kullanacağız. Taraf:  İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan her biri: Taraftar ise, yandaş, sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere veya bayrağa bağlı kimse olarak açıklanmaktadır.

Bize göre taraf tutmak: Ortada birden fazla seçenek varsa, insanlar bunlardan birini kişisel tercihlerine göre seçerler (genellikle subjektif, nadiren objektif olarak ) ve seçilen her açıdan benimsenir; o derece benimsenir ki kendisi ile özdeşleştirilir. O seçtiğimiz şeye toz kondurmak istemeyiz, hep savunuruz. Yaptığımız bu savunmaya kendimizi o kadar kaptırırız ki, bazen kendimiz bile şaşarız.  İşte o zaman o şeye taraf olduk demektir. Aynı tarafta olanlar, yandaşlar da “taraftar” olarak adlandırılır.

Hangi konularda taraf tutulur? Sorusunun cevabı sanırım, taraf tutma olayı asla sınır tanımaz olmalıdır. Akla gelebilecek her konuda taraf tutulabilir. İlk akla gelenler spor ve siyasettir; çünkü en yaygın olanlar bu ikisidir. Aslında zevklerdeki benzerlikler bile, bir çeşit taraf tutmaya neden olur: Okey sevenler,  film izlemeyi sevenler, sohbet etmeyi sevenler, kuru fasulye sevenler… gibi sayısız örnekler verilebilir. Nedense aynı tarafta olanlar arasında görünmez bir bağ oluşuverir. Yakınlık duygusu canlanır. Nedeni aynı şeyi paylaşma duygusunun yarattığı ortaklık dürtüsü olabilir. Birbirini hiç tanımayanlar, aynı tarafı tuttuklarını öğrenince, kırk yıllık dostmuşçasına hemen yakınlaşırlar. İşin garip tarafı, yandaşımız, taraftarımız, haksız konumda bile olsa  onunla dayanışma içerisine gireriz hemen.

Taraftarlık derece derecedir.  En hafifinden en fanatiğine kadar taraf tutma derecesi gözlenebilir. Taraf tutulan şeye ne denli inanılır, ne denli benimsenirse, taraftarlık derecesi de o kadar artar. Bazen taraf olunan şeyle o denli özdeşleşilir ki, artık o şey sizin benliğinizin bir parçasıdır sanki: O şey aynı zamanda sizin benliğinizdir, sizi temsil etmektedir. Taraf olunan her ne ise, ona yapılan her eleştiri, her suçlama, sizin benliğinize yapılıyor kabul edilir. Savunmaya geçilir. Kaba kuvvet bile devreye girebilir. Bu tür taraftarlar “Fanatik” olarak tanımlanmaktadır.

Taraf  tutmak faydalı mıdır?  Nedense bir guruba ait olma duygusu bize güven verir.  Tek başına  kalmak korkunç bir olaydır. Bir düşünürün dediği gibi “ Yalnızlık büyük bir zekâya ve cesarete ihtiyaç duyar.” Cesaretten yoksun insanlar, muhakkak yanlarında birilerinin varlığına  gereksinim duyarlar. Bunun  için  çok çeşitli  bahaneler  bulmakta ustayızdır. Hemşehrilik bunların başında gelir. Bunu  taraftarlık takibeder.  Hemşehri  denince akan sular durur sanki. Kişinin, aynı şehirden, kasabadan, köyden olması aslında hiçbir anlam taşımaz. Aynı ortak  paylaşımları varsa bir derece kabul edilebilir. Ancak  kişi orada doğmuştur, anne babası oralıdır. Ama o oraya adımını bile atmamıştır. Orası hakkında en ufak bir bilgisi, ortak noktaları yoktur. Olsun ne beis var!  Gene de hemşehriyizdir. Amaç kişinin yanında birilerinin varlığını duyumsamasıdır. Tek olmanın dayanılmaz korkusu onu bu yola iter. Taraftarlık da bu türlüdür. Amaç tek kalmamaktır. Aynı takımı, partiyi tutmak, aynı şehirden olmak sadece olayın  örtüsüdür (kamuflajıdır). Kişi güçsüzdür tek kalınca.  O cesaret ve zekâya sahip değildir.

Peki faydası yok mudur taraf tutmanın?  İlişki kurmak, çevresini genişletmek açısından bakıldığı zaman faydalı olduğu söylenebilir. Ancak, toplumu böldüğü, parçalara ayırdığı, düşmanlık ve kin tohumları saçtığı, hatta kaba kuvvete kadar vardığı durumlarda faydadan çok zararlı olduğu söylenebilir. Hele,  göz göre göre  haksızlıklar kabul edilemez. Taraftarlık bazen o kadar acımasızlaşır, çığrından çıkar ki ( benim hırsızımsa iyidir, benim katilimse iyidir anlayışına kadar giden), şaşırmamak elde olmaz.  Bu açıdan  bakınca taraftarlığın faydadan ziyade zararlı olduğu gerçeği ile karşılaşmaz mıyız?  Taraftar gurubunun kalabalıklılığı, o gurubun haklı olduğunun göstergesi olarak kabul edilmesi de ayrı bir saçmalıktır.

Taraf, istekleri, düşünceleri, karşıt olan iki kişiden veya topluluktan her biri olarak tanımlanıyorsa eğer ve bu karşıt düşünceler seviyeli tartışmalara neden oluyorsa, gelişmede itici, olumlu bir etki gösterebilir.  Olaya, şeye, farklı, karşıt, zıt açılardan bakılması, yeni görüşlerin ortaya çıkmasını sağlar. Tüm düşünsel gelişmeler de bu hususun rolü olduğu tartışılmaz. Ancak, seviye, anlayış, hoşgörü, empati varsa eğer taraf tutma fayda sağlar. Aksi durum ise, her kesim ve gurubun daha içine kapanık, daha katı olarak kendi görüşlerine sarılmasına neden olur.

Peki taraftar olmanın bir yaşı varmıdır?  Her yaştan taraftar görülebilir. Bir tarafı tutmak, yandaş olmak, çocukluk, gençlik ve  yetişkinlik dönemlerinde belirgindir. Olgunluk dönemi aşılıp, yaşlılık dönemi başlayınca, yaş ile ters orantılı bir görünüm ortaya çıkar düşüncesin- deyim. İleri yaşlılık döneminde ise, artık her şeye daha objektif bakabilmenin  etkisi gözlemlenir.  Gerçi ölene kadar  taraftarlığı saplantı halinde sürdürenler de yok değildir hani!

İllâ taraf tutmak zorunda mıyız, tarafsız  kalınamaz mı?  Yaşama  objektif olarak bakabiliyorsanız, yalnız kalmaktan korkmuyorsanız, kendi kendinize yetebilecek cesaret ve zekâya sahipseniz, tarafsız kalabilirsiniz. Şunun veya bunun yandaşı olmazsınız. Ama tarafsızlık yüzde yüz gerçekleşmez. Hepimiz az veya çok bir  şeyin tarafgiriyizdir. Herhangi bir şey bize sempatik gelebilir, kendimizi ona yakın hissedebiliriz. Ama bunu fanatiklik derecesine getirmek, sağlıksızlığın bir göstergesidir. Yukarıda A.Calaudius’a ait olan veciz cümledeki gibi:” Kendi kendinin efendisi olmayan kimse, özgür değildir.” Bir gurubun taraftarı olmak, başkalarını efendi kabul etmek anlamına gelir ki, bu durumda o kişi özgür değildir. O gurubun  yönlendirmesine ihtiyaç duyar.

Şöyle çevremizi, sözlü ve yazılı  medyayı dikkatle izlersek, toplumun fanatiklik derecesinde guruplara, kamplara ayrıldığını kolayca görebiliriz. Her türlü yolsuzluk, hırsızlık, hortumculuk, ahlâksızlık, adam öldürme bile dahil , eğer kendi taraftarlarımız tarafından yapılıyorsa/yapılmışsa, hoş karşılama, hemen bir kılıf bulma eğilimi maalesef gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bizimkilerden, bizim adam, bizim takım, bizim parti, bizim…  vs  ne yaparsa doğrudur anlayışının ortadan kaldırılması gerektiği konusunda hemfikirizdir umarım.  

Son Güncelleme: Pazar, 02 Kasım 2014 15:58

 

Destan Romanlar

İKİZ KARDEŞLER
Özbek Türklerinin Erali Şirali Destanı, 110 Sayfa
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL  

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün537
mod_vvisit_counterDün10577
mod_vvisit_counterBu Hafta35742
mod_vvisit_counterGeçen Hafta33116
mod_vvisit_counterBu Ay114888
mod_vvisit_counterGeçen Ay249870
mod_vvisit_counterToplam21219306

Şimdi: 107 misafir var.
IP: 18.204.42.98