Anthony Robbins Diyor ki:
 
Hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır.


YELKENLİLER

  • PDF
  • Yazdır
  • e-Posta

 

 

YELKENLİLER

Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret edemeyen insan, yeni okyanuslar keşfedemez. Andre Gide.

 

Yelkenliler, deniz veya göllerde rüzgâr gücü ile hareket eden teknelerdir. Günümüzde daha çok turizm, gezi ve spor amaçlı kullanılmaktadır. Yelkenli bir teknede motor sesi yoktur, sadece rüzgârın ve denizin sesi duyulur; bir de üzerinizde uçan ve devamlı çığlık atan martıların sesi. Yelkenlidekilere, deniz ve rüzgârın sesinin yanında, uzaktan kıyı ve gerisindeki manzara eşlik eder. Kıyıdan seyredenler içinse, denizdeki yelkenliler hoş bir görüntü oluştururlar. Yelkenler genellikle beyaz renktedirler. Masmavi denizde, bembeyaz yelkenleri rüzgârla dolmuş, hafif yan yatmış, denizi yara yara ilerleyen bir yelkenli ve  arkasında bıraktığı ince bir dümen suyu çizgisinin seyrine doyum olmaz. Gözünüzü alamazsınız, kaybolana dek izlersiniz onu. Yani, hem yelkenlinin içindekiler, hem de seyredenler için yelkenli bir tekne hoşluk hissi yaratır.

Yelkenlinin yol alabilmesi için iki ana şarta ihtiyacı vardır. Birincisi; sağlam bir tekne, sağlam yelkenler, ipler, sağlam donanım, ikincisi;  rüzgârdır. Bunlardan biri yetersiz olursa yelkenli yolculuğunu istediği gibi yapamaz. Bizlerin de yaşam denizinde istediğimiz gibi ilerleyebilmemiz için, ilk olarak sağlam bir beden ve zihinsel yapıya ihtiyacımız var. Bizim  teknemiz ise beden ve zihnimizdir. Her ikisinin de sağlıklı, sağlam, gelişmiş ve iyi eğitilmiş yani donanımlı olması lâzımdır. İkinci olarak, aynı rüzgâr gibi itici bir güce duyulan ihtiyâçtır. Yaşam yolunda bizi istediğimiz  yere götüren itici güç, düşünce sistemimizdir. Rüzgâr olmazsa yelkenli hareketsiz kalır, akıntılarla sürüklenir bambaşka diyarlara gider. Bizler de istesek de istemezsek de yaşam denizinde ilerliyoruz, son  limana kadar. Önemli olan arzu ettiğimiz yönde ilerleyebilmek. Burada devreye, zihnimiz, düşüncelerimiz giriyor işte. Zihnimizi gerektiği gibi kullanabilmek, bir beceri gerektiriyor, aynen yelkenli  tekneyi kullanabilmek için bir beceriye ihtiyacımız olduğu gibi,

Acemi bir yelkenci, ya yelkenleri parçalar ya tekneyi alabora eder (devirir), ya da sürüklenerek bambaşka diyarlara götürür. Usta bir yelkenci olabilmek için, oldukça uzun bir  süre eğitilmiş ve öğretilmiş olmak gerekir. Bizler de  hayat denizinde, teknemizi batırmadan, çarpmadan, istediğimiz yönde, neşe içerisinde yolumuza devam edebilme  becerisini de ancak, akıl sayesinde elde edebiliriz. İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği, aklını kullanabilmesidir: Bu da ancak  düşünmek, irdelemek ve araştırmakla  mümkündür. Tüm bunlar da bilgi girdileri ile yapılabilir.  Günümüzde bilgiye erişmek oldukça kolaylaşmış olmasına rağmen bilgi kirliliği son derece artmıştır ( özellikle internet ortamında ). Bu durumda aklımıza büyük görev düşüyor. Her bilgiyi mutlak doğru kabul etmemek, irdelemek, üzerinde düşünmek, araştırmak şart hâline geldi.

Hayat denizinde yelkenlimizle yol alabilmemiz, ancak yelkenlerin rüzgârla dolması ile mümkün. Rüzgâr ise becerilerimizdir; bedensel ve zihinsel becerilerimiz. Becerilerimizi de çalışmakla geliştirebiliriz: Çalışmak, çalışmak yine çalışmak.  Her şey, önce  zihnimizde şekillenir, sonra uygulama alanına geçer. İşte bizim itici gücümüz düşüncelerimizdir. Düşüncelerimiz  yerinde sayıyorsa eğer, yelkenlimiz  denizde sallanıp duracak, yalpalamaktan başka bir ilerleme gösteremeyecektir.  Yelkenlinin arkasında dümen suyunun ince çizgisi de olmayacaktır, yani yaşamımızdan geriye bir iz bırakmayacağız demektir. Bu tür zihinler tüm yaşamları  boyunca sallanıp dururlar oldukları yerde. Bu sallanma onlara hareket ediyormuş izlenimi verirse de gerçek bu değildir. Eğer zihnimizi yeni bilgilerle devamlı beslersek, bu bilgiler üzerinde düşünerek, irdeleyerek ve yeni fikirler üretebilirsek, farkındalığımız artacak, düşünce gücümüz davranışlarımıza yansıyacak; işte o zaman hayat denizinde istediğimiz yönde, hızda, mutluluk, hoşluk içerisinde ilerleyebileceğiz. Yelkenlinin arkasında bıraktığı  dümen suyu izi gibi, bizler de arkamızda güzel izler bırakarak son limana ulaşacağız. Tıpkı  Bâki’nin:  “ Bâki kalan bu kubbede bir hoş sâdâ imiş” deyişi gibi.

“Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret edemeyen insan, yeni okyanuslar keşfedemez,” der Andre Gide. Tekdüze, monoton bir yaşam; her anı birbirinin aynı geçen günler, aylar, yıllar ve son liman. Tamamen uyuşmuş bir zihin, robotlaşmış bir kişiye dönüşürüz âdeta. Tekdüze bir hayat tarzından çıkmak cesaret gerektirir. Bildiğimiz yolu değiştirmek bizi korkutur. Ne ile karşılaşacağımız sorusu zihnimizi tırmalar durur. Ancak cesur insanlar yeni yollar deneyebilirler. 

Denizde bile rüzgâr hızını bazen azaltır, bazen artırır, bazen iyice kuvvetlenir, her an bir değişim sözkonusudur. Araba motoru bile hep aynı devirde çalışırsa, motor yorulur, devri zaman zaman artırıp azaltmak gerekir. Bizler de hayat denizinde, zaman zaman hızlanacağız, bunalacağız, hayal kırıklıklarına uğrayacağız, mutluluktan uçacağız, depresyona gireceğiz istesek de istemezsek de.

 ” Uçurtmalar rüzgâr gücü ile değil o güce karşı koydukları için yükselirler. “ der  W. Churchill. Yelkenliler de, rüzgâr gücüne direndikleri için  ileri doğru giderlerBizler de  toplumun dayattığı,  klâsikleşmiş, böyle gelmiş böyle gider zihniyetine, gününü gün etmeye, benden sonrası tufan anlayışına, bir ben değişirsem ne faydası olur görüşüne, öğrenmenin, yeniliğin, gelişmenin  gereksizliğine direnemezsek asla ileri gidemeyiz. Öğrenmenin, gelişmenin yaşı yoktur deyişine sarılmak zorundayız.

Bazen rüzgâr hızını iyice artırır, yelkenler zorlanmaya başlar. İşte o zaman yelkenleri indirip, kuytu, rüzgâr almayan emniyetli bir koya sığınmamız gerekebilir. Böyle bir koy bulabilmemiz için, daha önce rotamız  ( yol güzergâhı) hakkında bilgi sahibi olmamız şarttır.  Rotamız üzerindeki kıyı hakkında araştırma yapmamız ve çok iyi harita okumamız gereklidir. Hayatımızda da, böyle fırtınalı zamanlar için sığınılacak güvenli limanlara ihtiyaç  vardır. Bu tür  sığınılabilecek güvenli limanlara sahip olmak, bize daha rahat, daha cesur, daha bilinçli ve güven içinde  hareket etmemize olanak sağlar. Bu nedenle hayat yolunda fırtınalara yakalanmadan önce, sığınacağımız koyları, limanları belirlememizde sonsuz yarar  olduğu kesindir. Bu sığınaklarımız hem maddi, hem de manevi açıdan bize destek vermelidir. Bu günler için bir köşede paramız ve dostlarımız bizim sığınacağımız limanlardır. Maddi açıdan zorlandığımız zamanlarda, dostlarımızın ortadan kaybolduğunu, ya hiç kalmadığını, ya da bir iki kişi ile sınırlı kaldığını hepimiz biliyoruz zaten. Gerçek bir dosta sahipseniz eğer, dünyanın en şanslı insanlarından birisiniz demektir.  Paranız varsa, dostlarımız da yanımızdadır, bu nedenle birinci planda  maddi açıdan güçlü limanlarımız (birikimimiz) olmalı demek zorundayım. Dostlarımız da olsun, ama bu limanda güvenli olabileceğiniz şüphelidir. Tercih sizin, ya son derece güvenli liman, ya da şüpheli, tehlikeli bir liman.

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 08 Kasım 2014 22:27

 

Destan Romanlar

YA BEN İSTANBUL’U ALACAĞIM
Türkiye Türklerinin İstanbul’un Fethi Destanı, 125 sayfa.
Temin Adresi:
22 Kitaplık Setin Kampanya Fiyatı: 45 TL 

Sitemiz Facebookta

Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün766
mod_vvisit_counterDün10577
mod_vvisit_counterBu Hafta35971
mod_vvisit_counterGeçen Hafta33116
mod_vvisit_counterBu Ay115117
mod_vvisit_counterGeçen Ay249870
mod_vvisit_counterToplam21219535

Şimdi: 22 misafir var.
IP: 18.204.42.98